Feyrûz Ed-deylemi

Feyrûz ed-Deylemi aslen İranlı olup Kisrâ Enûşirvan’ın Habeşlileri Yemen’den sürüb çıkarmaları için Şeyf bin Zî Yezen’le birlikte Yemen’e göndermiş olduğu ordu ile Yemene gitti ve orada yerleşti. Bazı kaynaklar onun Necâşi’nin kız kardeşinin oğlu olduğunu söylerler.

Feyrûz Ed-deylemi

Feyrûz Ed-deylemi
فَــيْــرُ وزْ اَلــدَّ يْــلَــمـِـيّ


 Baba Adı    :    Bilgi yok.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hz.Osman devrinde Yemen de vefat etti.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Dahhâk, Abdullah, Said,
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Yalancı Peyğamber Evsed’i-Ansi’i öldürdü.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Yemen de otururdu.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    4 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Feyrûz ed-Deylemî (r.a), İran hükümdarının Habeşlileri Yemen’den sürüb çıkarmak için gönderdiği İranlı Ebnalar’ın çocuklarındandır.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû ed-Dahhak, Ebû Abdurrahman veya Ebû Abdullah da denilir.
 Kimlerle Akraba idi    :    Necaşi’nin bacısı oğlu olduğu da söylenir.


Feyrûz Ed-deylemi Hayatı


Feyrûz ed-Deylemi aslen İranlı olup Kisrâ Enûşirvan’ın Habeşlileri Yemen’den sürüb çıkarmaları için Şeyf bin Zî Yezen’le birlikte Yemen’e göndermiş olduğu ordu ile Yemene gitti ve orada yerleşti. Bazı kaynaklar onun Necâşi’nin kız kardeşinin oğlu olduğunu söylerler. Ayrıca Ebû Abdullah veya Ebû Abdurrahman künyeleriyle, Himyer’e yerleştiği içinde Himyeri nisbesiyle de anılırdı. Kendisi Fars Ebnâlar’ındandı. Yemen‘in San’â şehrin’de bulunuyordu.

Feyrûz ed-Deylemî, Yemen’de bulunan ve Resûlullâh (s.a.v)’in yan- ına gelerek Müslüman olub, Yemene dönen Fars Ebnâlar’ından Vebr bin Yuhannis’in teklifi üzerine Müslüman oldu. Müslüman olan bazı kişilerle birlikte, hicretin onuncu yılında Medine’ye gelerek Resûlullâh (s.a.v)’e İslâmiyet üzerine bey’at ettiler.

      “-Yâ Resûlallâh! Sen, bizim nerelerden çıkıp geldiğimizi biliyorsun. Müslüman olduk. Bizim Velimiz, yardımcımız kim dir?”dediler.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Allâh ve Resûlüdür!”buyurdu.

Feyrûz ed-Deylemi ve arkadaşları:

      “-Allâh ve Resulü, bize yeter! Razıyız!”dediler.

Feyrûz ve arkadaşları:

      “-Yâ Resûlallâh! Biz, üzüm ve içki sahibleriyiz. Allâh ise, içkiyi haram kılmıştır. Üzümü, ne yapacağız?”diye sordular.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Onu, kurutup kuru üzüm yapınız!”buyurdu.

Feyrûz ve arkadaşları:

      “-Kuru üzümü ne yapacağız?”diye sordular.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Kırba içinde sabah ıslatıp şerbet ve hoşaf yapınız. Onu, akşamleyin içiniz! Akşamleyin ıslatınız. Sabahleyin içiniz!”buyurdu.

Feyrûz ed-Deylemî, iki kız kardeşle evli bulunuyordu.

      “-Yâ Resûlallâh! Ben, Müslüman oldum. Halbuki, nikahım altında iki kız kardeş bulunuyor, ne yapacağım?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Onlardan, hangisini istersen, tercih et, tut hangisini istersen boşa!” buyurdular. 1

Feyrûz ed-Deylemî (r.a), İran hükümdarının Habeşlileri Yemen’den sürüp çıkarmak için gönderdiği İranlıların çocuklarındandır. Hicretin 10. yılında Müslüman oldu. Feyrûz ve arkadaşları bir müddet Medine’de kal-dıktan sonra geri Yemen’e döndü. Burada İslâmiyet’e büyük bir hizmette bulundu. Resûlullâh (s.a.v) vefat hastalığına yakalandığı sırada Yemen’de ortaya çıkan yalancı peyğamber Esvedü’l-Ansîyi öldürdü.

Esvedü’l-Ansiy, sihirbaz biriydi. Şerli şeytanlardan bazılarını emri altına almıştı. Halka bazı acâib şeyler göstererek onları aldatırdı. Resûlullâh (s.a.v) bu yalancı adamın öldürülmesi için çeşitli yerlere emirler göndermişti. Onun Feyrûz ve arkadaşları tarafından öldürüldüğü gün, Resûlullâh (s.a.v) bir mucize olarak bunu Sahabelere müjdeledi,

      “-Dün gece Esved el-Kezzâbü’1-Ansî kardeşlerinizden birinin eli ile öldürüldü!”buyurdu.

Sahabeler:

      “-Yâ Resûlallâh! Onu kim öldürdü?”diye sordular.

Resûlullâh (a.s.v):

      “-Onu, Sâlih ve mübarek bir ev halkından, mübarek birisi, Feyrûz ed-Deylemî öldürdü!”buyurdular.

Sahabeler, Allâh ve Resûlü’nün düşmanı bu yalancı adamın öldürül-mesini büyük bir sevinçle karşıladılar. Feyrûz ed-Deylemi için dualar da bulundular. Feyrûz ed-Deylemi (r.a), Hz.Osman zamanında Yemen’de vefat etti. Allâh ondan razı olsun

Yalancı peyğamber Esved el-Ansi olayı nedir? :

Benî Ans’lerin Benî Mâlik bin Ans oymağından olan Esved’in asıl ismi Abhele olup Ata soyu şöyle sıralanır: Abhele bin Kâ’b, bin Gavs, bin Sa’b, bin Mâlik, bin Ans, bin Mâlik, bin Üded, bin Zeyd, bin Yeşcüb, bin Arîb, bin Zeyd, bin Kehlan, bin Sebe’dir.

Ans, Murad bin Mâlik ve Hâlid bin Mâlik ve Sa’dü’l-Aşîre bin Mâlik’in kardeşi idi. Esved’e, Zülhımar denilirdi. Müseylimetü’l-Kezzâba Rahmanü’l-Yemâme denildiği gibi, Esved’e de, Rahmanü’l-Yemen adı takılmıştı. Esved, Kehf-i Hubban’da doğmuş ve orada yetişmişti. Hubban, Necran’ın yakınında bir vadidir. Esved, kâhin ve hokkabaz bir adamdı.

Şeytanlardan tabii (dostları) vardı. Halka bir takım acâib şeyler göste-rir dururdu. Sözlerini dinleyenlerin kalblerini büyülerdi. Peyğamberimiz, Cerir bin Abdullâh (r.a)’ı, Yemen’e gönderdiği zaman, Esvedü’l-Ansî’yi de, İslâmiyet’e davet ettirmiş, fakat, Esved, kabul etmemişti.

Resûlullâh (s.a.v)’in, Vedâ Haccı’ndan sonra rahatsızlanması üzerine casuslar tarafından her yana haberler uçurulmuştu. İlk irtidad hareketi, Yemen bölgesinde Esvedü’l-Ansî tarafından başlattırıldı. Esvedü’l-Ansi, peyğamber olduğunu, Sahîk ve Şerik adında iki Melek’in, kendisine vahy getirdiğini, halka aid her hâdiseyi, kendisine haber verdiğini iddia etmeğe başladı.

Esvedü’l-Ansî’ye, ilk önce Ans kabilesi tabi oldu. Ans kabilesinden başka kabileler, Mezhıc ve Yemen kabileleri de, ona tâbi oldular. Esved’in, yedi yüz süvarisi ve bir o kadar da, piyadesi vardı. Kays bin Abdi Yağus, Muâviye bin Kays, Yezîd bin Mahrem, Yezîd bin Husayn, Yezîd bin Elkel, Esvedü’l-Ansi’nin başlıca kumandanları idi.

Esvedü’l-Ansî, Resûlullâh (s.a.v)’in Yemen’deki valilerine şöyle bir yazı yazıb gönderdi:

      “-Ey üzerimize gelenler ve üzerimizde yerleşenler! Artık, toprakla- rımızdan hiçbir şey alamayacaksınız ve toplamakta olduğunuz şeyleri de, artık, toplıyamıyacaksınız. Onlara, biz sizden daha lâyık ve müstahakız. Şimdiye kadar üzerinde bulunduğunuz şeyin bundan sonra asla üzerinde bulunamıyacaksınız!”

İslâm valileri, Esved’in elçisine:

      “-Sen, nereden geliyorsun?”diye sordular.

Elçi:

      “-Kehf-i Hubbân’dan geliyorum!”dedi.

Mezhıcler, Esvedü’l-Ansî ile yazışma yaptılar. Necranlılar’da, söz-leştiler. Mezhıclerle Necranlılar ayaklanarak, Amr bin Hazm ile Hâlid bin Saîd bin Âs (r.a)’ı illerinden çıkardılar. Esvedü’l-Ansî, Necran’a doğru hareket etti. Çıkışından on gece içinde Necran’ı ele geçirdi. Sonra, San’a üzerine yürüdü. Daha önceleri Müslüman olan vali Şehr bin Bâzan, ona karşı koydu. Daha sonra Şehr, öldürülünce, Ebnâlar, tutunamadılar, boz-ğuna uğradılar. Esvedü’l-Ansi, çıkışının yirmi beşinci gecesinde San’â yı-da, ele geçirdi.

Muâz bin Cebel (r.a), oradan kaçarak Me’rib’de bulunan Ebû Mûsâ el-Eş’arî’nin yanına uğradı. İkisi birlikte acele Hadramevt yolunu tuttular. Muâz bin Cebel, Sekûn’a, Ebû Mûsâ el-Eş’arî de, Sekâsik’e indi. Diğer valiler de, Âk ve Eş’arîlerin valisi Tahir bin Ebî Hâle’nin yanına gittiler. Amr bin Hazm ile Hâlid bin Said, bin Âs, Medine’ye döndüler.

Resûlullâh (s.a.v) tarafından Muradlar üzerine vali tayin edilmiş bulunan, Ferve bin Müseyk, Esved’in yaptıklarını ve San’â’yı ele geçirdiğini Resûlullâh (s.a.v)’e yazdı.

Esved hakkında ilk haber, böylece, Ferve bin Müseyk tarafından verilmiş oldu. Ferve bin Müseyk, Ahsiyye’ye indi. Mezhıclerden, Müslüman-lıkların da sebat edenler, Ferve bin Müseyk ile birleştiler.

Esvedü’l-Ansî, Ferve ile ne yazışma yaptı, ne de, ona elçi saldı. Ferve’nin yanında, kendisine karşı koyacak kimse bulunmadığı için, Yemen’de tek başına hüküm sürmeğe başladı. Esved, hâkimiyetini sağlamlaştırdı, işini büyüttü. Amr bin Mâd-i Kerib’i, Mezhıclar üzerine halife yaptı. Ordu kumandanlığını Kays bin Abd-i Yağus’a, Ebnâlara aid işleri Feyrûz ve Dâzeveyh’e havale etti.

Şehr bin Bâzan’ı öldürdükten sonra onun dul karısı Âzad’la evlendi. Bu kadın Feyrûz ed-Deylemi’nin amcasının kızıdır. Bu kadın, Allâh’a ve Allâh’ın Resûlüne imân etmiş, iyi halli kadınlardandı.

Sebe halkından Nû’man adında bir Yahudi, Medine’ye Resûlullâh’ın yanına gelib Müslüman olmuştu. Yurduna, kavminin yanına döndüğü zaman, Esvedü’l-Ansî, adam salıb onu yakalattı. Azalarını parça parça kestirerek öldürttü.

Resûlullâh (s.a.v), bir gün, minberinde:

      “-Ey insanlar! Ben, Kadir gecesini görmüştüm. Sonra, unutturuldum. Kollarımda da, altından, iki bilezik görmüş onlardan hiç hoşlanmamıştım. Üflediğim zaman, her ikisi de, uçub gitmişti. Ben, bunu, şu iki Kezzab’a Yemen sahibi ile Yemâme sahibine yordum! Onlardan birisi Ansî, diğeri Müseylime’dir!”buyurmuştu.

Resûlullâh (s.a.v) Esvedü’l-Ansî’nin haberini alır almaz, Yemen deki İslâm valilerine ve oradaki Müslümanlara yazı yazıb, Vebr bin Yuhannis ile gönderdi. Yazısında

      “-Esvedü’l-Ansî ile savaşılmasın! Esved’in işi üzerinde ister kendi-sini tuzağa düşürmek, ister kendisi ile çarpışmak sureti ile olsun önemle durulmasını ve herkesten, bu husustaki görüşünün Resûlullâh, tarafından istendiğinin, kendilerine duyurulmasını emir ve tavsiye buyurdu!”

Resûlullâh (s.a.v)’in hastalığı, kendisini oyalamadı. Allâh’ın emrini yerine getirmekten ve dinini savunmaktan alıkoymadı. Resûlullâh (s.a.v) bu hususta Âmir bin Şehr, Zî Zûd, Zî Murran, Zül-kelâ, Zî Zuleym i1e Necran da oturan Müslüman Arab ve Arab olmayanlara da, yazılar yazdı. Vebr bin Yuhannis’in evi, Dâzeveyh’in evinin üzerinde idi.

Feyrûz, Dâzeveyh ve Kays bin Mekşuh, Vebr’in yanında toplandılar. Esvedü’l-Ansî’nin öldürülmesi işini, aralarında konuştular. Konuşma son-unda, bunun, Ordu kumandanı Kays bin Abd-i Yağus (Mekşuh)’a yaptırıl-ması üzerinde görüş birliğine vardılar. Kays, kendisinden istenilen şeyi, hiç itiraz etmeden kabullenmişti. Çünkü, Esved’in, kendisini öldüreceğinden korkuyordu.

Esvedü’l-Ansî’nin işi hakkında Yemen deki diğer Müslümanlarla da, yazışma yaptılar. Onları, kendilerine yardıma çağırdılar. Esvedü’l-Ansî, halkın San’â meydanında toplanmasını emir etmişti. Halk, toplanınca, gidip ortalarına dikildi. Kendisinin elinde hükümdarlık harbesi (süngüsü) vardı. Bir at, getirtti. Harbeyi, ona sapladı. Attan, kan fışkırmaya başladı. At, yıkılıb öldü. Bundan sonra, Esved, bir deve getirtti. Onun karşısına geçip harbeyi ona sapladı. Deve de, yere yıkıldı. Harbe, elinde olduğu halde, yere kapandı. Sonra, başını kaldırdı:

      “-O, bana yanındaki İbn-i Mekşuh, sana boyun eğenlerdendir. Ey Esved! Sen, onun başını kes! diyor!”dedi.

Esved, başını tekrar yere koyduktan sonra kaldırıp:

      “-O, bana İbn-i Deylemî, sana boyun eğenlerdendir. Ey Esved! Onun, sağ elini ve sağ bacağını kes!”diyor! dedi.

Feyrûz ed-Deylemî, Esved’in bu sözünü işitince, kendi kendine:

      “-Vallâhi, beni çağırıb harbesi ile şu deveyi boğazladığı gibi, beni de, boğazlamayacağından emîn değilim. Beni görmesin!”deyip kalabalık ara-sında gizlene, gizlene evinin yolunu tuttu.

Evine yaklaştığı sırada, Esved’in kavminden bir adam, arkasından gelip kavuştu. Eli ile, Feyrûz’un boynuna vurarak:

      “-Hükümdar, seni çağırıyor. Hemen dön!”dedi, döndürdü.

Feyrûz, Esved’in, kendisini öldüreceğinden korktu. Hançeri, yanında olduğu halde, Esved’in yanına doğru vardı. Önce, hemen üzerine atılıp, onu, sonra da, yanındakileri öldürmeyi tasarladı. Esved, Feyrûz’un yüzün-den, maksadını sezdi. Ona:

      “-Olduğun yerde dur! Sen, buradakilerin en büyüğü ve halkın eşraf-ını en iyi bilenisin dir! Şu devenin etini, onların aralarında bölüştür!”dedi.

Hayvanına binip gitti. Bundan sonra, Esved, Kays’ı çağırdı. Ona da:

      “-Ey Kays! Bak, o, bana ne diyor?”dedi.

Kays:

      “-Ne diyor?”diye sordu.

      “-Esved diyor ki, sen Kays’a o kadar itimad ve ikram ettin ki, her zaman, her yerde yanına serbestçe girdi. Senin kadar izzet ve saltanat için-de bulundu. Fakat, o, senin düşmanına meyledib saltanatını değiştirmeyi ve sana sû-i kasd yapmayı kurmaktadır! Ey Esved! Ey Esved! Kasıd var! kasıd var! Sen, onun ipini kes! Kays’ın başını al! Aksi takdirde, o, senin başını kesecek diyor!”dedi.

Kays, ona, yalan yere yemin etti.

      “-Sen, bana göre: en büyüksün ve nazarımda, sana karşı içimden geçirdiklerimden de, yücesin!”dedi.

Esved:

      “-Melek, yalan söyler mi? Melek, doğru söyler. Yalan söyleyip senin başını koparttırmaz! Fakat, şu anda anladım ki sen, hakkında öğrendiğim şeylerden kesin olarak tövbe ve nedamet etmişsindir!”dedi.

Kays bin Abd-i Yağus, Esved’in huzurundan çıkıp arkadaşları Cüseyş (Cişnes), Feyrûz ve Dâzeveyh’in yanlarına vardı. Esved’in söylediklerini, onlara haber verdi. Korkub durdukları sırada, Esvedü’l-Ansî, adam gön-derib onlara :

      “-Ben, sizleri, kavminize karşı şerefli bir mevkide bulundurmadım mı?”diye sordu.

      “-Evet! Şerefli bir mevkide bulundurdun!”dediler.

      “-O halde, sizden, bana erişen bu şeyler nedir?”diye sordu.

      “-Bu sefer bizi affet!”dediler. Özür dilediler.

Esved:

      “-Bana, bir daha sizden böyle haber erişmesin. Sizi, affediyorum!” dedi. Kurtuldular. Amma, Esvedü’l-Ansî’de, Kays ve arkadaşlarının yap-mak istedikleri işten de, hep kuşkulandı, durdu. Kays’da, arkadaşları da, büyük korku ve kuşku içinde idiler.

O sırada, Hemdan valisi Âmir bin Şehr, Zî Zûd, Zi Mürran ve Zül-kelâ’dan, Esvedü’l-Ansî’ye karşı bol bol yardım edecekleri hakkında yazılar geldi. İşi, açığa vuruncaya kadar hiç bir hareket yapmamalarını kendilerine bildirdiler. Bunun üzerine, ıssız bir yerde toplanmağa başladı-lar. Esvedü’l-Ansî, bunu, haber alınca öldürüleceğini sezdi. Esvedü’l-Ansî-’nin öldürülmesi hakkında Müslümanlar arasında görüş ayrılığı vardı. Cişnes, Esvedü’l-Ansî’nin karısı Âzad’ın yanına vardı. Ona:

      “-Ey amcamın kızı! Şu adamın, kavminin yanında nasıl bir belâ oldu-ğunu biliyorsundur: O, senin kocanı öldürdü. Kavmini, tepeleyip öldürdü. Kavminden sağ kalanları, sefil ve kadınları rezil etti. Sence, onun yanına girilebilecek bir vakit var mıdır?”diye sordu.

Âzad:

      “-Hangi iş için?”dedi.

Cişnes:

      “-Onu, dışarı çıkarmak için!”dedi.

Âzad:

      “-Onu, öldürmek için mi?”diye sordu.

Cişnes:

      “-Öldürmek için!”dedi.

Âzad’da şöyle dedi:

      “-Olur! Vallâhi, Allâh’ın yaratıklarından benim katımda ondan daha çok kin duyduğum bir şahıs yoktur. O, Allâh için ne bir hak üzerinde durur, ne de, bir haramdan men eder. Siz, bu işe karar verdiğiniz zaman, bana bildiriniz. Ben de, bu işin gelinecek zamanını size haber vereyim!”

Cişnes, Azad’ın yanından ayrılıp Feyrûz ve Dâzeveyh’in yanına vardı Onlar, haber bekliyorlardı. Yanlarına Kays bin Abd-i Yağus da, geldi. Esved’i öldürmeğe Kays’ı hazırlamak istedikleri sırada, bir adam gelip Kays’a:

      “-Seni, hükümdar çağırıyor!”dedi.

Kays, Mezhıc ve Hemdanlardan on kişinin içinde Esved’in yanına girdi. Fakat, onların yanında Esved’i öldürmeğe kadir olamadı.

Esved, Kays’a:

      “-O, bana Ey Abhele bin Kâ’b bin Gavs! Kendin için, adamlarınla korunma ve güven tedbiri al!”diyor.

Sana haber verdiğim, gerçek değil midir? Meleğim, bana yalan mı haber veriyor? Kasıd var! Kasıd var! Sen, Kays’ın elini kesmezsen, o, senin başını kesecek! Diyor!”dedi.

Kays:

      “-Benim, seni öldürmek istediğim, asla doğru bir haber değildir. Sen, Resûlullâh’sın! Hakkımda, ne istiyorsan, emret! İstersen, beni öldür! İnsanların ölümleri gibi, bir defa ölmek, bana, her gün ölmemden daha kolaydır!”dedi.

Esved, Kays’ın bu sözlerinden yumuşadı ve onu bıraktı. Kays, Esved-’in yanından çıkıp arkadaşlarının yanına uğradı. Olan bitenleri, onlara haber verdikten sonra:

      “-İşinizi, işleyiniz!”dedi, ve yanlarında oturmadı.

Bir cemaat içerisinde bulundukları sırada, Esvedü’l-Ansî, oraya geldi. Ayağa kalktılar. Kapıda, yüz kadar deve, sığır vardı. Develeri, bir yere hapsetmeden, dizlerini bağlamadan, olduğu yerden adım attırmadan boğaz-layıb boşaldıktan sonra Feyrûz’un yanına geldi.

Esved, Feyrûz’a:

      “-Senin hakkında bana verilen haber doğru değil midir?”dedi, ve elindeki harbeyi göstererek:

      “-Seni’de, boğazlayıb şu hayvanların ardına katayım! Diye düşünmüş idim!”dedi.

Feyrûz:

      “-Biz, Senin akrabalığını tercih etmiş, Ebnâlara üstün tutmuştuk. Eğer, sen, bir peyğamber olmamış olaydın, biz, senden nasibimizi nasıl alabilirdik ve bizim için dünya ve âhiret işi nasıl birleşebilirdi?”dedi.

Esved:

      “-Bu sözünde samimî olduğuna yemin et!”dedi.

Feyrûz, yemin etti.

Esved:

      “-Sen de biliyorsun ki: San’â halkı, benim yanıma toplandılar. Her cemâat için develer, ev halkı için sığır ve her nahiye halkı için de, yeteri kadar elbise ve eşya hazırlattım!”dedi.

Esved, evine varıp kavuşmadan önce, ayak üzeri dikildiği sırada:

      “-Ben, yarın onu ve arkadaşlarını öldüreceğim!”dedikten sonra dönüp oradan gitti.

Feyrûz, dönüb işi arkadaşlarına haber verdi. Hemen haber salıp Kays’ı getirttiler. Âzad’ın yanına varıb kararlarını haber vermek ve kendi-sinin görüşünü almak hususunda söz birliği ettiler. Feyrûz, Âzad’ın yanına vardı. Kararlarını, ona haber verdi.

      “-Sende ne haber var?”diye sordu.

Âzad:

      “-O, korunur bir durumdadır. Şu konaktan ğayrı köşkte ve köşkün çevresinde, dolaşan muhafızdan başka bir şey yoktur. Şu şu yoldan gidi-lerek onun bulunduğu yere ve üzerine varılır. Akşamladığınız zaman, yanı-nızda, onu öldürecek bir şey bulundurmaksızın yanına giriniz. Orada, kandil ve silâh bulacaksınız!”dedi.

Feyrûz, Âzad’ın yanından çıkıp giderken Esved’le karşılaştı. Esved :

      “-Seni, benim yanıma kim soktu?”dedi.

Feyrûz’un başına şiddetle vurdu ve onu, yere düşürdü. Kendisi, çok güçlü idi. Âzad, birden feryat kopardı. Eğer, böyle yapmasaydı, belki de, Feyrûz’u, öldürürdü.

Âzad:

      “-Amcamın oğlu, beni ziyarete gelmişti. Ona, neden böyle yaptın? Sen, onu, değil beni dövdün!”dedi.

Esved:

      “-Sus! Onu, senin için bağışladım!”dedi.

Feyrûz, arkadaşlarının yanına vardı ve:

      “-Kurtuluş, kaçmaktır!”dedi.

Onlara, olan bitenleri haber verdi. Feyrûz ve arkadaşları, seher vakti, Esved’in yattığı evin duvarını deldiler. Feyrûz, Dâzeveyh ve Kays, üçü, içeri gireceklerdi.

Feyrûz:

      “-Ey Kays! Sen, Arabların süvarisisin. İçeri gir öldür şu adamı!”

Kays:

      “-Beni, tehlike zamanında son derece de bir titreme tutar. Adama, darbeyi indirdiğim zaman, darbemin hiç bir tesiri olamayacağından korka-rım! Ey Feyrûz! İçeri, sen gir! Çünkü, sen, bizim hem en genç, hem de, en güçlü olanımızsın!”dedi.

Bunun üzerine, Feyrûz, kılıcını, arkadaşlarının yanında bırakıp içeri girdi. Yatak odasının kapısına yaklaştığı zaman, Esved’in horladığını işitti. O sırada, kandil parıldıyor, Esved, yatağına gömülmüş, derin bir uykuya dalmış bulunuyordu. Âzad ise, uyuyuncaya kadar, ona nar yedirmek için yanında oturuyordu. Feyrûz, Esved’in başının nerede, ayaklarının nerede olduğunu bilemiyordu. Âzad’a, işaretle:

      “-Başı, nerede?”diye sordu.

O da, başının nerede olduğunu işaret edib gösterdi. Feyrûz, yavaş yavaş yürüyüp Esved’in başucuna dikildi. Esved, sarhoş olarak uykuya dalmış ve kendisinin sarhoşluğu daha geçmemişti. Feyrûz, yüzünü açınca, Esved, gözlerini açtı ve Feyrûz’a baktı. Feyrûz, kendi kendine:

      “-Dönüp kılıcımı alayım!”dedi.

Fakat, vakit geçirmekten, dönüp de, bu fırsatı kaçırırsa, hem kendisi-nin, hem de Âzad’ın öldürüleceğinden korktu. O sırada, Esved:

      “-Bana ne, sana ne ey Feyrûz?”diyerek kendi kendine söyleniyor, mırıldanıyordu.

Feyrûz, hemen bir eli ile Esved’in başını, diğer eli ile de, sakalını tutarak boynuna doğru kıvırıp boynunu kırdı. Bacaklarını da, sırtına doğru kıvırıp kırdı. Sonra, gitmek için davranınca, Âzad, Feyrûz’un eteğinden tuttu ve:

      “-Sen, ne sanıyorsun?! Daha o, ölmemiştir! Sen, beni nereye bırakı-yorsun?!”dedi.

Feyrûz:

      “-Vallâhi, onu öldürdüm ve ondan, seni rahata erdirdim!”dedi.

Arkadaşlarının yanına vardı. Esved’e yaptıklarını haber verdi.

Arkadaşları:

      “-Geri dön, başını da, kes!”dediler.

Birlikte döndüler. Feyrûz, başını kesmek istediği zaman, Esved, öyle bir titredi ki, titremesini durduramadılar.

Feyrûz, arkadaşlarına:

      “-Siz, onun göğsüne oturunuz!”dedi.

İki kişi, göğsüne oturdu. Âzad, saçından tuttu. Esved’in tepesinden homurdanmalar işitiliyordu. Boğazı, bıçakla kesilince, hiç işitilmemiş bir öküz böğürtüsü gibi böğürdü ve sesi kesildi. Çevrede bulunan muhafızlar, kapıya koşuştular.

      “-Ne var? Ne var? Rahmanü’l-Yemen’in başında ne haller var?”diye sordular.

Âzad:

      “-Ona vahy geliyor!”dedi. Muhafızlar, sustular ve geri durdular.

Feyrûz’la arkadaşları evlerine dönüp:

      “-Bunu, kavim ve kabilelerimize ve başkalarına nasıl haber verip duyuralım?”diye konuştular.

Sonunda, parolaları ile seslenip kabilelerini toplamak, arkasından da, ezan okumak hususunda görüş birliğine vardılar. Yanlarında, Vebr bin Yuhannis de, olduğu halde, kalelerden yüksek bir kalenin üzerine çıktılar. Tan yeri ağarmağa başladığı zaman, ilk önce Dâzeveyh, kendi parolaları ile kabilesine seslendi. Müslümanlar da, müşrikler de, korktular. Muhafızlar, kalenin çevresini sardılar. Süvariler de, gelip muhafızlara katıldılar. Vebr bin Yuhannis, namaz için ezan okudu. Bir çok halk, oraya gelip toplandı. Toplanan halka:

      “-Haberiniz olsun: Allâh, Esvedü’l-Kezzâb’ı öldürdü! Eşhedü enne Muhammed’en Resûlullâh ve enne Abheleten Kezzâb!”diye seslendiler.

Esvedü’l-Kezzâb’ın kesilen başını da, önlerine attılar. Süvarilerin yan-larında kandiller bulunuyordu. Halk, atılan başın, Esved’ül Kezzâb’ın başı olduğunu gördüler. Vebr bin Yuhannis, hemen namaz için kamet getirdi. Toplanmış olan halktan müşrik olanlar, hemen yağma için dağılmağa ve her biri, Ebnâların ev halkından gece karanlığında görebildikleri çoluk çocukları yakalamağa başlayınca, kalenin üzerinden, aşağıda halk arasında bulunan San’âlı kardeşlerine:

      “-Ebnâlara neler yaptıklarını görmüyor musunuz? Siz de, onlardan, gücünüz yettiğini yakalayınız!”diyerek seslendiler.

Bunun üzerine, onlardan yetmiş küsür kişi yakaladılar. Müşrikler’de, Ebnâların çocuklarından ve ev halkından yetmiş kişi yakalayıp götürmüş-lerdi. San’â halkına:

      “-Herkes, onlardan yanında bulunanları tutsun, salmasın!”diyerek ses-lendiler. San’âlılar da, öyle yaptılar.

Esved’in müşrik askerleri, kendilerinden yetmiş kişinin eksik olduğunu görünce, Ebnâlara gelip:

      “-Adamlarımızı, bize gönderiniz!”dediler.

Ebnâlar da:

      “-Siz, çoluk çocuklarımızı bize gönderiniz, biz de, adamlarınızı, size gönderelim!”dediler.

Müşrikler, Ebnâların çoluk çocuklarını bıraktılar, Ebnâlar da, onların adamlarını saldılar. Esvedü’l-Kezzâb öldürülüp San’â ve Cened kurtu-lunca, İslâm valileri, işlerinin başına döndüler. Muâz bin Cebel, yine namaz kıldırmağa başladı. Resûlullâh (s.a.v)’e bir yazı yazıp durumu bildirdiler.

Esvedü’l-Kezzâb’ın, Kehf-i Hubban’dan çıkışıyla öldürülüşü, üç ay veya dört aya yakın sürdü. Resûlullâh (s.a.v)’in vefatından bir gün önce, Esvedü’l-Kezzâb’ın öldürüldüğü gece, Resûlullâh (s.a.v)’e gökten haber gelmişti. Resûlullâh (s.a.v) ertesi günü, ashabına:

      “-Dün gece, Esved el-Kezzâbü’l-Ansî, kardeşlerinizden bir adamın eli ile öldürüldü!”buyurdu.

      “-Yâ Resûlallâh! Onu, kim öldürdü?”diye sordular.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Onu, salih, mübarek bir ev halkından mübarek kişi Feyrûz ed- Deylemi, öldürdü!”buyurdular. 2

Feyrûz (r.a) Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatından sonra Hz.Ebû Bekr devrindede birçok başarılara imza attı. Hz.Ömer devrindede aynı minval üzere yaşadı.

Harmavi anlatıyor:

Ömer ibn-i Hattab, Feyrûz ed-Deylemi’ye şu mektubu yazdı:

      “-Halis unla bal yediğini duydum. Bu mektubu alır almaz, vakit kaybetmeden gel. Allâh yolunda savaş!”

Feyrûz geldi. Hz.Ömer’in yanına girmek için izin istedi. Kendisine izin verildi. Hz.Ömer’in yanına girmek üzereyken, Kureyşten bir genç kendisini sıkıştırdı. Feyrûz’da elini kaldırarak, bu gencin burnuna vurdu. Burnu kanayan genç, Hz.Ömer’in huzuruna girdi.

Hz.Ömer (r.a):

      “-Bunu sana kim yaptı?”diye sorunca.

Genç:

      “-Feyrûz!”dedi.

O sırada Feyrûz’da kapıdaydı. Hz.Ömer Feyrûz’un içeri girmesine müsaade etti. Feyrûz içeri girdiğinde:

      “-Bu ne, yâ Feyrûz!”dedi.

Feyrûz:

      “-Ey Mü’minlerin Emiri! Biz henüz krallıktan yeni kurtulduk. Ayrıca, Sen bana mektub yazdın, ona değil. Bana içeri girme izni verdin, ona değil. Halbuki o, bana müsaade edilen zamandan benden önce girmek istedi. İşte onlara sebeb bu idi!”dedi.

Hz.Ömer (r.a):

      “-Kısas gerekir!”deyince.

Feyrûz:

      “-Mutlaka mı?”diye sordu.

O da:

      “-Mutlaka!”dedi.

Feyrûz diz çöktü. Genç de, kısas yapmak için ayağa kalktı.

Bu sırada, Hz.Ömer (r.a):

“-Ey Genç! Dur. Sana Resûlullâh’dan duyduğum bir şeyi anlatayım: Bir sabah, Resûlullâh’ı şöyle derken işittim:

      “-Bu gece yalancı peyğamber Esved’i-Ansi öldürüldü. Onu, Feyrûz ed-Deylemi adında salih bir kul öldürdü!”buyurdular.

      “-Şimdi, Resûlullâh (s.a.v)’ın mübarek sözlerini işittikten sonra da, ona kısas yapmayı düşünüyor musun?”dedi.

Genç de şöyle dedi:

      “-Resûlullâh’ın mübarek sözlerini duyduktan sonra onu affettim!”

Bunu üzerine Feyrûz, Hz.Ömer’e:

      “-Benim suçumu itirafım, onun da, kendi rızasıyla beni affetmesi, beni günahımdan kurtarır mı?”diye sordu.

Hz.Ömer (r.a):

      “-Evet!”diye cevab verdi.

Feyrûz:

      “-Öyle ise, kılıcımı, atımı, otuz bin dirhem değerindeki malımı ona hibe ediyorum. Sen de şahidsin!”dedi.

Hz.Ömer (r.a) şöyle dedi:

      “-Bir mükafat karşılığında affetmiş oldun, Ey Kureyşli! Malı da aldın!” 3

Feyrûz ed-Deylemi (r.a)’in dört hadis rivayet ettiği bilinmektedir. Kendisinden oğulları Dahhâk, Abdullah, Said, ve başkaları da rivayette bulunmuştur. Rivayetleri Ebû Davud, Tirmizi, Nesâi, İbn-i Mâce ve Dârimi’nin Sünenleriyle Ahmed İbn-i Hanbel’in el-Müsned’inde yer almaktadır.

Feyrûz ed-Deylemi (r.a) Halife Hz.Osman devrinde Yemende vefat etti denilir. Muaviye döneminde de San’a valiliği yaptığı kaydedilen Feyrûz ed-Deylemi Mısır’a yerleşti. Hicri 53. Miladi 673 yılında Kudûs şehrinde veya Yemen’de vefat etti de denilir.

Meşhur Muhaddis ve tarihçi Şirûye bin Şehredâr ed-Deylemi onun soyundandır. 4

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-17-501 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-17-334-347 
3- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-2-686-689 
4- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-13-140