Evs bin Sâmit

Evs bin Sâmit (r.a) Medineli Ensâr’dandır. Meşhur sahabi Ubâde bin Sâmit’in kardeşidir. Bedir Ehli’ndendir. Bedir’den sonra yapılan bütün savaşlarda Resûlullâh (s.a.v)’ın yanında yer almıştı, Şairdir Medine de vefat etti.

Evs bin Sâmit

Evs Bin Sâmit
أوسُ بْـــنُ اْلــصَّـا مِـت


 Baba Adı    :    Sâmit bin Kays.
 Anne Adı    :    Kurretü’l-Ayn bint-i Ubâde bin Nadle.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Birinci görüş; Hz.Osman devrinde 85 yaş-ında Medine’de, İkinci görüş hicri 34.yılda 72 yaşında Remle de vefat etti.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Havle bint-i Sa’lebe.
 Oğulları    :    Rebi’.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Yaşlı idi, Bazı siyercilere göre Bedir,Uhud gibi bir çok seferlere katıldı da denilmektedir.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Medineli Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Mersed bin Ebû Mersed el-Ganevi.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Evs bin Sâmit bin Kays bin Asrem bin Fihr bin Sâ’lebe bin Ğanm O, Kavkal İbn-i Avf bin Amru bin Avf bin el-Hazrec el-Ensari el-Hazreci dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok
 Kimlerle Akraba idi    :    Ûbâde bin Sâmit’in abisi dir.



Evs Bin Sâmit Hayatı

Evs bin Sâmit (r.a) Medineli Ensâr’dandır. Meşhur sahabi Ubâde bin Sâmit’in kardeşidir. Bedir Ehli’ndendir. Bedir’den sonra yapılan bütün savaşlarda Resûlullâh (s.a.v)’ın yanında yer almıştı, Şairdir Medine de vefat etti. Evs bin Sâmit ile hanımı Havle bint-i Salebe her ikisi Medineli Ensâr’dan dırlar. İslâm tarihinde onların apayrı yerlerı vardır. Bu mübarek karı koca hakkında Kûr’ân-ı Kerim’de Zihar ayetleri nazil olmuştur. Zıhar, lügatta, iki şeyin birbirine tatbik edilmesi, sırt sırta gelmesidir. Şeriat litera-türünde ise; kocanın, hanımına:

      “-Sen, anamın sırtı gibi ol!” diyerek yemin etmesi demektir.

Câhilliye devrinde, bir kimse, hanımına:

      “-Sen bana anamın sırtı gibi ol!”dedi mi, artık karısı, ona haram olur. Bu söz, boşama sayılırdı. İslâm’da ilk Zıharı yapan, Ubâde bin Samit’in kardeşi Evs bin Sâmit’dir. Kendisi, çok yaşlı ve hırçın huylu idi. Kızdığı zaman, aklı gider, gelirdi. Amcasının kızı Havle (Huveyle) bint-i Sâ’lebe ile evli idi. Evs bin Samit (r.a), bir gün, hanımı Havle’den bir istekte bulunur, Havle, onun bu isteğini yerine getirmeyince, Evs bin Samit (r.a), kızar, aklı, başından gider. Hanımı Havle bint-i Sâ’lebe’ye:

      “-Sen, bana anamın sırtı gibi ol!” der.

Evden çıkar gider. Bir müddet sonra eve gelir. İsteğini tekrarlar.

Havle bint-i Sâ’lebe (r.a):

      “-Hayır! Havle’nin varlığı kudret elinde bulunan yüce Allâh’a yemin ederim ki senin söylediğin söz üzerine, Allâh, ve Resulü hakkımızda hük-münü verinceye kadar dilediğin yerine getirilmez!”diyerek kocası Evs bin Samit (r.a)’e karşı koyar.

      “-Vallâhi, sen, öyle ağır bir söz söyledin. Bunun sonucunun nereye varacağını bilmiyorum!”der.

Evs bin Samit (r.a)’in aklı başına gelir. Söylediğine pişman olur ve:

      “-Zannetmem ki sen, bana haram olmuş olmayasın!” der.

Havle bint-i Sâ’lebe (r.a):

      “-Sen, yine de böyle bir şey söyleme! Allâh, boşanmayı, sevmez. Sen, talaktan, boşanmaktan hiç bahs etmedin. Böyle bir yasaklama hük-mü, ancak, Allâh’ın, bize Resülünü göndermesinden önceki zamanda idi. İstersen, git, yaptığın şeyi Resûlullâh (s.a.v)’e bir sor!”der.

Evs bin Samit (r.a):

      “-Ben, bunu, O’ndan sormağa utanırım. Resûlullâh (s.a.v)’e sen git! O’nun, şu içine düştüğümüz şeyden bir çare bulup bize hayır kazandır-ması umulur. Bu işleri, en iyi bilen, O’dur!”der.

Havle bint-i Sâ’lebe komşusundan, emaneten bir elbise alır giyer. Hz.Âişe’nin evinde bulunduğu sırada, Resûlullâh (s.a.v)’in yanına varır. Önüne oturur.

“-Yâ Resûlallâh! İyi bilirsin ki, Evs bin Samit, oğlumun babasıdır. Amcam’ın oğludur. Halkın, bana en sevgili olanıdır. Onun aklının denge-sizliğe uğradığını, güçten ve kuvvetten düştüğünü dilinin ağırlaştığını, konuşunca da, incitir olduğunu, benim, onun yanına düşmem, onunda, benim yanıma dönmesi kadar uygun bir şey olamayacağını da, herkesten iyi bilirsin. Yâ Resûlallâh! Evs bin Samit, beni, genç zengin, mal ve âile sahabi olduğum zaman, aldı. Malımı, gençliğimi yiyip bitirdi. Ona bir çok çocuk-lar doğurdum. Şimdi, kocalıb yaşlılar arasına girdim. Çoluk çocuktan kesildim, kemiklerim, inceldi. Âilem dağıldı. Bu durumlara düştüğüm zaman, bana Zıhar yaptı:

      “-Sen, bana, anamın sırtı gibisin!”dedi.

Sana kitâbı indiren Allâh’a yemin ederim ki: O, boşanma sözünü hiç anmadı!”der.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Zan etmem ki, sen, ona haram olmuş olmayasın!” buyurur.

Havle bint-i Sâ’lebe (r.a):

      “-Böyle söyleme, Yâ Nebiyyallâh! Vallâhi, o, boşama sözünü hiç anmadı!”der.

Resûlullâh (s.a.v), cevabını tekrarlar ve:

      “-Ey Huveyle! Senin işin hakkında bize Allâh tarafından henüz bir şey emr olunmadı. Sen şimdi evine dön! Eğer, inşallâh, bir şey emrolunur ise onu sana açıklarım!”buyurur.

Havle bint-i Sâ’lebe (r.a):

      “-Yâ Resûlallâh! Kocamla bir arada yaşamamı uzat! Biz, ayrılırsak mahvoluruz. Yâ Resûlallâh! Benim için bir çare bulursan, beni, onunla bir arada yaşat!”der.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sen, (şu anda) ona haram olmuşsundur!”buyurur.

Havle bint-i Sâ’lebe (r.a):

      “-Ey yüce Allâh’ım! Ben, bugün halimin perişanlığını, üzüntülerimi, kocamdan ayrılmanın üzerimde ki, zahmet ve meşakkatini Sana şikayet ediyorum! Yoksulluğumu Sana şikayet ediyorum. Körpe çocuklarım var. Onları, ona koysam, zayi olur, ölür giderler. Kendi yanıma alsam, aç kalırlar! Ey Allâh’ım! Bu yolda bizim için genişlik, çıkar yol olacak şeyi Peyğamberinin diline indir!”diyerek ağlamaya başlar.

Hz.Âişe’nin evinde bulunanlar da, ona acıdıklarından, ağlarlar.

Resûlullâh (s.a.v)’in önünde, o da hem ağladı, hem de:

      “-Yâ Resûlallâh! Halime bak! Sana kurban olayım ya Nebiyyallâh! Bana bak! Allâh, beni, sana feda etsin!”

Diyerek yalvarıp durduğu sırada, Vahy hâli, Resûlullâh (s.a.v)’i bürür, gözleri yumulub alnında inci gibi terler dökülmeye başlar. Hz Âişe Havle bint-i Sâ’lebe’ye:

      “-Sus!”diye işaret eder.

Havle konuşmağa devam edince, Hz.Âişe:

      “-Ey Havle!!!Konuşmanı ve hitablarını kes artık görmüyor musun Resûlullâh’a vahy olunuyor. Gelen vahy her halde senin hakkındadır?!”

Havle bint-i Sâ’lebe (r.a):

      “-Ey yüce Allâh’ım! Sen, hakkımda hayırlı olanı insan et. Ben, senin Peyğamberi’nden ancak hayırlı olanı diler ve umarım!” der.

Vahiy hali, kendisinden sıyrılınca Resûlullâh (s.a.v) gülümseyerek doğrulur ve:

      “-Yâ Havle!”diye seslenir.

Havle bint-i Sâ’lebe (r.a):

      “-Lebbeyk Yâ Resûlallâh! Buyur emrine amadeyim!”diye cevab verir.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Yüce Allâh, ikiniz hakkında vahiy indirdi. Seni müjdelerim!”dedi.

Havle bint-i Sâ’lebe (r.a):

      “-Hayırlı olmasını dilerim!”der.

Resûlullâh (s.a.v) ona inen ayeti okur. İnen ayetlerde şöyle buyrulur:

“-Ey Resûlüm! Kocası hakkında seninle mucadele edip duran, halinden Allâh’a şikayet etmekte olan kadının sözünü Allâh işitmiş-tir. Allâh zaten sizin konuşmanızı işitiyordu. Çünkü, Allâh hakkıyla işitici ve hakkıyla görücüdür.

İçinizden, Zıhar yapmakta olanların karıları, onların anaları değildir. Onların anaları kendilerini doğuranlardan başkası değildir. Şüphe yok ki, Zıhar yapmakla, onlar, çirkin ve yalan bir söz söylemiş oluyorlardır. Elbette, Allâh, çok bağışlayıcı ve çok yargılayıcıdır.

Kadınlardan Zıhar ile ayrılmak isteyip te, sonra dediklerini geri alacaklar için birbirleri ile temas etmezden önce bir köle azad etmek gerekir. İşte size bununla öğüt veriliyordur. Allâh ne yaparsanız, hakkıyla haberdardır.

Fakat kim, bunu bulamazsa, yine birbirleriyle temas etmezden önce, aralıksız olarak iki ay oruç tutsun. Buna da güç yetiremezse, altmış yoksulu doyursun. Cezadaki bu hafifletme, Allâh’a ve Onun Peygamberine imanda sebat etmekte olduğunuz içindir. Bu hüküm-ler, Allâh’ın koyduğu hadlerdir. Bunları kabul etmeyen kafirler için ise elem verici bir azab vardır!” 1

Zıhar, hakkındaki bu âyetlerin inmesi üzerine, Resûlullâh (s.a.v), Havle’nin kocasına haber salar. Evs bin Sâmit, gelince, ona:

“-Sen, Havle hakkında yapmış olduğun yeminin ne niyetle yapmıştın diye sorar.

Evs bin Samit (r.a):

      “-Onun için bir kefâret, bir kurtulmalık var mı dır?”der.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Bir köle azat etmeye gücü yeter mi?”diye sorar.

Havle bint-i Sâ’lebe (r.a):

      “-Hangi köleyi azad edecek? Vallâhi o, azad etmek için köle bula-maz. Onun benden başka hizmetçisi yok!”diyerek söze karışır.

Evs bin Samit (r.a)’de:

      “-Köle satın alıb azad etmek, benim bütün servetimi götürür. Benim azıcık bir servetim var!”der.

Resûlullâh (s.a.v) ona:

      “-Öyle ise, arda arda iki ay oruç tutmağa gücün yeter mi?”diye sorar.

Havle bint-i Sâ’lebe (r.a):

      “-Vallâhi, Yâ Resûlallâh! O, buna güç yetiremez. O, her gün filan, filan vakitlerde birer kere yer, içer. Eğer, o zaif bedeni ile oruç tutacak olursa gözlerini kaybeder. Kendisinin adeta hurdası, kaburgası çıkmıştır!” diyerek yine söze karışır.

Evs bin Samit (r.a):

      “-Hayır! Vallâhi, Yâ Resûlallâh! Tutamam! Eğer, ben, günde üç kere yemek yemeyecek olursam, gözlerimi kaybederim!”der.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Öyle ise, altmış yoksulu doyurmaya gücün yeter mi?”diye sorar.

Havle bint-i Sâ’lebe (r.a):

      “-Altmış yoksulu doyurmak? Buna mı kalmış! Bu ancak, düşkün ve yiyicidir!”der.

Evs bin Samit (r.a)’de:

      “-Vallâhi, bunu da yapacak gücüm yok! Sen, beni ancak yardımınla destekleyip bundan kurtarabilirsin!”der.

Bunun üzerine, Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ben sana onbeş sa’ hurma yardım edeceğim ve senin için bereket duası yapacağım!”

Havle bint-i Sâ’lebe’ye de:

      “-Ümmü’l-Münzir bint-i Kays’a uğra! Ondan, yarım Vesk on beş sa’ hurma al! Onu, altmış yoksula sadaka olarak ver! Altmış yoksulu doyur-unca, kocanın evine dönersin!”buyurur.

Havle binti Sâ’lebe, hemen Ümmü’l-Münzire gider, onu kapısının önünde oturmuş kendisini bekler bir halde bulur.

Ümmü’l-Münzir:

      “-Ey Havle arkanda ne haber var?!”diye durumu sorar.

Havle bint-i Sâ’lebe:

“-Hâyırlarla iyilik var! Sen, kırıkları sarıcı, yarıkları sıvayıcısın. Resûlullâh (s.a.v) bana:

      “-Ümmü’l-Münzir bint-i Kays’a git. Ondan yarım vesk hurma al. Onu, altmış yoksula sadaka olarak dağıt!”buyurdu, der.

Resûlullâh (s.a.v), onlara böylece yardımda bulununca yüce Allâh kendilerini bir araya getirir. Araları düzelir.

Resûlullâh (s.a.v), Havle’ye:

      “-Ey Huveyle! Amcanın oğlu Evs, çok yaşlanmıştır. Onun hakkında Allâh’dan kork! Ben, sana Amcanın oğluna hayırlı olmanı. İyi davranmanı tavsiye ederim!”buyurdu.

Havle bint-i Sâ’lebe’de:

      “-Öyle yapacağım!”diyerek söz verir. 2

Bu mübarek sahabe hakkında bundan başka fazla bir bilgiye sahip değiliz. Evs bin Samit (r.a)’ın vefatı hakkında ihtilaf vardır. Birinci görüş; Hz.Osman devrinde 85 yaşlarında iken Medine’de vefat etti denilir. İkinci görüş ise; Hicri 34. yılda 72 yaşlarında iken Remle de vefat etti, denilir.

Şüphesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Mücadile-1-4 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-13-275-281