Esmâ Bint-i Nu’mânü’l-kindiye

Esmâ bint-i Nu’mân el-Kindiye’nın isminin Ümeyme veya Ümâme, yahut Ümeyne olduğu da, rivâyet edilir. Veya, Esmâ bint-i Nu’mân bin Ebi’l-Cevn bin Esvedü’l-Kindi Âkilü’l-Mürarü’l-Kindiler’den bir hanım efendi dir.

Esmâ Bint-i Nu’mânü’l-kindiye

Esmâ Bint-i Nu’mânü’l-kindiye
أَسـمَـاءُ بــنْــتِ الـنُـعْــمَا نُ اْلــكِــنْــدِ يَــة


 Baba Adı    :    Nu’mân bin Ebil Cevn.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Necidli’dir.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hz.Osman devrinde Necid’de kendi yurdun- da ki, evin de vefât etti. Kabri’de oradadır.
 Fiziki Yapısı    :    Ezvâc-ı Tâhirat’tan idi.
 Eşleri    :    Resûlullâh (s.a.v) ile nikâhlı idi.
 Oğulları    :    Yok.
 Kızları    :    Yok.
 Gavzeler    :    Ğazvelere katılamadı.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Hicret edemedi.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Esmâ, Ümeyme, Ümame, Ümeyne’de olabi-lir. Nesebi; Nu’mân bin Ebi’l-Cevn bin Şerahil, Denir ki Esmâ bint-i el-Nu’mân İbnü’l-Esved bin Hâris bin Şerahil bin el-Nu’mân Veya Esmâ bint-i el-Nu’mân bin el-Hâris bin Şerehil bin Kindi bin el-Cevn bin Hucr Esvedü’l-Kindi Akilü’l-Mürarü’l-Kindi’ler den dir. Nu’mân bin Ebi’l-Cevn Kral hanedanındandır. Necidli’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    O kendisine      “-Bana Şakiye deyin!”derdi.
 Kimlerle Akraba idi    :    Ezvac-ı Tâhirattan’dır. Resûlullâh (s.a.v)’in 14. eşleridir. Resûlullâh (s.a.v) ile nikâhlandı. Ancak zifaf olmadan baba evine gönderildi, ve Resûlullâh (s.a.v)’in nikâhı altında vefât etti.



Esmâ Bint-i Nu’mânü’l-kindiye Hayatı

Esmâ bint-i Nu’mân el-Kindiye’nın isminin Ümeyme veya Ümâme, yahut Ümeyne olduğu da, rivâyet edilir. Veya, Esmâ bint-i Nu’mân bin Ebi’l-Cevn bin Esvedü’l-Kindi Âkilü’l-Mürarü’l-Kindiler’den bir hanım efendi dir. Nu’mân bin Ebi’l-Cevn Kral hanedanın’dan olub Necidli’dir. Veya, Esmâ bint-i Nu’mân bin el-Cevn bin Şerahil Veya, Esmâ bint-i Nu’mân bin el-Esved bin el-Hârise bin Şerahil bin Nu’mân olduğu da rivâyet edilmektedir.

Babası: Nu’mân bin Ebi’l-Cevn, bin Esvedü’l-Kindi, Resûlullâh’ın yanına Müslüman olarak gelmişti. Kendisi, Necid’de oturuyordu. Beni Cevnler, Âkilü’l-Mürarü’l-Kindiler’den bir kabile idi. Nu’mân bin Ebi’l- Cevn, Kral hanedanlarındandı.

Nu’mân bin Ebi’l-Cevn:

      “-Yâ Resûlallâh! Amcasının oğlu ile evli iken, onun ölümüyle dul kalıp, Sana, varmayı arzu eden, Arablar içinde en güzel bir dul’u, Sana nikâhlıyayım mı?”

Diyerek, kızını Resûlullâh (s.a.v)’e zevceliğe vermeyi teklif etti. Resûlullâh (s.a.v)’de, onunla evlenmek için 12 buçuk ukiye mehir verdi.

Nu’mân bin Ebi’l-Cevn:

      “-Yâ Resûlallâh! Mehrini kısma!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ben, ne kadınlarımdan hiçbirine, bundan üstün mehir verdim, ne de kızlarımdan hiçbirine hiçbir kimse, bundan üstün mehir verdi!”dedi.

Nu’mân bin Ebi’l-Cevn:

      “-Yâ Resûlallâh! Âileni, yanına getirmek üzere bir adam gönder. Ben de, göndereceğin adamla birlikte gideyim, âileni, sana, onun yanında yollayayım!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v)’in Esmâ bint-i Nu’mânü’l-Kindi ile nikâhlanması, Hicretin dokuzuncu yılında Rebiülevvel ayında idi. Resûlullâh (s.a.v), Ashabın’dan Ebû Useydü’s-Saidi’yi Nu’mân bin Ebi’l-Cevn ile birlikte gönderdi. Bunlar, Esmâ bint-i Nu’mân’ın yurduna vardıkları zaman, o evinde oturuyordu. Yanına girmesi için Ebû Üseyd’e izin verdi.

Ebû Üseyd, ona:

      “-Resûlullâh (s.a.v)’ın kadınlarını, erkeklerden hiçbir erkek göre- mezler! Senin mahremin olmayan erkekler, seninle ancak, perde arkasın-dan konuşabilirler!”dedi.

Esmâ bint-i Nu’mân, öyle yaptı. Ebû Üseyd orada üç gün kaldıktan sonra Esmâ bint-i Nu’mân’ı, deve üzerinde hevdeç içinde ebesi, dadısı-da, yanında olduğu halde, oradan alıb Medine’ye getirdi ve Benî Saîde-ler’in köşküne indirdi. Bu köşk, Zübab dağının arkasındaki Şavt’ta, Şavt diye anılan hurma bahçesinin içinde idi. Benî Saîde kadınları, Esmâ bint-i Nu’mân’ın yanına girerek:

      “-Hoş geldin!”dediler.

Yanından çıkanlar, ise onun hep güzelliğinden bahsediyorlardı. Ebû Üseydü’l-Said’i Esmâ’yı getirdiğini, o sırada Benî Amr bin Avf’ların yan-ında bulunan Resûlullâh (s.a.v)’e gidib haber verdi.

Ezvac-ı Tâhirattan Hafsa (r.a), Âişe (r.a)’ya:

      “-Sen, onu kınala! Ben de, onun saçını tarayayım!”

Demiş ve öyle yapmışlardı. Sonra bunlardan birisi, Esmâ bint-i Nu’-mân’ın yüzünün ve vücudunun güzelliğini çekemeyerek ona:

“-Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına girdiği kadının

      “-Senden, Allâh’a sığınırım! Denmesinden hoşlanır! Sen kral hane-danındansın! Resûlullâh, yanına girib senden hazlanmak isteyince, ondan, Allâh’a sığın! O zaman sen, O’nun hoşuna gider, makbulü ve merğubu olursun!”diyerek telkinde bulundu.

Resûlullâh (s.a.v) ashabıyla birlikte Şavt Bahçesine kadar yürüyerek gittiler. Orada ki, iki bahçenin yanına eriştikleri zaman, ikisinin arasına oturdular. Resûlullâh (s.a.v), onlara:

      “-Siz şurada oturunuz!”buyurdu.

Kendisi’de kendisi için getirilmiş olan Esmâ bint-i Nu’mân el-Kindi-yenin Şavt’ta konakladığı eve gitti. O sırada, Esmâ’nın yanında dadısı da, bulunuyordu. Resûlullâh, odasına girdi. Kapıyı kapattı.

      “-Kendini bana bağışla!”buyurdu.

Esmâ:

      “-Bir kraliçe hiç kendisini, uydusuna bağışlar mı?”dedi.

Resûlullâh (s.a.v), onun hırçınlığını yatıştırmak için ellerini, üzerine koymak istedi. Esmâ hoşlanmıyor gibi davranarak:

      “-Senden, Allâh’a sığınırım!”dedi.

Yüzünü, elleri ile kapattı. Gömleğini, yüzüne çekti. Resûlullâh’dan gizlendi. Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-Demek, sen, benden Allâh’a sığınıyorsun ha?!”buyurdu.

Esmâ, sığınma sözünü üç defa tekrarladı.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sen, pek yüce bir makama sığındın! Sen, pek yüce bir makama sığındın! Sen benden, Allâh’a sığındın! Allâh’a sığınan, emin olur! Gidib ev halkına kavuş!”buyurdular.

Hemen ondan yüz çevirdi. Sahabelerinin yanına vardı.

      “-Ey Ebû Useyd! Razife denilen beyaz keten kumaşından yapılmış iki elbise giydir, onu ev halkına götür, kavuştur!”buyurdu.

Ebû Useyd, Resûlullâh (s.a.v)’in emrini yerine getirdi.

Esmâ bint-i Nu’man, yanlarına vardığı zaman, kavmi bağırıştılar:

      “-Sende muhakkak bir yaramazlık var! Başına ne felaket geldi?”diye sordular.

Esmâ:

“-Aldatılmak, tuzağa düşürülmek! Bana:

      “-Şöyle, şöyle denildi!”diyerek kendisine söylenenleri anlattı.

Esmâ’ya:

      “-Sen, bizi Arablar içinde teşhir ettin, dillere düşürdün!”dediler.

Esmâ:

      “-Olan oldu artık! Ben şimdi ne yapayım, onu söyle?”diye sordu.

Ebû Üseydü’s-Saidi:

      “-Sen, evinde otur! Mahrem’in olmayanlardan örtünür, sakınırsın. Resûlullâh’dan sonra, hiçbir umucu, seninle evlenmeyi ummaz. Çünkü, sen, Mü’min’lerin Annelerindensin!”dedi.

Esmâ, Hz.Osman’ın halifeliği zamanında Necid’deki ev halkının yanında vefât edinceye kadar oturmuş, hiçbir yabancıya görünmemiş ve hiçbir umucu da, kendisiyle evlenmeyi ummamıştır.

Esmâ bint-i Nu’mân:

      “-Beni Şakiyye (yaramaz, bedbaht) diyerek çağırınız!”derdi. 1

Esmâ bint-i Nu’mân (r.a)’ın Kindeoğulları içerisinde birçok akrabası vardı. Güzelliği ile yanındakileri etkileyen bir hanımefendi olub, sabırlı, vakarlı ve çok dirayetli bin annemizdi.

Esmâ bint-i Nu’mân (r.a)’ın geri kalan hayatı hakkında fazla bilgi bulunmamakla beraber, varsa rivayet etmiş olduğu hadisler hakkında, bilgi yoktur. Hz.Osman (r.a)’ın hilafeti devrinde Necid’de kendi yurdunda ki, evin de vefât etti. Allâhu Â’lem, Kabri’de oradadır.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan râzı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslam Tarihi-16-93-97