Eşec El-abdi

Eşecü’l-Abdi onun künyesi’dir asıl isminin Usdü’l Ğabe’de Münzir bin el-Hâris, veya Münzir bin Âmr, olduğu söylenir ancak bazı eserlerde ise, Esec bin Abdülkays olarak da geçer. Vâkidi ye göre: O ve bereberin-dekiler Medine’ye Hicri 10. yılda gelmiştir.

Eşec El-abdi

Eşec El-abdi
اَلأ شَــجَ اَلْــعَــبْــدِي


 Baba Adı    :    Amr veya Hâris bin Ziyad.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok. Bahreyn taraflarında doğdu.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Ümâme,
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Münzir bin el-Hâris bin Ziyad bin Âsar bin Avf bin Amru bin Avf bin Cezime bin Avf bin Enmar bin Amru bin Vediâ bin Lukeyz bin Afsa bin Abdülkays bin Afsa bin Du’mi bin Cedile bin Esid bin Rebiâ bin Nizar bin Meâd bin Adnan Adnani Abdiy el-Âsariy.
 Lakap ve Künyesi    :    Eşecü’l-Abdi, Eşec Abülkays, Eşec Beni Amr’da denilir. Fakat birinci künyesiyle meşhur olmuştur.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.


Eşec El-abdi Hayatı


Eşecü’l-Abdi onun künyesi’dir asıl isminin Usdü’l Ğabe’de Münzir bin el-Hâris, veya Münzir bin Âmr, olduğu söylenir ancak bazı eserlerde ise, Esec bin Abdülkays olarak da geçer. Vâkidi ye göre: O ve bereberin-dekiler Medine’ye Hicri 10. yılda gelmiştir. Anlatılacağı gibi kimilerine göre Mekke Fethi’nden önce sekizinci yıldadır.

Bahreyn taraflarındaki Abdülkays kabilesine mesnubtur. Asıl adının Münkız olduğu da söylenmektedir. Eşec lakabını başında veya alnındaki derin bir yara izi sebebiyle almıştır. Bu lakabın ona Resûlullâh (s.a.v) tarafından verildiği de rivâyet edilmektedir. Asar aşiretine nisbetle ayrıca Asari diye anılır. Babasının adının Hâris veya Amr olduğu da kayededil-mektedir. Eşec el-Abdi, kız kardeşinin oğlu ve damadı olan Amr bin Amr bin Abdülkays el-Abkasi’yi veya Münkiz bin Hibban’ı hicretten önce hurma satmak satmak üzere Mekke’ye gönderdi. Bazı rivâyetlere göre de Eşec’in dostu olan bir rahib ona Mekke’de bir peyğamberin ortaya çıkacağını haber vermiş ve bazı özelliklerinden bahsetmişti.

Eşec rahibin söyediklerinin doğru olup olmadığını anlamak üzere Amr’ı Mekke’ye gönderdi. Amr, Resûlullâh’da bu özelliklerin mevcud olduğunu, O’nun ayrıca kendi kabilesi ve kabile ileri gelenleri hakkında geniş bir bilgiye sahib bulunduğunu gördü. Bu bilgilerin ancak ilahi bir destekle elde edebileceğini anlayan Amr, o anda İslâmiyeti kabul ederek Resûlullâh’ın kabilesine hitaben yazdığı bir mektubla geri döndü.

Amr’ın karısı Ümâme ile kayınpederi Eşec İslâmiyeti kabul etmekle beraber Resûlullâh’ın mektubunu kabile halkına vermeye cesaret edeme-diler. Fakat kısa bir süre sonra mektubu açıklayarak İslâmiyet’i yaymaya başladılar. Hicretin 8. yılında Mekke fehinden bir müddet önce veya 10. yılda, başta Eşec olmak üzere İslâmiyet’i kabul edenlerden Suhâr bin Abbas, Amr bin Mercûm el-Abdi, Şihâb bin Abdullah bin Asar, Hârise bin Câbir, Hemmâm bin Rebiâ el-Asari gibi kabile ileri gelenlerininde içinde bulunduğu bir heyet Resûlullâh’ı görmek üzere Medine’ye gitti.

Kafileye Eşec’in veya Abdullah bin Avf el-Abdi’nin başkanlık ettiği rivâyet edilmektedir. Bu iki ayrı rivâyeti telif ederek Eşecc’in adının Abdullah bin Avf el-Abdi olduğunu söyleyenler de vardır. Kafile Medine-ye girmeden önce Resûlullâh’ın onlardan bahsederek İslâmiyeti kendilik-lerinden kabul ettiklerini ve Eşec el-Abdi ile birlikte Medine’ye gelmekte olduklarını haber verdiği kaydedilmektedir. Kafile Mescid-i Nebevi’ye vardığında heyette bulunanlar hemen Resûlullâh’ın yanına koştukları hal-de Eşec el-Abdi temizlenip yeni bir elbise giydikten sonra Resûlullâh’ın huzuruna çıktı. Resûlullâh, ona, kendisinde görülen yumuşak huyluluk ve ihtiyatkârlığın Allâh ve Resûlü tarafından sevilib beğenildiğini söyledi.

Eşec bin Abdülkays anlatıyor:

“-Resûlullah (s.a.v) bana:

      “-Sen de Allâh’ın hoşuna giden iki huy vardır!” buyurdu.

      “-Nelerdir?”diye sordum.

      “-Hilm ve hayâ’dır!”buyurdular.

      “-Bu huylar, bende eskiden mi vardı, yoksa yeni mi?”diye sordum.

      “-Daha önceden vardı!”buyurdu.

Bunun üzerine ben şöyle dedim:

      “-Beni, hoşlandığı iki huy üzere yaratan Allâh’a hamd ederim!” 1

Bu iltifata çok sevinen Eşec, değerli iki özelliğe sahib olarak yaratıl-dığı için yüce Allâh’a hamdetti. On kadar Medine’de kalarak Kûr’ân-ı ve İslâmiyeti öğrenmeye çalışan Abdülkays heyeti Resûlullâh’ın kendilerine verdiği değerli hediyelerle memleketlerine döndüler. Eşec el-Abdi’nin bundan sonraki hayatı ve ölüm tarihi ve nerede vefat ettiğine dair hakkında kaynaklarda fazla bilgi yoktur. 2

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-3-1160 
2- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-11-461