Ebû Şah

Hayatının ilk dönemleri hakkında bilgi yoktur. Miladi 570 yılı civa-rında Güney Arabistan’dan Yemen’den Habeşlileri çıkarmaya çalışan Seyf bin Züyezen’e yardım etmek üzere Sâsâni Hükümdarı Hüsrev Nûşirevân tarafından gönderilen süvâriler arasında onun da bulunduğu ve o tarihten sonra Yemen’e yerleştiği rivâyet edilmektedir.

Ebû Şah

Ebû Şah
أ َبـُـو شَــا هْ


 Baba Adı    :    Bilgi yok.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok,
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Ebû Şah, İran asıllı Yemenli dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Ebû Şah Hayatı

Hayatının ilk dönemleri hakkında bilgi yoktur. Miladi 570 yılı civa-rında Güney Arabistan’dan Yemen’den Habeşlileri çıkarmaya çalışan Seyf bin Züyezen’e yardım etmek üzere Sâsâni Hükümdarı Hüsrev Nûşirevân tarafından gönderilen süvâriler arasında onun da bulunduğu ve o tarihten sonra Yemen’e yerleştiği rivâyet edilmektedir. Yemâni nisbesi yanında bazı kaynaklarda Kelbi nisbesiyle de anılması, Kelb kabilesine mensub birinin himayesine girdiği için olmalıdır.

Ebû Şah Hicri 8. Miladi 630 yılında Mekke’nin fethinde bulunmuş-tur. Ebû Şah’ın İslâm tarihinde ilk defa tanınmasına Resûlullâh’ın yaptığı bir konuşma vesile olmuştur. Câhiliye döneminde Leysoğulları’ndan bir kişi bir Huzâalı’yı öldürmüş kan davası güden Huzâalılar da Mekke fethinin ertesi günü Leysoğulları’ndan birini öldürmüşlerdi.

Bunu duyan Resûlullâh (s.a.v), hemen olay yerine giderek etkili bir konuşma yaptı ve Allâh-u Teâlâ’nın Ashâbü’l-fil’i Mekke’ye sokmadığını oraya birkaç saatliğine girme fırsatını sadece Resûlüne verdiğini, Mekke’-de olay çıkarmanın yasak olduğunu, yakını öldürülen bir kimsenin öldür-enden diyet alabileceğini veya onun hakkında kısas isteyebileceğini söyledi. Kalabalığın arasında bulunan Ebû Şah, Resûlullâh (s.a.v)’e:

      “-Yâ Resûlallâh! Bu konuşmayı benim için yazar mısınız?”diye seslendi. Resûlullâh’da:

      “-Bunları Ebû Şah için yazın!”buyurdular.

İbn-i Hacer bu olayın Mekke fethi’nden önce cerayan ettiğini ileri sürmektedir.

Ebû Şah olayı, hadislerin Resûlullâh’ın emriyle yazılması konusu “kitâbet” açısından çok önemlidir. Nitekim Ahmed İbn-i Hanbel’in oğlu Abdullah, hadislerin yazılabileceğini en iyi belirten vesikanın bu hadis olduğunu söylemektedir. Olayın kayde değer bir yanı da Ebû Şah’ın yazılı bir kültüre sahib olan İran ve Yemen’den gelmiş olması, ayrıca hadisi yine bir Yemenli olan Ebû Hüreyre’nin rivâyet etmesidir. Ebû Şah’ın ne zaman vefat ettiği bilinmemektedir. 1

Ebû Hüreyre’den demiştir ki:

“-Allâh kendi elçisine Mekke’nin fethini nasibedince Resûlullâh (s.a.v), halkın içinde ayağa kalkıp Allâh’a hamd-ü senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdu:

      “-Gerçekten Allâh, Fil ordusunu Mekke’ye girmekten men’ etmiş, fakat Resûlü ile Mü’minleri Mekke’ye girmeye muzaffer kılmıştır. Allâh, Mekke’yi sadece bana mahsus olmak üzere, gündüzün bir saatinde helâl kılmıştır. Sonra O yine Kıyâmete kadar haram kılmıştır. Ağacı kesilmez, kaybolan eşyasının almak helâl olmaz, İlân edecek olan kimsenin dışında kaybolan eşyasını almak hiç kimse için helâl değildir!”

Sahâbilerden bazıları:

      “-Yalnız, izhir müstesna değil mi yâ Resûlallâh? Çünkü evlerimiz ve kabirlerimiz için lazım olmaktadır!”dedi.

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-Yalnız izhir müstesna!”buyurdu.

Bunun üzerine Yemen’li bir zât olan Ebû Şah ayağa kalkarak:

      “-Yâ Resûlallâh! Bunu bana yazınız!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-Bunu Ebû Şah için yazınız!”buyurdular. 2

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-10-232 
2- Sünen-i Ebû Dâvûd-Bab-89-No-2017