Ebû Kuhafe Osman Bin Amr

Hz.Ebû Bekr (r.a)’in babası, Osman bin Amr, Ebû Kuhafe, takriben Miladi 538 yılında Mekke’de doğmuştur. Babasının adı;Amir bin Amr dır. Annesinin adı ise; Âmine bint-i Abdüluzza el-Adeviye veya Kayle bint-i Eza bin Riyah olarakta geçer.

Ebû Kuhafe Osman Bin Amr

Ebû Kuhafe Osman Bin Âmr
أبُـو قُــحَـا فَـةُ عُــثْــمَـا نُ بْــنُ عَـا مْـر


 Baba Adı    :    Âmir bin Amr.
 Anne Adı    :    Âmine bint-i Abdüluzza el-Adeviye. Veya Kayle bint-i Eza bin Riyah bin Abdullah bin Rezah bin Adi bin Ka’b dır.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 538. yıl Mekke’de doğdu.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 14.yıl, Miladi 635.yılda Mekke’de 97 yaşlarında vefât etti. Kabri, Mekke’de Cennetü’l-Muâlla’da dır.
 Fiziki Yapısı    :    Görme engelli âmâ idi.
 Eşleri    :    1-Ümmü’l-Hayr Selma bint-i Sahr 2-Hind bi-nt-i Nukeyd bin Büceyr bin Abd bin Kusay.
 Oğulları    :    Hz.Ebû Bekrı’s-Sıddik (r.a) ve Abdullah.
 Kızları    :    1-Ümmü Ferve 2-Kureybe 3-Ümmü Âmir.
 Gavzeler    :    Ğazvelere katılamadı.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Hicret edemedi.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Medine’ye gelemediği için kardeşi yoktur.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Ebû Kuhafe Osman bin Amir bin Amr bin Kâ’b bin Sa’d bin Teym bin Mürre el-Kureyşî et-Teymi’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Kuhafe.
 Kimlerle Akraba idi    :    Hz.Ebû Bekr (r.a)’in babasıdır.



Ebû Kuhafe Osman Bin Amr Hayatı

Hz.Ebû Bekr (r.a)’in babası, Osman bin Amr, Ebû Kuhafe, takriben Miladi 538 yılında Mekke’de doğmuştur. Babasının adı;Amir bin Amr dır. Annesinin adı ise; Âmine bint-i Abdüluzza el-Adeviye veya Kayle bint-i Eza bin Riyah olarakta geçer. Künyesi; Ebû Kuhafe’dir. Hanımı ise; Selma bint-i Sahr Ümmü’l-Hayr Kabile neseb ve soyu şöyledir; Ebû Kuhafe Osman bin Amir bin Amr bin Kâ’b bin Sa’d bin Teym bin Mürre el-Kureyşi et-Teymi dir.

Hicretin 14. Miladi 635 yılında oğlu Ebû Bekr’ın vefatından sonra Hz.Ömer devrinde doksan yedi yaşlarında iken Mekke’de vefât ederek yine Mekke’deki Cennetü’l-Muâlla Kabristanı’na defnedilmiştir.

Ebû Kuhafe, hanımı Ümmü’l-Hayr’ın ilk Müslümanlardan olmasına rağmen, kendisi manasız inad edib, o günlerde Müslüman olamamıştı. Ancak Mekke’nin fethinden sonra oğlu Ebû Bekr tarafından Resûlullâh (s.a.v)’e getirilerek Müslüman olmuştur. Bu kadar, uzun yıllar beklemek ise, tabii olarak Hz.Ebû Bekr’i çok üzmüştü.

Esmâ bint-i Ebû Bekr (r.a) anlatıyor:

“-Babam Ebû Bekr (r.a), Resûlullâh (s.a.v) ile beraber Mekke’den Medine’ye hicret ederken, beş veya altı bin dirhem olan bütün parasını da yanına aldı. Onlar gittikten sonra, dedem Ebû Kuhafe bize geldi. Gözleri görmüyordu. Bize:

      “-Vallâhi, Ebû Bekr kendisiyle beraber, servetini de götürerek sizi üzdü!”dedi.

Ben o zaman:

      “-Hayır dedeciğim! O, bize çok miktarda mal bıraktı!”dedim.

Ve bir sürü taş toplayıp, babamın servetini koyduğu köşeye koydum. Sonra da üstlerine bir örtü örttüm. Ve dedemin elinden tutarak:

      “-Dedeciğim, elini şu paraların üstüne koy!”dedim. Elini koydu ve:

      “-Eğer, size bunu bıraktıysa çok iyi, mesele yok!” dedi.

Şunu iyi belirteyim ki, babam Ebû Bekr bize hiçbir şey bırakmadı.

Fakat, ben bu yaşlı adamı teskin etmek için böyle yaptım!”der 1

Hz.Ebû Bekr (r.a), Mekke’de iken kurtulmalık parasını verip zayıf câriye kadın ve erkek köleler satın alır, Allâh rızası için azad ederdi. Babası Ebû Kuhafe, ona, bu azadlarla ilgili şöyle demişti:

      “-Ey oğulcuğum görüyorum ki sen birtakım zaif köleler satın alıp azad ediyorsun. İyi hoşta keşke arkanı koruyacak kimseler satın alsaydın. Yani güçlü dayanıklı kimselere yatırım yapsaydın?!”

Hz.Ebû Bekr (r.a):

      “-Ey sevgili babacığım! Ben, ancak yapmak istediğim şeyi yapmak isterim!”dedi.

Babası:

      “-Neymiş o?”dedi.

Hz.Ebû Bekr (r.a):

      “-Ben bunu arkamı korumak için yapmıyorum! Ben, ancak Allâh katında olanı istiyorum!” 2

Mekke fethi sırasında, Üsame bin Zeyd (r.a) anlatır:

      “-Yâ Resûlallâh! Yarın, Mekke’de nereye ineceğiz? Mekke’de nere-ye ineceksin, evine mi?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Akil bin Ebû Talib, bize, orada evden, barktan bir şey mi bıraktı ki?! Allâh, inşallah fethi bize nasib edince, ineceğimiz yer, Hayf’dır ki orada, Benî Kinânelerle Kureyşliler, Haşimoğulları ile Muttaliboğullarına karşı küfür üzerine anlaşmışlardı!”buyurdu.

Resûlullâh, Zi-Tuva’da bulunduğu ve Mekke’ye harekete hazırlan-dığı sırada, Hz.Ebû Bekr’in babası Ebû Kuhafe, çocuklarının en küçüğü olan kızı Kureybe’ye:

      “-Ey kızcağazım! Beni, Ebû Kubeys dağının üzerine çıkar!”dedi.

Kızı Kureybe, onu, elinden tutub Ebû Kubeys dağının üzerine çıka-rınca, Osman bin Amr Ebû Kuhafe:

      “-Ey kızcağızım! Bak neler görüyorsun?”diye sordu.

Kızı Kureybe:

      “-Kapkara bir topluluk görüyorum!”dedi.

Ebû Kuhafe:

      “-Onlar, süvarilerdir!”dedi.

Kızı Kureybe:

      “-O karaltının önünde giden gelen bir adam görüyorum!” dedi.

Ebû Kuhafe:

      “-O, orduyu saf düzenine koyan, düzelten alay çavuşudur. Ey kızca-ğazım! Sen, bir daha bak neler görüyorsun?”diye sordu.

Kız:

      “-Vallâhi, karaltı dağıldı!”dedi.

Ebû Kuhafe:

      “-Askerler, bölüklere ayrıldı! Biliyorum vallâhi. Süvarilere emir verildi. Eve, eve dönelim! Beni, acele evime ulaştır!”dedi.

Kureybe, gördükleri şeylerden korkmaya başlamıştı. Ebû Kuhafe:

      “-Ey kızcağazım! Korkma! Vallâhi, kardeşin Atik (Hz.Ebû Bekr), Muhammed’in yanındaki Ashâbı’nın seçkinlerindendir!”diyerek kızını teselli ediyordu.

Ebû Kuhafe Osman bin Amr, daha evine ulaşamadan süvariler gelip kavuştular. Süvarilerden birisi, kızı Kureybe’nin boğazındaki gümüşten gerdanlığı koparıb aldı. 3

Allâh’ın Resûlü Mekke’nin fethinden sonra Mekke’ye girip ortalık yatıştıktan kısa bir süre sonra Kâbe’de oturunca, Ebû Bekr, babası Ebû Kuhafe’yi Resûlullâh’a getirdi. Resûlullâh Ebû Bekr’in babasını görünce:

      “-Yâ Ebû Bekr! İhtiyara eziyet etme, ben onun yanına geleyim!” dedi. Ebû Bekr de:

      “-Yâ Resûlallâh! Onun, Sana gelmesi, Senin, ona gelmenden daha doğrudur!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v), Ebû Kuhafe’yi önüne oturttu. Elini, onun kalbine koydu sonra:

      “-Yâ Ebû Kuhafe! Müslüman ol, selâmet bulursun!”buyurdu.

Ebû Kuhafe şehâdet getirerek iman ederek Müslüman oldu, Ebû Kuhafe, Resûlullâh’ın huzuruna getirildiğinde saçı, sakalı kar gibi bem beyaz dı. Bunu gören Resûlullâh, Ebû Kuhafe’ye iltifat ederek:

      “-Bu beyazlığı siyahtan başka bir boya ile boyayın!”buyurdu. 4

Başka bir rivayette ise şöyle denir:

“-Hz.Ebû Bekr, babası Ebû Kuhafe’yi elinden tutarak Mescid-i Haram’a getirdi. Resûlullâh, onu görünce:

      “-Şeyhi evinde bıraksaydın buraya kadar yormasaydın da kendisinin yanına ben varsaydım olmaz mıydı?”buyurdu.

Hz.Ebû Bekr (r.a):

      “-Yâ Resûlallâh! Senin, ona kadar yürümenden, onun sana kadar yürüyüp gelmesi daha lâyık, daha uygundur!”dedi.

Ebû Kuhafe gelince, Resûlullâh, onu önüne oturtup göğsünü sığadı. Daha sonra da:

      “-Yâ Ebû Kuhafe! Müslüman ol, selâmete er!”buyurdu.

Ebû Kuhafe hemen Müslüman oldu, şehadet getirdi. Hz.Ebû Bekr kalkıp bacısının elinden tuttu.

      “-Allâh ve İslâmiyet aşkına! Bacımın gerdanlığını geri veriniz!”diye orada seslendi. Hiç kimseden ses çıkmayınca:

      “-Ey bacıcığım! Gerdanlığının karşılığını, Allâh’dan dile! Vallâhi bu gün insanlarda emanet duygusu pek azdır!”dedi. 5

Enes bin Mâlik (r.a) anlatıyor:

“-Mekke fethinden sonra babası Ebû Kûhafe İslâm üzerine bey’at için Resûlullah (s.a.v)’e elini uzattığında, Ebû Bekr ağlamaya başladı.

Resulullah (s.a.v):

      “-Niçin ağlıyorsun?” diye sorunca,

Ebû Bekr (r.a):

      “-Babamın yerine, amcan Ebû Tâlib’in müslüman olmak üzere bey’ at için elini uzatması ve, Allâh’ın seni sevindirmesi benim daha çok hoşuma giderdi de, onun için ağlıyorum!” dedi. 6

Ebû Kuhafe Müslüman olduktan sonra, Hz.Ebû Bekr büyük bir sevinç içinde babasının elinden tutarak onu alıp evine getirdi. Evde âdeta bir bayram sevinci vardı. Zira Hz.Ebû Bekr (r.a)’in sülalesi içinde İslâm olmayan hiçkimse kalmamıştı.

Ebû Kuhafe (r.a), oğlu Hz.Ebû Bekr (r.a)’i ve onun arkadaşı olan Resulullah’ı da çok severdi. Ancak, atalarının dinine bağlılığının verdiği taassubdan dolayı ata dinini terkedip yeni dine girmek, gözleri görmeyen Ebû Kuhafe’ye oldukça zor gelmişti. Fakat gerek onun hanımı Ümmül Hayr’ın ve gerekse oğlu, ile gelini Ümmü Ruman’ın ve torunlarından bazılarının İslâm olmasına hiç itiraz etmemişti. Hatta oğlunu korumak için elinden gelen ğayreti de göstermeye çalışmıştır.

Hz.Ebû Bekr, birkaç kere babasına İslâm olması için rica etti ise de bir türlü onun İslâmiyet’i kabul etmesini sağlayamadı. Hicret-i Nebeviye esnasında Medine’ye hicret ederken babasının geçimini garanti altına almıştı. Bu suretle babasını üzmeden ve kırmadan hicret etti. Aradan sekiz yıl geçtikten sonra, Mekke fethi sırasında babası Ebû Kuhafe. ancak hidayete ererek İslâm oldu.

Hz.Ebû Bekr hicretin onbirinci senesinde Müslümanların halifesi iken, Hz.Ömer (r.a)’i o yıl Müslümanlara Hac Emîri olarak tayin etti. Kendisi ise, hicretin onikinci senenin Receb ayında Umre yaptı. Bu Umre için gittiğinde bir kuşluk vakti. Mekke’ye girdi. Babası Ebû Kuhafe, kendi evinin kapısı önünde otururken baba evine geldi. Ebû Kuhafe yanında iki gençle sohbet ediyordu ki, birden o iki genç:

      “-Ya Ebâ Kühâfe! Oğlun, Ebû Bekr geldi!”dediler.

Bunu duyan Babası Ebû Kuhâfe (r.a) ayağa kalktı. Hz.Ebû Bekr’de, babasına hürmeten devesini yere çöktürmek için acele etti. Ve, devesi henüz yere çökmeden üzerinden atlayarak:

“-Babacığım, ne olur ayağa kalkma, yorulma! demeye başladı. Sonra babasını kucakladı. Bir müddet onu bırakmadı. Babasının alnından öptü. İhtiyar babası, oğlunun gelişine çok sevindi. Useyd, ve Suheyl bin Amr, İkrime bin Ebû Cehl, Hâris bin Hişam’da Mekke’ye gelmişlerdi. Bunlar, Hz.Ebû Bekr (r.a)’in yanına gelerek:

      “-Es-Selâmün âleyküm! Ey, Allâh Resûlü’nün Halifesi!”

Diyerek, Mü’minlerin halifesini selâmladılar. Hepsi teker, teker onun elini sıktı. Onlar, Resûlullâh’ın adını anınca Ebû Bekr ağlamaya başladı. Bu dört kişi, sonra da Ebû Kuhafe’ye selâm verdiler.

Ebû Kuhafe (r.a):

      “-Yâ Ebâ Bekr! Bunlara iyi muamele et!”dedi.

Hz.Ebû Bekr (r.a):

      “-Babacığım, güç ve kuvvet, ancak Allâh’ın dır. Üzerime büyük bir mesuliyet aldım. Allâh’ın yardımı olmadan, bu mesuliyetin altından kalka-mam!”dedi.

Sonra içeri girdi. Yıkanıp dışarıya çıktı. Arkadaşlarına:

      “-Yavaş, yavaş yürüyün!”dedi.

Daha sonra kendisi de, önünden gidenlere yetişti. Hz.Ebû Bekr (r.a) gelirken, arkadaşları, onun Resûlulâh’ın yanında bulunmakla kazandığı şereflerden bahsediyorlardı. Bu ziyaret Ebû Bekr (r.a)’ın Mekke’ye son gelişi ve Babası Ebû Kuhafe (r.a)’ı da son görüşüydü!

Hz.Ebû Bekr (r.a), vefât ettiğinde babası Ebû Kuhâfe (r.a) hayatta idi. Oğlunun vefât haberini duyduğunda çok üzüldü ve:

      “-Halife Ebû Bekr’in vefatı Müslümanların başına gelen büyük bir musîbettir!”dedi.

Ebû Kuhafe (r.a)’ın hayatının bundan sonraki dönemi ise daha az bilinmektedir.

İbn-i Kuteybe:

Ebû Kuhafe (r.a)’ın Müslüman olduktan sonra Medine’ye gittiğini ve ölünceye kadar orada kaldığını söyler.

İbn-i Sa’d ise:

Mekke’den hiç ayrılmadığını ve Hicretin 14.yılı Muharrem ayında Miladi 635 yılının Mart ayında, oğlu Ebû Bekr’in vefâtından takriben bir yıl kadar sonra Mekke’de vefât ettiğini söylemektedir. Doksan yaşını aşkın bir âmâ olması sebebiyle İbn-i Sa’d’ın rivayetinin gerçeğe daha yakın ve uyğun olduğu söylenebilir.

Kendisinden bir yıl önce vefât eden oğlu Hz.Ebû Bekr (r.a)’ın mir-asından kendi hissesine düşen payı torunlarına bıraktı. Abdullah adında bir oğlu daha vardı ancak erken vefat ettiği sanılıyor. Ebû Bekr den başka Ümmü Ferve, Kureybe ve Ümmü Âmir adlarında üç tane kızının olduğu söylenir. Ümmü Ferve el-Eş’âs bin Kays (Ma’dikerib) ile evlenmiştir. Ümmü Âmir ise Âmir bin Ebû Vakkas ile evlenmiştir. Kureybe ise Kays bin Sa’d bin Ubade ile evlenmiş daha sonra Temimi Dari ile evlenmiştir.

Hadis kitablarında ondan rivâyet edilen herhangi bir hadise rastlan-mamaktadır. Hadis kitablarında Ebû Kuhafe ile ilgili olarak sadece, Mekke fethedildiği gün Resûlullâh (s.a.v)’ın onun bembeyaz saç ve sakalının siyah olmamak kaydıyla uyğun bir renge boyanmasını istediği kaydedilmektedir. 7

Ebû Kuhafe (r.a)’ın Kabri Mekke’de Cennetü’l Muâlla kabristanlı- ğında olduğu bilinmektedir. Hanımı Selma Ümmül Hayr ise kendisinden bir müddet sonra vefât etmiştir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan râzı olsun



1- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-2-753 
2- M.Âsım Köksal İslam Tarihi-4-100 
3- M.Âsım Köksal İslam Tarihi-15-242-243 
4- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-1-81 
5- M.Âsım Köksal İslam Tarihi-15-302 
6- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-3-924 
7- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-10-178