Ebû Ahmed Abd bin Cahş (r.a)

Ebû Ahmed Abd bin Cahş (r.a) Mekke’de doğdu. Ancak hangi yılda doğduğu bilinmemektedir. Babası: Cahş bin Riyâb, bin Yâ’mer. Annesi ise, Resûlullâh (s.a.v)’in halası Ümeyme bint-i Abdülmuttalib bin Hâşim bin Abdimenaf bin Kusayy’dır.

Ebû Ahmed Abd bin Cahş (r.a)

Ebû Ahmed Abd Bin Cahş
أبُـو أَحْـمَــدْعَــبْــدُ بْــنُ جَــحْــش


 Baba Adı    :    Cahş bin Riyâb.
 Anne Adı    :    Ümeyme bint-i Abdülmuttalib,
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 590. yılda Nübüvvetten 20 yıl kadar önce Mekke’de doğmuştur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicretin 20. Miladi 641 yılında Medine’de vefat etti. Kabri, Medine’de Cennetü’l-Baki dedir.
 Fiziki Yapısı    :    Gözleri âma idi. Fakat çok iz’ânlı olduğu için Mekke’de yardımcısız dolaşırdı. Aynı zamanda, şair idi
 Eşleri    :    Ebû Süfyan’ın kızı Fâria veya Füray’a.
 Oğulları    :    Abdullah.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Gözleri A’ma idi, ancak yine de bazı sefer-lere katıldığı da söylenir, Mekke Fethi Yemâme Savaşı gibi….
 Muhacir mi Ensar mı    :    Mekke, 2. Habeşistan, Medine, Muhacirdir.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Ebû Ahmed Abd bin Cahş bin Riyâb bin Yâ’mer bin Sabire bin Mürre bin Kesir bin Ğanm bin Dûdan bin Esed bin Huzeyme bin Müdrike bin İlyas bin Mudar’dır.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Ahmed.
 Kimlerle Akraba idi    :    Abdullah, Zeyneb, Ümmü Habibe, Hamne bint-i Cahş’ların kardeşleri, Resûlullâh (s.a.v)’ın halası oğlu, ve kayın-biraderi, Hz.Abbas, ve Hz.Hamza’nın yeğenleridir.



Ebû Ahmed Abd Bin Cahş Hayatı

Ebû Ahmed Abd bin Cahş (r.a) Mekke’de doğdu. Ancak hangi yılda doğduğu bilinmemektedir. Babası: Cahş bin Riyâb, bin Yâ’mer. Annesi ise, Resûlullâh (s.a.v)’in halası Ümeyme bint-i Abdülmuttalib bin Hâşim bin Abdimenaf bin Kusayy’dır. Resûlullâh (s.a.v) ile dayı hala çocukları olmak-taydılar. Kabile neseb ve soyu ise: Ebû Ahmed Abd bin Cahş bin Riyâb bin Yâ’mer bin Sabire bin Mürre bin Kesir bin Ganm bin Dudan bin Esed bin Huzeyme bin Mudrike bin İlyas bin Mudar’dır.

Ebû Ahmed bin Cahş’ın Asıl ismi; Abd, künyesi Ebû Ahmed’dir. Bazı kaynaklarda onun isminin Abdullâh olduğu söylense’de aslında Abdullah onun kardeşidir. doğrusu Ebû Ahmed Abd bin Cahş’dır. Bunlar üç erkek kardeş idiler, Abdullah, Ubeydullah ve Ebu Ahmed Abd bin Cahş’dır. üç tane kız kardeşleri vardı, Zeyneb, Ümmü Habibe, ve Hamne bint-i Cahş’dır.

Kabilesi, Cahiliye devrinde Benî Abdişşems kabilesinin veya bu kabileden Harb bin Ümeyye’nin halifi andlaşmalısı idi. Harb bin Ümeyye ise, meşhur Ebû Süfyân Sâhr bin Harb’ın babasıdır. Ebû Süfyan ise Ebû Ahmed ve diğer kardeşi Ubeydullah’ın kayın babaları dır. Hanımı Ebû Süfyan’ın kızı Fâria bint-i Ebû Süfyan, Ubeydullah’ın hanımı ise meşhur Mü’minlerin annesi Ümmü Habibe’dir.

Ebû Ahmed bin Cahş (r.a), İslâm dinine ilk giren zevat arasındadır. Resûlullâh (s.a.v), Darü’l-Erkam’a girib de orada, halkı İslâmiyete gizlice dâvete başlamasından önce Müslüman olmuştur. Sabikunu evvelindendir. Müslüman olduktan sonra Mekke’deki evlerini kapatarak aile efradları ile ikinci Habeşistan muhacirleri ile Habeşistan’a hicret etmişlerdir. Bilahere Mekke’ye geri gelib sonra da Medine’ye hicret etmişlerdir.

Bazı kaynaklarda ise: Ebû Ahmed Abd bin Cahş diğer kardeşleri ile Habeşistan’a hicret etmedi. Bunun da sebebi: onun hanımı Fâria bint-i Ebû Süfyan, Ebû Süfyan’ın kızı olduğu için ona hiç bir kimse ilişemezdi. Veya kendisinin şair ve gözleri görmez olduğu için hiç kimse ona zarar vermezdi. Allâh-u Â’lem ikinci rivâyet daha doğru olsa gerek. Zira diğer kardeşi Ubeydullah’da Ebû Süfyan’ın damadı olup, onun kızı Ümmü Habibe ile evliydi.

Ebû Ahmed bin Cahş (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ın halası Ümeyme’nın oğlu olmakla beraber aynı zamanda Ezvac-ı Tâhirattan olan kız kardeşi Zeyneb bint-i Cahş (r.a)’ın kardeşidir. Zeyneb bint-i Cahş ise; ilk önce Zeyd bin Hârise ile evlendi, daha sonra ondan boşanıb Resûlullâh (s.a.v) ile evlendi. Ebû Ahmed bin Cahş, dolayısıyla Resûlullâh (s.a.v)’ın kayın biraderi olurdu.

Erkek kardeşlerinden, Abdullâh bin Cahş (r.a), Uhud Savaşı’nda şehid oldu. Bir diğer erkek kardeşi hem de bacanağı olan, Ubeydullâh bin Cahş’dır. Ubeydullâh bin Cahş, maalesef Habeşistanda muhacir olarak bulunduğu sırada irtidat edip kâfir olarak öldü. Dul kalan hanımı Ümmü Habibe’yi de daha sonraki yıllarda Resûlullâh (s.a.v) nikahladı ve Ümmü Habibe Ezvac-ı Tâhirattan oldu. Kız kardeşlerinden Ümmü Habibe ise; Abdurrahman bin Avf’ın hanımıdır. Diğer kız kardeşi ise; Hamne bint-i Cahş’dır. O da ilk önce Uhud şehidi Mus’ab bin Ûmeyr’ın hanımı idi. Mus’ab’ın Uhud’da şehadetinden sonra Talha bin Ubeydullâh ile evlendi.

Çok İyi bir şâir olan ve şiirleriyle bazen kayın babası Ebû Süfyan’a dahi hücüm eden, Ebû Ahmed bin Cahş (r.a)’ın gözleri önceleri sağlamdı. Daha sonradan âma olmuştur. Ebû Ahmed (r.a) kardeşleri ile iman ettikten sonra bir çok sıkıntılar yaşadı.

Abdullâh İbn-i Abbas (r.a) der ki:

“-Ebû Ahmed bin Cahş, en son hicret eden âma bir zât idi. Hicret etmeye karar verdiği zaman, hanımı Ebû Süfyan’ın kızı Fâria, bu kararını hoş karşılamadı. Onu yanıltarak Medine’den başka bir yere hicret etme-sini tavsiye etmeye başladı. Bunun üzerine kardeşi Abdullâh bin Cahş Kureyş’den habersiz, âilesini ve malını alıp, Mekke’den çıktı Medine’ye Allâh’ın Resûlü’nün yanına geldi. Bunu fırsat bilen Ebû Süfyan, Abdullâh bin Cahş ve kardeşlerinin Mekke’de ki, evlerini sattı. Bu satış sırasında, Ebû Cehl, Ûtbe bin Rebia, Şeybe bin Rebia, Abbas bin Abdulmuttalib, Huvaytıb bin Abduluzza’da oradaydı. Ortada tabaklanmış deriler vardı. Utbe bin Rebia, gördüğü bu terk edilmişliğe ve bu perişanlığa dayana-mıyarak ağladı, ve şu beyti okudu.

      “-Bir ev uzun müddet tertipli düzenli olsa bile oraya da felaket ve ğariblik gelir yerleşir!”

Ebû Cehl, Abbas’a dönerek:

      “-Bunları başımıza getiren sizsiniz!” dedi.

Allâh’ın Resülü Mekke fethi günü Mekke’ye girdiğinde Abdullâh bin Cahş’ların evlerini aramaya başladı. Resûlullâh (s.a.v), Hz.Osman’a birşeyler söyledi. O da, Ebû Ahmed’in yanına gelerek, bir kenara çekib, bu sözleri ona, gizlice söyleyince, Ebû Ahmed evini aramaktan vazgeçti. Resûlullâh (s.a.v) bir yere yaslanmış dururken Ebû Ahmed şöyle diyordu:

      “-Mekke ne güzel! Ben bu vâdi de artık kılavuzsuz gezebiliyorum. Burada beni ziyaret edenler çok. Artık buraya yerleşmiş durumdayım!”

Ebû Seleme’den sonra Medine’ye ilk gelenler Âmir bin Rebia ve Abdullâh bin Cahş idiler. Abdûllâh kardeşlerini ve âilesini yanına aldı. Kardeşi Ebû Ahmed gözleri âma bir zattı. Fakat, kılavuzsuz Mekke’nin her tarafını gezerdi. Kendisi aynı zamanda şair idi. Karısı Ebû Süfyan’ın kızı Fâria idi. Annesi Abdulmuttalib’in kızı Ümeyme idi. Hicret etmeleri sebebiyle, Cahş sülâlesinin Mekke’deki evleri kapalı kaldı. Ebû Ahmed hicretleri’nde şu şiiri yazdı:

“-Oğlum Ahmedin annesi, hanımım Fâria, benim Allâh’ın himaye-sinde gideceğimi anladığı zaman:

      “-Mutlaka hicret edeceksen başka yere git. Yesrib’e gitme!”dedi.

Ben ise ona:

“-Bugün niyetimiz Yesrib’e dir. Allâh’ın dediği olur. Kul, bineğine binmiştir. Allâh’a ve Resûlü’ne teslim oldum. Kim bir gün Allâh ve Resûlü’ne yönelirse asla zarar etmez. Nice samimi dostlardan ayrıldık. Yol gösterenlerden birisi de, Göz yaşları döküp ağıt yakıyor. Görüyorsun ki, zulüm, bizi memleketimizden uzaklaştırıyor. Biz ise, güzel şeyler arıyoruz. Ganm sülalesini her şey kendilerine ayan beyan olduğu zaman, canlarını hakikatı korumaya davet ettim. Onlar ise kendilerini hakikat ve kurtuluşa davet edenin çağrısına, Allâh’a hamd ederek koşup toplandılar.

Biz ve yanımızdaki dostlarımız, az kalsın doğru yoldan ayrılıyorduk. Silâhla bize yardım ettiler. İki dalga halinde harbe hazırlandılar. Birisi haklı ve doğru yolda. Öbürü haksızdı. Haddi aşarak yalan söylediler. Şeytan onları haktan ayırdı, Hüsrana uğradılar. Hüsrana uğratıldılar. Resûlullâh’ın sözünü yerine getirdiler. Bizim hakka bağlanmamız güzel oldu. Güzel kabul edildi. Onlarla yakın akrabalığımız vardı. Hakka yaklaşılmadıktan sonra akrabalığın ne önemi var! Bizden sonra hangi yeğeni-miz size sığınır? Benden sonra hangi hısımınız sizi gözetir? Bir gün birbirimizden ayrılıp ,işlerimizin hesabını verirken hangimizin doğru olduğu bilinecektir. 1

Başka bir Rivâyette ise:

Ebû Ahmed bin Cahş, Ebû Sûfyan’ın damâdı idi. Kadın erkek bütün Cahş âilesi, Mekke’deki evlerini, Barklarını bırakıp Medine’ye hicret ettikleri zaman, Ebû Süfyan onların andlaşmalıları olmasına rağmen evlerine el koymuştu. Damadı Ebû Ahmed’in evini Amr bin Alkama’ya dörtyüz altına satmıştı. Ebû Ahmed, bunu haber alınca, söylediği uzun bir şiirle Ebû Sûfyan’ı kınamıştı.

Resûlullâh (s.a.v), Mekke fethinden sonra fetih hutbesini irad edip bitirdiği zaman, Ebû Ahmed, Mescid-i Harem’ın kapısında, devesinin üzerinde:

      “-Allâh aşkına ey Abdi Menafoğulları! Sizinle olan andıma riayet ediniz! Allâh aşkına ey Abdi Menafoğulları! Evimi geri veriniz!”diyerek bağırmaya başladı.

Resûlullâh (s.a.v), Hz.Osman’ı yanına çağırdı bir şey söyleyip onu sevindirdi. Hz.Osman (r.a) ’da Ebû Ahmed’e kadar gitti. Onu sevindirdi. Bunun üzerine, Ebû Ahmed, devesinden inip halk ile oturdu. Ebû Ahmed bundan sonra Allâh’a kavuşuncaya kadar, bu evden bir daha söz ettiği duyulmadı. Ebû Ahmed’e:

      “-Sana, Resûlullâh (s.a.v), ne söyledi?”diye sorulmuştu.

      “-Sabredersen senin için hayırlı olur. Bu evine karşılık sana cennet-te bir köşk var!”buyurdu.

Bende:

      “-Sabrederim!”dedim demiştir.

Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatından sonra, Hz.Osman’a:

      “-Fetih günü, Ebû Ahmed’in sözü üzerine, Resûlullâh (s.a.v) sana ne söylemişti?”diye soruldu.

Hz.Osman (r.a):

      “-Ben Resûlullâh (s.a.v)’ın sağlığında ondan söz etmedim. Vefatın-dan sonra söz edermiyim hiç!”dedi.

Ebû Ahmed’in ev halkı da:

“-Resûlullâh (s.a.v)’ın, Ebû Ahmed’e:

      “-Evine karşılık sana cennette bir ev var!” buyurdu demişlerdir. 2

Ebû Ahmed (r.a) Resûlullâh (s.a.v) ile bazı seferlere iştirak ettiği söylenir. Buna örnek, Mekke fethi gibi, Resûlullâh (s.a.v)’le Vedâ Haccını idrak etti Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatlarından sonra, Hz.Ebû Bekr (r.a)’in zamanında mürtedlerle yapılan savaşlara katıldı. Hz.Ömer zamanında yine bazı seferlere katıldı.

Abdullâh bin Ebû Selit (r.a) dan:

“-Resûlullâh (s.a.v)’ın hanımı olan, ve aynı zamanda Ebû Ahmed’in bacısı olan, Zeyneb bint-i Cahş (r.a) vefat ettiği zaman, Ebû Ahmed bin Cahş’ı, Zeyneb’in tabutunu taşırken gördüm, ağlıyordu. Ağlamasını işiten Halife Hz.Ömer (r.a):

      “-Ebû Ahmed! Tabuttan uzaklaş cemaat seni sıkıştırmasın. Zeyneb-’in tabutunu taşımak için kalabalık fazlalaşıyor!”dedi

Ebû Ahmed (r.a) ise:

      “-Yâ Ömer! Bu her türlü hayır ve bereketi sayesinde kazandığımız kız kardeşimizdir! Bu ağıt yüreğimizdeki ateşi soğutuyor!”deyince

Halife Hz.Ömer (r.a):

      “-Öyle ise ağlamaya devam et!” dedi. 3

Hicri 20. yılda, Hz.Ömer zamanında bacısı Zeyneb bint-i Cahş’dan bir müddet sonra, vefat ederek Medine’de Cennetü’l Bâki’ye defn edildi.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-1-353-354 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-15-300 
3- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-3-1197