Dimâd Bin Sa’labe El-ezdi

Dimad bin Sa’leb el-Ezdi’nin Hangi tarihlerde ve nerede doğduğuna dair elimizde bilgi bulunmamaktadır. Kendisi Yemen’in Ezd-i Şenûe kabile-si reisiydi. Resûlullâh (s.a.v) ile dostluğu ta câhiliye devrine kadar uzanır.

Dimâd Bin Sa’labe El-ezdi

Dimâd Bin Sa’labe El-ezdi
ضِــمَـا دُ بْــنُ ثَـعْــلَـبَـةُ اْلأ زْدِي


 Baba Adı    :    Sa’lebe el-Ezdi.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Yemen’de doğdu.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Dımâd bin Sa’labe el-Ezdi, Şenûe’dır.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Dimâd Bin Sa’labe El-ezdi Hayatı

Dimad bin Sa’leb el-Ezdi’nin Hangi tarihlerde ve nerede doğduğuna dair elimizde bilgi bulunmamaktadır. Kendisi Yemen’in Ezd-i Şenûe kabile-si reisiydi. Resûlullâh (s.a.v) ile dostluğu ta câhiliye devrine kadar uzanır. Tebabet ve kehanetle uğraşan Dimâd, İslâmiyet’in yayılmaya başladığı yıllarda Umre yapmak için Mekke’ye gelmişti. Kendisi câhiliye devrinde Resûlullâh (s.a.v)’ın kadim dostu idi. Doktorluğa özenir, delilere okur, ilim elde etmeğe çalışırdı.

Dımâd, Mekke’ye gelince, Ebû Cehil, Utbe bin Rebia, ve Ümeyye bin Halef’in bulunduğu bir mecliste oturur. Ebû Cehl hemen söze başlar:

      “-Şu Muhammed denen adam, topluluğumuzu dağıttı, akıllarımızı akılsızlık saydı. Ölüb gitmiş olan, baba ve atalarımızı, dâlalete düşmüş saydı. İlahlarımıza dil uzattı!”dedi.

Ümeyye bin Halef’de:

      “-O, hiç şübhesiz deli bir adamdır!”dedi.

Dımâd bin Sa’lebe, müşriklerin:

      “-Muhammed delidir!”dediklerini işitince kendi kendine:

      “-Ben, gidib şu zatı bir göreyim, O’nu tedavi edeyim. Belki Allâh O’na benim ellerimle şifa verir!”diyerek müşriklerin meclisinden kalktı.

O gün Resûlullâh (s.a.v)’ı aradı bulamadı. Ertesi gün tekrar aramağa çıktı, ve, nihayet O’nu buldu:

      “-Yâ Muhammed! Ben, deliliği tedavi ederim. İstersen seni de tedavi edeyim. Belki Allâh, sana şifâ verir! Ben, delirenlere’de okurum. Allâh benim ellerimle dilediğine şifâ verir. Okumamı ister misin? Gel sana da okuyayım. Sen, üzerindekini gözünde büyütme. Ben, senden daha ağırla-rını tedavi edib kurtardım. Ben, senin hakkında, kavminin akıllarını akıl-sızlık saymak topluluklarını dağıtmak. Onlardan ölmüş gitmiş olanların, dalelet içinde bulunduklarını ileri sürmek. İlahlarını ayıplamak gibi bir takım kötü huylardan bahs ettiklerini işittim. Bunu, kendisinde delilik bulunan adamdan başkası yapmaz!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v), Dımâd’a şöyle icabet etti:

      “-Hamd O, Allâh’a mahsusdur! Biz, O’na hamd eder. Yardımı ve yarğılamayı’da O’ndan dileriz! Nefislerimizin şerlerinden’de Allâh’a sığınırız! Allâh’ın doğru yola eriştirdiğini saptıracak yoktur! Şübhesiz bilir ve bildiririm ki, Allâh’dan başka İlâh yoktur! O, Bir’dir, ve Tek’tir. Yine şüphesiz bilir ve bildiririm ki, Muhammed O’nun kulu ve elçisidir!”

Resûlullâh.(s.a.v)’ın bu sözleri Dımâd el-Ezdi’nin çok hoşuna gitti:

      “-Ben, hiçbir zaman bundan daha güzel bir kelâm dinlememiştim. Şu sözlerini bana tekrarlasana!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v)’da tekrarladı. Dımad, onu Resûlullâh (s.a.v)’e iki defa daha tekrarlattı.

      “-Vallâhi ben kahinlerin sözlerini de, sihirbazların sözlerini de, şair lerin sözlerini de, dinlemişimdir. Fakat, senin şu sözlerin gibi, hiçbir söz işitmemişimdir. Bunlar, denizin dibine kadar varıb dayanmıştır!”dedi.

      “-Sen, nelere davet ediyorsun?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Seni, boynundan putları atıb, eşi benzeri olmayan bir olan Allâh’a iman etmeye ve benim de Allâh’ın Resûlü olduğuma şehâdet getirmeye davet ediyorum!”buyurdular.

Dımâd bin Sa’lebe:

      “-Ben, bunu yaparsam bana ne var?”

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Cennet var!”deyince

Dimad el-Ezdi:

      “-Ben, boynumdan putları atıb onlardan uzaklaşarak şehadet ederim-ki, Allâh’dan ğayrı ilâh yoktur. Sende, O’nun kulu ve Rasûlü’sün dür!” deyib kelime-i şehâdet getirdi. Ve, Resûlullâh’a şöyle dedi:

      “-Getir ver elini yâ Resûlallâh! Sana, İslâmiyet üzerine biat edeyim!”

Resûlullâh (s.a.v) elini uzattı. Dımâd biat etti.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Bu biat kavmın adına mı?”dedi

Dımâd el-Ezdi:

      “-Kavmım adına da!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v) ona bir daha:

      “-Hem kendi adına hem kavmın adına mı?”

      “-Evet yâ Resûlullâh! Hem benim, hem kavmım adına sana biat ediyorum!” Dımad böylece hem kendi hemde kavmı adına islam üzre biat etti. Müslüman oldu. 1

Bu hadiseden epey bir müddet sonra Resûlullâh (s.a.v)’ın çıkardığı bir keşif kolu Dımâd’ın kavmıne de uğramıştı. Keşif kolu Komutanı olan zat askerlere:

      “-Bu kavimden bir şey aldınızmı?”diye sordu.

Tek bir asker:

      “-Ben bir su kabı aldım!”diye cevab verdi

Komutan:

      “-Hemen onu iâde et! Bunlar Dımad el-Ezdi’nin kavmidir!”dedi.

Diğer bir rivâyette ise:

Dımâd (r.a) komutana:

      “-Bu sözlerini bir daha tekrar et! Ne kadar derin manalı!”dediği söylenir. 2

Abdullah bin Abdurrahmani’l-Adevi der ki:

      “-Allâh’ın Resulü Ali bin Ebû Tâlib (r.a), kumandasında bir seriyye gönderdi. Bir yerden yirmi deve alıb getirdiler. Hz.Ali’ye bu develerin Dımâd el-Ezdi’nin kavmına ait olduğu haberi gelince, Hz.Ali (r.a), derhal develerin geri verilmesini emretti. Ve, geri verdiler!” 3

Dımâd el-Ezdi ve âile bireyleri, nerede ne zaman doğduğu ve nerede nasıl vefat ettiği hakkında fazla bilgimiz maalesef yoktur.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-5-18 
2- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-1-70 
3- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-1-72