Asyad Bin Seleme El-kilâbi

İslâm tarihinde iki tane Asyad bin Seleme isminde meşhur sahabi vardır. bunlardan biri; Asyad bin Seleme es-Sülemi’dir. İkincisi ise; bizim burada anlatmaya çalışacağımız, Asyad bin Seleme, el-Kilâbi’dir.

Asyad Bin Seleme El-kilâbi

Asyad Bin Seleme El-kilâbi
أصْـيـد ُبْــنُ سَـلَـمَـة ُاْلـكِــلَـبـِي


 Baba Adı    :    Seleme bin Kurayz.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok,
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Asyad bin Seleme bin Kurayz bin Ubeyd bin Ebû Bekr bin Abdullah bin Kilâb el-Kilâbi.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok


Asyad Bin Seleme El-kilâbi Hayatı

İslâm tarihinde iki tane Asyad bin Seleme isminde meşhur sahabi vardır. bunlardan biri; Asyad bin Seleme es-Sülemi’dir. İkincisi ise; bizim burada anlatmaya çalışacağımız, Asyad bin Seleme, el-Kilâbi’dir. Bu her iki sahabenin hayatları ve hayat serüvenleri bazen biribirine karıştırılmış tır. Asyad bin Seleme el-Kilâbi (r.a), Ashab’ı Kirâm’dandır. Ancak, hangi tarihte nerede doğub öldüğü ve âile bireyleri hakkında veya hayat serüveni hakkında elimizde fazla bilgi yoktur.

Asyad bin Seleme el-Kilâbi’yi ancak şu menkibesi ile tanıyoruz.

Resûlullâh (s.a.v), Hicretin dokuzuncu yılının Rebiülevvel ayında Kurata’lar üzerine askeri bir birlik saldı. Dahhak bin Süfyanü’l-Kilabi’yi- de bu askeri birliğin başına kumandan tain etti. Mücahidler Kuratalara Lave Zücc’ünde rastladılar. Lave Zücc’ü, Necid’de Dariye nahiyesinde Samman mevkiinde bir yerin adıdır.

İslâm mücahidleri önce onları İslâmiyeti kabule davet ettiler. Onlar buna yanaşmayınca da mücahidler onlarla çarpışmaya tutuştular ve onları bozguna uğrattılar. Mücahidler arasında bulunan Asyad bin Seleme, el-Kilâbi (r.a), babası Seleme bin Kurayz’a Zücc’de ki, bir su çukurunun üzerinde yetişti. Babası Seleme at üzerinde bulunuyordu.

Asyad, babası Seleme’yi İslâma davet etti ve kendisine eman verdi. Seleme ise oğluna ve İslâm dinine sövdü. Bunun üzerine de Asyad (r.a), babasının atının iki bacağına kılıçla vurdu. At arkası üzerine çöktüğü ve babası Seleme su çukurunun içine düştüğü zaman onu mücahidlerden birisi gelib öldürünceye kadar suyun içinde mızrağıyle tuttu, bırakmadı. Babasını İslâmi edebinden ötürü kendisi öldürmedi.

Bunu üzerine diğer Müslümanlar yetiştiler, ve İslâm dinine hakaret edib söven kâfir babası Seleme’yi orda öldürdüler. Mücahidler, Kurataların ele geçirebildikleri bütün mallarını toplayıp iğtinam ettiler.

Resûlullâh (s.a.v)’in kırmızı bir deri üzerine yazdırıp, Abdullah bin Evsec’e ile gönderdiği tebliğ mektubunu alıp kovasına yama yapmış olan Ri’yetüssuhaymi’nin dinlenen yayılan hayvanlarından hiçbir şey bırak-maksızın hepsini ele geçirdiler. Ri’yetüssuhaymi ise; çırıl çıplak kendi atına atlayıp kaçtı. Beni Hilâl’lar dan birisiyle evli bulunan kızının evine ulaştı. Riyenin kızı da kızının kocası da Müslüman olmuşlardı.

Beni Hilalların oturma yerleri Ri’ye’nin kızının evinin yanında idi.

Ri’ye kızının evine arka taraftan girdi. Kızı onu çırıl çıplak görünce giymesi için üzerine bir elbise attı ve ona:

      “-Sana ne oldu?”diye sordu.

Ri’ye:

      “-Daha ne olacak? Babanın başına her kötülük geldi. Kendisine ne dinlenen ne yayılan bir hayvan ne ev halkı nede bir mal bırakıldı hepsi elinden alındı!”dedi.

Kızı dedi ki:

      “-Sen İslâmiyete davet edilmiştin ne diye Müslüman olmadın?”

Ri’ye:

      “-Kocan nerede?”diye sordu.

Kızı:

      “-Develerin yanındadır!”dedi.

Develerin yanından gelen damadı, Ri’ye’ye:

      “-Sana ne oldu?”diye sordu.

Ri’ye:

      “-Daha ne olacak? Başıma her kötülük geldi kendisine ne dinlenen ne yayılan bir hayvan ne ev halkı nede bir mal bırakıldı. Hepsi elimden alındı! Ev halkım ve mallar Müslüman askerler arasında bölüşülmeden önce Muhammed’in yanına yetişmek istiyorum!” dedi.

Damadı:

      “-Binek hayvanımı al. Ona binib git!”dedi.

Ri’ye:

      “-Senin binek hayvanın bana gerekmez!”dedi.

Yaylım develerinden iki yaşında bir deve tuttu. Yolculuk için gere-ken azığı ve suyu aldı. Üzerindeki elbisesiyle yüzünü bürüdüğü zaman arkası açıldı. Arkasını bürüdüğü zaman da yüzü açıldı. Tanınmak istemi-yordu. Ri’ye Medine’ye geldi. Devesinin dizini bağladı. Resûlullâh, sabah namazını kıldırdığı sırada Resûlullâh (s.a.v)’in yanına doğru varıb tam hizasında durdu.

Resûlullâh (s.a.v), namazı kıldırınca:

      “-Yâ Resûlallâh! Ellerini uzatta sana bey’at edeyim!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v) elini ona doğru uzattı. Ri’ye elini Resûlullâh’ın eline koyup, bey’at etmek istediği zaman geri çekti, ve bunu üç kerre yaptı. Üçüncü yapışında, Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sen kim sin?”diye sordu.

Ri’ye:

      “-Ri’yetüssuhaymiyim!”dedi.

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v), hemen onun kolunu tutup yukarı kaldırdıktan sonra:

      “-Ey Müslümanlar cemaâtı! Bu, kendisine yazı yazmış olduğum Ri’yetüssuhaymi dir ki, yazımı alıp su kovasına yamamıştı! Şimdi ise Müslüman olmağa ve kendisinden alınmış bulunanları geri almak için dilemeğe gelmiştir!”buyurdu.

Ri’ye:

      “-Yâ Resûlallâh! Âilem, malım ve çoluk çocuklarım baskına uğratıl-mıştır!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Malların bölüştürülmüş bulunuyor. Eğer, malların Müslümanlar arasında bölüştürülmeden önce gelib yetişmiş olaydın yetiştiğin malı geri almağa layık ve müstehak olurdun. Ev halkına gelince; onlardan kimi bulursan al götür!”buyurdu.

Ri’ye gitti Ri’yenin oğlu hayvanı görünce tanımış onun yanında dikilmiş duruyordu.

Ri’ye hemen Resûlullâh (s.a.v)’in yanına döndü:

      “-İşte bu benim oğlum!”dedi

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ey Bilâl! Onunla birlikte git bu senin baban mıdır diye sor. Eğer, evet derse, onu Ri’ye ye teslim et!”buyurdu.

Bilal-ı Habeşi oğlanın yanına gitti.

Ona:

      “-Bu senin baban mıdır?”diye sordu.

Oğlan:

“Evet!”deyince

Bilal-i Habeşi, hemen Resûlullâh (s.a.v)’in yanına döndü:

      “-Yâ Resûlallâh! Ben efendisi için göz yaşı döken böyle bir kimse görmemişimdir!”dedi

      “-Resûlullâh, bunlar çöl arablarının önde ve ileri gidenleridir!”dedi. 1

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-16-83-86