Abdurrahman Bin Hâris Bin Hişam

Abdurrahman Bin Hâris Bin Hişam

Abdurrahman Bin Hâris Bin Hişam
عَــبْــدُ الــرَّحْــمَــنُ اْلحَـاِرِثُ بْــنُ هِـشَـامُ


 Baba Adı    :    Hâris bin Hişam bin Muğire.
 Anne Adı    :    Fâtıma bint-i Velid el-Muğire.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok. Mekke doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 43 yılında vefat etmiştir
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    1-Fâhita bint-i İnebe 2-Ümmü’l-Hasan bint-i Zübeyr bin Avvam 3-Sudâ bint-i Avf 4-Ümmü Resen bint-i el-Hâris 5- Meryem bint-i Osman bin Affan ve Ümmü veledleri...
 Oğulları    :    On sekiz tane oğlu vardı.
 Kızları    :    On beş tane kızı vardı.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Mekkelidir, ancak hicreti yoktur.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdurrahman bin Hâris bin Hişam bin Muğ-ire bin Abdullah bin Amr bin Mahzum el-Kureyşî el-Mahzumi’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    İkrime bin Ebû Cehl’in eşi Ümmü Hâkim’in kardeşi, Hâlid bin Velid’in bacısı Fatıma bint-i Velid’in oğludur.


Abdurrahman Bin Hâris Bin Hişam Hayatı

Abdurrahman bin Hâris bin Hişam (r.a), Kureyş eşrafından, Mekke-’nin ve Kureyş’in, en zengin, en cömertlerinden olan bir babanın oğlu idi. Babası Hâris bin Hişam o kadar zengin ve cömert idi ki, onun bu hali herkesi kendisine âdeta bağlamıştı. Ve herkes onun bu haline gıbta ederdi. Resûlullâh (s.a.v) bile onun cahiliye devrinde konukları ağırladığını ve halka yemekler yedirdiğini sürekli anar ve:

      “-Allâh’ın, onu İslâmiyete hidayet etmesini ne kadar arzu ederdim!” buyururdu.

Annesi ise; Hâlid bin Velid’in kız kardeşi Fatıma bint-i Velid bin Muğire’dir. Babası Hâris bin Hişam’ın Yermük Savaşı’nda şehid olması üzerine bu kadın dul kaldı.

Hâris bin Hişam’ın Abdurrahman adında bir oğlu ve Ümmü Hâkim adında da bir kızı vardı. Kızı Ümmü Hâkim ise, yeğeni İkrime bin Ebî Cehl’in hanımı idi.

Babası Hâris bin Hişam, Mekke’nin Fethi’nden kısa bir müddet sonra kalbleri İslâmiyet’e ısındırılmak için kollanılan Müellefetü’l-Kûlub sıtatüsünde olan kişiler arasında iken Müslümanlığını güzelleştirmiş iyice geliştirmiş ashabın üstünlerinden ve hayırlılarından olmuştur. 1

Hâris bin Hişam (r.a)’ın oğlu, Abdurrahman demiştir ki;

“-Babam Hâris bin Hişam, bir gün Resûlullâh (s.a.v)’e şöyle dedi:

      “-Yâ Resûlallâh! Bana bir şey haber ver ki ona sımsıkı sarılayım?”

Resûlullâh (s.a.v); diline eli ile işaret ederek:

      “-Buna sahib ol!”buyurdular.

Aradan çok geçmeden, onun, en az konuşan bir adam olduğunu gördüm. Halbuki, ondan daha zeki ve anlayışlısı atıp tutmaya başladığı zamanda ondan daha şiddetlisi yoktu!”

Hâris bin Hişam (r.a), Câhiliye devrinde’de İslâmiyet devrinde’de Kureyşiler’in, ahlâki ve faziletli işlerinde başta gelenlerinden sayılırdı. Hâris bin Hişam (r.a), İslâm olduktan sonra ilk olarak Huneyn Ğazvesi’ne iştirak etti. Resûlullâh (s.a.v), Huneyn ğanimetlerini taksim ederken onu Müellefe-i kulûbdan sayarak kendisine yüz deve verdi. Hâris bin Hişam bu tarihten itibaren samimi bir Müslüman oldu. Müslümanlığı kabul ettikten sonra da Mekke’ye geri dönerek Mekke’de oturdu.

Resûlullâh (s.a.v) ile beraber fazla yaşamadı. Vedâ Haccı’nda O’nun yanında bulundu. Resûlullâh (s.a.v)’in vefâtından hemen sonra dinden dönme olayları yaşanırken, o İslâmdan ayrılmadı, mürtedlerle savaştı, ve şehid olarak vefat etti. Hâris bin Hişam arkasında oğlu Abdurrahman’ı bırakmıştı. Nihayet onu ve Utbe bin Sehl, bin Amr’ın kızı Naciye’yi de Hz.Ömer’e getirdiler. Hz.Ömer (r.a) espiriyle karışık şöyle dedi:

      “-Kaçak kızı, kaçak delikanlı ile evlendirin. Belki Allâh onlardan bir çok zürriyet var eder!”

Gerçektende Allâh onlardan bir çok evlad halk edib vücuda getirdi. 2

Kimine göre Resûlullâh’ın sağlığında on yaşındaydı. Bu Musâb’dan nakledilmiştir. Bu açık bir yanılğıdır. Kimine göre bilâkis Resûlullâh’ın sağlığında küçük idi. Babası Resûlullâh’dan sonra gitti. Cihad etmek için Şam’a gittiğinde babası Hicri 18 yılındaki Amevâs vebası salğınında öldü. Ömer (r.a), onun annesini aldı. Doğrusu (Dul kalan ablası Ümmü Hâkim’le evlendi olması lazım zira Fatıma bint-i Velid bin Muğire ile Ümmü Hakim ana kız olurlardı!.) Böylece Hz.Ömer’in himayesinde büyümüş oldu. Ondan ve kimilerinden hadis işitib rivayet etti.

Daha sonra Hz.Osman (r.a)’ın kızıyla da evlendi. Sonra Hz.Osman, Mushafları yazmakla görevlendirdiği Kureyş gençleri arasında ona da bir görev verdi. Deniliyor ki: Babası ona, İbrahim adını koymuştu da Hz.Ömer onun adını değiştirmişti. Bu, İbn-i Sa’d’ın da görüşüdür.

İbn-i Hibbân der ki:

      “-Resûlullâh’ın döneminde doğdu. Ondan bir şey işitmedi.!” Sonra onu Skatü’t-Tâbiin’de andı.

Beğavi der ki:

      “-Resûlullâh’dan (hadis) rivayet etmiştir. Fakat O’ndan işittiğini sanmıyorum!”

Beğavi ve Taberâni, onu sahabe arasında saydılar. Buhâri ve Ebû Hatim er-Razi ise, onu tabiin arasında saydılar. Bunu, ibn-i İshak tarikiyla Abdülmelik bin Abdurrahman, bin Hâris, bin Hişam, babasından tahric ettiği şu hadisle zikreden kişi revac bulmuştur:

      “-Resûlullâh Ümmü Seleme ile Şevval ayında evlendi!”

Nesebden bir adam düştü; çünkü Abdulmelik, Ebû Bekr bin Abdur-rahman’ın oğludur. Ebû Bekr ise, Medine ehlinin tâbiilerinden olan yedi fakihten biridir. Böylece onun haberi mürsel sayılır. Bu rivayette Abdul-melik, dedesine nisbet edilmiştir.

Mâlik, bunu Abdulmelik tarikiyla tahric edib nesebini doğru olarak kaydetti ve şöyle dedi:

      “-Abdulmelik bin Ebû Bekr bin Abdurrahman, babasından bunu böylece mürsel olarak andı!”

Bir başkası onu, Abdulmelik tarikiyla babası Ebû Bekr, Ümmü Sele-me’den rivayet ederek vasletti. Başka biri de Ebû Bekr bin Abdurrahman-’dan naklederek, ona uydu.

Abdurrrahman (r.a), babası Hâris bin Hişam, Hz.Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali, Ebû Hüreyre, Hz.Âişe, Ümmü Seleme ve kimilerinden rivayet etmiştir. Kendisinden oğulları Ebû Bekr, İkrime ve Muğire; tabiin’den olan Ebû Kılâbe, Hişam bin Amr el-Fezâri, Şa’bi, Yahya bin Abdurrahman bin Hatıb ve kimileri rivayet ettiler.

İbn-i Sa’d der ki:

“-Abdurrahman (r.a) Kureyş eşrafındandı!

İbn-i Hibbân der ki:

      “-Hicri 43 yılında vefat etmiştir!” 3

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan râzı olsun.


1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-15-322-325 
2- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-1-444-446-No-1506 
3- el-İsabe İbn-i Hacer el-Askalani-3-607-No-6204