Türkiye Kürt Meselesine Sosyolojik Olarak Yaklaşmadı

Irak Kürd Bölgesel Yönetimi (IKBY) kitabını kaleme alan Yazar Muhittin Uymaz, Türkiye'nin Kürt meselesine hiç bir zaman sosyolojik olarak yaklaşmadığı meseleyi her zaman güvenlik meselesi olarak ele aldığını belirterek çözümün algının değişmesinde olduğunu belirtti.

Türkiye Kürt Meselesine Sosyolojik Olarak Yaklaşmadı
Yazar Muhittin Uymaz,

Irak Kürd Bölgesel Yönetimi (IKBY) kitabını kaleme alan Yazar Muhittin Uymaz, Türkiye'nin Kürt meselesine hiç bir zaman sosyolojik olarak yaklaşmadığı meseleyi her zaman güvenlik meselesi olarak ele aldığını belirterek çözümün algının değişmesinde olduğunu belirtti.

Irak’ın Kürdistan Bölgesi’ni yakından tanıtmak ve Kürd meselesinin Irak boyutunu ele almak için Irak Kürd Bölgesel Yönetimi (IKBY) kitabını kaleme alan Yazar Uymaz, Kürdistan Bölgesi ile ilgili bilinen ve bilinçli olarak oluşturulan yanlış algıların kırılmasının önemli olduğunu söyledi.

Uymaz, uzun bir zamandır bölge ile ilgili bir çalışma yapmak istediğini ancak son yıllarda Kürdistan Bölgesi hükümetinin, bilinçli bir şekilde algı oluşturularak PKK ve benzeri diğer örgütlerle birlikte anılmasının, aynı konumda tutulması çabasının kendisini bu kitabı kaleme almayı sevk ettiğini ifade etti.

Yanlış algının kırılmasına bir nebze de olsa katkıda bulunmak için Kürdistan Bölgesi’ni Türkiye halkının da hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak yazdıklarını belirten Uymaz, kitabın içinde bölge ile ilgili hiçbir şekilde gerçek olmayanların yazılmadığını söyledi.

"Uzun zaman bölge ile ilgili bir çalışma yapmak istiyordum"

Son yıllarda 'Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ni PKK ve benzeri örgütlerle birlikte anılmasından rahatsız olduğunu ifade eden Uymaz, bundan dolayı böyle bir kitabı kaleme aldığını belirterek, "Böyle bir kitabı yazmamızın sebebi Türkiye'deki yanlış algının bir nebze de olsa kırılmasına destek sağlamak istedik. Bölge hükümetinin Türkiye'de bilerek ya da bilmeyerek, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde PKK ve benzeri terör örgütleri ile bir arada olduğu, aynı konumda olduğu mesajları verilmeye çalışılıyor. Aslında böyle bir şey söz konusu değil. Son yapılan açıklamalarda da ve daha önceki açıklamalarda da Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin eski başkanı Mesut Barzani'nin 1983'te yıllarda ’PKK'nın eline çocuk ve kadın kanı bulaşmıştır, bundan sonra herhangi ortak noktamız olamaz’ şeklinde bir açıklaması var. Buna kitabımızda da yer verdik. Kitap çalışmasını bundan dolayı yaptık. İnsanlardaki Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ni ya da 'Kuzey Irak Yönetimi' dedikleri zaman ki o yanlış algıyı kırabilmek adına böyle bir çalışmayı hazırladık." dedi.

Birkaçdefa girişimde bulunduğu halde Irak’ın Kürdistan Bölgesi’ne gitme şansının olmadığını belirten Uymaz, en son mart ayında gitmek istediğini ancak pandemiden dolayı Habur Sınır Kapısı’nın geçici bir süreliğine kapanmasından dolayı gidemediğini ve ilerleyen süreçte mutlaka gideceğini ifade etti.

"Ülkemizde insanlar Kürdistan ismine fazlasıyla ön yargılı yaklaşıyorlar"

Kaleme aldığı kitapla birlikte insanların Irak Kürt Bölgesel Yönetimi aklındaki ön yargının da kırılması umudu taşıdığını ifade eden Uymaz, "Bu ismi aslında Türkiye'deki bazı medya kuruluşları böyle kabul ediyor, bu ismi kullanıyor. Ama gerçeğine bakacak olursak Kürdistan Bölgesi tarafından Kürdistan Bölgesi Hükümeti olarak kabul ediliyor. Irak Merkezi hükümeti tarafından ise İklima Kürdistan olarak kabul ediliyor. Bu gerçeği göz önünde bulundurmak gerekiyor. İngilizce'de de karşılığı Kürdistan Bölgesel Yönetimi olarak geçiyor. Neden Kürdistan değil ve Kürd ifadesinin de cevabı aslında buydu. Kürdistan ismini yazdığımız takdirde insanların o yanlış algısını yıkamayız. İnsanlar orayı Kürdistan olarak kabul etmiyor, bu bir gerçek. IKBY ya da Kuzey Irak Kürd Yönetimi olarak kabul ediliyor. En son geçen seçimlerde cumhurbaşkanının HDP’ye yönelik bir eleştirisinde, ‘Kürdistanı istiyorsanız Kuzey Irak’a gidin, orada bir Kürdistan var’ açıklamasına karşılık bir ifadesi vardı. Aslında hükümetimiz ve ülkemiz tarafından da buradaki Kürdistan Bölgesel Yönetimi kabul ediliyor. Dünyada da kabul ediliyor, bu bir gerçek. Bu nedenle insanların orayı merak edebilmesi açısından Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ismin yazdık. Kürdistan ifadesini kullanmış olsaydık, insanların zaten bir yanlış algısı vardı. Bu yanlış algıdan dolayı da maalesef istediğimiz sonucu alamazdık. Bundan dolayı kitaba Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ismini verdik." ifadelerini kullandı.

"Kürdistan diye bir yer yok’ deyip var olanı inkar etmek doğru değildir"

Kürdlerin yaşadığı bölgenin isminin Kürdistan olmasının çok doğal olduğunu belirten Uymaz, "Neden Kürdlerin yaşadığı bir bölge Kürdistan bölgesi olarak kabul edilmiyor?’ diye bir soru gelmişti. Kabul edilmemesi var olan bir gerçeği inkar edemez ve yok sayamaz. Nasıl ki Afganistan, Türkmenistan, Kırgızistan ya da Türkistan böyle bir bölge varsa Türklerin, Afganların, Pakistanlıların yaşadığı yer gibi geçerli bir bölge varsa Kürdlerin yaşadığı yere Kürdistan denmesinin de olumsuz bir yanı yok. Bunun bir suç, kötü bir ifade olmaması gerekiyor. Elbette ki Türkiye'deki yaşayan insanların hassasiyetini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ama bu sefer bölgedeki insanların hassasiyetini göz önünde bulundurmamış oluyoruz. Bir orta yolu bulabilmek için iletişim, okumak, bilmek ve öğrenmek gerekiyor. Bunun için de böyle bir kitap inşallah buna vesile olur. Biz zaten bu niyetle yazmıştık. İnşallah böyle bir çalışmada vesile olur." şeklinde konuştu.

"Var olanı yok saymak çözüm değildir"

Kürdistan ifadesinin Osmanlı ve Selçuklu zamanından beri var olduğunu belirten Uymaz, "Divan-ı Lügati't Türk adlı eserinde Kaşgarlı Mahmud’un Ard'ul Ekradolarak ifade ettiği yer Kürdlerin devleti, beldesi ya da Kürdlerin yaşadığı yer anlamına gelen Kürdistan ifadesiyle aslında aynıdır. Bundan dolayı var olanı yok saymanın hükmü geçersizdir. Tabi ki bir coğrafya olarak Türkiye'deki Kürdlerinyaşadığı yere Kürdistan denmesinin Irak'ta, Suriye'de ve İran’da Kürdlerin yaşadığı yere Kürdistan, Türkmenlerin yaşadığı yere Türkistan, Türkmenistan ya da Arapların yaşadığı yerde Arabistan denmesinin bir sorun teşkil edeceği gerçeği aslında biraz bana mantıksız geliyor. Sosyoloji bir kavram olarak doğru da değil, psikolojik olarak da doğru değil. Çünkü bir insanın yok sayılması, asimile, inkar edilmesi, varlığının kabul edilmemesi de psikolojik bir etki oluşturur. Bu da zaman içerisinde İran, Irak ve Suriye’de bastırılmış duyguların yüzeysel olarak kaosasebep olabileceği gerçeği var. Türkiye'de de bir nebze de olsa gördüğümüz gerçekler var. Var olanı yok saymak çözüm değildir. İletişim, konuşmak, anlaşmak, anlatmak ve anlaşılmak en önemli çözüm yoludur." diye konuştu.

"Kitapta savaşlar, katliamlar ve bölgesel ilişkileri ele aldık"

Kitapta genellikle Kürdistan Bölgesi’nin tanıtımı, tarihi ve komşularıyla ilişkisini ele aldıklarını belirten Uymaz, "Kitabımda 1900'lü yıllardan bu yana ki süreci ve daha önceki dönemleri ele aldık. Osmanlı, Selçuklular, İran'ın bölgeye hükmettiği dönemleri, Moğolların dönemini ve İslam devleti dönemini de ele aldık. Osmanlı devletinin yıkılışından bu yana kabataslak içeriğini anlatıp, ondan sonraki süreçlerde 1911-2020 yılları arasındaki süreçlerin tamamını aktardık. Siyasetten spora, eğitimden orduya, istihbarattan yönetime, dış ilişkilerden tarıma, ekonomi, sanayi ve petrole kadar her şeyi ele aldık. Bundan dolayı çok kapsamlı bir kitap oldu." dedi.

Kitapla ilgili genellikle olumlu tepkiler aldığını belirten Uymaz, bununla birlikte yapıcı eleştiriler de aldığını ifade etti.

"Türkiye’nin kendi sınır güvenliğini korumak adına PKK’ye operasyon yapması bir haktır"

Milli Savunma Bakanlığı tarafından 14 Haziran’da Kürdistan toprakları içerisinde PKK hedeflerine yönelik başlatılan "Pençe-Kartal" operasyonu ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Uymaz, şöyle konuştu:

"Bu günlerde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi PKK ile Türkiye arasındaki çatışmalardan dolayı yine gündeme geliyor. Türkiye'nin Kandil, Haftanin eve Zaho kırsalına yaptığı saldırılardan ve Süleymaniye’de piknik alanına yapılan hava saldırısında da gündeme geldi. Irak hükümeti, Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve birçok gruplar buna karşı çıkıyor. Terörle mücadele konusunda Türkiye'nin elbette haklı sebepleri var, bunları yok sayamayız. Sonuçta Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi de Güney Irak ya da Merkezi Irak hükümeti sınırlarında, Suriye, İran ve Türkiye tarafından PKK nezdinde kendisine yönelik bir tehdit ve saldırı olduğu takdirde bunlara karşı vermek için kendi güvenlik güçleri olan peşmergeyi, istihbarat birimlerini bu konuyla ilgili çalışmalar için hazır tutuyor. Bundan dolayı bir devletin güvenlik sorunu tabi ki haklı sebepleri var. Ama bu haklı sebepleri yerine getirirken daha dikkatli olunması gerekiyor."

Uymaz, "Kürdistan Bölgesel Yönetimi sınırlarında da ya da sivil yerleşim yerlerinin bombalanmaması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye'deki hükümetin ya da silahlı kuvvetlerin suçu var mı? Hayır. PKK'nın da sivil yerleşim yerlerine kaçması, o bölgeyi kalkan olarak kullanması elbette ki eleştirdiğimiz ve hatta karşı olduğumuz konudur. Kürdistan hükümeti de buna karşı çıkıyor. PKK'nın sözde kendi mücadele sahasına dönmesini istiyor. Sonuçta PKK, ‘Türkiye'yi özgürleştirmek ve demokratikleştirmek istiyoruz’ ifadelerini kullanıyor. Bunun içinde en son Peşmerge Genelkurmay Başkanı da açıklama yapmıştı. ‘Kendi bölgenize, kendi sınırlarınıza dönün, Kürdistan bölgesi sınırlarından çıkın’ ifadesini kullanmıştı." diye konuştu.

"PKK var oldukça da Kürdler, refah, güven ve statü sahibi olamazlar"

Yıllardır Kandil bölgesinin PKK'nin kontrolünde olduğunu hatırlatan Uymaz, "Kandil bölgesi öyle bir yer ki çok gariptir Türkiye, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ya da Merkezi Irak hükümetinin ve İran sınırları içerisinde yer almaktadır. Tam orta noktada geçiş güzergâhında yer alıyor. Her istediği saldırı geçer gerçekleşebilecek bir konumdadır. Bizim aklımıza ilk gelen; emperyalist düşüncenin ya da ‘dış güçler’ dediğimiz kavramların onları oraya yerleştirdiği gerçeğidir. Elbette ki bu çok mantıklı geliyor.Bölgeyi istikrarsızlaştırmak, Kürdleri birbirinden koparmak, biliriz ki Kürdlerin insanları kalleşçe ya da insanları, bebekleri ve çocukları vurmayacağı gerçeği var. Ama PKK’nın yaptığı birçok eylemde çoluk çocuğu katlettiğini biliyoruz. PKK'nın başlı başına bir terör örgütü olduğunu yıllardan beri söylüyoruz. PKK yıllardan beri ülkemizin de kabul ettiği bir terör örgütüdür. Kürdistan Bölgesi’nin, İran ve Irak’ında meşru kabul etmediği bir örgüttür. Türkiye'nin buraya müdahale etmesi ve onları bertaraf etmesi elbette ki haklarıdır. Ama tabi ki bunu gönül ister ki Kürdistan Bölgesel hükümeti ile bir arada yapmasıdır. Medyada çıkabilecek ya da PKK/HDP/PYD ve diğer örgütlerle oluşabilecek olumsuz bir tanrı bertaraf edebilmek açısından bu operasyonu Kürdistan Bölgesel hükümeti ile yapması gerekiyor." dedi.

"PKK ve benzeri yapıların, Kürd ve Kürd kültürüyle hiçbir bağlantısının olmadığı çok açıktır"

PKK'nin, Kürdistan Bölgesel Yönetimi hükümetinin kabul etmediğini ve hiçbir zaman Kürdistan diye bir bölge istemediğini belirten Uymaz, "PKK'nın ve benzeri yapıların, Kürd ve Kürd kültürüyle hiçbir bağlantısının olmadığı çok açıktır. Bizim kültürümüzde namusun, dinin, örf ve adetin, benzeri oluşumların en üst seviyede olduğunu herkes bilir. Bunlar bizde asıl kuraldır. Din, dil, kıyafet namus ve benzeri oluşumlar, bir insana, komşuya zarar vermemek bunlar bizde kuraldır. PKK’nın bizimle hiçbir bağının olmadığı gerçeği de mevcuttur. PKK kendisi dışındaki Kürd ve ‘Kürdistan’ dediğimiz coğrafyalarda kendi dışında herhangi bir yapılanmayı istemiyor. PKK’nın 1978 yılından 1984 yılına kadar bütün Kürd yapılarını tasfiye ettiği gerçeği var. Bu nedenle Kürdlerle PKK ilişkisinin kültürel bir bağı yok. PKK’nın köksüz bir örgüt diyebileceğimiz 40-42 yıllık bir geçmişi var. Öncesi yok, sonrası olmayacak bir örgüt. Bu nedenle onların Kürdlere mal edilmesi ya da Kürdlerin onlarla birlikte anılması öncelikle bizi rahatsız eder. Biz böyle bir şeyi kesinlikle kabul etmiyoruz." şeklinde konuştu.

Uymaz, Kürd meselesinin çözümü için HÜDA PAR ve bölgeyi bilen diğer partilerin içerisinde yer aldığı bir oluşumun oluşturulması ve Meclis'teki bütün partilerinde bu konuda çaba göstermesi gerektiğini belirtti.

Kürdlerin dilinin mahkeme ve Meclis tutanaklarında "x" dili ya da "anlaşılmayan dil" olarak geçmesini engelleyecek yasal düzenlemeler yapılması çağrısında bulunan Uymaz, Kürd meselesine dair illegal, terör sorununu ve benzeri tüm sorunları çözmenin en temel çalışmasının da Kürdlerin kabul edilmesi olduğunu ifade etti.

Çözüm sürecinde sadece HDP’nin muhatap alınmasının yanlış olduğuna dikkat çeken Uymaz, Meclis'te ve Meclis'te olmayan tüm partilerin içerisinde yer aldığı bir oluşum oluşturulmadığı müddetçe Kürd meselesinin çözülmeyeceğine dikkat çekti.

"Kürdistan Bölgesi ile Türkiye'nin ilişkilerinin en güzel seviyeye getirilmesi gerekiyor"

Suriye savaşının başladığı 2011 yılından bu yana Türkiye ve Müslüman ülkeler arasındaki bağlantıların koptuğunu hatırlatan Uymaz, şunları söyledi:

"Kürdistan bölgesi tabi ki en önemli kara sınırımızı oluşturuyordu. Elbette ki bunların da bertaraf edilmesi gerekiyor. Müslüman, Ortadoğu ve Afrika ülkeleri ile kara sınırımız Suriye, Irak ve Irak’taki Kürdistan Bölgesi üzerinden gerçekleşiyordu. Bu sorunlar meydana geldiğinden dolayı 25 Eylül 2017 Kürdistan bağımsızlık referandumu sürecinde de Türkiye en büyük ve en etkili ya da en yüksek sesle tepki gösterdi. Tabi olumlu hiçbir tarafı olmadı, tamamen ekonomik ve siyasi olarak olumsuz tarafları oldu. Bölgenin bize bakışı, Türkiye'deki Kürdlerin hükümete bakışı, Türkiye ve dünyadaki medyanın, ‘Türkiye'yi Kürtlere karşı tavır alıyor’ gibi açıklamaları olmasına sevk etti. Bundan dolayı Kürdistan Bölgesi ile Türkiye'nin ilişkilerinin iyi ve en güzel seviyeye getirilmesi gerekiyor."

PYD’nin Suriye’de 2011 yılından bu yana kendisine rakip olan herkesi bertaraf ettiğine dikkat çeken Uymaz, Suriye'deki olayların bir an önce barış yoluyla çözülmesi gerektiğini ifade etti.

"Referandum sürecinde Türkiye tepkisinin ölçüsünü kaçırdı"

25 Eylül 2017 yılında Irak Kürdistan Bölgesi'nde gerçekleştirilen bağımsızlık referandumu ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Uymaz, "Türkiye referandum kararına başa tepki göstermedi. Biliyoruz ki Kürdistan Bölgesi hükümetinin resmi bayrağı Hükümet tarafından Atatürk Havalimanı'nda göndere çekildi. Yani oranın varlığı kabul ediliyordu. Nasıl ki 25 Eylül 2017 referandumu başladı, Türkiye bütün bağları koparmaya çalıştı. Bu tamamen olumsuz bir etki oluşturdu. Tamamen ekonomik, siyasi ve kültürel olarak bir kırılma meydana getirdi. Bunların tamamının bertaraf edilmesi için Suriye'deki legal ve PKK nezdinde ya da PKK bağlantılı olmayan örgütlerle bir araya gelinmesi, Suriye'deki Kürdlerin kabul edilmesi, Afrin'dekiKürdçe yasağının ortadan kalkması, Rojava'daki veya ‘Kuzeydoğu Suriye’ dediğimiz şu anki özerk yapılanma, Suriye hükümetindeki ya da Suriye ile ilgili gelecekteki yapılacak çalışmalara Kürdlerin temsilcilerinin de anayasa metni hazırlama çalışmalarına katılması gerektiğini ifade etmek istiyoruz." dedi.

"Ortadoğu anlık ve günlük siyasetin yapılabileceği bir yer değildir"

Suriye'deki Kürdlerin temsil hakkının Türkiye, Rusya ve İran tarafından kabul gördüğü gerçeğinin görülmesi gerektiğini belirten Uymaz, "Bu da Türkiye'yi bütün dünyada haklı ve güçlü konuma geçirecektir. Biz komşularımız olan vatandaşlarımız olan Kürdlerle aramızda olumsuz ya da aramızda Allah muhafaza düşmanlık koyduğumuzda Türkiye Cumhuriyeti olarak bunun geleceğe dönük maalesef yaptırımları olumlu olumsuz sonuçları muhakkak olacaktır. Bunları tabi ki hesap etmeliyiz. Ortadoğu anlık ve günlük siyasetin yapılabileceği bir yer değildir. Politika belirlemek zaman, feraset ve basiret ister. Bunları çok ciddi anlamda tahlil etmek gerekiyor." şeklinde konuştu.

Suriye’de atılacak her adımda Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin muhatap alınması gerektiğini ifade eden Uymaz, Suriye'de PKK/PYD ve benzeri oluşumlar dışındaki diğer Kürd siyasi ve kültürel yapıların muhatap alınmasının bölgedeki sorunları çözeceğini belirtti.

"Sorunlarımızı Amerika ve Avrupa temelli çözmek zorunda değiliz" diyen Uymaz, İslam coğrafyasında yaşanan sorunların emperyalist ülkelere havale edilmesinin yanlış olduğunu vurguladı.