Toplumumuz Tahammülsüz ve Maganda Zihniyetine Hızla Yaklaşıyor

Son iki yılda peş peşe gelen seçimler ve iktidar partisi ile ortağının kullandığı keskin ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı dil ile birlikte toplumu zehirleyerek rövanşist ve maganda bir zihniyete doğru evrilip son derece tahammülsüz bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz.

Toplumumuz Tahammülsüz ve Maganda Zihniyetine Hızla Yaklaşıyor
Toplumumuz Tahammülsüz ve Maganda Zihniyetine Hızla Yaklaşıyor

Son iki yılda peş peşe gelen seçimler ve iktidar partisi ile ortağının kullandığı keskin ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı dil ile birlikte toplumu zehirleyerek rövanşist ve maganda bir zihniyete doğru evrilip son derece tahammülsüz bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz.

Türkiye'de toplumun farklı kesimlerinde meydana gelen gergin ve tahammülsüz tavırların ülkenin birlik ve beraberliğine tehdit oluşturuyor.

Söz konusu gerginliklere yönelik medyanın kalemlerinden ciddi uyarılar geliyor.

Karar gazetesi yazarı Mehmet Ocaktan, köşesinden Türkiye'de yaşanan toplumsal tahammülsüzlük konusunda "Farkında mıyız maganda kültürü tolumu zehirliyor" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Siyasi alandaki tutumların toplumun davranışlarına olumsuz etkiler meydana getirdiğini dile getiren Ocaktan, "Siyasi ve toplumsal hayatımızda son yıllarda sergilenen tavırlar, davranışlar ve söylemler hem birlikte yaşama irademizi zayıflatıyor, hem de ülkemizin geleceğine ilişkin umutlarımızı kırıyor. Öylesine bir gerilim atmosferinde yaşıyoruz ki siyasi partilerden toplumun değişik kesimlerine kadar herkes karşıdakini ötekileştirmek, hatta “hain” ilan etmek için adeta tetikte bekliyor. Son iki yılda kısa aralıklarla yapılan seçimler üzerinden üretilen çatışmacı siyaset dili, maalesef bütün bir toplumu gerilim atmosferine mahkum etmiş bulunuyor" dedi.

Siyasetçiler uzlaşmacı ve çatışmadan uzak bir dil kullanmaması halinde toplumsal huzursuzlukların artacağını ifade eden Ocaktan, "Eğer siyaset dilinde bir sükuneti, makuliyeti hakim kılamazsak, memleketin en acil meselelerini konuşmayı ve çözümler üretmeyi başaramayız. Mesela şu anda İstanbul’u bekleyen depremde büyük yıkımların olacağına kesin gözüyle bakılıyor. Kısacası, bu şehirde yaşayan milyonlarca insan için kaçınılmaz akıbeti beklemekten öte yapmamız gereken işler var" şeklinde ifade etti.

Diğer taraftan devleti yönetenlerin gerginliğin yol açtığı problemlerin farkında olmadığını vurgulayan Ocaktan, "Ama talihsizliğe bakın ki biz hala tehlikenin farkında değiliz, her birimiz 'En vatansever biziz' edasıyla bizim gibi düşünmeyenleri, memleketin meseleleriyle ilgili farklı çözümler dillendirenleri aşağılamak ve itibarsızlaştırmakla meşgulüz" ifadelerini kullandı.

 

Saadet Liderine Yapılanlar Çirkin ve Utanç Verici

Ocaktan, yazısında Türkiye'nin tahammül ve birlikte yaşama konusunda büyük ve tehlikeli sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.


 
Bu kapsamda Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'na karşı yapılan provakatif eylemlerin utanç verici olduğunu belirten Ocaktan, şu fadelere yer verdi:

"Daha iki gün önce, Sivas Konfederasyonu ve İstanbul Sivas Platformu tarafından Yenikapı Miting Alanı’nda Sivas Tanıtım Günleri etkinliğine katılan Saadet Partisi Genel Bakanı Temel Karamollaoğlu’na yapılanlar hepimiz adına utanç vericidir. Bilindiği gibi Ülkücü oldukları iddia edilen bir grup ıslıklarla Karamollaoğlu’nu protesto ederek konuşmasını engellemişler ve alanı terk etmek zorunda bırakmışlardır."

Yazısında Türkiye'deki insanların birlikte yaşama konusunda önemli sorunlar yaşadığını söyleyen Ocaktan, yazısına şöyle devam etti:

"Üzülerek belirtmek gerekiyor ki bu halimizle bırakın memleketin problemlerini çözmeyi, birlikte yaşamayı bile başarmamız mümkün değildir.

Hemen belirtelim birbirimize tahammül etmeyi öğrenmeden her birimizin hayatını derinden etkileyen ekonomik krizden kurtulmayı başaramayız.

Kendimiz dışındaki insanların hakkına-hukukuna riayet etme erdemini göstermeden birlikte millet olma bilincini yükseltemeyiz.

Birlikte yaşama ve dayanışma kültürünü içselleştirmeden muhtemel bir felakette enkaz altında kalmaktan kurtulamayız.

Bu vatan coğrafyasında birlikte yaşamak zorunda olduğumuz farklı inançlara, farklı kimliklere ve farklı aidiyetlere mensup herkesin ifade özgürlüğünü kendi özgürlüğümüz kadar aziz bilmeden büyük devlet de, büyük millet de olamayız.

,Hele hele son yıllarda topluma musallat olan “maganda kültürü”nden kurtulmadan merhametli ve şefkatli bir toplum asla olamayız.

Kuşkusuz toplumu ayakta tutacak olan ahlaki meziyetlerin işlevsel hale gelebilmesi için sağlam bir “devlet aklı”na ihtiyaç bulunmaktadır. Her önüne gelenin siyasetçilere, farklı toplum kesimlerine sözlü ya da fiili saldırılarda bulunanların korunup kollandığı, hatta zaman zaman sırtının sıvazlandığı bir ortamda huzurdan ve kardeşlikten söz edilemez.

Elbette bütün bunlar umutsuz olmamızı da gerektirmiyor, ancak başta devleti yönetenler olmak üzere her birimiz kendi içimizde esaslı bir muhasebe yaparak hakkaniyetli bir tutum sergileyemezsek geleceğimiz adına umutlu olmamız da mümkün değildir."

Kaynak Milli Gazete