Karadeniz Suyunun Tehlikeli Sıcaklık Yükselişi Endişelere Sebep Oldu

Son dönemlerde Karadeniz bölgesinde sık sık yaşanan aşırı yağışlara bağlı sel felaketlerinin yaşanması sonrası uzmanlar Karadeniz'de deniz suyunun tehlikeli bir biçimde ısısının yükseldiğine dikkat çekerek ortalama ısıların yaklaşık 7 derece üzerinde seyreden deniz suyu sıcaklığı atmosferin dengesini bozarak olağan üstü doğa olaylarına davetiye çıkardığına dikkat çekti.

Karadeniz Suyunun Tehlikeli Sıcaklık Yükselişi Endişelere Sebep Oldu
Karadeniz Suyunun Tehlikeli Sıcaklık Yükselişi Endişelere Sebep Oldu

Son dönemlerde Karadeniz bölgesinde sık sık yaşanan aşırı yağışlara bağlı sel felaketlerinin yaşanması sonrası uzmanlar Karadeniz'de deniz suyunun tehlikeli bir biçimde ısısının yükseldiğine dikkat çekerek ortalama ısıların yaklaşık 7 derece üzerinde seyreden deniz suyu sıcaklığı atmosferin dengesini bozarak olağan üstü doğa olaylarına davetiye çıkardığına dikkat çekti.

Karadeniz'de son 40 yıldır Haziran ayı ortalaması 19 derece civarında olan deniz suyu sıcaklığı bu yıl aniden 26 dereceye yükseldi. Uzmanlar, ısınan suyun yükselerek atmosferin dengesini bozduğu, bunun da sel ve heyelanları tetiklediğini belirtiyor.

Karadeniz'de son 40 yıldır haziran ayı ortalaması 19 derece civarında olan deniz suyu sıcaklığının bu yıl aniden 26 dereceye yükseldiği tespit edildi. Uzmanlar, mevsim normallerinin üzerinde seyreden deniz suyu sıcaklığı ile ısınan suyun yükselerek atmosferin dengesini bozduğu ve oluşan lokal şiddetli yağışlarla birlikte can ve mal kayıplarına neden olan sel ve heyelanları tetiklediğini belirtiyor.

 

Bölgede Yaşanan Olumsuz Hava Olayları Deniz Suyunun Isınmasına Bağlı 

Trabzon'un Araklı ilçesinde meydana gelen ve 7 kişinin öldüğü, 3 kişinin kaybolduğu, 4 kişinin yaralı olarak kurtarıldığı, 9 binanın yıkıldığı, yollar, köprüler ve tarım arazilerinin hasar gördüğü sel ve heyelanların nedenleri araştırılıyor. Bölgede can ve mal kayıplarına yol açan sel ve heyelanlara neden olan şiddetli sağanak yağışlara deniz suyunun ani ısınmasının etkisi üzerinde duruluyor. Karadeniz'de son 40 yıldır haziran ayı ortalaması 19 derece civarında olan deniz suyu sıcaklığı bu yıl aniden 26 dereceye yükseldiği tespit edildi. Uzmanlar, mevsim normallerinin üzerinde seyreden deniz suyu sıcaklığı ile ısınan suyun yükselerek atmosferin dengesini bozduğu ve oluşan lokal şiddetli yağışlarla birlikte can ve mal kayıplarına neden olan sel ve heyelanları tetiklediğine dikkat çekiyor.

 

Uzmanlar Deniz Suyu Isısının 19 Dereceden 26 Dereceye Çıktığını Belirtiyor

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) eski öğretim üyesi, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Karadeniz'in haziran ayında su sıcaklığının geçen yıl 19 derece bu yıl ise 26 dereceye çıktığını belirterek ısınan suyun yükselerek atmosferde dengesizliğe neden olduğunu söyledi. İklim değişiklikleri nedeni ile Doğu Karadeniz Bölgesi'nin daha çok ısındığını ve bu ısınmanın ani yağışlara neden olduğunu belirten Bektaş, "Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların ortak sonucuna bakıldığı zaman Karadeniz'in küresel ısınmaya bağlı olarak sürekli ısındığını görüyoruz. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi, Batı Karadeniz Bölgesi'ne oranla daha çok ısınıyor. 40 yıllık Karadeniz'in haziran ayında yani sel felaketini yaşadığımız bu ayda su sıcaklığı geçen yıl 19 dereceydi, şimdi ise 26 derece. Kıyaslama yapacak olursak Doğu Akdeniz ile Doğu Karadeniz'in su sıcaklığı aynı durumda. Isınan su yükselerek atmosferde dengesizliğe neden olmakta ve kıyı kenarlarında yağışlara sebebiyet vermektedir. Bilimsel çalışmalar bunu

ortaya koymaktadır" dedi.

 

Meteoroloji Uzmanları da Aynı Görüşü Savunuyor

Meteoroloji Trabzon 11'inci Bölge Müdürü Abdullah Ceylan, deniz suyunun ısınmasının yağışlar üzerinde etkisi olduğunu belirterek "Deniz suyu önceki yıllara oranla biraz daha fazla arttı. Deniz suyu üzerindeki artış da yağışlarda önemli bir etken olmaktadır. Ama sadece olay deniz suyunun ısınmasına bağlanamaz. Deniz suyu sıcaklığı neticede yağışlar üzerinde bir etkendir. Şimdiden temmuz ve ağustos ayı için ekstrem durumları beklemek çok doğru değil. Şu anda mevsim normallerinde bir sıcaklık bekliyoruz. Trabzon'da sahil kesiminde yaşanan yağış önce deniz üzerinde başladı. 4 saat deniz üzerinde yıldırım düşmesi ve yağışlar oldu. Sonrasında 2 saat boyunca sahil kesiminde oldu. Deniz üzerinde ısınma ve buharlaşmadan kaynaklı oluşan bir oluşumdu bu. Çok şükür yıldırım ve yağış etkisinin büyük bölümünü deniz üzerinde bıraktı" dedi.

 

Bir Haftada Metrekareye 60 KG Yağmur Düştü Heyelan Riski Çok Yüksek

Son bir haftadır metrekareye düşen 60 kilogram yağışın toprağı yeterince doyurduğunu ve heyelan riski oluştuğunu ifade eden Ceylan, "Son bir haftadır bölgemizde kuvvetli yağışlar mevcut. Dolayısı ile kuvvetli yağışlar bölgemizin de topografik özelliği olarak yer yer istemediğimiz üzücü olaylara neden oldu. Çok bulutlu kuvvetli sağanak yağışlar bölgemizde lokal olarak metrekareye 60 kilograma varan yağışların düşmesine neden oldu. Yağışlar bölgemizde yaşanan sel felaketlerinden dolayı halkımızın tedirgin olmasına neden oldu. Meteoroloji olarak gerek uydudan gerekse radardan an ve an hava durumunu takip etmekteyiz. Bir haftadır düşen yağışlar toprağı yeterince doyurdu. Bundan sonrasında düşecek olan yağış miktarı çok fazla olmayacak ama doymuş toprak üzerinde yüzey akışına neden olacağı için dere yataklarında ve alçak yerlerde birikintilere neden olacaktır. Heyelan hadiseleri de bölgemizde buna bağlı olarak gözlemlenecektir" dedi. Vatandaşların cep telefonlarına meteorolojinin hava tahmin uygulamasını yüklemelerini isteyen Ceylan, hava durumunun bu sayede an ve an takip edilebileceğini sözlerine ekledi.

 

1970 – 2017 Arasında Ölçülen Deniz Suyu Sıcaklık İstatistikleri

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün paylaştığı veriler 1970-2017 dönemi ortalamasına kıyasla 2017 yılında Türkiye kıyılarında denizlerin ısındığını gösteriyor. Deniz Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonları’ndan toplanan veriler, Marmara denizinin 2017 yılında uzun yıllar ortalamasına göre en fazla artışın (+0.71°C) ölçümlendiği yer olduğunu ortaya koyuyor. Denizlerin ısınması küresel iklim değişikliği bağlamında beklenen etkiler arasında yer alırken bu durum deniz biyo-çeşitliliğini, mavi ekonomi potansiyelini ve halk sağlığını tehdit ediyor; afet risklerini arttırıyor.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) 31 Ocak 2018’de paylaştığı deniz suyu sıcaklık istatistiklerine göre Türkiye’ye kıyısı olan denizlerin 2017 yılındaki ortalama sıcaklığı, 1970 ve 2017 yılları arasında ölçülen deniz suyu sıcaklık ortalamasına göre 0.4°C daha fazla oldu. Yani denizlerimiz ısındı. Verilere göre denizlerimiz ısınma eğiliminde. MGM, 1970 – 2017 yılları arasında Türkiye geneli için deniz suyu sıcaklığı yıllık ortalamasının 17.6°C olduğunu belirtirken, 2017 yılı Türkiye geneli için yıllık deniz suyu sıcaklık ortalamasının 18.0°C olarak kayda geçtiğini belirtiyor. Buna göre, 2017 yılında deniz suyu sıcaklıklarında gözlemlenen sıcaklık artışı 0.4°C.

“2017 yılı deniz suyu sıcaklıklarında yıllık ortalamayı 1970-2017 ortalamaları ile kıyasladığımızda en çok artışın Marmara denizinde (0.71°C) yaşandığı; bunu sırasıyla Karadeniz’in (0.31°C), Akdeniz’in (0.28°C) ve Ege’nin (0.13°C) takip ettiği görülmekte.”

 

Karadeniz, Eylül ayında Marmara’dan Daha Sıcaktı

Denizlere ayrı ayrı odaklanıldığında 2017 yılında aylara göre sıcaklık ortalamaları şekildeki gibi kayda geçti (Şekil 1). Sıcaklıklar Akdeniz’de ve Ege’de Karadeniz ve Marmara’ya nazaran daha yüksek seyretti. Karadeniz’in Ağustos ve Eylül aylarında Marmara’dan daha sıcak olması dikkat çekti.


Şekil 1. 2017 yılı aylara göre deniz suyu sıcaklık ortalamaları (Veri: MGM, Grafik: Arif Cem Gündoğan)

 

 

Eylül-Aralık 2017’de 1970-2017’ye Göre Tüm Denizlerde Sıcaklık Artışı Yaşandı

 

2017 yılı aylara göre deniz suyu sıcaklıkları 1970 – 2017 dönemi ortalamalarıyla mukayese edildiğinde (Şekil 2) en çok dikkati çeken Marmara denizinde Mart-Haziran ve Eylül- Aralık döneminde kaydedilen sıcaklık artışları oldu. Eylül-Aralık 2017 döneminde tüm denizler 1970-2017 ortalamasından daha sıcak olurken, Karadeniz’de Eylül ayında kaydedilen 2°C’lik artış çarpıcı. Ocak 2017’de tüm denizlerin 1970 – 2017 ortalaması altında oluşu da kayda geçen diğer bulgulardan.


Şekil 2. 2017 yılı aylara göre1970-2017 dönemine kıyasla denizlerdeki sıcaklık anomalileri,  (Veri: MGM, Grafik: Arif Cem Gündoğan)

Yıllık Ortalamada En Fazla Artış Marmara Denizinde Yaşandı

2017 yılı deniz suyu sıcaklıklarında yıllık ortalamayı 1970-2017 ortalamaları ile kıyasladığımızda en çok artışın Marmara denizinde (0.71°C) yaşandığı; bunu sırasıyla Karadeniz’in (0.31°C), Akdeniz’in (0.28°C) ve Ege’nin (0.13°C) takip ettiği görülmekte (Şekil 3):


Şekil 3.  2017 yılı deniz suyu sıcaklık ortalamaları ve 1970-2017 dönemi yıl ortalamaları arasındaki farklar (Veri: MGM, Grafik: Arif Cem Gündoğan)

MGM’nin Deniz Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonlarından elde ettiği yeni veriler ve 1970-2017 döneminde ölçülen deniz suyu sıcaklık istatistiklerine göre 2017 yılında ölçülen en yüksek deniz suyu sıcaklığı Akdeniz’de, 11 Temmuz 2017 tarihinde Antalya’nın Alanya İlçesinde 31.1°C olarak kaydedildi. 2017 yılının en düşük deniz suyu sıcaklığı ise Karadeniz’de, 11 Şubat 2017 tarihinde Kastamonu’nun İnebolu İlçesinde 2.3°C olarak ölçüldü.

Deniz Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonları Gerçek Zamanlı İzleme Olanağı Veriyor

MGM, 13 adeti deniz şamandırası olmak üzere toplam 81 adet Deniz Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonu (D-OMGİ) ile gözlem yapmakta. Bu istasyonlar aracılığı ile sadece deniz suyu sıcaklığı değil, hava sıcaklığı, rüzgar yön ve hızı, nem, yağış, basınç, dalga yüksekliği ve yönü gibi bilgiler elde edilebiliyor ve merkeze gerçek zamanlı iletiliyor. 2018 yılında bu istasyonların sayısının 92’ye çıkarılması planlanmakta.

Güncel Deniz Suyu Sıcaklıklarına MGM’nin web sayfasından ulaşılabiliyor.

Denizlerimizin Isınmasının Etkileri Neler Olabilir?

“Denizlerdeki biyolojik çeşitliliğin sıcaklık artışı nedeni ile tehdit altında olması, ekonomik aktivitelerinde denizin odakta olduğu “mavi ekonomi” sektörlerini (su ürünleri yetiştiriciliği, balıkçılık, turizm vb) doğrudan ilgilendiren gelişmeler arasında.”

Türkiye’de deniz suyu sıcaklıklarının artış halinde olması denizlerdeki biyo-çeşitlilik açısından riskleri de beraberinde getiriyor. Örneğin, yeni ve istilacı türlerin denizlerde yayılması kolaylaşabiliyor. Mersin sahillerinde görülmeye başlayan zehirli deniz anası türlerinin bu sıcaklık artışları sayesinde üreme olanaklarının artığı bilinmekte. Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Ortadoğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü işbirliği ile yürütülen Mersin Körfezinde Deniz Kirliliği İzleme Projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarda Erdemli sahillerinde zehirli göçmen denizanası (Rhopilema nomadica) gözlemlendiği; bu canlının anavatanının Hint Okyanusu olmasına rağmen son yıllarda Doğu Akdeniz’de hızla çoğalmaya başladığı paylaşılan bilgiler arasında. Sıcaklık artışı nedeni ile Akdeniz sahillerinde bazı kaplumbağa türlerinin üreme konusunda sıkıntılar yaşadığı; yumurtalardan çoğunlukla dişi yavruların çıktığı gözlemler arasında… Denizlerdeki biyolojik çeşitliliğin sıcaklık artışı nedeni ile tehdit altında olması, ekonomik aktivitelerinde denizin odakta olduğu “mavi ekonomi” sektörlerini (su ürünleri yetiştiriciliği, balıkçılık, turizm vb) doğrudan ilgilendiren gelişmeler arasında. Bu örneklerin yanı sıra, daha sıcak denizlerin atmosferde daha fazla enerji birikimine yol açtığı; bunun da aşırı hava olaylarının yaşanma sıklığına ve şiddetine çarpan etkisi olabileceği bilim insanlarınca yapılan uyarılar arasında. Yani sıcaklık artışları, afet risklerini artırıcı unsur olarak olarak da değerlendirilebilir.

Artan risklere karşın, Türkiye’de kıyı kentlerinde iklim değişikliğine uyum projelerinin özellikle son 1-2 yılda hayata geçmeye başladığı görülmekte. Yakın zamanda Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı ortaklığında başlayan Antalya’nın Deniz ve Kıyılarının İklim Değişikliğine Adaptasyonu projesi bunlara bir örnek olarak verilebilir. Proje, daha önce sizlerle incelemesini paylaştığımız Türkiye’de İklim Değişikliği Alanında Kapasitenin Geliştirilmesi Hibe Programı kapsamında desteklenmekte. Bu tarz projelerin ve arkaplan oluşturacak bilimsel çalışmaların sayısının ve çapının ivedilikle artırılması, desteklenmesi, yaygınlaştırılması oldukça mühim.