Hârise Bin Süraka

Hârise Bin Süraka
Hârise Bin Süraka

Hârise Bin Süraka Kimdir?
حَـارِثَــة ُبْــنُ سُــرَاقَـة


 Baba Adı    :    Süraka bin Hâris,
 Anne Adı    :    Ümmü Hârise, Rubeyyi’ bint-i el-Nadr.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 2. Miladi 624 yılında Bedir Savaşı-’nda şehid olmuştur. Kabri, Bedir şehidliğindedir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Şehid olurken henüz bekâr idi.
 Oğulları    :    Yoktur.
 Kızları    :    Yoktur.
 Gavzeler    :    Bedir Savaşı.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Saib bin Osman ile din kardeşi ilan edildi.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Hârise bin Süraka bin el-Hâris bin Adiy bin Mâlik Adiy bin Amr bin Ğanm bin Adiy bin Neccar el-Ensariy el- Neccariy el-Hazreciy el-Neccari’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Uhud şehidi Enes bin Nadr’ın yeğeni, Enes bin Mâlik’in halası, Ümmü Hârise, Rubeyyi’ bint-i el-Nadr’ın oğludur.


Hârise Bin Süraka'nın Hayatı


Hârise bin Süraka (r.a), Hazrec kabilesinin Neccar oğulları kolundan beni Adiy âilesindendir. İslâmiyet’i kabul edib etmediği bilimeyen babası Süraka, Hicretten önce vefat etmiştir. Annesi ise; Ümmü Hârise Rübeyyi’ bint-i Nadr, Bu muhterem kadın, ashâb-ı kirâm’dan dır. Aynı zamanda meşhur Sahâbe Enes bin Mâlik’in halası, Uhud şehidi Enes bin Nadr’ın kız kardeşidir. Bu kadın bazı kaynaklarda annesine nisbetle Hârise bint-i Rubeyyi’ şeklinde de anılır.

Hârise bin Süraka (r.a), Medine doğumlu olup Ensâr’dandır. Ancak, doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Annesi, İslâmiyeti kabul eden hanım sahâbiye’lerden dir. Hârise bin Süraka (r.a), Annesinin Müslüman olmasından dolayı ondan hiç ayrılmamıştır. Anne oğul birbirlerini çok severlerdi adeta birbirlerinin destekçisi idiler. Resûlullâh (s.a.v), hicretten sonra onu Muhacirlerden Sâib bin Osman (r.a) ile din kardeşi ilan etmişti.

Hârise bin Süraka (r.a), hicreti Nebevi sırasında islâmiyeti ilk kabul eden gençlerdendi. Bu sebeble o, Resûlullâh’ı çok sever Resûlullâh’da onu çok severdi. Bir gün Resûlullâh ile sohbet ederken şehidlik mertebe-sine ulaşması için kendisine dua etmesini istemiş, Resûlullâh (s.a.v)’de bu isteğini yerine getirmiştir.

Yaşının küçük olması sebebiyle Bedir Ğazvesi’ne savaşçı olarak katılmak değilde sadece geri hizmet için katılmıştı. Yaşı henüz genç olan Hârise (r.a), savaş alanının gerisinde etrafı keşif maksadıyla dolaşmaya çıktı. Takib edildiğinin farkında değildi. Bedir Kuyusu’ndan veya bir su birikintisinden su içerken müşriklerden Hibban bin Arıkan’ın atmış oldu-ğu bir ok ile boğazından yaralanmış ve aldığı bu yaranın tesiriyle olduğu yerde şehid olmuştu.

Başka bir rivâyette ise şöyle denilir:

Bedir’de, Ensâr’dan ilk şehid düşen, Adiy bin Neccar oğullarından Hârise bin Süraka (r.a) idi. Havuzdan su içerken Hıbban bin Arıka’nın rast gele attığı bir okla boğazından vurulub şehid düşmüştü. Bedir Savaşı-nın ilk şehidi bu zattır. Bedir Savaşı’ndan dönülürken Medine’de Hârise bin Süraka (r.a)’ın annesi Ümmü Hârise Rubeyyi’ bint-i Nadr (r.a) hemen Resûlullâh (s.a.v)’in yanına gelib:

      “-Yâ Resûlallâh! Oğlum Hârise’nin halinden bana haber verir misin? O, Bedir gününde serseri bir ok ile öldürülmüştü. Eğer, oğlum Cennette ise, sabrederim. Değilse, ona gücümün yettiği kadar ağlarım!”demişti.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ey Hârise’nin annesi! Hârise, bir cennette değil, cennetlerdedir. Cennette bir çok dereceler var. Oğlun, bunlardan Firdevs-i Â’la’da en yüksek dereceye erişmiştir!”buyurdular.

Kadın da:

      “-Öyle ise ona, hiçbir zaman ağlamıyacağım!” dedi.

Resûlullâh (s.a.v), bir kabla su getirtti eline doldurarak ağzına su alıb bıraktıktan sonra Ümmü Hârise ile kızı ondan içtiler. Resûlullâh (s.a.v), o sudan yakalarına sürmelerini de emretti sürdüler. Dönüb evlerine gittiler. Medine’de bu iki kadından daha gözleri aydın ve daha sevinçli bir kadın görülmedi. 1

Başka bir rivâyette ise, Enes bin Mâlik (r.a) şöyle der:

Hârise bin Süraka (r.a), Bedir Savaşı’nda şehid edildi. Hârise, savaşı geriden seyr edenler arasında idi. Serseri bir ok ona isabet ederek şehid etti. Bunu duyan annesi, Resûlullâh (s.a.v)’e:

      “-Yâ Resûlallâh! Bana Hârise’nin durumunu söyle. Eğer, Cennette ise sabredeyim. Değilse, neler yapacağım? Allâh şahid olacaktır!”

Hârise’nin Annesi dövünerek ağlayacağına işaret ediyordu. Henüz Bağıra çağıra ağlamak haram edilmemişti.

Resûlullâh (s.a.v) kendisine:

      “-Yazık sana! Sen aklını mı kaybettin?! Senin bir tek cennet dediğin sekiz cennettir. Oğlun, Firdevs-i Â’la’ya girmiştir!”buyurdular. 2

Hârise’nin annesi:

      “-Ey Allâh’ın Resûlü! Hârise’nin benim gözümdeki değerini şübhe-siz bilirsin. Eğer o cennette giderse, sabreder ve Allâh’ın rızâsını dilerim.Yok eğer başka bir âkibete uğrarsa, ne yapmamı tavsiye edersin?”

Resûlullâh (s.a.v), şöyle karşılık verdi:

      “-Vah sana! Sadece bir tane mi cennet var? Orada pek çok cennetler vardır. Hârise’de Firdevs-i Â’lâ cennetindedir!”

Bunları Buhâri tahric etti. Tirmizi de buna benzer bir rivâyeti tahric etti. Rezin ise şu ziyâdeyi yaptı:

      “-Hârise, Firdevs-i Â’la’dadır. Onun tavanı, Rahman’ın Arş’ıdır. Cennetin nehirleri oradan kaynar. Sabah veya akşam Allâh yolunda bir adım atmak, dünyadan ve içindekilerden çok daha hayırlı bir ameldir. Cennette sizden birinin yayının veya kamçısının işğal ettiği yer kadar bir yer, bütün dünyadan ve içindekilerinden daha hayırlıdır. Cennet ehlinden bir kadın dünyaya bakacak olsa, bütün dünyayı ve içinde olan her şeyi aydınlatırdı, ve onun baş örtüsü’de dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır!” 3

Hârise bin Süraka (r.a), genç yaşta şehid olduğu için evlenme fırsatı bulamamış bekârdı. Hanımı ve çoluk çocuğu yoktu.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-9-132
2- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-3-1191
3- Câmiu’l-Usûl-Ashâbın Faziletlerine dair 14-250-No-6.648-Bu ziyâde Buhâri-Cihad-5-Rikak-51-Tirmizi-Fedâilu’l-Cihad-17-1651 ve Müsned-3-141-264’de de yer almaktadır.


Sahabelerle İlgili Diğer Makaleler


Dürre Bint-i Ebî Leheb►

Resûlullâh (s.a.v)’ın amcası ve azılı düşmanı Ebû Leheb’ın kızıdır. Mekke’de doğdu, ancak hanği tarihte doğduğu kesin belli değildir. Neseb ve soyu şöyledir: Dürre bint-i Ebû Leheb bin Abdülmuttalib bin Haşim el-Kureyşîy el-Haşimî’dir.


Dü’sûr Bin El-hâris►

Ğatafan kabilesinin reisi olub uzun künyesi Dü’sûr bin el-Hâris bin Muhârib, kendisi Ğavres el-Ğatafani diye tanınırdı.


Dâvûd Bin Urve Bin Mes’ûd►

İslâm tarihinde iki tane çok meşhur Urve bin Mes’ûd adında sahabi vardır. Bunlardan biri Urve bin Mes’ûd el-Ğifâri, diğeri ise meşhur Urve bin Mes’ûd es-Sekafi dir. İşte anlatmaya çalışacağımız sahebe Dâvûd bin Urve (r.a), böyle önemli bir zatın oğludur.


Dubâa Bint-i Zübeyr Bin Abdülmuttalib►

Dubâa bint-i Zübeyr bin Abdülmuttalib (r.a) Resûlullâh (s.a.v)’ın amcası Zübeyr’in kızı olub sahâbiden meşhur Mikdâd bin Esved’in eşidir. Mekke doğumludur ancak hangi tarihte doğduğu belli değildir.


Dırâr Bin Hattâb►

Dırâr bin Hattâb, bin Mirdâs, el-Kureyşi şair bir sahâbi idi. Babası Hattâb, Kureyş kabilesinin bir kolu olan Beni Fihr’in reisiydi. Kendisi de Kureyş’in en iyi şairi ve cengâveri sayılırdı. İslâmiyetten önce meydana gelen Ficâr Savaşı’nda Beni Fihr’lerin bayraktarlığını yapmıştı.


Dırâr Bin Ezver►

Ebû’l-Ezver Dırâr, bin Mâlik, bin Evs, el-Esedi. Şair ve cengâver bir sahâbidir. Ebû Bilâl künyesiyle de anılmaktadır. Babası Mâlik bin Evs, “Eğri boyunlu”anlamına gelen Ezver lakabıyla tanındığı için o da Dırâr bin Ezver diye şöhret bulmuştur.