Hârise Bin Nu’man Bin Nâfi

İslâm tarihinde dört tane, el-Hâris bin Nu’man adında sahabe vardır. Bizim burada anlatmaya çalışa-cağımız ise; Hârise bin Nu’man bin Nâfi’dir.

Hârise Bin Nu’man Bin Nâfi
Hârise Bin Nu’man Bin Nâfi

Hârise Bin Nu’man Bin Nâfi Kimdir?

حَـارِثَــةُ بْــنُ اْلــنُـعْــمَـانُ بْــنُ نَافِــع

Baba Adı : Nu’man bin Nâfi’.
Anne Adı : Ca’de bint-i Ubeyd bin Sa’lebe.
Doğum Tarihi ve Yeri : Tarih yok, Medine doğumludur.
Ölüm Tarihi ve Yeri :

Muâviye bin Ebû Süfyan devrinde, Miladi 661-680 tarihleri

arasında Basra şehrinde vefat ettiği söylenir.

Fiziki Yapısı : Ömrünün sonlarında gözleri göremez oldu.
Eşleri : Ümmü Hâlid bint-i Hâlid bin Yaiş.
Oğulları : Abdullah, Abdurrahman, Emetullah, Hâlid.
Kızları : Sevda,Amre, Ümmü Hişam, Ümmü Külsüm.
Gavzeler : Bedir, Uhud, Hendek, Beni Kurayza, Mûte, gibi bir çok seferlere iştirak etmiştir.
Muhacir mi Ensar mı : Medineli Ensâr dan dır.
Rivayet Ettiği Hadis Sayısı : Rivayeti var, sayısı belli değildir.
Sahabeden Kim ile Kardeşti : Bilgi yok.
Kabile Neseb ve Soyu :

Hârise bin Nu’man bin Nâfi’ bin Nak’ bin Zeyd bin Ubeyd bin Sa’lebe bin Ğanm

bin Mâlik bin Neccar el-Ensâri el-Hazreci sonra Beni Neccarlar’dan dır.

Lakap ve Künyesi : Ebû Abdullah
Kimlerle Akraba idi : Abdullah ve Havvat bin Cübeyr’in amcaları.

Hârise Bin Nu’man Bin Nâfi'nin Hayatı


İslâm tarihinde dört tane, el-Hâris bin Nu’man adında sahabe vardır. Bunlar:1-el-Hâris bin Nu’man, bin Ümeyye, 2-el-Hâris bin Nu’man, bin Hezme, 3-el-Hâris bin Nu’man, bin Râfi’, 4-el-Hâris bin Nu’man, bin İsâf bin Nadle’dir. İki tane’de, Hârise bin Nu’man adında sahabi vardır’ki. Bunlar: 1-Hârise bin Nu’man, bin Hüzâi, 2-Bizim burada anlatmaya çalışa-cağımız ise; Hârise bin Nu’man bin Nâfi’dir. Meşhur tarihçi İbn-i Esir, Üsdü’l-Ğabe fi Mâ’rifeti’s-Sahabe adlı eserinde bunları ayrı ayrı anlatır.

İbn-i Esir’e göre nesebi; Hârise bin Nu’man, bin Nâfi’, bin Nak’, bin Zeyd, bin Ubeyd, bin Sâ’lebe, bin Ğanm, bin Mâlik, bin Neccar, el-Ensâri, el-Hazreci, sonra Beni Neccar’dır. Özellikle;Hârise bin Nu’man, bin Nâfi’ ile, Hârise bin Nu’man, bin Huzâi, Ebû Şûreyh, veya el-Hârise bin Hezme, bin Ebi Hezme, bin Hûzeyme, bin Sâ’lebe, bin Amru, bin Avf, bin Mâlik, bin Evs, bin Hârise, bin Sâ’lebe, el-Ensari, el-Evsi’nin hayatları anlatılırken hayat hikayeleri birbirlerine çok yakın oldukları için karıştırılmıştır.

Medine’de dünyaya gelen Hârise bin Nu’man’ın hangi tarihde doğ-duğu belli değildir. Hârise bin Nu’man bin Nâfi’in Annesi: Resûlullâh’a bey’at eden, zaman zaman ona evinde yemek ikrâm eden hanımlardan Ca’de bint-i Ubeyd, bin Sâ’lebe’dir. Bazı eserlerde, anne adı;Hind bint-i Evs, olarak da geçmekte, künyesi; Ebû Abdullah’dır. 1

Hârise bin Nu’man’a, “Hâris” de denilmektedir. Hicret-ı Nebeviyye esnasında Müslüman olmuştur. Kûr’ân-ı Kerim ezberlemek maksadıyla yüksek sesle okurdu. Ayrıca annesine çok düşkündü. Onun iyiliği için elin-den geleni yapardı. Bu sebebten dolayı Resûlullâh (s.a.v)’in iltifatına nail olmuştur. Nitekim, Hz.Âişe’den yapılan bir rivayette:

Resûlullâh (s.a.v):

“-Bir gün bana, Cennet gösterildi. (veya cennete girdim) Cennette iken bir okuma sesi duydum. Kim olduğunu sorduğumda:

      “-Hârise bin Nu’man’dır!”dediler.

      “-İşte, Anne ve Babasına iyilik eden kişinin, mükâfâtı budur!”dedi.

Hârise bin Nu’man, Bedir Ğazvesi’ne iştirak etmek sûretiyle Ashab-ı Bedir’den olmuştur. Bedir’de Osman bin Abdüşşems’i esir aldığı söylenir. Bu ğazveden sonra önemli olan büyük ğazvelerin hemen hemen hepsine iştirak etmiştir. Bedir’den sonra ertesi yıl, yâni Hicri 3. Miladi 625 yılında Uhud Ğazvesi’ne iştirak etmiştir. Daha sonra, Hendek ve arkasından Beni Kurayza Ğazveleri’nde bulunmuştur.

Hârise bin Nu’man (r.a), Mekke fethine iştirak etmiştir. Bu fetihden sonra Huneyn Ğazvesi’ne iştirak etmiş ve bu ğazvede büyük yararlıklar göstermiştir. Zira, savaşın ilk anında İslâm ordusunun ileride gidenleri arasında bir bozğunluk meydana geldiğinde Ensâr’dan seksen kişi hemen bir araya gelerek şiddetli bir müdâfaa yapmışlar ve bunu takiben diğerleri toparlanarak savaşın kazanılmasına vesile olmuşlardır.

Bunu bir rivâyette şöyle görmekteyiz:

Bir gün Hârise bin Nu’man (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ın huzurlarına girmiş. Bakmış ki kendileri birisiyle gizli olarak görüşüyor. Bu yüzden selâm verememiş. Resûlullâh (s.a.v) ile gizli olarak görüşen kimse meğer Cibril-i Emin imiş! Cebrâil (a.s)’da Hârise bin Nu’man’ı gördüğünde Resûlullâh (s.a.v)’e:

      “-Şayet bana selâm verseydi, selâmına cevab verirdim!”buyurmuş.

Resûlullâh (s.a.v), Cebrâil’e:

      “-Yâ Cibril! Bunun kim olduğunu biliyor musunuz?”diye sordu.

Cebrâil (a.s):

      “-Evet yâ Resûlallâh! Huneyn Savaşı’nda sabır ve metanet gösteren seksen kişiden biridir. Bu seksen kişinin çocukları’da, torunları’da hep Cennetlik olacaktır!”cevabını verdi.

Hârise bin Nu’man (r.a), zorlu Tebük Seferi’nde bulunduktan sonra, Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte Vedâ Haccı’nı yapmıştır. Resûlullâh (s.a.v)-’ın vefatından hemen sonra irtidad eden mürtedlerle yapılan savaşlara iştirak etmiştir. Hz.Ömer, ve Hz.Osman (r.a)’ın devirlerinde birçok savaş-lara katılmış, bilhassa Suriye taraflarındaki savaşlarda bulunmuştur.

Hârise bin Nu’man (r.a), bir rivayete göre: Muaviye bin Ebû Süfyan zamanında Basra’ya gitmiş ve orada ikamet etmeye başlamıştı. Ve Basra Şehri’nde vefat etmiştir. Hanımları Ümmü Hâlid bint-i Hâlid ve diğerleri. Oğulları, Abdullah, Abdurrahman, Emetullah, Hâlid. Kızları Sevda,Amre, Ümmü Hişam, Ümmü Külsüm. Kendisinden bir çok hadis-i şerif rivâyet edilmiştir. 2

Başka bir rivayette ise Hârise bin Nu’man (r.a) şöyle anlatılır:

Hârise bin Nu’man (r.a) Ashab-ı Suffe’den idi. Bir müddet Suffe’de kaldıktan sonra evlenib çocuk sahibi olduğunda da Resûlullâh (s.a.v)’ın komşusu olmayı çok arzu ediyordu. Ve, sonunda Resûlullâh (s.a.v)’ın yakın komşusu oldu. Medine’de Resûlullâh (s.a.v)’ın komşusu dendiği zaman, akla Hârise bin Nu’man (r.a) gelirdi.

Bu hususa işaret eden, büyük tarihçi İbn-i Sa’d:

Hârise’nin Medine’de Resûlullâh (s.a.v)’ın evinin yakınında bir evi bulunduğunu Resûlullâh (s.a.v)’ın ihtiyacı olduğu zamanlarda Hârise’nin evini boşaltıp ona verdiğini kaydetmektedir. Evini Resûlullâh (s.a.v)’e veren Hârise bin Nu’man, bu mübarek komşusundan ayrı kalmamak için yakınına bir ev daha yaptı. Bu evde de biraz oturduktan sonra, onu’da yeni evlenen, ve babasına yakın olmak isteyen Resûlullâh’ın biricik kızı Hz.Fâtıma ve Hz.Ali’ye verdi.

Bilindiği üzere, Resûlullâh (s.a.v), Medine’ye geldikten sonra yedi aya kadar Ebû Eyyüb el-Ensâri (r.a)’ın evinde kaldı. Daha sonra kendi evine taşındı. Bu arada Hz.Ali (r.a) Fâtıma (r.a) ile evlenince, Resûlullâh, Hz.Ali’ye bir ev bulmasını emretti. Hz.Ali, ev aramaya koyuldu. Fakat Resûlullâh’ın evine yakın yerde bir ev bulamadı, sonunda Medine’nin uzak bir köşesinde bir ev buldu. Bir müddet orada kaldılar.

Onların, evlendiklerinin henüz dördüncü günü idi. Resûlullah (s.a.v), dördüncü günü sabah serinliğinde, şanlı damadını ve kızını görmeye gitti. Bir müddet sonra, yeni evliler kendilerine bir ev vermesi için Neccar oğullarından Hârise bin Nu’man’a söylemesini Resûlullah (s.a.v)’den rica ettiler. Resûlullâh (s.a.v), bu isteği Hârise’ye duyurmaktan utandı, ve kaçındı. Fakat, Harise bunu haber alınca Resûlullâh’ın yanına geldi:

      “-Yâ Resûlallâh! Haber aldım ki, Fâtıma, ayrı bir eve taşınmak için sana müracaat etmiş. Neccar oğulları evlerinin en yakını olan bu evim senindir. Benim canım, ve malım, ancak Allâh ve Resûlü içindir. Vallâhi ya Resûlallâh! O mülkü benden alman bana bırakmandan daha hoş ve daha makbuldür!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-Doğrusun! Allâh, senin mallarını bereketlendirsin!”buyurdular.

Verilen bu eve, Hz.Ali ve Fâtıma’yı yerleştirdi. 3

Hâris bin Nu’man’ın yine Resûlullâh (s.a.v)’e, Mariyetü’l Kibti’ye için bir ev verdiği de söylenir. Ayrıca, Hz.Ebû Bekr’ın oğlu Abdullah’ın âilesiyle beraber Medine’ye hicret ettiği zaman, yine Hârise bin Nu’man’ın evinde kaldıkları belirtilmektedir.

Hârise bin Nu’man (r.a), Cebrâil (a.s)’ı iki defa gördüğünü söyler. Bunlardan birincisi, Huneyn Ğazvesi’nde olmuştur.

Abdullah İbn-i Abbas’ın rivayetine göre:

Hârise bin Nu’man (r.a), bir gün Resûlullâh (s.a.v)’ın huzuruna çıkar gizlice birisiyle konuştuğunu düşünerek selâm vermez. Az sonra Cebrâil, Resûlullâh (s.a.v)’e:

      “-O, Niçin selâm vermedi?”diye sorar.

Resûlullâh (s.a.v), Harise’ye:

      “-Geldiğinde neden selâm vermedin?”deyince,

Hârise bin Nu’man (r.a):

      “-Sizi, birisi ile konuşurken gördüm, konuşmanızı kesmemek için selâm vermedim!”der.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sen onu gördün mü?”diye sorar,

      “-Evet!”cevabını verir.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-O Cebrâil’di!”der.

Cebrâil (a.s)’da:

      “-Şayet bana selâm verseydi, selâmını alırdım!”der ve devamla;

      “-O, seksenlerdendir!”buyurur.

Resûlullâh (s.a.v), seksenlerin kimler olduğunu sorunca Cebrail (a.s) şöyle cevab verir:

      “-İnsanların kaçıştığı bir sırada canını, evlâdını ve rızkını Allâh’a havale ederek, senin çevrende kenetlenib sarsılmadan sabredenler dir!”

Cebrâil (a.s), bu sözleriyle Huneyn’de Resûlullâh (s.a.v)’ın etrafında toplanıp onu yalnız bırakmayan sahabelerden olduğunu haber veriyordu.

Diğeri ise:

Resûlullâh (s.a.v)’ın Beni Kurayza Yahudilerine karşı savaş hazırlığı yaptığı sırada Cebrâil (a.s)’ı bir katır üzerinde önden giderek kendisinin- de içinde bulunduğu Müslümanların silâhlanıb saf tutmalarını emrettiği sırada vuku’ bulmuş, Cebrâil (a.s)’ı görmüştür.

Muhammed bin Süfyan babasından nakl ediyor:

“-Hârise bin Nu’man’ın gözleri görmüyordu. Bu sebeble eviyle Mescid arasına bir ip çekmişti bir yoksul geldiğinde zembilinden bir şey alır ve ipten tutarak yoksulun yanına kadar gider ve eliyle verirdi. Âilesi ona:

      “-Biz yaparız, sen niye uğraşıyorsun?”dediğinde o şöyle derdi.

“-Ben, Resûlullâh (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu duydum:

      “-Yoksullara insanın kendi eliyle (sadaka) vermesi onu kötü akibet-lerden korur!” 4

Hârise bin Nu’man (r.a), bütün hayatını İslâma hizmet için vakfetmiş bir sahabeden dir. Hayır sever bir insan olan Hârise (r.a), isyancılar evini kuşattığı zaman Hz.Osman’a kendisi için savaşabileceklerini söyleyerek onu desteklediğini ifade etmiştir. Bir rivâyete göre, Muâviye bin Ebû Süfyan zamanında, Miladi 661-680 yılları arasında Basra’ya gitmiş ve orada ikamet etmeye başlamış, Basra şehrinde vefat etmiştir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- Usdu’l-Ğabe, İbn-i Esir-1003
2- Ashab-ı Kiarâm’ın Meşhurları-Hayati Ülkü-Sayfa-465-466
3- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-9-260
4- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-2-763


Ebû Abs bin Cebr (r.a)►

Ebû Abs bin Cebr (r.a), Evs kabilesinin Beni Hârise kolundandır. Takriben Miladi 584 yılında Medine’de dünyaya geldiği tahmin edilmek-tedir. nesebi: Abdurrahmân bin Cebr (veya Câbir) bin Amr bin Zeyd bin Çeşm bin Mecdan bin Hârise bin Hâris bin Hazrec bin Amr bin Mâlik bin Evs, el Ensariy el-Evsî el-Hârisî’dir.


Ebân bin Saîd bin el-Âs (r.a)►

Ebân bin Saîd bin el-Âs (r.a)’ın nesebi: Eban bin Saîd bin Âs bin Ümeyye bin Abdişems bin Abdimenâf bin Kusay el-Ümeyye (veya el-Emevî) el-Kureyşî dir. Künyesi ise bilinmemektedir. Annesi, Hind veya, Sâfiyye bint-i Muğire bin Abdullah bin Amr bin Mahzumi.


Ebzâ el-Huzâi (r.a)►

Ebzâ el-Huzâi (r.a) ne zaman hangi tarihde doğdu. Nerede ve zaman vefat etti. Âile bireyleri kimlerdir. Nesebi hakkında bilgi yoktur. Ancak oğlu Abdurrahman bin Ebzâ el-Huzâi (r.a) Kûr’ân-ı Kerim ve fıkıh konu-larındaki bilgisiyle tanınan bir sahâbi idi.


Ebyad bin Hammâl el-Meârib’i►

Ebyad bin Hammâl el-Meârib’i (r.a)’ın künyesi ve nesebine dikkatli bakılınca onun Yemen taraflarında Meârib bölgesinde doğub ve oralarda yaşadığını aşağıdaki rivâyetlerden anlamak da mümkündür. Ancak, hangi yılda ve nerede doğdu, hangi tarihte ve nerede öldüğü yolunda elimizde kesin bilgi yoktur.


Dimâd Bin Sa’labe El-ezdi►

Dimad bin Sa’leb el-Ezdi’nin Hangi tarihlerde ve nerede doğduğuna dair elimizde bilgi bulunmamaktadır. Kendisi Yemen’in Ezd-i Şenûe kabile-si reisiydi. Resûlullâh (s.a.v) ile dostluğu ta câhiliye devrine kadar uzanır.