Hanzele Bin Rebi’ El-kâtib

Hanzele bin Rebi’ (r.a)’in doğum tarihi, ve hangi tarihte islâmı kabul edişi tam belli değildir. Kendisi Temim kabilesinin Üseyd oğulları koluna mensubtur. Câhiliye devrinin meşhur şair ve hatiblerinden olan Eksem bin Sayfi’nin kardeşi’nin oğlu ve, Sahabe’den Rebâh bin Rebi’’in kardeşidir.

Hanzele Bin Rebi’ El-kâtib

Hanzele Bin Rebi’ El-kâtib
حَــنْــظَــلَــة ُبْــنُ الـرَّ بـِـيــع


 Baba Adı    :    Rebi’i bin Sayfi, el Üseydi.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Muâviye bin Ebû Süfyan’ın hükümdarlığı devrinde Hicri 45. Miladi 665 yılında Karkisiyâ veya er-Ruha vefat etmiştir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Mekke fethinden sonraki seferlere katıldı.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Muhacir olduğu söylenir. Ancak, nereden ve nasıl hangi tarihte bilinmiyor.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    2 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Hanzele bin Rebi’ bin Sayfi bin Rebah bin Hâris bin Muhâşin bin Muâviye bin Şureyf bin Cerve bin Üseyd bin Amr bin Temim et-Temimi dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Rib’iy, Hanzalatü’l-Useydi, el-Kâtib,
 Kimlerle Akraba idi    :    Rebah bin Rebi’’in kardeşidir.



Hanzele Bin Rebi’ El-kâtib Hayatı



Hanzele bin Rebi’ (r.a)’in doğum tarihi, ve hangi tarihte islâmı kabul edişi tam belli değildir. Kendisi Temim kabilesinin Üseyd oğulları koluna mensubtur. Câhiliye devrinin meşhur şair ve hatiblerinden olan Eksem bin Sayfi’nin kardeşi’nin oğlu ve, Sahabe’den Rebâh bin Rebi’’in kardeşidir. Resûlullâh (s.a.v)’in kâtiblerin’den olduğu için ona, Hanzeletü’l-Kâtib veya sadece Kâtib’de denilir. Resûlullâh (s.a.v)’ın diğer yazışmalarında da ona kâtiblik yaptı. Künyesi, Ebû Rib’iy dir.

Abdullah İbn-i Abbas’dan:

“-Adamın birisi;

      “-Ey Allâh’ın Resulü! Allâh dostları kimlerdir?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v), şu cevabı verdi:

      “-Bulundukları yerde Allâh’ı zikr eden kimselerdir!”buyurdular.

Resûlullâh (s.a.v)’ın kâtiblerinden Hanzala el-Üseydi’den:

“-Resûlullâh (s.a.v)’in yanındaydık Cennet ve Cehennemi bize öyle anlattı ki, gözümüzle görmüş gibi olduk. Bilahare, kalkarak âilemin ve çocuklarımn yanına döndüm. Güldüm eğlendim daha sonra, Resûlullâh’a gelerek durumu anlattım.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Hanzele! Eğer, âilelerinizin yanında’da benim yanımda olduğunuz gibi olsanız, O zaman, Melekler yolda ve yatakta sizinle musafaha ederler- di. Ey Hanzele! Biraz da ahiret ile meşğul ol!”buyurdu. 1

Başka bir rivayette ise şöyledir:

Hanzele el-Üseydi anlatıyor:

“-Resûlullâh (s.a.v)’in yanında oturuyorduk. Cennet ve Cehennem-den söz ettik. Öyleki ikiside gözümüzün önünde canlandı. Sonra âilemin ve çocuklarımın yanına döndüm. Güldüm, oynadım ve yaşadığımız anı onlara da anlattım. Evden çıktıktan sonra Ebû Bekr’e rast geldim ve ona:

      “-Yâ Ebû Bekr! Ben, vahvoldum artık!”dedim.

Ebû Bekr:

      “-Ne oldu ki?”diye sordu.

      “-Resûlullâh (s.a.v)’in yanında idik. Bize Cennet ve Cehennemden bahsetti. Cennet ve Cehennem gözlerimizin önünde canlandı. Resûlullâh’ın huzurundan çıkınca, hanımlarımız ve çocuklarımızla güldük oynadık. Ve, işlerimizle uğraştık, Cennet ve Cehennemi unuttuk!”dedim.

Ebû Bekr:

      “-Bizde böyle yapıyoruz!”dedi.

Ben, tekrar Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına gelerek bu durumu anlattım.

Bana şöyle dedi:

      “-Hanzele! Eğer, evinizde benim yanımda olduğunuz gibi olsanız Melekler sizinle yolda ve yatakta, musafaha ederler. Hanzele biraz dünya, birazda ahiret ile meşğul ol!”dedi. 2

Hanzele bin Rebi’in lakabı, dedelerinden dolayı Hanzele el-Üseydi olarakta siyer kitablarında geçer. Bundan dolayı bazen karıştırılmıştır.

Mekke Fethi’ne ve Huneyn Savaşları’na katılan Hanzele bin Rebi’i Resûlullâh (s.a.v), Tâif Muhasarası’nda Tâif’liler barış isteyip istemedik-lerini öğrenmek için Tâif halkına elçi olarak gönderdi.

Câbir bin Abdullah (r.a) anlatıyor:

“-Allâh’ın Rasûlü, Tâif halkına, Hanzele bin Rebî’i elçi olarak gön-dermiş idi. Hanzele, Tâif’lilerle görüşürken, kendisini yakalayıb kaleye götürmek istediler. Bunu gören Resûlullâh (s.a.v):

      “-Kim bunların elinden Hanzele’yi alacak? Bu işi başarana bütün ğazilerimizin sevabı kadar, sevab vardır!”buyurdu.

Abbâs bin Abdülmuttalib (r.a)’dan başkası, yerinden kıpırdıyamadı. Abbâs (r.a), Hanzele, kaleye sokulmak üzereyken, Taiflilere yetişerek onu kucakladığı gibi ellerinden kurtarıb, kaçırdı. Kalenin üzerinden, Abbâs’a taş yağdırdılar. Bu sırada Resûlullâh, Abbâs’a dua ediyordu. Abbâs, yara bere almadan Hanzele’yi Resûlullâh’a getirdi!” 3

Daha sonra bu olayın değişik bir şeklini Kays bin Züheyr anlatır:

“-Hanzele bin Rebi’ ile birlikte Furat bin Hayyan’ın Mescidine git-miştik. Namaz vakti geldiği zaman Hanzele’ye:

      “-İmamete buyur!”dedim.

Hanzele ise:

      “-Ben, senin önüne geçip namaz kıldıramam. Çünkü, sen, benden yaşlısın. Ayrıca benden önce hicret ettin. Sonra Mescid sizin sayılır!”

Diye cevap verince, Furat bin Hayyan:

      “-Ben Resûlullâh (s.a.v)’in senin hakkında bazı şeyler söylediğini işittim. Onun için hiçbir zaman senin önüne geçemem!”dedi.

Hanzele:

      “-Tâif Savaşı’nda Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına geldiğim gün beni casus olarak gönderdiğini biliyor musun?”diye sordu.

      “-Evet!”cevabını alınca Hanzele (r.a), öne geçti, ve cemaata namaz kıldırdı.

Namazdan sonra Furat bin Hayyan:

“-Ey İcl Oğulları! Ben, o gün Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına gelmiştim. Resûlullâh (s.a.v), Hanzele’yi Tâif’e casus olarak gönderdi. O da Tâif’den önemli haberler getirdi. Resûlullâh (s.a.v)

      “-Hanzele’ye doğru söyledin! Bu gece uykusuz kaldın, evine git!” buyurdular.

O gittikten sonra bize:

      “-Hanzele ve Hanzele gibilerini kendinize imam yapın!”dedi. 4

Resûlullâh (s.a.v), Hanzele (r.a)’dan unuttuğu hususları kendisine hatırlatmasını ister, bazen de mührünü ona bırakırdı. Hanzele bin Rebi’’ Resûlullâh (s.a.v) ile Tebûk, Seferi’ne katıldıktan sonra, Vedâ Haccı’nda bulundu. Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatını gördü.

Birinci halife Hz.Ebû Bekr (r.a) döneminde de kâtiblik görevine devam eden Hanzele (r.a) Irak bölgesinde Sâsâniler’e karşı yapılan savaş-larda Hâlid bin Velid (r.a), kumandasındaki orduya katıldı. Hâlid (r.a), fetihler sonunda onu ğanimetleri halifeye ulaştırmakla görevlendirdi.

İkinci halife Hz.Ömer (r.a) döneminde birçok savaşlara katıldı. Hicri on beşinci yıldaki Kadisiye ve Nihâvend Savaşları’na katıldı. Daha sonra Küfe’ye yerleşti. Üçüncü halife Hz.Osman’ın döneminde Irak’da bulunu-yordu. O sıralarda halife Hz.Osman’ın muhasara edilmesi üzerine Mısırlı muhasaracılara karşı Medineliler’e yardımda bulunulmasını teşvik etti. Halife Hz.Osman’ın şehâdetinden sonra fitneden uzak kalmaya çalıştı.

Dördüncü halife Hz.Ali (r.a), zamanında ihtilaflara hiç karışmadı. Cemel Vak’ası ve Sıffın Savaşları’na katılmadı. Kûfe’ye yerleşmekle beraber, Hz.Osman’a yapılan hakaretlere bir tepki olmak üzere buradan ayrıldı. Muâviye bin Ebû Süfyan devrinde Kûfe’den ayrıldı. Fırat ile Habur nehri arasında bulunan er-Ruha veya Karkısiyâ şehrine geldi ve burada yerleşti. Hicretin 45. Miladi 665 yıllarında buralarda vefat ettiği rivayet edilir. Hanzele bin Rebi’’in Hz.Ömer döneminde veya Hicri 50. yılda öldüğü de rivayet edilmektedir. Hanzele (r.a)’nin Uhud’da şehid olduğunu söyleyen Diyarbekrinin onu Hanzele bin Ebû Amir ile karıştırdığı açıkça anlaşılmaktadır.

Ebû Osman en-Nehdi, Yezid bin Abdullah eş-Şıhhir, Kays bin Züheyr ve Hasan-ı Basri gibi kişiler Hanzele’den hadis rivayet etmişlerdir. Ondan nakledilen iki tane hadis Müslim’in el-Câmi’u’s-Sahih’i ile Tirmizi, Nesâi, İbn-i Mace’nin Sünenleri’nde ve Ahmed İbn-i Hanbel’in el-Müsned’inde yer almaktadır. 5

Deniliyor ki: Hanzele (r.a) öldüğü zaman cinler ona ağıt yakmış. Ölümünde hanımının şöylediği beyitlerden biri: “Gözbebeğim” diye baş-layan, ve Hanzele el-Kâtib’e karşı olan hüznünü dile getirmesidir. 6

Veya akrabalarından bir hanımefendi şu mersiyeleri terennüm etmiştir:

“Zaman kederli bir kadına şaşa kaldı…

Ak saçlı solğun birine ağlıyor diye…

Bügün gözbebeğini ak yapan nedir diye sorarsan…

Sana haber vereceğim! Asla yalancı değilim!

Gözbebeğimin siyahlığını yok etti…

Hanzaletü’l-Kâtib’e olan kederim… 7

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1668 
2- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1391 
3- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-2-555 
4- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1476 
5- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-16-52-Konunun akışına göre montajlandı. 
6- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-1-540-No-1861-Arapça aslı-2-44-No-1855. 
7- Mesudi el-Hüzeli:346 /893-957.et-Tenbih ve’l-İşraf.