Hadrami Bin Âmir

Hadrami bin Amir (r.a), Beni Esed kabilesinin Zinyeoğulları koluna mensubdur. Hicretin dokuzuncu Miladi 630 yılında Esed oğulları kabilesi adına, aralarında Dırâr bin Ezver gibi şairlerin de bulunduğu on kişilik bir heyetle birlikte Müslüman olmak için Medine’ye Resûlullâh (s.a.v)’ın huzuruna gittiklerinde, heyet adına, Hadrami bin Amr söz almıştı.

Hadrami Bin Âmir

Hadrami Bin Âmir
حَــضْــرَمِــيّ بِــنْ عَـا مِـر


 Baba Adı    :    Amir bin Mucemme’.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    1 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Hadrami bin Amir bin Mucemmi’ bin Meve-le bin Humam bin Debbe bin Kâ’b bin el-Kays bin Mâlik bin Sa’lebe bin Dudan bin Esed bin Huzeyme el-Esedi.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Kidâm,
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Hadrami Bin Âmir Hayatı



Hadrami bin Amir (r.a), Beni Esed kabilesinin Zinyeoğulları koluna mensubdur. Hicretin dokuzuncu Miladi 630 yılında Esed oğulları kabilesi adına, aralarında Dırâr bin Ezver gibi şairlerin de bulunduğu on kişilik bir heyetle birlikte Müslüman olmak için Medine’ye Resûlullâh (s.a.v)’ın huzuruna gittiklerinde, heyet adına, Hadrami bin Amr söz almıştı.

Beni Esedler, Huzeyme bin Müdrikelerden, birçok oymakları bulu-nan çok büyük bir kabile olup yurdları, Necid ülkesinde Kerh’a doğru uzanmakta idi. Tâi kabilesine komşu idiler. Beni Esed bin Huzeymeler, toplanıp Resûlullâh (s.a.v)’e bir heyet göndermeyi kararlaştırdılar. Hicret-in dokuzuncu yılının başında Muharrem ayında Beni Esedlerden on kişi-lik bir heyet Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına geldi. İçlerinde:

1-Hadrami bin Amir 2-Dırar bin Ezver 3-Vâbisa bin Mâbed 4-Katâde bin Kaif 5-Seleme bin Hubeyş 6-Tulayha bin Huveylid 7-Nekade bin Abdullah bin Halef 8-Ebû Mük’it ile Beni Zinye Beni Mâliklerden de, bazı kimseler bulunuyordu. Hadrami bin Amir, Beni Zinyelerdendi. Kavminin Ulusu ve Lideri idi. Beni Esed heyetinin de başkanı idi. Kendisi şairdi. Dırar bin Ezver de, Beni Zinyelerdendi. Tanınmış binicilerden, baba yiğitlerden ve şairlerdendi. Yayılır bin devesi vardı.

Vâbisa bin Mâbed, yufka yürekli, gözü yaşlı bir adamdı. Çok ağlar, gözünün yaşını tutamazdı, Tuleyha bin Huveylid, Beni Esedlerin namlı binicilerinden, baba yiğitlerinden ve, en cesâretlilerindendi. Kendisi, bin süvariye denk tutulurdu. Beni Esedler, onun başında toplanırlardı. Nekade bin Kaif, badiyede oturur, Hicaz halkından sayılırdı. Beni Esed Heyeti Medine’ye geldiği sırada, Resûlullâh (s.a.v), Mescid’de Ashabiyla birlikte oturuyordu. Resûlullâh (s.a.v)’e selâm verdiler.

      “-Yâ Resûlallâh! Biz, Allâh’ın birliğine, eşi, ortağı bulunmadığına, Senin de, O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet ediyoruz!”dediler.

Hadrami bin Amir:

      “-Yâ Muhammed! Yâ Resûlallâh! Sen, bize, hiçbir elçi, hiçbir askeri birlik salmamışken, biz, şu kıtlık yılında, karanlık gecelerde yolculuk ederek kendiliğimizden Sana geldik! Yâ Resûlallâh! Başka Arablar, Senin ile çarpıştılar, biz, Çarpışmadık!Biz, arkamızdakilerin de, temsilcileriyiz. Biz, Huzeymeliler, Senin için toplanmışız ve Senden’izdir. bizim koruyu-şumuz, çok koruyucudur. Kadınlarımız, kocalarına sevgi gösterirler. Oğullarımız ise, çok iyi binici ve çok baba yiğit ve kahramandırlar!” dedi.

Resûlullâh (s.a.v), Beni Esed heyetini İslâmiyete dâvet etti.

Beni Esed heyeti:

      “-Mallarımızın zekât ve sadakalarını kendi fakirlerimize vermek, yurdlarımızda kuraklık ve kıtlıt olduğunda, başka yerlere göçmek üzre Müslüman oluyoruz!”dediler,

Müslüman oldular. Resûlullâh’a bey’at ettiler. Dırar bin Ezver, Resûlullâh (s.a.v)’e:

      “-Uzat elini de, Sana İslâmiyet üzerine bey’at edeyim?”dedi.

Resûlullâh (s.a.v), heyet içinde Beni Zinyelerden olanlara:

      “-Sizler kimsiniz?”diye sordu.

      “-Biz, Zinye Oğulları, at çullarıyız!”dediler.

Resûlullâh (s.a.v), onların isimlerini değiştirmek istedi:

      “-Siz, Rişde Oğullarısınız!”buyurdu.

Zinye oğulları:

      “-Biz, babamızın ismini bırakmayız, Beni Muhavvele gibi olmak istemeyiz!”

Akıllarının kısalığı yüzünden, Resûlullâh (s.a.v)’ın teklifine yanaş-madılar. Resûlullâh (s.a.v), Beni Abdüluzzâ bin Ğatafanların ismini, Beni Abdullah bin Ğatafanlar olarak değiştirmişti. Zinye Oğulları, onlar Muhav-vele Oğulları! Diye ayıplamış, kınamışlardı.

Beni Esed heyeti; Iyâfet, Kehânet ve Taşları işaretleyib onları avuç-larında sallayarak mânalar çıkarmak, gibi şeyler hakkında ne buyrul-duğunu Resûlullâh (s.a.v)’den sordular. Resûlullâh (s.a.v), onları bunlar-dan men’ etti. Iyâfet demek; kuşları Kiş! diye azarlayarak kişleyip onların isimlerinden, seslerinden, iniş ve geçişlerinden uğurluluk veya uğursuzluk çıkarmaya çalışmak demektir ki bu, Arabların, çoklukla yapa geldikleri âdetlerindendi.

Kehânet; gaibden haber vermek, falcılık, bakıcılık yapmak, Kâhinde; gelecek zamanda olacak şeylerden haber veren ve kâinatın sırlarına, ğayb ilmine vakıf olduğunu iddia eden kimse demektir. Kâhinler, kendilerinin, cinlerden tâbi’leri bulunduğunu, onların, görünüp kendilerine haberler getirdiklerini söylerlerdi.

Beni Esed heyeti:

      “-Biz, cahiliyet devrinde bütün bu işleri yapardık. Geri kalan şey hakkında ne buyurursunuz?”dediler.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Nedir o geri kalan şey?”diye sordu.

Beni Esed heyeti:

      “-Hat Remil atma ilmi!”diye sordular.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Onu, Peyğamberlerden bir Peyğamber çizerdi. Kimin çizgisi, onunkine uyarsa, isabet edebilir”

Resûlullâh (s.a.v), Beni Esed heyetine Kûr’ân öğrenmelerini emr etti Onlar da, Kûr’ân-ı ve farzları öğrenmek için, Medine’de günlerce oturdu-lar. Resûlullâh (s.a.v), Hadrami bin Amir’e Abese sûresini Kendisi bizzat öğretti. Hadrami, ezberlediği bu sûreye:

      “-O Allâh ki, hâmile kadına ihsanda bulundu da, dokuz can (çocuk) vücuda getirdi!”meâlinde kendiliğinden yakıştırdığı iki cümleyi de, âyetler arasına katıp okuyunca,

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sakın, ona bir şey ekleme!”diye ikaz etti.

Başka bir rivayete göre:

Resûlullâh (s.a.v), Hadrami bin Amir’e Â’lâ suresini de öğretmişti. Resûlullâh, Beni Esed heyetinden Nekade bin Abdullah’a:

      “-Ey Nekade! Ben, kendim için binmeye elverişli, sütlü, yanında yavrusu bulunmayan bir deve istiyorum?”buyurdu.

Nekade, kendi develeri içinde böylesini araştırdı, bulamadı. Amuca-sının oğlu Sinan’ın yanında buldu. Sürüp Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına getirdi. Resûlullâh (s.a.v), devenin memesini, elile sığadı ve Nekade’yı çağırıp onu sağmasını emr etti. Nekade, deveyi, memesinde biraz süt kalın-caya kadar sağdı.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ey Nekade! Bırak hepsini sağma! Biraz kalsın ki, o, arkada kalan sütün inmesini sağlar!”buyurdu.

Resûlullâh (s.a.v), sağılan sütten içti. Ashâbı da, içtiler. Artanını da Nekade içti. Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ey yüce Allâh’ım! Develer içinde bu deveyi ve onu, bağışlayanı mübarek kıl!”diyerek dua etti.

Nekade:

      “-Ey Allâh’ın Resûlü! Onu, getireni de, duana kat!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Onu, getireni de mübarek kıl!”diyerek duasına kattı.

Beni Esedlerin bu heyetinin ardından Medine’ye Beni Esedlerden çoluklu çocuklu başka bir heyet daha geldi. Onlar, buldukları yiyecekleri satın alarak yiyecekleri bahalandırdılar. Medine’nin yollarını kirlettiler. Sahah, akşam yemek vakitlerinde Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına gelerek:

      “-Başka Arablar, Sana hayvanlarının üzerinde savaş için gelmişlerdi. Bizler ise, ağırlıklarımız, çoluk çocuklarımızla gelmiş bulunuyoruz!”

Diyerek sadaka ve zekât umdular. Kendiliklerinden gelip Müslüman olduklarını ileri sürerek önceki heyet gibi, bunlar da, Resûlullâh (s.a.v)’ı minnet altında bırakmak istediler. Beni Esedlerin gerek ilk ve gerek son heyetlerinin bu uyğunsuz tutum ve davranışları hakkında Hucurat sûresi-nin inen 17. âyetinde şöyle buyruldu:

“-Onlar, İslâma girdiklerini Başına kalkıyorlar. Onlara de ki:

      “-Müslümanlığınızı, benim başıma kalkmayınız! Bilâkis, sizi İmana muvaffak kıldığı için, Allâh, sizi minnet altında bırakır, eğer, siz inandık demenizde sâdık kişilerseniz!”

Resûlullâh (s.a.v), Beni Esed heyeti için bir yazı yazdı. Yazısında şöyle buyurdular:

      “-Bismillâhirrahmanirrahim: Allâh’ın elçisi Muhammed’den, Beni Esedlere! Size Selâmlar olsun! Ben, sizlerden dolayı yüce Allâh’a hamd ederim ki, O’ndan başka ilâh yoktur. Bundan sonra derim ki: Siz, Tâi kabilesinin sularına ve topraklarına yaklaşmayacaksınız. Çünkü, onların ne suları, ne de, topraklarına girilmesi siz helaldır. Ancak, kendilerinin içeri alacakları kimseler, bundan müstesnadır. Muhammed’in emrini dinleme-yen kimseler, O’nun himâyesinden uzak kalırlar. Beni Esedlerin işlerine Kudâi bin Amr baksın! Bu yazıyı, Hâlid bin Said yazdı!”

Kudâi bin Amr, Beni Uzrelerden olup Beni Esedlere Vali tayin edilmiş idi. 1

Bazı siyer kaynaklarında, Beni Esed heyetinin birincisi ile yani, Hadrami bin Amir’in içersinde bulunduğu birinci heyet ile İkinci heyetin Medine’ye gelişleri, ve Resûlullâh (s.a.v) ile olan konuşmalarını, hakla-rında inen ayetlerin biribirine karıştırıldığı da görülür.

Usta bir süvari olan Hadrami bin Amir (r.a), Hz.Ömer’in hilafeti döneminde Farslar’laİran topraklarında yapılan savaşlara katılmış, şiirleri ile Müslümanları savaşa teşvik etmiştir. Kendisinden önce ölen dokuz kardeşi bulunduğu ve mallarının ona kaldığı rivayet edilir.

Hadrami bin Amir (r.a) Resûlullâh (s.a.v)’ın huzurunda şiir okuya-bilecek kadar çok iyi bir şair idi. Hadrami bin Amir şiirleriyle haberleri, Hasan bin Bişr el-Âmidi’nin kaynaklarından olan Kitâbü Beni Esed adlı eserde bulunmaktaydı. Bazı şiirleri ise Ebû Temmâm’ın el-Vahşiyyâtında, Buhtüri’nin el-Hamâse’sinde, Câhiz’in el-Beyân ve’t-Tebyin’inde ve Lisâ-nû’l-Arab’da yer almaktadır. Resûlullâh (s.a.v)’den:

      “-Sizden biriniz küçük abdestini yapacağı zaman rüzgara dönmesin ve sağ eliyle istincâ etmesin!”

Mealinde, bir hadis rivayet ettiği belirtilmektedir. İmam-ı Süyûti Rahmetüllâhi aleyh ise; Hadrami bin Amir’in bu hadisten başka bir riva-yetini görmediğini kaydeder. 2

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-16-52-57 
2- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-15-64-65