Fâtıma bint-i Hattab

Fâtıma bint-i Hattab (r.a), amcası Amr bin Nüfeyl’ın torunu, Cennetle müjdelenen Saîd bin Zeyd (r.a)’in muhterem hanımlarıdır. Aynı zaman da Hz.Ömer ibn-i Hattab (r.a)’ın kız kardeşidir. Sabikun-u evvelinden yani ilk iman edenlerdendir. Kocası Saîd bin Zeyd ile beraber İslâm’a girmiştir.

Fâtıma bint-i Hattab

Fâtıma Bint-i Hattab
فَا طِـمَـةُ بِـنْـتُ اْلخَـطَّـب


 Baba Adı    :    Hattab bin Nüfeyl.
 Anne Adı    :    Hanteme bint-i Hişam.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Mekke, tarih kesin belli değil.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hz.Ömer’in hilafeti döneminde Medine’de vefât etmiştir. Kabri, Medine de Cennetü’l-Bâkî’dedir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Aşere-i Mübeşşere’den Saîd bin Zeyd.
 Oğulları    :    Abdurrahman.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Mekke, Medine, Muhacirdir.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Fâtıma bint-i Hattab bin Nüfeyl bin Abdül-uzza bin Abdullah bin Kurd bin Riyah bin Rezah bin Adiy bin Kâ’b bin Lüey’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ümeyme veya Ümmü Cemil.
 Kimlerle Akraba idi    :    Hz.Ömer (r.a)’in bacısı, ve amcası Amr bin Nüfeyl’in torunu cennetle müjdelenen Saîd bin Zeyd’in eşidir.


Fâtıma Bint-i Hattab Hayatı


Fâtıma bint-i Hattab (r.a), amcası Amr bin Nüfeyl’ın torunu, Cennetle müjdelenen Saîd bin Zeyd (r.a)’in muhterem hanımlarıdır. Aynı zaman da Hz.Ömer ibn-i Hattab (r.a)’ın kız kardeşidir. Sabikun-u evvelinden yani ilk iman edenlerdendir. Kocası Saîd bin Zeyd ile beraber İslâm’a girmiştir. 1

Fatma bint-i Hattab ile kocası Saîd bin Zeyd, daha önceleri yani İslâm’ın ilk zamanlarında Müslüman olmuşlardı. Fakat Müslümanlıklarını gizli tutuyorlardı. Özellikle Hz.Ömer’den ve Hz.Ömer’in mensub olduğu Adiy bin Kâ’b Oğullarından Nuaym bin Abdullah Nahham o da Müslüman olmuş fakat gizli tutuyordu. Kavminden korkuyordu. Habbab bin Eret Fâtıma bint-i Hattab hatuna gelip gidip Kûr’ân okuyor, veya okutuyordu. (O tarihlerde henüz hicab âyetleri nâzil olmamıştı.)

Bir gün Hz.Ömer, Resûlullâh (s.a.v) ve ashabından bazılarına saldır-mak için kılıcını kuşanmış olarak evinden çıktı ki kendisine Peyğamberimiz ve Ashabından kırk kişiye yakın kadın ve erkeğin Safa Tepesinin yakınında bir evde Darü’l-Erkam da toplandıkları haberi verilmişti. Darü’l-Erkam’da Resûlullâh (s.a.v) ile amcası Hz.Hamza, Ebû Bekr, Ali ve Habeşistan’a hicret etmemiş Mekke’de oturan Müslümanlardan bazıları bulunuyordu.

Nuaym bin Abdullah, Hz.Ömer’e rast geldi. Ona:

      “-Yâ Ömer nereye böyle…?”deyince:

Hz.Ömer:

      “-Kureyşiler’in işlerini darmadağın eden akılları akılsızlık sayan. Dinlerini ayıplayan. İlâhlarına dil uzatan… Şu ata.. dinini bırakıb yeni din tutan… Muhammed’e gitmek istiyorum!”

Nuaym bin Abdullah ona:

      “-Neden? Onu öldürmek istiyorsun. Vallâhi yâ Ömer, nefsin seni aldatmıştır. Yani sen Muhammed’i öldürünce Abdimenaf Oğulları’nın seni yeryüzünde serbest gezer, dolaşır bırakacağını mı sanıyorsun? Sen kendi ev halkına dönsen de onların işleri üzerinde dursan olmaz mı?”dedi.

Hz.Ömer:

      “-Sen ne demek istiyorsun?... Ev halkın sözleri ile neyi kastediyorsun be adam!”dedi.

Nuaym bin Abdullah ona:

      “-Enişten amcan oğlu Saîd bin Zeyd, bin Amr’ı ve kız kardeşin Fâtıma bint-i Hattab’ı kastediyorum. Vallâhi ikisi de Müslüman oldular. Muhammed’e uydular. Onun dinine girdiler, sana önce onlarla ilgilenmek düşer!”dedi.

Hz.Ömer:

      “-Öyle mi?”dedi.

Nuaym bin Abdullah da:

      “-Evet öyle!”dedi.

Hz.Ömer eve, hemen geri döner kız kardeşi ve eniştesi Saîd bin Zeyd’in evine kadar gitti. O sırada onların yanına Habbab bin Eret ve onun yanında da içinde Tâhâ sûresi yazılı bulunan bir sahife bulunuyor ve onu onlara okuyordu. Onları bir müddet gizlice dinledi, dinledi. Yürüyerek onlara doğru yavaş yavaş yürümeye başladı. Hz.Ömer’in ayak seslerini tıkırtısını duyunca;

      “-Eyvah Ömer!”dediler.

Habbab hemen evin bir köşesine saklandı. Bacısı Fâtıma, içinde Kûr’ân’ın Tâhâ sûresinin yazıldığı sayfayı hemen alıp sakladı.

Hz.Ömer içeriye girdiği zaman Habbab’ın Kûr’ân seslerini işitmişti. Onlar ne kadar saklansalar da Hz.Ömer onların seslerini duymuştu ve içeri girdi. Hz.Ömer onlara:

      “-Az önce işitmiş olduğum şey ne idi?” diye sordu.

Fâtıma bint-i Hattab ve Eniştesi:

      “-Şey ee sen bir şey mi dedin, bir şey yok bir şey duymadın!”

Hz.Ömer:

      “-Evet duydum! Bana verin nedir o duyduklarım. Vallâhi ikinizinde Müslüman olup Muhammed’e uyduğunuzun ve O’nun dinine girdiğinizin haberini aldım!” dedi.

Ve hemen eniştesi Saîd bin Zeyd’in üzerine çullandı. Fâtıma hatun kalkıp onu kocasının üzerinden ayırmak için atıldığında, Hz.Ömer vurup Fâtıma’nın başını yardı.

Hz.Ömer bunu yapınca kanlar içinde kalan bacısı Fâtıma:

“-Evet biz Müslüman olduk!! Eniştesi de aynı şeyleri söylüyordu...

      “-Evet biz Allah’a ve Resûlü’ne îmân ettik!!Sen yâ Ömer istediğini yap!”dediler.

Hz.Ömer kız kardeşinin kanlar içindeki halini görünce pişman oldu. Yaptığı ve yapmak istediklerinden vazgeçerek kız kardeşine şefkatle:

      “-Bacım, o demin okuduğunuz şeyi, çok merak ediyorum. Şu sayfayı bana da okuyun, ne olur. Ben de onu duymak istiyorum. Anlamak için bir bakayım. Haydi bacım!”dedi:

Fâtıma bint-i Hattab (r.a):

      “-Hayır! Yâ Ömer, biz senin o sayfayı yırtmandan ve ona bir şey yapmandan korkarız!”

Hz.Ömer:

      “-Korkma ben onu okuduktan sonra geri vereceğim. Yemin ederim ki, onu geri vereceğim!”

Bunun üzerine Fâtıma hatun onun Müslüman olacağını umarak:

      “-Ey kardeşim sen puta tapıyorsun. Pissin (yani temiz değilsin) halbuki o Kûr’ân-ı Kerîm’e âyetlerin yazılı olduğu bir sayfaya pâk olandan başkası dokunamaz!”dedi.

Hz.Ömer:

      “-Peki!”deyip kalktı yıkandı geldi..

Fâtıma hatun ona sayfayı verdi. O sayfa da Tâhâ sûresi yazılı idi. Hz.Ömer sûreyi baş tarafından okumaya başladı. Okudu, okudu... Tâhâ sûresinin 15. ve 16. âyetlerine gelince:

      “-Bu sözler ne güzel ne kadar değerli!”demekten kendisini alamadı.

Habbab bin Eret bunları duyunca umutla saklandığı yerden çıktı. Yanlarına geldi. Hz.Ömer’e:

      “-Vallâhi, Allah’ın Resûlü’nün duâsının, sana hidayeti nasib edeceğini umuyorum!”dedi.

Hz.Ömer de:

      “-Nasıl, nasıl?”dedi.

“-Bak, dün Allah’ın Resûlü (s.a.v)’den işittim. Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ey Allâh’ım İslâm’ı, Ebû’l-Hâkem bin Hişam (Ebû Cehl) ve Ömer bin Hattab ile güçlendir!”diyerek duâ etmişti.

      “-Yâ Ömer Allah’dan kork, Allah’dan!”dedi.

Hz.Ömer’de Habbab’a:

      “-Yâ Habbab, sen, bana Resûlullâh’ın bulunduğu yeri göster, göster- de yanına varayım, Müslüman olayım!”dedi.

Hz.Ömer, hemen kalkıp kılıcını kuşandı. Sonra Daru’l-Erkam’a doğru yürüdüler. Ve Daru’l-Erkam’a vardılar, kapıyı çaldı.

      “-Kim o?”dendi.

Ashabdan bir zât (Bilâl-i Habeşi) kalkıp kapının tahta aralığından baktı. Ve Hz.Ömer’i kılıcını kuşanmış tam teçhizat kapı önünde duruyor bir halde gördü ve korktu. Hemen Resûlullâh (s.a.v)’e gitti ve şöyle dedi:

      “-Yâ Resûlallâh! Ömer bin Hattab tam teçhizatlı kapının önündedir!”

Hz.Hamza (r.a):

      “-Ona izin verin yâ Resûlallâh, Eğer, hayır için geldiyse hoş geldin der, bol, bol iyilik yaparız. Yok eğer, kötülük için gelmişse onu kılıcıyla öldürürüz!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ona izin veriniz!”buyurdular.

Bilâl (r.a), kapıyı açtı. Resûlullâh herkesten evvel davrandı. Dışarıya çıkıp Ömer’e doğru yürüdü. Kuşağından veya ridasından tutup kendine doğru çekerek:

      “-Yâ Ömer. Ey İbn-i Hattab! Ne getirdin. Vallâhi Allâh’ın sana bir musibet indirmesine kadar duracağını sanmıyorum!”buyurunca:

Hz.Ömer:

      “-Ey Allâh’ın Resûlü! Ben yüce Allâh’a, Allâh’ın Resûlü’ne ve O’na indirilene îmân etmek üzere buradayım. Bana Îmânı, ve İslâmiyet’i öğret!”

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Allâh-u Ekber!”diye tekbir getirince Daru’l-Erkam’daki Ashab-ı güzîn anladılar, Ömer’in İslâm oluşuna onlar da:

      “-Allâh-u Ekber!”diye tekbir getirdiler.

Tekbir sesleri Mekke yollarında duyuldu. Hz.Ömer bundan sonra İslam’ın nuru olacaktı. 2

Bazı tarihçilere göre Fâtıma (r.a) ve kocası Said bin Zeyd (r.a), iman ettikten sonra kendilerine yapılan baskı ve işkenceler üzerine Habeşistan’a hicret etmişler, daha sonra ise, Fâtıma (r.a) kocasıyla Medine’ye hicret etti. Fâtıma (r.a)’ın Said bin Zeyd ile olan evliliğinden Abdurrahman isminde bir oğlunun olduğu bazı rivayetlerde geçer. Kendisinden hiç bir hadis rivayeti yapılmamıştır.

Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatlarına kadar en mutlu bir mü’mine hayatı yaşadı. Resûlullâh’ın vefatını gördü. Hz.Ebû Bekr dönemini ve Abisi Hz.Ömer’in bütün Müslümanların halifesi olduğunu ve adâletle devleti idâre ettiğini görmenin saadetini yaşadı.

Ömrünün sonuna kadar Asr-ı Saadet’in en güzel ve en saadetli gün-lerini doya doya yaşadı. Fazilet ve takva dolu bir ömür geçirdi. Kardeşinin halifeliği döneminde vefât etti. Kabri, Medine’de Cennetü’l Bâki’dedir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan râzı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-3-171 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-4-229