Fadl Bin Abbas

Fadl bin Abbas (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ın sevğili amcası Hz.Abbas bin Abdülmutalib’in en büyük oğludur. Annesi ise; Ümmü’l-Fadl Lübâbe-tü’l-Kübra bint-i Hâris el-Hilaliye dir ki, bu kadın Resûlullâh (s.a.v)’ın baldızıdır.

Fadl Bin Abbas

Fadl Bin Abbas
اَلْـفَـضِـلُ بْــنُ اْلـعَـبّـاس


 Baba Adı    :    Abbas bin Abdülmuttalib.
 Anne Adı    :    Lübabetü’l-Kübra bint-i Hâris el-Hilaliye.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 589 veya 615 yılların da, Nübüvvetten 5 veya 21 yıl önce Mekke’de doğdu. ihtilaflıdır.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 18. yıl, Miladi 639 yılında ki, Amevâs Tâun’un da Şam civarlarında vefat etti. Kabri o bölgededir. Yermük veya Ecnadin Savaşı’nda şehid oldu diyenler de vardır.
 Fiziki Yapısı    :    Uzun boylu, heybetli, beyaz tenli, güzel saçlı ve çok yakışıklı bir zattı.
 Eşleri    :    Safiyye bint-i Mahmiye bin Cez’ el-Hâris. Veya Ammare bint-i Yezid bin Kilabiye’dir.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Ümmü Külsüm.
 Gavzeler    :    Mekke Fethi, Huneyn ve Diğerleri
 Muhacir mi Ensar mı    :    Mekke, Medine, Muhacirdir.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    24 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Fadl bin Abbas bin Abdülmuttalib bin Haş-im bin Abdimenaf bin Kusay el-Kureyşi el-Haşimi’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebâ Abdullah, Ebû Muhammed, Hemrikab-ı Resûl, Ridfü Resûl, Yani Resûlullâh (s.a.v)’in üzengi ve binek arkadaşı.
 Kimlerle Akraba idi    :    Resûlullâh (s.a.v)’in hem amcasının, hemde baldızının oğlu. Abdullah ibn-i Abbas’ın en büyük kardeşidir.


Fadl Bin Abbas Hayatı


Fadl bin Abbas (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ın sevğili amcası Hz.Abbas bin Abdülmutalib’in en büyük oğludur. Annesi ise; Ümmü’l-Fadl Lübâbe-tü’l-Kübra bint-i Hâris el-Hilaliye dir ki, bu kadın Resûlullâh (s.a.v)’ın baldızıdır. Hz.Meymune Annemizin ablasıdır. Dolaysiyle Hz.Meymune, Fadl bin Abbas’ın teyzesi olurdu. Kardeşlerinin en büyüğü idi. Annesi ve babası onunla künyelenirdi. Kendisinin künyesi: Ebû Muhammed veya Ebû Abdullah dır. Lakabı ise: Hemrikab-ı Resûl, veya Ridfü Resûl. Yani Resûlullâh’ın üzengi ve binek arkadaşı dır.

Fadl bin Abbas (r.a), Takriben Miladi 589. veya 615. yılda, Nübüv-vetten 5-veya 21 yıl önce, Mekke’de doğdu. Ancak doğum ve ölüm tarihi oldukça ihtilaflıdır. Hicri 18. Miladi 639 yıllarında, Amevâs Tâun’un da, Şâm civarlarında vefat etti. Kabri o bölgededir. Yine aynı tarihlerde vuku bulan Yermük veya Ecnadeyn Savaşı’nda şehid oldu diyenler de vardır.

Fadl bin Abbas’ın yaşı hususunda kardeşi Abdullah İbn-i Abbas’dan gelen şu rivayette:

      “-Biz Medine’ye Resûlullâh (s.a.v)’e hicretin beşinci yılında geldik. Hendek Savaşı’nın yapıldığı hicri 5. Miladi 627 yıllarında Kureyş ordusu ile beraber Mekke’yi terk ettik. Ben, kardeşim Fadl, ve kölemiz Ebû Râfi’ üçümüz beraberdik. Arc’ mevkiine kadar rahatça geldik. Burada yolumu-zu şaşırdık. Rabiu’den yürüdük. Cescase’ye geldik. Buradan da, Amr bin Avf, yurduna uğrayarak Medine’ye vardık. O sıralarda Resûlullâh (s.a.v), Hendek kazmakla meşğuldu. Ben, sekiz yaşında idim. Kardeşim’de on iki yaşında idi!”der. 1

Bu Rivayete göre: Miladi 627-12=615 sonucu çıkar. Dolaysıyla bu tarihte doğduğu doğru olsa gerektir. Doğrusunu Allâh bilir.

Babası ve annesi ilk Müslümandan idiler. Böylece uzun bir müddet bekledikten sonra kardeşi Abdullah bin Abbas (r.a) ile birlikte Mekkenin fethinden önce Medine’ye Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına giderek Müslüman olduklarını açıklamışlardı. Fadl bin Abbas Medine’ye hicret ettikten sonra vuku’ bulan ilk ğazve olan Mekke’nin Fethine 16 yaşlarında iken İslâm ordusuyla birlikte iştirak etmiştir. Mekke Fethini takiben meydana gelen Huneyn Ğazvesi’ne iştirak etmiştir.

Burada büyük bir şecaat örneği göstermiştir. Zira bilindiği gibi Huneyn Ğazvesi’nin başlangıcında İslâm ordusu bir nevi baskına uğramış ve ordunun ön saflarında arızalar meydana gelmişti. Resûlullâh (s.a.v)’ın kuşatılmasında O’nun yanından ayrılmayıp, O’nu korumaya çalışanlardan biridir. Bu sıralarda Fadl bin Abbas (r.a) çok büyük bir dirayet göstererek sebat etmiş ve birçok fedakarlıklarda bulunmuştur.

Fadl bin Abbas (r.a) Huneyn’den sonra meydana gelen diğer bazı gazvelere de iştirak etmiştir. Hicri 10. Miladi 632 yıllarında yapılan Vedâ Haccına 18 yaşlarında genç ve bekâr bir delikanlı olarak iştirak etmiştir. Vedâ Haccı esnasında Müzdelife’den Mina’ya kadar, Resûlullah (s.a.v), onu, devesinin terkisine arkasına bindirmişti. Bundan dolayı Hemrikab-ı Resûl, Ridfü Resûl, Yani; Resûlullâh (s.a.v)’in üzengi ve binek arkadaşı lakabını almıştı.

Fadl bin Abbas (r.a), babası gibi iri yapılı güzel saçlı, ak benizli ve yakışıklı bir gençti. Veda Haccı’nda, Resûlullâh (s.a.v), yolda giderken Resûlullâh (s.a.v)’in yanından bir takım kadınlar koşarak geçtiler. Fadl bin Abbas, tam dikkatle onlara bakmaya başladı. Resûlullâh (s.a.v), elini, Fadl-’ın yüzüne tuttu. Fadl yüzünü, öbür tarafa çevirerek yine bakmak istedi. Resûlullâh’da elini öbür tarafa çevirip Fadl’ın yüzünü tam kapadı. Fadl ise, yüzünü yine öbür tarafa çevirerek kadınlara bakmaktan geri durmadı.

Fadl bin Abbas, bir Bedevinin terkisindeki güzel kızını’da görünce dayanamayıb ona da bakamaya başladı. Resûlullâh (s.a.v), Fadl’ın yüzünü kızdan başka tarafa çevirdi. Fadl, kıza tekrar baktı. Resûlullâh (s.a.v)’de yine onun yüzünü kızdan başka yana çevirdi.

Fadl, bu davranışını üç defa tekrarladı. O sırada Hasamlardan güzel ve genç bir kadın da:

      “-Yâ Resûlallâh! Babam çok yaşlı ve hayvan üzerinde duramayacak bir durumda iken, Allâh’ın, Farz kıldığı Hacc ibadetini yapmaya mükellef bulunuyordu. Ben, onun tarafından, ona vekaleten, Hac edersem, caiz ve babam Haccını eda etmiş ve yerine getirmiş olur mu?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Evet olur! Babanın yerine Hac et!”buyurdular.

Resûlullâh (s.a.v), gözlerini kadına diken Fadl bin Abbas’ın yüzünü boynundan tutub başka yana çevirdi:

      “-Kardeşim oğlu! Bugün kişinin kulağına gözüne ve diline sahip olub da yargılanacağı bir gündür!”buyurdu.

Resûlullâh (s.a.v)’in Fadl’ın boynunu tutub yüzünü başka tarafa çevirdiğini görünce, babası Hz.Abbas (r.a), bunun sebebini sordu:

      “-Yâ Resûlallâh! Amcan oğlunun yüzünü ne için çevirdin?”

Resûlullâh (s.a.v) :

      “-Bir delikanlı, ve, bir genç kız gördüm de, aralarına şeytanın girme-yeceğinden emin olamadım!”buyurdu. 2

Medine’ye dönünce, Resûlullâh (s.a.v), Fadl’ı Mahmiye bin Cez’in kızı Safiyye ile evlendirdi ve bu kızın mehrini’de bizzat kendisi verdi. Fadl’ın bu evlilikten yalnız Ümmü Külsüm veya Ümmü Mektum adında bir kızı oldu. Bu kız büyüyünce ilk önce Hz.Ali (r.a)’in oğlu Hz.Hasan ile evlenmiş ondan boşanınca, Talha bin Ubeydullah ile Hamne bint-i Cahş’ın oğlu İmran ile evlenmiştir. En son ise Ebû Musa el-Eşari ile evlenmiş ve bu evliliğinden Musa isimli çocuğu dünyaya gelmiştir.

Fadl bin Abbas (r.a) babası Hz.Abbas (r.a)’ın teşvik ve tavsiyesi üze-rine Resûlullâh (s.a.v)’den zekât toplama memurluğu görevi istedi.

Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-Zekât, malın kiridir. Bu sebeble, Zekât memurluğu, Muhammed âilesine uyğun düşmez!”buyurdular. 3

Resûlullâh (s.a.v)’ın son hastalığında Hz.Ali (r.a) ile birlikte koluna girerek Resûlullâh (s.a.v)’i Mescid’e çıkaran Fadl, Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatı sırasında yanında bulundu. Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatından sonra, O’nun techiz tekfin ve defin işlerinde bizzatihi bulunmuştur. Bu arada Resûlullâh (s.a.v)’ın Nâşı’nın ğasli esnasında ğasil suyunu dökmüş ve Hz.Ali (r.a)’de, Resûlullâh (s.a.v)’in Müberek Nâşını yıkamış ğasletmişti. Defn işlerinde de kabre indirirken hep beraber indirmişlerdir.

Yaratılış itibariyle güzel bir insan olan Fadl bin Abbas’ı Resûlullah, çok severdi. Öyle ki, vefatından az önce irad etmiş olduğu bir hutbede ondan bahs etmiştir. Fadl bin Abbas’ın vefatından önce bir kızı vardı. Hanımlarının ismi ise Sahabeden Mahmiye bin Cez’in kızı Safiyye bint-i Mahmiye bin Cez’. İkincisi ise Umre veya Ammare bint-i Yezid bin Kilâbiye’dir. Fadl bin Abbas’ın başka çocuklarının olup olmadığı ise kesin olarak belli degildir.

Fadl bin Abbas (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’den yirmidört tane hadis’i şerif rivayet etmiştir. Kendisinden de kardeşleri Abdullah İbn-i Abbas ile Kusem. Kardeşinin oğlu Abbas bin Ubeydullah, Rebia bin Hâris, Ebû Hüreyre, Ümmü Fadl’ın mevlası Ümeyr, ve Süleyman bin Yesar gibi ve başkaları rivayette bulunmuşlardır.

Bazı İslâm âlimlerine göre; Fadl bin Abbas, genç yaşta vefat etmesi sebebiyle, Abdullah bin Abbas ile Ebû Hüreyre dışındakilerin rivayet-lerinin Mürsel olduğu da söylenmektedir. Bu rivayetleri Kütüb-i Sitte’de ve diğer meşhur hadis kitablarında ve mecmualarında yerini almıştır.

Resûlullâh (s.a.v)’in vefatından kısa bir zaman sonra İslâm orduları ile birlikte Suriye seferine katılan Fadl bin Abbas’ın daha sonraki hayatı hakkında fazla bilgi bulunmamakta, bu sebeble kaynaklar onun nerede ve ne zaman öldüğü hususunda ihtilaflı bilgiler vermektedir.

Bazı kaynaklar; Fadl’ın Filistin’de Ecnâdeyn savaşı’na katıldığını söyler. Bazıları da Hicri 13. yılda, Hâlid bin Velid (r.a) kumandasında Mercisuffer Savaşı’nda şehid edildiğini söylemektedir. Buhari ve İbn-i Hacer’e göre ise Yermük Savaşı’nda şehid olmuştur. İbn-i Hibbân onun bu sıralarda yirmi iki yaşlarında olduğunu kaydetmektedir. 4

Vâkidi’ye, ve İbn-i Sa’d’a göre ise: ikinci halife Hz.Ömer (r.a)’ın Hilafeti zamanında Hicretin 18. Miladi 639 yıllarında, Ürdün çevresinde baş gösteren ve yirmi beş bin insanın ölümüne sebeb olan Amevas vebası salğınında Ürdün civarında öldüğünü ve Filistin’de Remle şehrindeki eski bir mezarlığa gömüldüğünü söylerler. Zaten, Fadl bin Abbas (r.a)’ın, yaşı ve doğum tarihi bile çok ihtilaflıdır.

Ancak, Hz.Abbas (r.a) ile Fadl’ın annesi Ümmü’l-Fadl’ın evlenme tarihleri, ile bazı çocuklarının yaşı doğumu vefatı gibi bu âile’nin tarihi seyri iyice incelendiğinde, açıkça görülecek ki, Annesinin kızlık ismi Lübabetü’l-Kübra’dır. Babası Hz.Abbas (r.a) ile evlenib, Fadl bin Abbas’ı dünyaya getirdikten sonra, ona, Ümmü’l-Fadl künyesi verilmiştir. Babası Hz.Abbas (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’den yaşça iki veya üç yaş büyüktür. Ümmü’l-Fadl’ın ise onun ilk hanımı olduğu söylenir. Fadl bin Abbas’da bu âilenin ilk evladı dır.

Bazı tarihçilerin Fadl bin Abbas vefat ederken 50 yaşlarında vefat etmiştir dediklerine göre hesabladığımız da 639-50=589 tarihi karşımıza çıkmaktadır. Takriben Miladi 589. yılda, Mekke’de doğdu denilir.

İbn-i Hibban’ın Fadl bin Abbas, Yermük Savaşı’nda şehid olurken yirmi iki yaşında idi: rivayetini inceleyecek olursak bu savaş Miladi 634 yılında vuku’ bulduğuna göre: 634-22=612 Miladi yılında doğmuş olur. Bu da, başta kardeşi Abdullah İbn-i Abbas’dan nakledilen bir habere göre Hendek Savaşı sırasında Medine’ye geldiklerindeki yaşlarını doğrular.

İbn-i Hacer ise: Hz.Ebû Bekr (r.a)’ın devrinde Ecnâdeyn günü veya Yermûk da şehid oldu der. Veyahut da Yemâme Savaşı’nda Hicri 11. Veya 12. Yılda şehid oldu da denilir.

Onun bir çok hadisleri vardır. Kendisinden de, kardeşleri Abdullah, Kusem; amcasının oğlu Rebiâ bin Hâris, bin Abdülmuttalib, Ebû Hüreyre, kardeşinin oğlu Abbas bin Ubeydullah bin Abbas, Ümmü’l-Fadl’ın mevlası Umeyr, Süleyman bin Yesâr, Şâ’bi ve kimileri rivayet ettiler. 5

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-1-361 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-17-279 
3- Türkiye Diyanet Vakfı,İslâm Ansiklopedisi 1995 İstanbul-12-272 
4- Türkiye Diyanet Vakfı,İslâm Ansiklopedisi 1995 İstanbul-12-272 
5- el-İsabe İbn-i Hacer el-Askalani-4-24-No-7007