Esmâ’i Bin Hârise

Resûlullâh (s.a.v)’ın, bizzat Muallimliğini yaptığı Suffe Medresesi talebelerinin her biri, ayrı bir meziyet, ayrı bir kabiliyet, ayrı bir fazilete sahiptir. İnsanın fıtri hususiyetlerini, Kûr’ân’i düstur ve prensiplerinin emri çerçevesinde bulunduran Resûlullâh (s.a.v), bu ulvî medresenin tale-belerinin her birinin kalbine Nübüvvet Nurun’dan yansıtmıştı.

Esmâ’i Bin Hârise

Esmâ’i Bin Hârise
أسْــمَـاءِ بـِـنْ حَـا ر ِثَــة


 Baba Adı    :    Hârise bin Hind bin Abdullah.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 610 yılında Beni Eslem yur-dunda doğdu.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 66. yılda, seksen yaşlarında Muâviye bin Ebû Süfyan devrinin sonlarında Basra’da vefat etti. Kabri, Basra’da dır.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Medineli Ensar’dandır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Esmâ’i bin Hârise bin Hind bin Abdullah bin Ğiyas bin Sa’d bin Âmru bin Amir bin Sâ’lebe bin Mâlik bin Efsa el-Eslemi.
 Lakap ve Künyesi    :    Esmâ’i, ve, Ebâ Hind.
 Kimlerle Akraba idi    :    Kendisi ve kardeşi Hind Resûlullâh (s.a.v)’e hizmet edenlerden di.



Esmâ’i Bin Hârise Hayatı

Resûlullâh (s.a.v)’ın, bizzat Muallimliğini yaptığı Suffe Medresesi talebelerinin her biri, ayrı bir meziyet, ayrı bir kabiliyet, ayrı bir fazilete sahiptir. İnsanın fıtri hususiyetlerini, Kûr’ân’i düstur ve prensiplerinin emri çerçevesinde bulunduran Resûlullâh (s.a.v), bu ulvî medresenin tale-belerinin her birinin kalbine Nübüvvet Nurun’dan yansıtmıştı. Suffe Ashab’ının kimisi cihadda, kimisi tebliğde, kimisi ilimde, kimisi de hadis rivayetlerinde oldukça yükselmıştır.

Esmâ’i bin Hârise (r.a)’de, bu fazilet, ilim ve medeniyet müjdecileri kervanının bir halkasıdır. O da bütün hayat varlığını Resûlullâh (s.a.v)’in hizmetine adamıştı. Saâdet, lezzet ve huzuru bunda idi. Onun için, kâinat-ın efendisine hizmetkâr olmaktan daha büyük bir şeref olamazdı. Resûlullâh (s.a.v)’ın hizmetkârları arasında Enes bin Mâlik’den sonra sıklıkla adı geçenler, Esma’i bin Hârise ve kardeşi Hind bin Hârise’dir.

Bu Sahabeler, her türlü eziyet ve meşakkat içinde, gece gündüz demeden Resûlullah (s.a.v)’ın hizmetinde bulunmaktan geri kalmadılar. Bir yandan Suffe medresesinde İslâm’ın yüce emir ve prensiplerini, iman ve ilmi hakikat bilgileri tedris ederken, diğer yandan Resûlullâh (s.a.v)’in hizmetinde bulunuyorlardı.

Medine’ye geldiğinde, Resûlullâh (s.a.v) Mihmandar-ı Nebi ünvanı ile anılan Ebû Eyüb el-Ensâri’nin evinde kaldı. Ebû Eyyûb, bizzat kendisi Resûlullah (s.a.v)’ın hizmetlerinde bulunur, ihtiyaçlarını karşılar, suyunu getirir, isteklerini karşılardı. Resûlullâh,(s.a.v) bir süre burada kaldıktan sonra, kendi evine taşındı.

Bu esnada fiilen hizmetinde bulunanlardan biri de, Esma’i bin Hârise idi. Hane-i Saâdete kovalarla Sukya Kuyusundan su taşıdı. Esmâ’i bin Hârise’nin kabile ve kavmi arasında önemli bir mevkii vardı. Hatırı sayılır biriydi. Esma’i bin Hârise (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ın hizmetinde bulunmayı ona hizmet etmeyi şiar etmeyi bütün makam ve mevkilere tercih ediyordu. Kendi kavmi’nin reisi olmaktansa, kâinatın efendisi Resûlullâh (s.a.v)’ın hizmetçisi olmayı tercih etmişti.

Onun ve kardeşinin bu kahramanlığını yine Suffe medresesinin güzide tâlebesi, Ebû Hüreyre (r.a) şöyle anlatır:

      “-Şu, Hârise’nin iki oğlu olan, Esmâ’i ve Hind kardeşleri gördüm göreli, Resûlullâh (s.a.v)’e hizmet ederler!”

Ebû Hüreyre (r.a) gibi, Resûlullâh (s.a.v)’ı gölge gibi takib eden ve yanından hiç ayrılmayan bir sahabenin iki kardeşi “Gördüm göreli” demesi, iki kardeşin ne kadar uzun zamandır, Resûlullâh (s.a.v)’e hizmet ettiğini anlatmaya yeter.

Bu büyük sahabi, dünyevi makam ve zevkleri büsbütün terk ederek Resûlullâh (s.a.v)’ın hizmetinde bulunmayı en büyük zevk ve makam olarak gömüştür. Bir defasında Resûlullâh (s.a.v), Aşura orucuyla ilgili bir emr-i tebliğ için onu kavmine göndermişti.

      “-Kavmine git ve emret buğün oruc tutsunlar!”

Resûlullâh (s.a.v)’den bu emri alan Esma’i’nın ayakkabılarını eline alarak yalın ayak ve nefes nefese koşup kavmine gittiği, ve Resûlullâh’ın emrini tebliğ ettiği bildirilir.

Resûlullâh (s.a.v)’ın medresesinde yetişen sahabelerin, hizmet ve vazifesindeki hassasiyetleri nihayetsizdir. Yeni bir emir, yeni bir vazife karşısında durmak nedir bilmezler, gerektiğinde Esmâ’i’nın yaptığı gibi yalın ayak koşarlardı. Hicretîn 66. yılında Basra’da vefât eden bu fedakâr ve kahraman şahsiyetin hayatı ile ilgili kaynaklarda çok az bilgi vardır. Ebû Hüreyre’nin yukarıda geçen beyanları dışında, Muhammed bin Ömer’in Esma’i ve Hind’ i kastederek:

      “-Ben, bu iki kardeşin, ve, Enes bin Mâlik’in, Resûlullâh (s.a.v)’ın kapısını terk ettiklerini görmedim!”

Şeklindeki ifadesi, Esmâ’i ve kardeşi Hind’in Resûlullâh (s.a.v)’ın hizmetinden biran olsun ayrılmadıklarını göstermişti. 1

Şüphesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- İbn-i Esir, Üsdül Ğabe-1-92-123-Arabçasında iktibas edildi.