Esmâ Bint-i Yezid Bin Seken

İslâm tarihinde iki tane Esmâ bint-i Yezid adında sahabiye vardır. Bunlar: Esmâ bint-i Yezid el-Ensâri (r.a)’dır. Diğeri ise bizim burada anlat-maya çalışacağımız, Esmâ bint-i Yezid bin Seken (r.a)’dır. Kendisi Evs kabilesinin Abdüleşheloğulları’na mensub’dur.

Esmâ Bint-i Yezid Bin Seken

Esmâ Bint-i Yezid Bin Seken
أسْــمَـا ءُ بـِـنْــتُ يـَـز ِيــدُ بْــنُ اْلـسَّــكَــنِ


 Baba Adı    :    Yezid bin Seken.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok. Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 30. Miladi 650 yıllarında Suriye’nin Şam şehrinde vefat etti.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bazı seferlere iştirak etti.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr’dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    81 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Esmâ bint-i Yezid bin Seken bin Rifâ bin İmrülkays bin Zeyd bin Abdüleşhel bin Cesm bin Hâris el- Ensariyyül Evsi Abdüleşhel oğullarındandır.
 Lakap ve Künyesi    :    Ümmü Seleme, veya, Ümmü Amr, ama en çok şu lakabıyla meşhur olmuştur. Hatibetü’n-nisa.
 Kimlerle Akraba idi    :    Sahabe’den Yezid bin Seken’in kızı, Muâz bin Cebel’in halası kızı dır.



Esmâ Bint-i Yezid Bin Seken Hayatı

İslâm tarihinde iki tane Esmâ bint-i Yezid adında sahabiye vardır. Bunlar: Esmâ bint-i Yezid el-Ensâri (r.a)’dır. Diğeri ise bizim burada anlat-maya çalışacağımız, Esmâ bint-i Yezid bin Seken (r.a)’dır. Kendisi Evs kabilesinin Abdüleşheloğulları’na mensub’dur. Adının Fükeyhe olduğu da söylenmekte, ancak Fükeyhe bint-i Seken’in Beni Sevâd’a mensub bulun-duğu anlaşılmaktadır. Babası, Yezid ve kız kardeşi Havvâ da sahabedir. Annesinin adı hakkında bir kayıt yoktur. Künyesi; Ümmü Seleme, Ümmü Âmir’dir. Ayrıca Hatibetü’n-Nisa (kadınlar hatibi) denir di.

Üsdü’l-Gabeye göre; Muâz bin Cebel’in amcası kızı, bazılarına göre ise; halası kızı olan Esmâ bint-i Yezid bin Seken (r.a), Resûlullâh’a biat eden hanımlardan idi.

Esmâ bint-i Yezid bin Seken (r.a), Hicret-i Nebeviy’ye sırasında Müslüman olmuştur. Bu itibarla Medine’de Müslüman olan kadınların başında gelmektedir. Resûlullâh (s.a.v) Medine’ye hicret ettikten sonra Hz.Âişe ile evlenmişti. Hz.Âişe’nin gelin olarak Resûlullâh (s.a.v)’in hanesine geldiği vakit, Esmâ bint-i Yezid bin Seken (r.a)’de orada bulunuyordu. Kendisine takdim edilen sütü Resûlullâh (s.a.v) içtikten sonra Hz.Âişe’ye içmesi için kabı uzattı. Fakat o, utancından ve sıkılmak-tan mütevellid, sütü almak istemedi. O zaman Esmâ bint-i Yezid bin Seken (r.a), hemen atılarak, Hz.Âişe’ye:

      “-Yâ Âişe! Ne yapıyorsun? Allâh Resûlü’nün ikrâmını geri mi çevi-riyorsun?”diyerek Hz.Âişe’nin sütü içmesini sağlamıştır.

Kabın dibinde bulunan süt, Resûlullâh (s.a.v) tarafından daha sonra Esmâ bint-i Yezid’e ikram edilmiştir. Böylece Esmâ bint-i Yezid bin Seken, Resûlullâh’in ikrâmına nail olan ender sahabiye’den olmuştur.

Esmâ (r.a) kadın olarak zeki, kuvvetli, cebbâr, cesaret sahibi atılğan ve hatib bir sâhabiye idi, bir gün Ensâr kadınları, onun yanına gelerek:

      “-Yâ Esmâ! Bize vekâleten Resûlullâh (s.a.v)’e git. O’na hâlimizi arz ederek öğrenilmesi gereken şeyleri öğren ve gel bize anlat!”dediler.

Oda, bu söyelenenleri uygun bulup, kalkıp Mescid-i Nebevi’ye gitti. Resûlullâh (s.a.v) orada pek çok Ashabı ile birlikte oturuyordu. Selam verdi ve Resûlullâh (s.a.v)’e hitaben:

      “-Yâ Resûlallâh! Anam babam sana fedâ olsun! Ben, bazı kadınların elçisiyim. Şübhe yok ki Aziz ve celil olan Allâh, Seni erkek ve kadınların tamamına Peyğamber olarak gönderdi. Biz de Sana ve Senin Rabbine İman ettik. Biz kadınlar olarak, mahsur bulunmakta, evlerinizde oturmakta, şehvani arzularınıza vasıta olub evladınızı yüklenmekteyiz. Siz erkekler ise, Cum’a namazı ile cemâate devam sûretiyle, hastaları ziyaret ve cenazelere iştirak etmek suretiyle, tekrar tekrar Hacca gitmekle bizden üstün kılın-dınız. Bu sayılardan daha faziletlisi de, Allâh yolunda cihâddır. Bir erkek, Hacc, veya Ûmre için, yahut cihad maksadıyla çıktığı zaman, biz sizin malınızı korur, elbisenizi, ipliğinizi eğiririz. Evlatlarınızı büyütürüz. Acaba, sizin bu sevablarınıza ve hayrınıza biz ortak olacak mıyız?”dedi.

Bu sözleri duyan Resûlullâh (s.a.v), etrafında bulunan ashabına memnun bir şekilde bakarak:

      “-Siz, herhangi bir kadının din hususunda sorduğu zaman bunun ifadesinden daha güzel bir söz işittiniz mi?” buyurdu.

Orada bulunan Ashab-ı Kiram:

      “-Yâ Resûlallâh! Biz, bir kadının bu kadar güzel bir ifade ile mera-mını anlatacağını hiç zannetmiyorduk!”deyince,

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ey kadın, dinle! Ve, elçi olarak geldiğin kadınlara da anlat. Eğer bir kadın kocası ile iyi geçinir ve onun rızasını kazanırsa, bu saydığın fazilet-lerin hepsine denk olur!”buyurdular.

Esmâ bint-i Yezid, Hz.Ömer zamanında Hicri 14. yılında (M.636) yapılan Yermük meydan muharebesine iştirak ederek eline almış olduğu bir çadır direği ile 9 tane Rum askerini öldürmüştür. Esmâ bint-i Yezid bin Seken’den 81 tane hadis-i şerif rivayet edilmiştir.

Kendileri Resûlullâh’ın huzurlarına sık sık gidip gelerek ona hizmet ederdi. Hatta bir gün Resûlullâh (s.a.v)’in devesinin yularını tutmuştur. O sırada vahiy gelince, gelişine bizzat şahit olmuştur. 1

İşte Resûlullâh (s.a.v)’e sorduğu suallerle, bilhassa kadınlarla ilgili birçok meselenin açıklanmasına vesile olan Esmâ bint-i Yezid bin Seken çok önemli kadınlardan birisi olmuştur.

Bu olaydan sonra da Esmâ (r.a):

“-Hatibetü’n-Nisa lakabıyla anılmıştır.

Esmâ bint-i Yezid bin Seken (r.a)’nın Bey’atü’r-rıdvân’da bulun-duğu ve, Resûlullâh (s.a.v)’e burada biat ettiği’de söylenmektedir.

Esmâ bint-i Yezid bin Seken (r.a), başka bir gün de, Resûlullâh’e giderek kadınların hayızdan ve cünüblükten nasıl temizleneceklerini sormuş, onun bu tavrını takdir eden Hz.Âişe (r.a):

      “-Utanma duyğusu Ensâr kadınlarının dinlerini öğrenmesine mani’ değildi!”demiştir.

Sahih-i Müslim’de bu konuyu soran hanımın Esmâ bint-i Şekel, olduğu kaydedilmekteyse de, Ensâr’ın arasında Şekel adında bir kişinin bulunmadığı, Seken adının yanlış olarak Şekel diye kaydedildiği açık olarak anlaşılmaktadır.

Esmâ bint-i Yezid bin Seken (r.a)’nın, Hayber Ğazvesi ile Mekke fethine katıldığı, Yermük Savaşı’nda çadırının direğiyle dokuz Bizans Rum askerini öldürdüğü rivâyet edilmektedir. Bu savaşta bulunan ve Muâz bin Cebel’in yakını olan kadın sahâbinin bir başka Esmâ bint-i Yezid olduğunu söyleyenler varsa da hâdis âlimlerinin çoğunun bu görüşe katılmadığı anlaşılmaktadır.

Esmâ bint-i Yezid bin Seken (r.a), daha sonra Şam şehrine yerleşti. Ve orada vefat etti. Resûlullâh (s.a.v)’den seksen bir hadis rivayet etmiş olup bunların elli beşi Ahmed İbn-i Hanbel’in Müsned’in de ve Kütüb-i Sitte’de bulunmaktadır. Kendisinden kız kardeşinin oğlu Mahmud bin Amr el-Ensâri, Âzadlısı Muhâcir bin Ebû Müslim, Şehr bin Havşeb ve Mücâhid

bin Cebr, gibi râviler hadis rivayet etmiştir. 2

Esmâ bint-i Yezid bin Seken (r.a) Resûlullâh (s.a.v) Medine’ye hicret ettiğinde Ensâr kadınlarından:

      “-Ölüye feryâd edercesine ağlamamak, cenazenin peşinden gitme-mek, Allâh’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık ve zina yapmamak ve çocuklarınızı öldürmemek!” üzere söz almıştı.

Bu kadınların arasında Esmâ’da vardı. Esmâ (r.a) hayatı boyunca verdiği bu söze sadık kaldı.

Diğer sahabi hanımlar gibi Esmâ’da Resûlullâh (s.a.v)’i çok sever, gerektiğinde ona hizmet etmekten, imkanı ölçüsünde ikramda bulunmak-tan geri durmazdı. Maddi durumu fazla müsait olmamasına rağmen eli açık ve cömertti. Evde bulunan yiyecek ve içeceğini Allâh’ın Rasûlü ile paylaş-maktan manevi bir lezzet alırdı. Bir gün Resûlullâh (s.a.v)’in Mescid’de akşam namazı kıldığını gördü. Hemen eve koştu. Biraz ekmek ile kuru üzüm hazırladı. Peyğamberimizi bekledi, Mescid’den çıktığında evine davet etti. Resûlullâh (s.a.v) bu fedâkar sahabiyesini kıramadı. Sahabilerle birlikte, Mescid’den çıkıp, dâvetine icâbet etti. Esmâ (r.a), hazırladıklarını Resûlullâh (s.a.v)’e ikrâm etti ve şöyle dedi:

      “-Annem babam size fedâ olsun, yâ Resûlallah! Buyurun, yiyiniz!”

Resûlullâh (s.a.v), Ashabına:

      “-Buyurun, Bismillah!”dedi. Afiyetle yediler.

Esmâ (r.a), bu vakayı naklettikten sonra şöyle der:

      “-Varlığım, Kudret elinde bulunan Allâh’a yemin ederim ki, gözle-rimle gördüm. 40 kişilik cemaat ne üzümü, nede ekmeği bitirebildiler. Yanımdaki sudanda içtikten sonra ayrıldılar. Biz aile halkı hastalandıkça veya hayır ve bereket umdukça, Resûlullâh (s.a.v)’in ve Sahabilerin içtiği bu kırbadan artan suyu içer, şifa bulurduk. Rızkımıza bereket gelirdi!”

Amr bin Şu’ayb’ın babası vasıtasıyla dedesinden rivâyet ettiğine göre bir kadın, kızı ile beraber Resûlullâh (s.a.v)’e geldi. Kızının kolunda kalın iki tane altın bilezik vardı. Resûlullâh (s.a.v), kadına:

      “-Bunun zekâtını veriyor musun?” buyurdu.

Kadın:

      “-Hayır!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Kıyamet gününde Allâh’ın onların yerine sana ateşten iki bilezik taktırması hoşuna gider mi?”deyince,

Kadın hemen onları çıkarıp Resûlullâh (s.a.v)’e uzattı ve şöyle dedi:

      “-İkisi de Aziz ve Celil olan Allâh’a ve Resûlüne aiddir!” 3

Bu hadiste geçen kadın’ın Esmâ bint-i Yezid bin Seken olduğu söy-lenmiştir. Bu hadis süs olarak kullanılan ziynet eşyasının zekâtını verme-nin vacib olduğuna delalet etmektedir. Tabi ki mezhebler arasındaki içtihad farklılığına dikkatleri çekeriz!

Esmâ bint-i Yezid bin es-Seken el-Ensâriyye’den rivâyet edildiğine göre; o, Resûlullâh (s.a.v) döneminde kocasından boşanmıştı. O sırada boşanan kadınların iddet beklemesi söz konusu değildi. Yüce Allâh, boşa-nan kadın için iddet bekleme âyetini indirdi. Ve Esmâ, hakkında boşanan kadın için iddet bekleme emri indirilen ilk kadın oldu. 4

Esmâ bint-i Yezid (r.a)’ın son zamanların da Şam şehrine yerleşti. Ve Hicri 30. Miladi 650 yıllarında orada vefat etti. Bazı kaynaklarda Yezid bin Muâviye dönemine kadar yaşadığı rivâyet edilir. Veya Hicri 60.Miladi 680 yılında Şam da vefat ettiği de söylenir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Hayati Ülkü- Ashab-ı Kirâm’ın Meşhurları-Sayfa-408- Sebat Neşriyat İstanbul-1982 
2- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-11-423. 
3- Sünen-i Ebû Dâvûd. Kitab-ı Zekât-Bab-4-No-1563 
4- Ebû Dâvûd-Talâk-36-2281