Ervâ Bint-i Abdülmuttalib

Ervâ bint-i Abdülmuttalib (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ın halalarındandır. Hz.Osman (r.a)’ın teyzesidir. Orta boylu, güzel bir hanımdı. Heybetli bir hali vardı. Cesur, hak sözünü hiç kimseden esirgemeyen mert yapılı bir hanım efendidir.

Ervâ Bint-i Abdülmuttalib

Ervâ Bint-i Abdülmuttalib
أروَى بـِنْـتِ عَـــبْــدُ اْلـمُـطَّــلِــبْ


 Baba Adı    :    Abdülmuttalib bin Haşim.
 Anne Adı    :    Fâtıma bint-i Amr, bin Âiz, bin Ûmrân, bin Mahzum’dur.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Mekke doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hz.Ömer’in hilafeti döneminde Hicretin 15. Miladi 636 yıllarında Mekke’de vefat etti. Kabri, Mekke’de Cennetü’l- Muallâ kabristanlığında olduğu rivayet edilir.
 Fiziki Yapısı    :    Orta boylu, çok güzel ve çok cesur, oldukça heybetli bir hanımdı. Mekke’de erkekler bile ondan biraz çekinirdi.
 Eşleri    :    1-Ümeyr bin Vehb bin Abd bin Kusay. 2-Ertât bin Şurahbil 3-Kelede bin Abdimenaf bin Abdüddar bin Kusay.
 Oğulları    :    Tuleyb bin Umeyr sahabidir.
 Kızları    :    Fâtıma bint-i Ertât, veya Ervâ bint-i Kelede bin Abdimenaf,
 Gavzeler    :    Ğazvelere katılamadı.
 Muhacir mi Ensar mı    :    İbn-i Sa’d’a göre Mekke’den Medine’ye Muhacirdir. başkaları ise Muhacir değildir derler doğrusunu Allâh bilir.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Ervâ bint-i Abdülmuttalib bin Hâşim bin Abdimenaf bin Kusay dır.
 Lakap ve Künyesi    :    Ümmü Tuleyb.
 Kimlerle Akraba idi    :    Resûlullâh (s.a.v)’ın Halası, Hz.Osman’ın teyzesi, Tuleyb bin Umeyr’in Annesidir.



Ervâ Bint-i Abdülmuttalib Hayatı

Ervâ bint-i Abdülmuttalib (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ın halalarındandır. Hz.Osman (r.a)’ın teyzesidir. Orta boylu, güzel bir hanımdı. Heybetli bir hali vardı. Cesur, hak sözünü hiç kimseden esirgemeyen mert yapılı bir hanım efendidir. Mekke’de erkekler bile ondan çekinirlerdi. Ayrıca diğer kız kardeşleri gibi şairlik yönü vardı. Kendisi Mekke’de dünyaya geldi. Ancak doğum tarihi kesin belli değildir. Neseb ve soyu ise şöyledir; Ervâ bint-i Abdülmuttalib bin Hâşim el-Kureyşi dir.

Annesi: Fâtıma bint-i Amr bin Âiz bin Ûmrân bin Mahzum’dur. Ervâ bint-i Abdülmuttalib (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ın babası Abdullâh ile ana baba bir kardeştirler. Ervâ hâtun Cahiliye döneminde Mekke’de ilk önce, Umeyr bin Vehb, bin Abd, bin Kusay ile evlendi. Bu evlilikten, Tuleyb bin Umeyr adında bir oğlu dünyaya geldi.

Daha sonra İkinci kocası Ertat bin Şurahbil ile evlendi. Daha sonra üçüncü kocası Kelede bin Abdimenâf bin Abdüddar ile evlendi. Bazı tarihçilere göre Ertat bin Şurahbil’den Fâtıma adında bir kızı vardı. Bu kız hakkında bilgi yoktur. Kelede bin Abdimenaf’dan Ervâ adında bir kızının olduğunu beyan ederler. Ancak bu kızı hakkında da bilgi yoktur.

Bazı tarihçiler, Resûlullâh (s.a.v)’ın halalarından sadece, Sâfiyye bint-i Abdülmuttalib (r.a)’nın Müslüman olduğunu söylemekte ise de bu doğru değildir. Zira O’nun peyğamberlik dönemine yetişen halalarından Âtike ile Ervâ’nın da İslâmiyeti kabul ettikleri yapılan incelemelerden açıkça anlaşılmaktadır.Ervâ bint-i Abdülmuttalib (r.a)’in, kendisi gibi sahabe olan oğlu, Tuleyb bin Umeyr’ın delalet etmesi ile, Darü’l-Erkam yıllarında Müslüman olduğu kesin olarak bilinmektedir.

Biz onun ismini daha Nübüvvetin ilk yıllarında Hz.Osman’ın iman etmesi olayında da görüyoruz. Hastalandığı bir günde, Resûlullâh (s.a.v) bu halasını ziyarete gelmişti. O gün ise, Hz.Osman’da annesinin teyzesi olan Ervâ’yı ziyaret etmek için oradaydı. O gün Hz.Osman’ın yüreğine iman tohumu atılmıştı.

Ervâ bint-i Abdülmuttalib’in oğlu Tuleyb bin Umeyr, Daru’l-Erkam yıllarında, Mekke’de Erkam’ın evinde Müslüman oldu. Sonra Annesi Abdülmuttalib’in kızı Ervâ’nın yanına giti:

      “-Anne! Ben Muhammed’e tâbi’ oldum. Ve Âlemlerin Rabbı olan Allâh’a teslim oldum!”dedi.

Annesi Ervâ’da ona:

      “-Oğlum! Yardıma ve dostluğa en çok müstehak olan kişi dayın oğlu Muhammed’dir. Eğer erkeklerin yerine bizler olsaydık, O’na tâbi’ olur, ve, O’nu, müdâfaa ederdik!”dedi.

Tuleyb bin Umeyr’de annesine:

      “-Anne! Seni, O’na tâbi olmaktan men’ eden nedir?”dedi.

Aynı rivayet şöyle devam eder.

Tuleyb bin Umeyr, Müslüman olunca, annesi Abdülmuttalib’in kızı Ervâ’nın yanına gitti ve:

      “-Anne! Bak ben, Muhammed’e uydum ve yüce Allâh’a, boyun eğip Müslüman oldum!”dedi.

Ervâ hatun:

      “-Hiç şübhesiz, dayının oğlu, senin yardımına ve desteğine herkes-ten daha layıktır. Vallâhi, O’nu erkeklere karşı, korumaya, gücümüz yetse idi, her tacâvüzden, kendisini korurduk!”dedi.

Tuleyb bin Umeyr:

      “-Ey Anne! Seni, Müslüman olmaktan ve Muhammed’e uymaktan, alıkoyan, nedir? Halbuki, dayım, kardeşin Hamza bin Abdülmuttalib’de Müslüman oldu!”dedi.

Ervâ Hatun:

      “-Bakarım; Kız kardeşlerim, ne yaparsa, ben de, öyle yapar, onlar-dan birisi gibi olurum!”dedi.

Bunun üzerine oğlu Tuleyb bin Umeyr:

      “-Öyle ise, Sen, O’na, giderek Müslüman oluncaya ve Kendisinin Peyğamberliğini, tasdik edip Allâh’dan başka İlâh yoktur! Deyinceye kadar, ben de, Allâh’a yalvarır dururum!”deyince,

Ervâ Hatun hemen:

      “-Şehâdet ederim ki; Allâh’dan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet ederim ki; Muhammed, Allâh’ın kulu ve Resûlü’dür!”dedi.

Tuleyb bin Umeyr annesinden bu cevabı alınca çok memnun oldu. Tuleyb bin Umeyr (r.a), o günlerde henüz 10 veya 15 yaşlarında idi.

Ervâ Hatun: Resûlullâh (s.a.v)’e, dili ile yardımcı olmaktan; oğlu Tuleyb bin Umeyr’i de, bu yolda yardımcı olmaya, İslâm dâvası üzerinde durmaya teşvik etmekten geri durmadı.

Tuleyb bin Umeyr (r.a), kendi yaşından beklenmeyen bir atılğanlıkla mücadelede bulunuyor, Resûlullâh (s.a.v)’ın hak davasına dil uzatanları, O’nun aleyhinde konuşan müşrikleri susturmak için çalışıyordu.

Tuleyb bin Umeyr, bir gün Ebû Cehl’in, Kureyş müşriklerinden bir kaç kişi ile Resûlullâh (s.a.v)’ın önünü kesib kendisine ezâ ettiğini sövüb saydığını görünce, dayanamıyarak bir devenin çene kemiğiyle ona vurup başını yarmış, yüzünü gözünü kanlar içinde bırakmıştı.

Bunu gören müşrikler hemen Tuleyb bin Umeyr’i yakalayıb hırpala-dılar. Sonra onu bir yere bağladılar. Daha sonra dayısı Ebû Leheb’in ricası üzerine bıraktılar. Ebû Leheb, onu alıb kız kardeşi Ervâ’nın evine getirip,

      “-Ervâ! Oğluna sahib ol! Başımızı derde sokmasın!”dedi.

Müşrikler daha sonra Ervâ Hatuna gelerek:

      “-Yâ Ervâ! Oğlun Tuleyb’in, Muhammed için kendisini tehlikeye attığını, görmüyor musun?!”denilince,

Ervâ Hatun şu cevabı verir:

      “-Onun günlerinin en hayırlısı, dayısı oğlu Muhammed’e, yardımcı olduğu gündür! O, Allâh katından hakkı getirmiştir!”dedi.

Müşrikler büsbütün şaşırmışlardı. İyice emin olmak için:

      “-Demek, sen de, Muhammed’e tabi oldun?”dediler.

Ervâ Hatun:

      “-Evet! Tâbi oldum!”dedi.

Müşriklerden bazıları hemen gidip bunu, kardeşi Ebû Leheb’e haber verdiler. Ebû Leheb, hemen, Ervâ Hatun’un yanına vardı:

      “-Senin, Baban Abdülmuttalib’in dinini bırakıb’da, Muhammed’e tâbi olduğuna şaşılır!”dedi.

Ervâ Hatun ona karşılık olarak:

      “-Kalk sen de, kardeşinin oğlunun yanında durup O’na yardımcı, O’nu, savunucu ol! Eğer, O’nun dini üstün gelirse, sen, O’nun Dinine girib kendisi ile birlikte bulunmayı, veya kendi dininde kalmayı seçmekte serbest olursun. Aksi halde ise, O’na yardımında mâzur sayılırsın!”dedi

Bu söz üzerine Ebû Leheb:

      “-O’nun sonradan sonraya ortaya çıkarıp getirdiği bir dini, bütün Arablara karşı, koyub savunmaya bizim gücümüz mü var?”diyerek dönüp gerisin geriye gitti.

Ervâ Hatun da:

      “-Tuleyb, Dayısının oğluna, yardım etti. O’ndan, canını, malını, esirgemedi!”dedi. 1

Hz.Osman (r.a), Ervâ bint-i Abdülmuttalib (r.a)’nin evinde hidayete erdiğini söymiştik. Hz.Osman bu olayı şöyle anlatır:

“-Ervâ bint-i Abdülmuttalib hastalanmış, Resûlullâh (s.a.v)’de halası Ervâ’yı ziyarete gelmişti. Ona dikkatlice baktım. O günlerde kendisinden bazı şeyler ortaya çıkmıştı. Bana dönerek:

      “-Yâ Osman! Nasılsın?”

Bende:

      “-Sen nasılsın? Oysa ben, Sana şaşıyorum, Senin içimizde üstün bir mevkiin varken hakkında bir takım şeyler söyleniyor?”

Resûlullâh (s.a.v)’de bana dönerek:

      “-Yâ Osman! Ben mi? Ben diyorum ki; Lâ ilâhe illallâh! Allâh’dan ğayrı ilâh yok! Yâ Osman!”

Deyince öyle bir irkildim ki Allâh bilir tüylerim ürperdi. O, nasıl bir Lâ ilâhe illallâh, deyişti! Ve kalktı gitti. Fakat ben O’ndan öylesine bir etkilenmiştim ki. Ebû Bekr (r.a) geldi ve beni İslâm’a davet etti. Beraber Resûlullâh (s.a.v)’e gittik. Bize İslâm’ı anlattı. Bizde Müslüman olduk. Resûlullâh (s.a.v)’e Şam’da olanları anlattım.

“-Yâ Resûlullâh! Biz Şam Seferinde Mâan ile Zerka arasında idik. (bugün Ürdün de Amman Mâan ) arası bir yerde bir ses duyduk:

      “-Ey uyuyanlar! Uyanın. Ahmed Mekke’de zuhûr etti!”diye duyduk. Buraya gelince de senin Risaletinle karşılaştık!” 2

Bütün bu bilgiler ışığında Erva bint-i Abdülmuttalib (r.a)’nın Mekke döneminde Müslüman olduğu, daha sonra Medine’ye hicret ettiği anlaşıl-maktadır. Ervâ Hâtun, cahiliye döneminde hem Müslüman olduktan sonra şeref ve faziletiyle tanınan, görüşlerine baş vurulan meşhur kadınlardan biriydi. Babası Abdülmuttalib’in ve Resûlullâh’ın vefatı üzerine söylediği mersiyeler kaynaklarda zikredilmiştir.

Mekke’de Müslüman olduktan sonra Medine’ye hicret etmiş olduğu-nu yalnız Siyerci İbn-i Sa’d söylemektedir. Diğer siyerciler ise bu hususta bir şey söylememektedirler. Ervâ Hatun Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatından sonra, Mekke’ye geri dönüb orada yerleşti. Ve hayatının sonuna kadar da Mekke’de ikamet etmeye devam etti. Ervâ Hatun, Hz.Ömer’in hilafeti döneminde, hicretin 15. Miladi 636 yıllarında Mekke’de vefat etti. Kabri, Mekke’de Cennetü’l-Muallâ Kabristanlığı’nda olduğu rivayet edilir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslam Tarihi-4-209 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-3-136