Erbâd Bin Sâriyete’s-selemi

Erbâd bin Sâriye (r.a) Medine doğumludur. Ancak, hangi tarihte doğduğu ne zaman müslüman olduğu, nesebi âile bireyleri hakkında eli-mizde geniş bir bilgi bulunmamaktadır. Bazı islâmi kaynaklarda adının el-İrbâd olduğu da nakledilir.

Erbâd Bin Sâriyete’s-selemi

Erbâd Bin Sâriyete’s-selemi
عَـــرْبَا ضُ بْــنُ سَـا رِ يَــةَ اْلـسَّــلَــمِـي


 Baba Adı    :    Sâriyete’s-Selemi.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 75. Miladi 694 yılında vefat etti.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Ümmü Habibe,
 Gavzeler    :    Tebük ve sonra ki savaşlar.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Medineli Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    İrbâd bin Sâriyete’s-Selemi.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebâ Nücayh.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Erbâd Bin Sâriyete’s-selemi Hayatı

Erbâd bin Sâriye (r.a) Medine doğumludur. Ancak, hangi tarihte doğduğu ne zaman müslüman olduğu, nesebi âile bireyleri hakkında eli-mizde geniş bir bilgi bulunmamaktadır. Bazı islâmi kaynaklarda adının el-İrbâd olduğu da nakledilir. Süleym kabilesine mensub olup aynı kabileden altı kişiyle birlikte Resûlullâh’a gelerek biat ettiği rivâyet edilmiştir. Hemşerisi ve akrabası Amr bin Abese’nin ve onun kendilerini dördüncü Müslüman olarak gösterdikleri ileri sürülmüşse de Zehebi Erbâd’ın böyle bir iddiada bulunduğuna dair rivâyetin sahih olmadığını belirtmiştir.

Amr bin Abese (r.a) gibi ilk Müslümanlardan biri olması halinde Erbad’ın da, Mekke’ye gelip Resûlullâh (s.a.v) ile görüşmüş olması, o sırada Resûlullâh’ın çevresinde yeteri kadar Müslüman bulunmadığı için güvenlik sebebiyle ve onun tavsiyesi üzerine kabilesine geri dönmesi mümkündür. Ancak böyle bir rivâyet söz konusu değildir.

Erbâd bin Sâriye (r.a), çok fakir olduğundan Ashab-ı Suffe arasında yaşadığını, onu, en çok Tebük Seferi ile ilgili anlattıklarından tanıyabili-yoruz. Tebük Seferi, Müslümanların büyük eziyet ve sıkıntılar çektikleri bir seferdir. Bazı sahabiler bu sefer için servetlerinin tümünü getirip verir-ken bazıları ise hiçbir şeye mâlik olmadıklarından göz yaşı döküyorlardı. Bunlardan biri de Erbâd bin Sâriye (r.a)’dır.

Resûlullâh’tan yardım istedi. Resûlullâh binek temin edemediğini söyleyince üzülerek ağlayan, bu sebeble “bekkâin” diye anılan bu yedi kişi hakkında âyet nazil oldu. 1

Kûr’ân-ı Kerim bu sahabi kişilerin durumunu şöyle anlatmaktadır.

“-Kendilerini bindirip sevk etmek için sana geldiklerinde;

      “-Sizi bindirecek bir binek bulamıyorum!”deyince harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaşlar dökerek geri dönen kimselere de sorumluluk yoktur!” 2

Bu âyetin izahıyla ilgili olarak İbn-i ishâk şöyle rivayet etmektedir:

Bazı Müslümanlar Resûlullâh (s.a.v)’e geldi bunlar oldukça fakirdi. Resûlullâh (s.a.v) den binek istediler. Resûlullâh (s.a.v)’ın yanında onlara verecek binek yoktu. Gözleri yaşlı bir vaziyette Allâh yolunda harcayacak birşeyleri olmadığı. için üzüntü içinde geri döndüler. Bunların altısının Ensâr’dan olduğunu kaydeden İbn-i İshâk aralarında Suffe’nin en yaşlı sahabelerinden olan Erbâd bin Sâriye (r.a)’i de kaydeder.

Erbâd bin Sâriye (r.a) anlatıyor:

“-Savaşta ve barışta Resûlullâh (s.a.v)’ın kapısından ayrılmazdım. Biz, Tebük’de iken bir gece bir iş için kapısından ayrıldım. Döndüğümde Resûlullâh (s.a.v) ve yanındakiler akşam yemeklerini yemişlerdi.

Bana:

      “-Gece neredeydin?”diye sordu.

Ben de, durumu anlattım,

O sırada, Cüal bin Süraka ve Abdullah bin el-Müzeni çıka geldiler Üçümüzde açtık. Resûlullâh (s.a.v), hemen Ümmü Seleme’nin çadırına girdi. Bizim için yiyecek bir şeyler istedi. Fakat, yiyecek bir şeyler bulamadı. Bilâl’e seslenerek:

      “-Yiyecek bir şey var mı?”diye sordu.

Bilâl-i Habeşi, dağarcıklarını silkeledi. Yedi tane hurma bulabildi. Resûlullâh (s.a.v), onları bir tabağa koydu, ellerini üzerine tutarak besmele çekti. Sonra da:

      “-Besmele ile yiyiniz!”buyurdu.

Hurmalardan yemeye başladık. Ben, elli dört tane hurma saydım. Hepsini teker teker sayıyor, çekirdeklerini de diğer elime koyuyordum. Arkadaşlarım da benim yaptığım gibi yapıyorlardı. Onlar da ellişer tane hurma yemişlerdi. Karnımızı doyurduktan sonra yine baktık ki. Yedi tane hurma olduğu gibi duruyor!”

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Bilâl! Onları dağarcığına koy!”dedi.

Ertesi gün yine onları bir çanağa Koyarak:

      “-Besmele ile yeyiniz!”buyurdular.

On kişi idik, doyuncaya kadar yedik. Sofradan ayrıldığımızda birde baktık ki yedi hurma aynen duruyordu!”

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v):

      “-Eğer, Aziz ve Celil olan Rabbimden utanmasaydım. Medine’ye dönünceye kadar bu hurmadan yemenizi isterdim!”buyurdular.

Resûlullâh (s.a.v), Medine’ye döndüğü zaman, Medineli bir çocukla karşılaştı hurmaları ona verdi. O da yiyerek gitti!” 3

Ûrve bin Ruveym anlatıyor:

“-Erbât bin Sâriyye (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ın ashabındandı bir hayli yaşlanmıştı. Ruhunun kabzedilmesini çok isterdi. Onun içinde şöyle dua ederdi:

      “-Allâh’ım, yaşlandım kemiklerim inceldi. Artık ruhumu kabzet!”

Bir gün dımaşk mescidinde üzerinde yeşil bir örtü olan çok yakışıklı bir genç peyda oldu.

Ona:

      “-Böyle nasıl dua ediyorsun!”dedi.

Erbâd bin Sâriye (r.a)’da:

      “-Yâ nasıl dua edeyim yeğenim?!”diye mukabele edince:

Genç dedi ki:

      “-Allâh’ım, amellerimizi güzelleştir. Ecelimi tamamla!”de.

Erbâd bin Sâriye (r.a)’da:

      “-Allâh razı olsun sen kimsin?”dedi.

Genç de:

      “-Ben, Mü’minlerin kalblerinden hüzünleri çekip alan Ribâil’im!” diye cevab verdi. 4

Erbâd bin Sâriye (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ın sohbetlerine devamlı katılan ve onun sadık talabelerinden di. Resûlullâh (s.a.v)’ın sohbetlerini ve hatıralarını vefatından sonra genç nesillere anlatan muhterem bir sahabedir. Resûlullâh’ın vefatlarından sonra Suriye’nin Humus şehrine yerleşerek zâhidâne bir hayat sürdürdü. Ve, Hicri 75. Miladi 694 yılında vefat etti.

Bu tarihten önce Abdullah İbn-i Zübeyr bin Avvam’ın Emeviler’le mücadele ettiği yıllarda öldüğü de söylenmiştir.

Erbâd bin Sâriye (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’den ve Ebû Ubeyde bin Cerrah’dan rivâyette bulunmuştur. Kızı Ümmü Habibe, sahabeden Ebû Ûmâme el-Bâhili, muhadramûndan olan, Cübeyr bin Nüfeyr, tâbiinden Abdurrahman bin Amr es-Sülemi, Abdullah bin Ebû Bilâl, Ebû Rühm es-Semâi, Habib bin Ubeyd ve diğerleri de ondan hadis nakletmişlerdir. Rivâyetleri Kütüb-i Sitte’nin dört Sünen’inde yer almıştır. 5

Onlardan biri şöyledir.

      “-Resûlullâh (s.a.v), çocuklarını doğurmadıkça esir alınan hamile kadınlarla cinsel ilişkide bulunulmasını yasakladı!” 6

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-22-438 
2- Tevbe-92 
3- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-5-2038 
4- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-5-1928 
5- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-22-438 
6- Tirmizi-Siyer-15-1564