Enes bin Nadr (r.a)

Enes bin Nadr (r.a), Enes bin Mâlik (r.a)’in amcasıdır. Babası Nadr, Annesi ise; Selma bint-i Amr bin Abdülmuttalib’dir. Dolaysıyla, Resûlullâh (s.a.v)’ın akrabasıdır. İbn-i Sa’d’a göre annesi; Hind bint-i Zeyd bin Sevad bin Mâlik en-Neccari dir

Enes bin Nadr (r.a)

Enes Bin Nadr
أنَـسُ بْــنُ اْلــنَــضِــر


 Baba Adı    :    Nadr bin damdam.
 Anne Adı    :    Selmâ bint-i Amr bin Abdülmuttalib. İbn-i Sa’d’a göre Hind bint-i Zeyd bin Sevad bin Mâlik en-Neccari dir.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok. Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 3. yıl, Uhud şehidi dir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Uhud.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Medineli Ensâr’dandır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Enes bin Nadr bin Damdam bin Zeyd bin Haram bin Cündeb bin Amr bin Ğanm bin Adiy bin el-Neccar (onun ismi) Teymullah bin Salebe bin Amru bin el-Hazrec bin Hârisetü’l-Ensâri el-Hazreci el-Neccari. Beni Adilerden Adiy bin el-Neccar.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Enes bin Mâlik’in amcası ve Rübeyyi’ bint-i Nadr hatunun kardeşidır.



Enes Bin Nadr Hayatı

Enes bin Nadr (r.a), Enes bin Mâlik (r.a)’in amcasıdır. Babası Nadr, Annesi ise; Selma bint-i Amr bin Abdülmuttalib’dir. Dolaysıyla, Resûlullâh (s.a.v)’ın akrabasıdır. İbn-i Sa’d’a göre annesi; Hind bint-i Zeyd bin Sevad bin Mâlik en-Neccari dir. Enes bin Nadr, Beni Neccar Oğullarının ileride gelen reislerindendir. Medine’de dünyaya geldi. Ancak doğum tarihi kesin belli değildir. ikinci akabe biatı’nda bulunduğu ihtilaflıdır. Ancak Medine-’de ilk iman edenlerdendir. Hicretten sonra Medine devrinde yalnız Bedir Savaşı’na, Medine dışında olması nedeniyle katılamamış bundan dolayı son derece müteessir olduğunu Bedir’den sonra Resûlullâh (s.a.v)’e gelerek:

      “-Yâ Resûlallâh! Ben bu ğazveye iştirak etmekten mahrum kaldım. Fakat ömrüm olursa başka bir gazveyi kaçırmıyacağım!”demiştir.

Gerçektende Enes bin Nadr (r.a), bu sözünü tutarak Bedir’den bir yıl sonra meydana gelen ilk ğazve olan Uhud’da bu sözünü tutmuştur.

Enes bin Nadr (r.a) son derece Emin bir zat idi. Ahkâmı İslâmiyeye son derece bağlıydı. Bir gün kız kardeşı cariyelerinden birine eza etmişti. Cariye, durumunu Resûlullâh (s.a.v)’e bildirdi. Cariye şikayetini yaparken Enes bin Nadr (r.a)’da duymuştu. Hemen kalkıp evine gitti kız kardeşini huzura getirerek:

      “-Yâ Resûlallâh! İşte kız kardeşim cezasını hemen ver!”demişti.

Enes bin Nadr (r.a) ile ilgili olarak Buhâri’de nakledilen diğer bir husus da kız kardeşi Rubeyyi’in bir kadının dişini kırması olayı.

Enes bin Mâlik (r.a)’dan nakledilmiştir.

“-Nadr’ın kızı ve amcam Enes bin Nadr’ın kız kardeşi Rubeyyi’ bir cariyenin dişini kırmıştı. Nadr’ın âilesi, cariyenin sahiblerinden Rubeyyi’ affetmelerini ve cariyenin dişi için diyeti kabul etmelerini istedi. Ama onlar bunu kabul etmeyerek Resûlullâh’ın yanına gittiler. Resûlullâh (s.a.v)’de, kısas yapılmasını emretti. Bunun üzerine amcam Enes bin Nadr (r.a):

      “-Ey Allâh’ın Resulü! Rubeyy’in dişini mi kıracaksın? Hayır, Seni hak Peyğamber olarak gönderen yüce Allâh’a yemin ederim ki, Rubeyy’in dişi kırılamaz!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Yâ Enes! Allâh’ın kitabı kısası emrediyor!”buyurdu.

Sonra dişi kırılan o cariyenin sahibleri diyet alınmasına razı olub Rubeyy’i affettiler. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v):

      “-Allâh’ın öyle kulları var ki Allâh adına yemin etseler Allâh onları yeminlerinde yalancı çıkarmaz!”diyerek Enes bin Nadr’ın Allâh katındaki mevkiini dile getirdi. 1

Enes bin Nadr (r.a), Hicretin 3. Miladi 625 yılının Mart ayında meyda-na gelen Uhud Savaşı’nın sonuna doğru, gerek bozulub dağılan Müslü-manların ve gerek Müslümanlar arasındaki münafıkların tutum ve davranış-larından büyük üzüntü duydu. Müslümanların bozğuna uğraması ağırına gittiği için onların hallerinden dolayı Cenâb-ı Hak’dan mağfiret diledi ve:

      “-Ey Müslümanlar! Eğer, Muhammed ölmüş veya öldürülmüşse Muhammed’in Rabbi’de öldürülmedi ya! Muhammed’in çarpıştığı dava üzerinde sizde çarpışınız. Allâh’ım şu Müslümanların yapmış oldukları şeylerden dolayı senden af ve özür dilerim. Şu müşriklerin Resûlullâh’a karşı işledikleri cinayetlerden beni uzak tutman içinde sana sığınırım!” diyerek kılıcını sıyırıp çarpışmaya gitti.

Başka bir rivayet ise şöyledir:

Enes bin Nadr (r.a) Bedir Ğazvesi’nden sonra

      “-Yâ Resûlallâh! Medine dışında bulunduğum için müşriklerle çar-pıştığın ilk Ğazve’den uzak kaldım. Eğer, Allâh, beni müşriklerle harb meydanında bulundurur ise; onlara neler yapacağımı yüce Allâh herkese gösterecektir!”demişti.

Uhud Ğazvesi’nde müşriklerin ve münafıkların Resûlullâh’a karşı say-ğısız tutumları sebebiyle, Allâh’a sığındı Ardından kılıcına yapışarak savaş meydanına doğru ilerlerken sahabelerden Sa’d bin Muâz (r.a)’a rastladı:

      “-Muhammed öldü! Muhammed öldü!”

Sedaları tüm sahabeleri etkilediği gibi Sa’d (r.a)’ı da derinden etkile-mişti. Enes (r.a), Sa’d (r.a)’ın savaşmaktan vaz geçtiğini görünce ona:

      “-Ey Ebû Amr! Nereye nereye gidiyorsun? Haydi kalk benimle gel! Varlığımı kudret elinde tutan, O Allâh’a yemin ederim ki, ben, Cennetin kokusunu Uhud Dağı’nın dibinden alıyorum!”diyerek müşriklerin üzerleri-ne yürüdü. Bunun üzerine Sa’d bin Muâz (r.a)’da:

      “-Bende senin yanındayım!”dedi.

Sa’d bin Muâz (r.a) daha sonraları şöyle der dururdu:

      “-Doğrusu ben, Enes bin Nadr’ın yaptıklarını yapmaya asla güç getirememişimdir!”

Enes bin Nadr (r.a)’ın vucudundan seksenden fazla kılıç, mızrak ve ok yarası bulunmuştu.

Başka bir rivayette şöyledir:

Uhud Savaşı’nda Muhammed öldürüldü şayiaları üzerine, Enes bin Nadr, içlerinde Hz.Ömer’in de bulunduğu Muhacir ve Ensâr’dan üç beş kişi ile çaresizce oturdukları ve elleri yanlarına düştükleri sırada yanlarına varmıştı. Onlara:

      “-Niye oturuyorsunuz?”diye sordu.

      “-Resûlullâh (s.a.v) şehid edilmiş!”dediler.

Enes bin Nadr (r.a):

      “- E !.. Resûlullâh (s.a.v)’den sonra siz sağ kalıbda ne yapacaksınız? Kalkınız Resûlullâh (s.a.v)’ın çarpışarak canını feda ettiği şey üzerinde sizde canınızı feda ediniz!”dedi.

Enes bin Nadr (r.a), kılıcını sıyırıb müşrikler güruhunu karşıladı. Onlarla çarpışa çarpışa şehid oldu. yalnız yüzünde yetmiş darbe vardı. Müşrikler burnunu kulaklarını vesair uzuvlarını keserek onun cesedinden hınçlarını almak istemişler, musle yapıp onu tanınmaz hale getirmişlerdi. Uhud Savaşı sonunda Enes bin Nadr (r.a)’i hiç kimse tanıyamamış ancak kız kardeşi Rübeyye hatun, kardeşi Enes bin Nadr’ı parmaklarının ucun-dan veya dişlerinden tanıyabilmişti.

Hz.Ömer (r.a) der ki:

“-Enes bin Nadr, Uhud günü bana gelip kavuştu.

      “-Resûlullâh (s.a.v) ne yapıyor?”diye benden sordu.

Ben üzülerek;

      “-Ben, ancak onun öldürüldüğünü sanıyorum!”deyince

Kılıcını sıyırdı ve kılıcının kınını kırıp attı:

      “-Resûlullâh öldürüldü ise hiç şübhesiz Allâh Hayy-u Baki’dır!”diye-rek çarpıştı ve nihayet şehid oldu.

Hz.Ömer (r.a):

      “-Ben onu Allâh’ ın kıyamet günü başlı başına bir ümmet olarak diril-teceğini umarım!”demiştir. 2

Yeğeni Enes bin Mâlik (r.a) der ki:

      “-Mü’minler içinde öyle mert erkek adamlar vardır ki, Allâh’a verdikleri sözü yerine getirdiler. İçlerinden kimi ahdini verdikleri sözü yerine getirdiler. Kimileride bekliyorlar!” 3

Bu âyetlerin amcam Enes bin Nadr ve Uhud şehidleri hakkında nazil olduğu kanaatındeyiz.

Sa’d bin Muâz (r.a) savaştan sonra onun olayını Resûlullâh (s.a.v)’e anlatırken şöyle der:

      “-Yâ Resûlallâh! Ben onun yaptıklarını anlatamam, ve, onun yaptık-larını yapamam!”

Enes bin Nadr (r.a) Uhud Savaşı’nda müşriklerden Süfyan bin Uveyf tarafından şehid edildi. Vucudunda seksen küsür kılıç mızrak ve ok yarası bulunuyor, tanınamaz bir haldeydi. Onu ancak kız kardeşi tanıyabildi.

Enes bin Nadr (r.a)’ın âilesi veya âile bireyleri çoluk çocukları hakkında fazla bilgimiz yoktur.

Kabri Medine’de Uhud Şehidliğinde dir. 4

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Buhâri Bab-ı Sulh ve Diyet-8-2703 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-10-172 
3- Ahzab-23 
4- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-11-235-236