Enes Bin Ebi Mersedü’l-ğanevi

Siyer Kaynaklarında adının Enes veya Üneys şeklinde geçmesinden dolayı bunları iki ayrı şahıs zannedenler olmuş, fakat Buhâri Târih’ûl- kebir’in de, her iki isimle de, Enes bin Ebû Mersed’in kastedildiğini söy-lemiştir.

Enes Bin Ebi Mersedü’l-ğanevi

Enes Bin Ebi Mersedü’l-ğanevi
أبـِـي مَــرْثَــدُ اْلـغَــنَــوِيّ أَنَـسُ بْــنُ


 Baba Adı    :    Ebû Mersed bin Ebû Mersedü’l Ğanevi.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Mekke doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 20. Miladi 641 yıllarında vefat etti.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Mekke fethinden sonraki savaşların tümü.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Mekke den Medine’ye Muhacir dir.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Enes bin Ebi Mersedü’l Ğanevi Ebû Mer-sed’ın asıl ismi; Kinaz bin Husayn bin Yerbû bin Tarif bin Hareşe bin Ubeyd bin Sa’d bin Avf bin Kâ’b bin Cillan bin Ğanm bin Ğanniy bin A’sar bin Sa’d bin Kays bin Geylan bin Mudar.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebâ Yezid.
 Kimlerle Akraba idi    :    Ebû Mersed Kinnaz bin Husayn’ın torunu, Mersed bin Ebû Mersed’in de oğludur.



Enes Bin Ebi Mersedü’l-ğanevi Hayatı

Siyer Kaynaklarında adının Enes veya Üneys şeklinde geçmesinden dolayı bunları iki ayrı şahıs zannedenler olmuş, fakat Buhâri Târih’ûl- kebir’in de, her iki isimle de, Enes bin Ebû Mersed’in kastedildiğini söy-lemiştir. İbn-i Esir’ın Usdül Ğabe’de onu Ğanevi nisbesi yanında Ensâri nisbesiyle de zikretmesi çok isabetli görülmemiştir. Ayrıca, İbn-i Esir iki yerde Enes ve Üneys olarak zikretmiştir. Birinde: Üneys bin Mersed bin Ebi Mersed el-Ğanevi Künyesinin ise; Ebû Yezid olduğunu söyler.

Diğerinde ise; Enes bin Ebi Mersedü’l-Ğanevi el-Ensâri Künyesi ise; Ebû Yezid olduğunu, Kabile ve nesebinin: Enes bin Ebi Mersedü’l Ğane-vi, Ebû Mersed’ın asıl ismi; Kinaz bin Husayn bin Yerbû bin Tarif bin Hareşe bin Ubeyd bin Sa’d bin Avf bin Kâ’b bin Cillan bin Ğanm bin Ğanniy bin A’sar bin Sa’d bin Kays bin Geylan bin Mudar. Diyerek, Hz.Hamza bin Abdulmuttalib ile yeminli andlaşmalısı olduğunu söyler. 1

Enes bin Ebû Mersedü’l Ğanevinin dedesi ve babası da Sahabi’dir. Dedesi Mersed Kinaz bin Husayn, takriben Miladi 569 yılında Mekke’de doğmuş olup hicri 12. Miladi 634 yılında Suriye veya Şam taraflarında 60 yaşlarında iken Hz.Ebû Bekr devrinde vefât etmiştir.

Babası Ebû Mersed, İslâmiyet’i, dâvetin başladığı ilk günlerde kâbul etmiş ve Mekke’li müşriklerin çeşitli baskılarına karşı, Mekke’de kalarak direnmesini bilmiştir. Mekke’de Resûlullâh (s.a.v) onu Hz.Hamza (r.a) ile din kardeşi ilan etmişti. Hicreti Nebeviyye esnasında, diğer Sahabiler gibi o da, Medine’ye hicret etmiştir. Resûlullâh (s.a.v) Medine şehrine geldiği zaman, Onun tensibi ile Ubâde bin Sâmit (r.a) ile aralarında din kardeşliği tesis etmiştir.

Ebû Mersed Ğanevi, Resûlullâh (s.a.v)’in yapmış olduğu bütün gazvelere iştirak etmiştir. Bedir ve Uhud Ğazveleri’nde büyük fedâkar-lıklarda bulunarak şecaat ve cesaret örneği göstermiştir. Hudeybiye sulh anlaşmasından sonra, Resûlullâh (s.a.v) Mekke’nin fethi için hazırlık yaptığı zaman, bu hazırlığı, sadece Mekke’de bırakmış olduğu ailesine ve çocuklarına müşrikler eziyet etmesin diye, müşriklere bir hizmet olmak üzere bir mektup yazıp bir kadın ile göndererek haber vermeye çalışan Hatıb bin Ebi Beltâ’ın yaptığı hareket ortaya çıkınca, kadını yakalamak üzere Hz.Ali (r.a) başkanlığındaki altı kişilik müfrezeye katılarak kadını yakalamış ve mektubu alarak Medine’ye dönmüştür. Onlar bu hareketiyle Resûlullâh’ın takdirine mazhar olmuşlardır.

Ebû Mersed (r.a), Mekke fethine, Huneyn gazvesine ve Tebük Seferine iştirak ettikten sonra artık yaşlanmıştı. Resûlullâh’ın vefatından sonra Hz.Ebu Bekr (r.a), devrinde Ebû Mersed (r.a) Yaşının çok ilerlemiş olmasına rağmen yine fetih hareketi ordularına katılarak Suriye taraflarına gitmiştir. Hicri 12. Miladi 634 yıllarında 65 yaşlarında iken Şam tarafla-rında kendi eceliyle vefat etti.

Kendisi gibi sahabe olan oğlu Mersed bin Ebû Mersed’in dışında Ebû Mersed’in hanımları ve çocuklarının ismi bilinmektedir. Kendisi, Hadis rivayetinde’de pek bulunamamıştır. Ancak rivayet etmiş olduğu hadislerin bilinenlerinden biri:

      “-Kabire oturmayınız. Ve, orada kabir üzerinde namaz kılmayınız!” meâlinde ki, hadis-i şerifi dir.

Enes bin Ebû Mersed’in Babası, Mersed bin Ebû Mersed’e gelince: Mersed bin Ebû Mersed el-Ğanevi ismi islâm tarihinde baba oğul iki ayrı şahıstır. Bazen bu baba oğul aynı kişi imiş gibi anlatılır. Oysaki babasının adı Ebû Mersed el-Ğanevi asıl ismi Kinaz bin Husayin’dir. Oğlunun ise Mersed bin Ebû Mersed’dir. Mekkelidir, orada doğmuştur. Soyu ve Nesebi: Mudar’da Resûlullâh (s.a.v) ile birleşir. Babası’da sahabedir. Oğlu Enes’de sahabidir.

Babası Mersed bin Ebû Mersed çok kuvetli ve cesaretli bir zat idi. kendisi Mekke’nin ileri gelen gözü pek insanlardandı. Hemen hemen herkes kendisinden korkar ve çekinirdi. Öyle ki, İslâmın ilk günlerinde Müslümanlara yapılan eza cefa ve işkenceler kendisine yapılamıyordu müşriklerin ona güçleri yetmiyordu.

Babası Ebû Mersed Kinaz bin Husayn ile Medine’ye hicret ettikten sonra Resûlullâh (s.a.v) babasını Ubade bin Samit ile kendisini de Ubade bin Sabit’in kardeşi Evs bin Samit ile kardeş ilan etmişti. Mersed bin Ebû Mersed Bedir, Savaşı’na iştirak ederek Ashab-ı Bedir’den olmuştur. Bedir Savaşı’ndan sonra Resûlullâh (s.a.v) onu bazı esirlerin kurtarılması için Mekke’ye göndermiştir.

Mersed bin Ebi Mersed (r.a) Mekke’ye gelince gece Mekke sokakla- rında gezerken İslâm’dan önce ilişki kurduğu bir kadın onu görmüş kendiside o kadını görmüştü. Kadın hemen yanına yaklaşıp eski günler-deki gibi işve ve cilve yaparak geceyi beraber geçirmeyi teklif edip, kendi evine davet etmeye başladı, Bir ara Allâh korusun nerdeyse şeytan onu aldatacakken. Mersed bin Ebû Mersed (r.a) hemen:

      “-Ey kadın! Ben şimdi Müslümanım Müslümanlık da ise sen bana şu anda haramsın!”deyip kadını red etti.

Kadın, eski arkadaşından beklenmeyen bu tepkiyi görünce, üzüldü, zira kadın, Mersed bin Ebû Mersed’i eskiden beri çok seviyordu, ama Müslüman olmadığı için de haram’ı helâl’i bilmiyordu.

Mersed bin Ebû Mersed (r.a) o gece Mü’min birkaç esiri kurtardık-tan sonra Medine’ye geri döndü. Bazı kitablarda Mersed bin Ebû Mersed Medine’ye geri dönünce bu kadınla evlenmeyi düşünmüş ancak, Nur Sûresinin dördüncü âyeti nazil olarak buna mani olunmuştur.

Hicri dördüncü yılda Uhud Savaşı’ndan sonra Reci Seferine katılmıştı. Hicri 4. yılda Reci’ Vak’ası’nda şehid oldu

Bu şerefli âile; Dede, Ebû Mersed Kennâz bin Husayn el-Ğanevi. Onun oğlu, Mersed bin Ebû Mersed, ve onun oğlu, Enes bin Ebû Mersed Ensâr değildirler. Mekkelidirler Hicret emrinden sonra Medine’ye gelip yerleştiler. Enes bin Ebû Mersed (r.a) Hicretin ilk günlerinde çocuk yaş-larda olduğu için, Bedir ve Uhud gibi savaşlarda ismi geçmemektedir. Onun adı ancak, Mekke fethi sonrası meydana gelen Huneyn Savaşı’nda geçmeye başlar.

Süheyl bin Hanzaliyye (r.a) şöyle anlatmıştır:

“-Resûlullâh (s.a.v)’ın âshabından bir grub Huneyn Savaşı günü Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte yürüdüler, yürüyüşü uzattılar ve akşam oldu. Resûlullâh (s.a.v)’ın yanında namazda hazır bulundum. Binitli bir kimse geldi ve:

      “-Yâ Resûlallâh! Ben sizin önünüzden gitmişim, şöyle şöyle bir dağ üzerine çıkmıştım. Bir’de ne göreyim? Hevazin kabilesi hep birden babalarının su çektikleri kuyuların başı olan Huneyn’e develerine binmiş vaziyette kadınları ve koyunlarıyla toplanmışlar!”diye haber verdi.

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v) gülümsedi ve:

      “-Onlar yarın inşallah Müslümanların, ğanimeti olacaktır!”buyurdu. ve daha sonra:

      “-Bu gece bizi kim bekleyecek?”diye sordu.

Enes bin Ebû Mersedü’l-Ğanevi:

      “-Yâ Resûlallâh! Ben bekleyeceğim!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Atına bin!”buyurdu.

O da kendi atına bindi ve Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına geldi.

Resûlullâh (s.a.v)’de ona şöyle emretti:

      “-Şu boğaza git tepesine çık, ğafletin sebebiyle düşmanın pususuna düşüb zarara uğramıyalım!”

Sabah namazı vakti olunca, Resûlullâh (s.a.v), namaz kıldığı yere çıkıp iki rekat namaz kıldı ve şöyle buyurdu:

      “-Süvarinizi gördünüz mü? Ondan bir haber var mı?”diye sordu.

Onlar da:

      “-Hayır! Görmedik ve duymadık, Yâ Resûlallâh!”dediler.

Namaz için kâmet, getirildi. Resûlullâh (s.a.v) namaza durdu ve dağa bakıyordu. Namazı bitirip selâm verince, şöyle buyrudu:

      “-Müjde size, işte süvariniz geldi!”buyurdu.

Biz ağaçların arasından dağa bakıyorduk. Bir de baktık ki, atlımız gelip Resûlullâh (s.a.v)’ın önünde durdu, selâm verdi ve şöyle dedi:

      “-Ben gittim şu boğazın tepesine, Resûlullâh (s.a.v)’ın emrettiği yere kadar çıktım. Sabah olunca boğazın iki yanındaki tepeleri gözetledim ve kimseyi göremedim!”

Resûlullâh (s.a.v) ona:

      “-Bu gece atından hiç indin mi?”dedi.

Enes bin Ebû Mersed (r.a):

      “-Hayır! Ancak abdest bozmak ve namaz kılmak üzere indim!”dedi.

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurdu:

      “-Sana Cenneti kazandıracak bir iş işlemiş oldun, bundan sonra başka bir hayırlı iş işlemesen de sana bir zarar yok!” buyurdular. 2

Ayrıca Evtâs mevkiinde Resûlullâh’ın emriyle gözcülük yaptığı anlaşılan Enes bin Ebû Mersed el-Ğanevi’nin babasından yirmi yıl sonra, veya Hicri 20. yılın Rebiülevvel ayında, Miladi 641 yılının Mart ayında vefat ettiği söylenir. Ancak nerede vefat ettiği hususunda ve âile bireyleri hakkında fazla bilgi yoktur.

Resûlullâh (s.a.v)’den ileride fitneler çıkacağına ve bu fitnelere karış-mamak gerektiğine dair bir hadis rivayet ettiği söylenen Enes bin Ebû Mersed’ın bu hususta Üneys bin Dahhâk el-Eslemi ile karıştırıldığıda vaki’ olmuştur. 3

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Usdül Ğabe İbn-i Esir-1-151-No-260- 
2- Sünen-i Ebû Davud Cihad bölümleri-17-2501 
3- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-11-233