El-Leclac Ebu’l Ala’i Amiri

El-Leclac Ebû’l Ala’i Âmiri’nin asıl isminin Ebû Halid, Zeyd bin Câriye es-Sülemi olduğu söylenir. Sahâbe dir, Muhammed bin Halid’in dedesi dir. İsminin Leclâc, baba adının Hârise olduğu da söylenmiştir.

El-Leclac Ebu’l Ala’i Amiri

El-leclacu Ebû’l Ala’i Amiri
اَلــلَّــجْــلا َجُ اَبـُـو اْلــعَــلاَء اْلــعَـا مِــِري


 Baba Adı    :    Amr bin Sâ’saâ.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    1-Ala, 2-Hâlid.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değil.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Leclâc Ebû Ala’il Amiri bin Amr bin Sa’saa.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



El-leclacu Ebû’l Ala’i Amiri Hayatı

El-Leclac Ebû’l Ala’i Âmiri’nin asıl isminin Ebû Halid, Zeyd bin Câriye es-Sülemi olduğu söylenir. Sahâbe dir, Muhammed bin Halid’in dedesi dir. İsminin Leclâc, baba adının Hârise olduğu da söylenmiştir.

El-Leclac Ebû’l Ala’i Âmiri, İbn-i Hacer el-Askalani’nin el-İsabe fi’t-Temyizi sahabe adlı eserine göre: Hâlid’in babasıdır, Buhâri der ki:

      “-Onun sohbeti vardır!”bu haber et-Tarih adlı kitabında vârid olmuş-tur, siyakı da onundur. Buhâri, Edebu’l-Müfredde nakletti. Ebû Davûd ve el-Kübrâ adlı kitabında Nesâi, Muhammed bin Abdullah eş-Şa’yesi tarıkiyla Seleme bin Abdullah el-Cüheni, Hâlid bin el-Leclâc, babasından tahriclerine göre dedi ki:

“-Biz çarşıda çalışan çocuklardık. Resûlullâh bir adam getirip recm etti. Bir adam geldi ve bizden, recmedilen adamın yerini kendisine göster-memizi istedi. O adamı alıb Resûlullâh’a götürdük. Dedik ki:

      “-Bu adam bize, bugün recmedilen o habis adam hakkında soru soruyor!” Resûlullâh (s.a.v)’de şöyle buyurdular:

      “-Habis demeyin! Vallâhi Allâh katında miskten daha güzel ve temizdir!” Kimisi bu hadisi uzun olarak kimisi de özet olarak andı.

Ebû Davud ve Nesâi, bunu başka bir varyanıttan uzun olarak Hâlid bin el-Leclâc’dan tahric ettiler.

İbn-i Sümey der ki:

      “-Beni Zühre’nin mevlasıdır. Dımaşk’ta ölmüştür!”

İbn-i Main’den şöyle nakledilmiştir:

      “-Hâlid’in babası olan el-Leclâc ile Alâ’nın babası olan el-Leclâc aynı kişidir!”

Mizzi, el-Etraf adlı kitabında bu minval üzere şöyle dedi:

      “-Leclâc, Alâ’nın babasıdır!”Sonra Mizzi, Hâlid bin el-Leclâc’ın hadisini babasından naklen kaydetti. et-Tehzib’de der ki:

Muâz’dan rivâyet etti. kendisinden de Ebû el-Verd bin Sümame rivâyet etti.Derim ki: Âmiri’nin şu sözü, İbn-i Sümey’in görüşünü teyid ediyor: Resûlullâh’ın döneminde henüz çocuk idi!”

Yine Alâ’nın babasının sözü de İbn-i Sümey’in görüşünü teyid eder:

      “-Elli veya daha fazla bir yaşta idi!”böylece onlar biribirinden ayrılmış oldular. İbn-i Hibban, Sıkatü’t-Tabiin’de:

      “-el-Leclâc, Muaz bin Cebel’in arkadaşıdır!”dedi ve onu neseblen-dirmedi. Bundan önce İbn-i Hibban, es-Sahâbe’de şöyle dedi:

      “-Leclâc el-Âmiri, Beni Zühre’nin mevlasıdır. Sohbeti vardır. Şam’a yerleşmiştir!”

Hadisini iki oğlu, Alâ ile Hâlid rivâyet etmişlerdir. 120 yaşında öldü. O da onların iki ayrı kişi değil, tek kişi olduğuna kail oldu. bu yaş ancak es-Sırâc’ın babasına uyğun düşüyor. es-Sırac’ın tahric ettiği hadisde geçtiği gibi bu kadar yaşayan kişi odur. 1

Başka bir kaynakta ise, Leclâc kendisi anlatıyor:

      “-Resûlullâh’ın huzurunda Müslüman olduktan sonra, karnımı tıka basa doldurmadım. Yeteri kadar yiyip içiyorum!”

Beyhâki’de şu ilâve de vardır:

      “-Leclâc 120 sene yaşadı. Bunun 50 senesi cahilliye devrinde, 70 senesi de Müslüman olarak geçti!” 2

Muhammed bin Hâlid es-Sülemi babası vasıtasıyla sahabi olan dedesinden şöyle rivâyet ediyor: Resûlullâh’ın şöyle söylediğini işittim:

      “-Kulun Yüce Allâh tarafından belirlenen, amma, ameliyle ulaşama-dığı makamına (ulaşabilmesi için), Yüce Allâh onun bedenine veya malına veya çocuklarına bir belâ verir, (bir rivâyette sonra bu belâya karşı ona sabır ihsân eder cümlesi ilave edilir) böylece Allâh onu kendisi tarafından belirlenen makama ulaştırır!” 3

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- El-İsâbe İbn-i Hacer el-Askalani-4-206-No-7554 
2- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-2-879 
3- Câmu’l-Usû’l-15-375-Ebû Davud, Cenaiz-1-3090