Ebû’t-tufeyl Âmir Bin Vâsile

Ebû’t-Tufeyl Âmir bin Vâsile, bin Abdullah el-Leysi, en son vefat eden sahabi. Uhud Ğazvesi’nin cereyan ettiği yıl da Hicri 3. Miladi 625 yılında Medine’de doğdu. Bazı kaynaklarda adının Amr olduğu zikredil-mekteyse de en doğrusu Âmir’dir.

Ebû’t-tufeyl Âmir Bin Vâsile

Ebû’t-tufeyl Âmir Bin Vâsile
أبُـو اْلــطُّـفَــيــلُ عَـا مِــرُ بْــنُ وَاثـِـلَــة


 Baba Adı    :    Vâsile bin Abdullah.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Hicretin 3. Miladi 625 yılın da Medine de Uhud savaşı sırasında dünyaya geldi.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 100. Miladi 718-19 yıllarında Mekke-’de vefat etti. Kabri, Cennetü’l-Muâlla da olduğu söylenir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Tufeyl.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Hz.Ali ile birlikte bir çok savaşlara katıldı.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr çocuğudur.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    25 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Âmir bin Vâsile bin Abdullah bin Umeyr bin Câbir bin Humeys bin Hudey bin Sa’d bin Leys bin Bekr bin Abdümenat bin Kinâne el-Kinâni el-Leysi.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû’t-Tufeyl, Kinâniyeh
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Ebû’t-tufeyl Âmir Bin Vâsile Hayatı

Ebû’t-Tufeyl Âmir bin Vâsile, bin Abdullah el-Leysi, en son vefat eden sahabi. Uhud Ğazvesi’nin cereyan ettiği yıl da Hicri 3. Miladi 625 yılında Medine’de doğdu. Bazı kaynaklarda adının Amr olduğu zikredil-mekteyse de en doğrusu Âmir’dir. Beni Kinâne’ye mensub olduğu için Kinâni nisbesiyle de anılır. Resûlullâh’dan başka dört halifeden, ayrıca Muâz bin Cebel, Huzeyfe bin Yemân, Abdullah İbn-i Mes’ûd, ve Abdullah İbn-i Abbas gibi sahâbilerden 20 Hadis rivâyetinde bulunmuştur.

Kendisinden de Katâde bin Dâime, Zühri, Amr bin Dinâr, gibi ünlü tâbiiler hadis rivâyet etmişlerdir. Hayatının sekiz yılını Resûlullâh (s.a.v), devrinde geçirdiğini söylemiş, Resûlullâh (s.a.v)’i Vedâ Haccı’nda Kâbe’yi tavaf ederken gördüğünü bizzat belirtmiştir.

Hz.Ali (r.a)’a yakınlığı ile bilinen Ebû’t-Tufeyl yaptığı savaşlarda onun yanında yer almış, Hz.Ali’nin vefatından sonra Mekke’ye giderek hayatının sonuna kadar orada kalmıştır. Anlaşıldığına göre Muâviye dön-eminde bir görevle onun yanına gitmiş huzur da bulunan bazı kimselerin Hz.Ali yaptıkları savaşlarda Ebû’t-Tufeyl’in kendilerine kılıcı ve diliyle çok zarar verdiğini hatırlatmaları üzerine her birine hak ettiği cevabı vermiştir. Muâviye kendisine Hz.Ali’ye duyduğu özlemin derecesini sormuş

O da:

      “-Hz.Mûsâ’nın annesi Mûsâ’yı Nil Nehri’ne bıraktıktan sonra onu nasıl özlediyse ben de aynen o haldeyim, belki ondan daha çok hasret çekiyorum!”demiştir.

Hz.Hüseyin’in kanını yerde bırakmamak için Emeviler’e karşı açılan savaşlarda Muhtâr es-Sekafi ile ön planda yer almıştır. Onun Hicri 67. Miladi 687 yılında öldürülmesinin ardından tarih sahnesinde görülmediği, ancak daha sonra İbnü’l-Eş’as’la birlikte yine Emeviler’e karşı harekete geçtiği söylenmektedir.

Ömer bin Abdülaziz devrine kadar yaşayan Ebû’t-Tufeyl Hicri 100. Miladi 718-19 yılında Mekke’de vefat etti.

Böylece bütün ashab arasında en son vefat eden sahâbi olarak tanındı. Bu Hicri tarih-102-104-107-108-110 olarak da zikredilmiştir.

Ebû’t-Tufeyl’in Kütüb-i Sitte’nin her birinde rivâyetleri bulunmakta, on beş rivâyeti de Ahmed İbn-i Hanbel’in Müsned’nde yer almaktadır. Resûlullâh (s.a.v)’ın sekiz veya yirmi beş kadar hadisini ve söylendiğine göre Hz.Ali (r.a)’ın çeşitli söz ve haberlerini rivâyet etmiştir.

Şairlik yanıda bulunan Ebû’t-Tufeyl’in şiirlerinden elli beyit el-Eğani’de İbnü’l Eş’as ile öldürülen oğlu Tufeyl için söylediği bir mersiye de muhtelif kitablarda bulunmaktadır.

Hz.Ali (r.a)’a olan yakınlığı sebebiyle Şii diye de anılan Ebû’t-Tufeyl, Hz.Ali’yi daha çok sevmekle beraber Hz.Ebû Bekr ve Ömer’in faziletini de kabul etmiş, Hz.Osman’ın şehâdetinden duyduğu üzüntüyü dile getirmiş ve Hz.Ali taraftarlığı sebebiyle Hâriciler’in düşmanlığını kazanmıştır. 1

Ebû’t-Tufeyl en son vefat eden sahabedir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh onlardan razı olsun.



1- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-10-346