Ebû Zür’a El-fezaiy El-remliy

İslâm tarihinde iki tane ismi yerine Ebû Zür’a’ (r.a) künyesiyle tanı-nan sahabe vardır. İbn-i Hacer el-Askalani’nin el-İsabesinde ve İbn-i Esir’in Üsdul Ğabe’sinde bu iki sahabinin de künyesi ile asıl ismi birbir lerine yakın olarak şöyle zikredilmiştır.

Ebû Zür’a El-fezaiy El-remliy

Ebû Zür’a El-fezaiy El-remliy
أبُــو زُرْعَــة َاَلــفـَـزَ عــِّي الــرَمَا لِـي


 Baba Adı    :    Bilgi yok.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Huneyn Savaşı ve Taif Seferi
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Ebû Zür’a el-Fezâi el-Remli’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Ebû Zür’a El-fezaiy El-remliy Hayatı

İslâm tarihinde iki tane ismi yerine Ebû Zür’a’ (r.a) künyesiyle tanı-nan sahabe vardır. İbn-i Hacer el-Askalani’nin el-İsabesinde ve İbn-i Esir’in Üsdul Ğabe’sinde bu iki sahabinin de künyesi ile asıl ismi birbir lerine yakın olarak şöyle zikredilmiştır. Bu Sahabelerden biri; Ebû Zür’a Abdurrahman Mevla Mikdad bin Esved olup, Mikdad bin Esved’ın kölesidir. Diğeri ise; bizim burada anlatacağımız; Ebû Zür’a el-Fezâi el-Remli’dir bu sahabeninde asıl ismi Abdurrahman olduğu veya Abdullah bin Abdurrahman olduğunu söylerler.

Ebû Zür’a (r.a)’ hakkında Tâif seferi ile ilgili olarak sadece şu bilgi elimizde mevcuddur.

Resûlullâh (s.a.v), Tâif’ten ayrılarak Dahnâ’yı tuttu. Dahnâ Tâif şehrinin sancaklarından, olup, toprağından, Hz.Âdem’in yaratılmış oldu-ğu yerdir. Resûlullâh (s.a.v), Dahna’dan sonra Karn-ı Menazil’e geldi. Karn-ı Menazil, Necidlilerin İhrama girme yeridir.

Ebû Zür’a der ki:

“-Resûlullâh (s.a.v), Karn-ı Menazil’den ayrılmak ve hayvanına bin-mek istediği zaman, devesi Kasva‘yı, önüne hazırladım. Kasva’nın yularını elimde topladım. Üzerine binince, devenin yularını kendisine verdim. Ben de terkisine bindim.

Resûlullâh (s.a.v.), yürütmek için devenin arkasına kamçı ile vurdu. Kamçıyı, deveye her vuruşunda kamçı, bana değiyordu. Resûlullâh (s.a.v) sonra, bana dönüb:

      “-Yoksa, kamçı, sana mı değiyor?” diye sordu.

      “-Evet! Babam, anam Sana feda olsun!” dedim.

Ci’râne’ye inince, bir köşede davarlar bulunuyordu. Ğanimet malları Memurundan onlar hakkında bir şeyler sordu. Memur da, sorulan şeyi haber verdi. Fakat, şimdi, onu hatırlayamıyorum.

Bundan sonra Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ebû Zür’a nerede ?”diye seslendi.

Ben

      “-İşte burdayım!” dedim.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Al şu davarları! Akşamleyin sana değen kamçılara karşılık!”dedi.

Saydığımda, o davarların yüz yirmi baş olduğunu gördüm. Benim edindiğim ve yararlandığım en çok malım, bunlardı!”

Resûlullâh (s.a.v), Karn-ı Menâzil’den ayrıldıktan sonra Nahle‘ye geldi. Nahletülyemâniye, içinde, Resûlullâh (s.a.v)’in mescidi bulunan bir vadi olup Huneyn günü Hevazinlerin karargâhı orada idi. Nahle ile Mekke arası, iki geceliktir. Nahle’nin üzerindeki Zât-ı Irk ise, Benî Sâ’d-lere aiddir. Resûlullâh (s.a.v) onların yurdunda emdirilmişti. 1

Ebû Zür’a (r.a) hakkında elimizde fazla bilgi yoktur.

Şüphesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-15-480