Ebû Vâkid El-leysi Hâris Bin Âvf Bin Useyd

İslâm tarihinde üç tane ayrı ayrı Ebû Vâkid isim ve künyesinde olan sahabi vardır. Bunlar: Ebû Vâkid, Mevlâ Resûlullâh, Resûlullâh (s.a.v)’ın azadlı kölesi.

Ebû Vâkid El-leysi Hâris Bin Âvf Bin Useyd

Ebû Vâkid El-leysi Hâris Bin Âvf Bin Useyd
أبُـو وَا قِـــدُ اْلــلَــيْــثـِي اْلــحَـا ر ِثُ بْــنُ عَــوْفُ بْــنُ اُسَـيــد


 Baba Adı    :    Avf bin Useyd.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 613 de, Medine’de doğdu.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 68. Miladi 688 yılların da 75 yaşların- da Mekke’ye giderken henüz şehre girmeden yolda vefat etti. Kendisini Muhacirlerin kabristanlığına defnettiler.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Abdülmelik ve Vâkid,
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Mekke Fethi, Huneyn gibi bir çok seferler.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    24 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok
 Kabile Neseb ve Soyu    :    el-Hâris bin Avf bin Useyd bin Câbir bin Uveyre bin Abdimenat bin Şic’â bin Amr bin Leys bin Bekr bin Abdumenat bin Kinâne Ebû Vakid el-Leysi. Leysiler ise; Kinâne kabilesinin içinden çıkmış, Kinânelerin bir koludur.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Vakid el-Leysi.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Ebû Vâkid El-leysi Hâris Bin Âvf Bin Useyd Hayatı

İslâm tarihinde üç tane ayrı ayrı Ebû Vâkid isim ve künyesinde olan sahabi vardır. Bunlar: Ebû Vâkid, Mevlâ Resûlullâh, Resûlullâh (s.a.v)’ın azadlı kölesi. Ebû Vâkid el-Numeyri. Ve Ebû Vâkid el-Leysi’dir. Ayrıca, İki tane Hâris bin Avf isminde sahabi olunca, biri, Hâris bin Avf bin Ebû Hâris el-Ğatafaniy asıl adıyla meşhur olmuş diğeri’de künyesiyle meşhur olmuştur. İşte anlatacağımız Ebû Vâkid el-Leysi (r.a), bu künyesiyle İslâm tarihinde meşhur olmuş bu künye ile anlatılmıştır. Ebû Vâkid el-Leysi’nın asıl ismi siyer kitablarımızda değişik ve ihtilaflı olarak zikredilmektedir.

Usdül Ğabe adlı eserinde İbn-i Esir şöyle anlatır:

Ebû Vâkid el-Leysi’nın isim ve neseb silsilesi şöyledir: el-Hâris bin Avf bin Useyd bin Câbir bin Uveyre bin Abdimenat bin Şic’â bin Amr bin Leys bin Bekr bin Abdumenat bin Kinâne Ebû Vakid el-Leysi. Leysiler ise; Kinâne kabilesinin içinden çıkmış, Kinânelerin bir koludur! Der ve şöyle devam eder:

Onun İsmi ihtilaflıdır. Kimi şöyle zikreder ; Avf bin Mâlik, kimi der el-Hâris bin Mâlik, Hâris bin Avf, Avf bin el-Hâris, fakat evvelki sahihtir. onun meşhur olan künyesi ki, bu künye ile zikredilir. Ebû Vakid el-Leysi.

El-İsâbe’sinde İbn-i Hacer el-Askalani şöyle anlatır: İsmi hakkında ihtilaf edilmiştir, el-Hâris bin Mâlik, İbn-i Avf, ve Avf bin el-Hâris bin Useyd bin Câbir bin Abdimenat bin Şec’a bin Amr bin Leys bin Bekr bin Abdimenat bin Ali bin Kinâne olduğu söylenmiştir. Esedoğullarının andlaş-malısıydı. Beni Esed’in halifidir.

Künyesi, yukarıda belirtildiği gibi Ebu Vakid’dir. Hayatı hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Medineli Ensâr sahâbi’lerden sayılmaktadır. Doğum tarihi tam belli değildir. Ancak, Vefat ettiğinde ki 75 yaşı ile vefat senesi tarihi karşılaştırlınınca, ortaya, takriben dediğimiz şu sonuç çıkmak-tadır. Vefat yılı Miladi-688-75= 613 eder. Allâh-u Âlem!

Ebû Vakid el-Leysi (r.a)’in hangi tarihte islâmiyeti kabul ettiğine dair yine ihtilaflar vardır. Kimine göre islâmiyetin ilk yıllarında veya Mekke’nin fehtedildiği yıl Müslüman olduğuna dair farklı rivâyetler vardır. Bazıları, Bedir’den önce İslâm olduğunu ve fakat kabilesinden çekindiği için Müslümanlığını gizlediğini belirtmektedirler. Ebû Vakid’in Medine’deki diğer Müslümanlar gibi, ilk İslâm olanlardan kabul edilmesi doğrudur. Bazılarının dedikleri gibi Mekke fethinden önce İslâm olmamıştır. Daha önce İslâm olmuş ve fakat kabilesinden bunu gizlemiştir.

Bedir Ğazvesi’ne iştiraki hususunda siyer yazarları arasında ihtilaf vardır. Bazıları iştirak etmiştir demektedir, bazıları da iştirak etmediğini ileri sürmektedir. Bu iki tarafın iddiasını dinleyenler de Bedir Ğazvesi’ne iştirak etmediğini kabullenib kadim Müslümanlardan olduğunu beyan etmektedirler. Ebû Vâkid el-Leysi (r.a)’in bu tarafı hakkında’da ihtilaf ve anlaşmazlık vardır.

Halbuki doğum tarihine baktığımızda onun Bedir Savaşı’nın yapıldığı Hicri 2. Miladi 624 yılında onun onbir yaşlarında olduğu açıkça görülür. Onbir yaşında ki bir çocuğun harbe katılması zaten söz konusu dahi olamaz! Allâh-u Âlem.

Ebû Vâkid el-Leysi (r.a)’in Bedir Savaşı’na katıldığını söyleyenler, Yunus bin Bukeyr’in ve Meğazi’sinde siyerci İbn-i İshak’ın, Bidaye’sinin üçüncü cildinin ikiyüzseksenbirinci sayfasında şöyle açıklamaktadır.

“-Ebû Vakid el-Leysi’den:

      “-Bedir günü Ben bir Müşriğin boynunu vurmak için peşine düştü-ğümde, daha kılıcımı ona dokundurmadan başı yere düşüyordu. Ben, Müşrik’i başka birinin öldürdüğünü anlıyordum!”

Bu savaş Bedir Ğazvesi olup Müşrik’i öldürenin de bir melek olduğu anlaşılmaktadır. Bu rivâyete dayanılarak, Ebû Vâkid el-Leysi’nin Bedir Ehl-i’nden olduğu iddia edilmektedir. Şurasını da unutmamak lazımdır ki, Bedir Ashabı’ndan Avf bin Hâris adında başka bir sahabe daha vardır. Bunun Beni Hazrec’in Beni Sevad soyundan olduğu zikredilmektedir. Hangisinin doğru olduğunu ancak Allâh bilir, diyebilmekteyiz.

Bedir Savaşı’na katıldığını söyleyenlerin sözü, Vakidi’nin;

      “-Altmışsekiz yılında yetmişbeş yaşlarında iken vefât etti!”

Sözüne muhaliftir. Zira bu, onun Bedir Savaşı’ndan daha sonra doğmuş olmasını gerektirir.

Denildi ki:75 yaşında vefât etti. Buna göre Bedir Savaşı, Ebû Vâkid el-Leysi (r.a) oniki yaşında iken olmuştur. Bu da Ebû Hasan ez-Ziyadi’nin şu sözüne uyğundur.

      “-Ebû Vâkid, Abdullah İbn-i Abbas (r.a)’ın doğduğu yılda doğdu!”

Ebû Ömer, Vakidi’nin sözüne uyarak şöyle demiştir:

      “-Seksen beş yılında vefat ettiği söylenmiştir!”

Bu aynı zamanda Beğavi ve diğerlerininde görüşüdür.

İmam-ı Buhâri onun Muâviye bin Ebû Süfyân döneminde vefat ettiğini nakletmiştir. Buhâri, Hasen isnad ile Ebû Vakid’in şöyle dediğini rivâyet etmiştir.

      “-Yermük gününde düşmanlardan birinin ve öldüğünü gördüm!”

Halife bin el-Hayyat bunu aynı yoldan şu ziyede ile rivâyet etmiştir:

“-Kendi kendime dedim ki:

      “-Şayet onlardan birine gömleğimin bir tarafıyla vursam ölecek!”

İbn-i Asakir, İbn-i İshak’ın müsnedinde:

      “-Kim olduğu bilinmeyenlerdendir!”demiştir.

Doğru olanı Zühri’nin, Sinan’dan yaptığı nakildir. İbn-i İshak kıssayı ancak Ebû Vakid’ın Yermük Savaşında iken gerçekleştiği şekliyle rivayet etmiştir. 1

Ebû Vâkid el-Leysi (r.a) Mekke fethi esnasında Müslümanlığını açığa vurmuştur. Zira Mekke fethi esnasında ise, Beni Leys’in sancaktarı olarak Mekke’nin fethine iştirak etmiştir.

Ebû Vâkid el-Leysi (r.a) Mekke fethinden sonra Huneyn Ğazvesi’ne iştirak etmiştir. Bu savaş ile ilgili olarak şunları anlatır:

“-Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte Huneyn Savaşı’na giderken, bir gün, yolda büyük, yeşil ağaç gördük ki, yol tarafından bizi örtüyordu.

      “-Yâ Resûlallâh! Müşriklerin Zâtü’l-Envat’ı gibi bize de bir zat-ı Envat ihdas et!”diyerek seslendik.

Resûlullâh (s.a.v) :

      “-Allâh-u Ekber! Varlığım, Kudret elinde bulunan Allâh’a yemin ederim ki; siz de, Mûsâ’ya, kavminin dedikleri gibi bir söz söylediniz!”

Onlar:

      “-Yâ Mûsâ! Onların, nasıl tanrıları varsa, Sen de bize, öyle bir tanrı yap!”demişler,

Mûsâ (a.s)’da:

      “-Siz, ne kadar cahillik eden bir kavimsiniz!”demişti.

      “-O, Zatü’l-Envat geleneği, sizden öncekilerin geleneği idi. Mûsâ (a.s)’a kavmı da tıpkı böyle yapmıştı!”buyurdu

Bu davranışı, Müslümanlara çok gördü. Müslümanların yolda rastla-dıkları, gördükleri ağaç, Sidr ağacı idi Kureyş müşrikleri ile onlar dışın-daki Arabların kocaman yeşil bir ağaçları vardı ki ona Zatu’l-Envat deni-lirdi. Müşrikler, her yıl, onun yanına varırlar, silahlarını dallarına asarlar, yanında kurban keserler ve orada bir gün İtikafa girerlerdi. Hacca gider-ken ridalarını’da Zatu’l-Envat’ın üzerine asarlar, Kabe’ye hürmeten Harem’e ridasız girerlerdi.

Hatta hacılar, Zatu’l-Envat’a saygılarından dolayı azıklarını biraz geride bırakırlar, onun yanına azıksız giderlerdi. Zatu’l-Envat denen ağaç, Mekke’nin yakınlarında idi. 2

Huneyn Savaşı’nın ardından Tâif kuşatmasına katılıb bundan sonra ülkesine dönmüş ise, Tebük Seferi’nde tekrar Medine’ye gelerek bu sefe-re iştirak etmiştir. Daha sonraki yılda ise, Resûlullâh (s.a.v)’le birlikte Vedâ Haccı’nda bulundu.

Resûlullâh (s.a.v)’ın vefâtından hemen sonra, birinci halife Hz.Ebû Bekr (r.a)’in hilafeti zamanında mürtedlerle savaşmıştır. İkinci halife Hz.Ömer (r.a) zamanında ise Suriye taraflarına giderek bir çok savaşlara katılmıştır. Bu arada Hicri 15. Miladi 636 yılın-da meydana gelen meşhur Yermük meydan muharebesine iştirak etmiştir.

Ebû Vâkid el-Leysi (r.a)’in Hz.Osman ve Hz.Ali (r.a) zamanındaki faaliyetleri hakkında herhangi bir kayıt yoktur. Muâviye devrinde de ne yaptığı bilinmemekle birlikte oldukça yaşlanmış idi. Hicri 68. Miladi 688 yılında Mekke’ye giderken daha şehre girmeden yolda vefat etti. O zaman yetmiş beş yaşlarında idi. Kendisini muhacirlerin kabristanına defnettiler.

Ebû Vâkid el-Leysi (r.a) Resûlullâh (s.a.v)’den başka Hz.Ebû Bekr Hz.Ömer ve Esmâ bint-i Ebû Bekr’den hadis rivayet etti. kendisinden de oğulları Abdülmelik ve Vâkid ile Atâ bin Yesâr, Said bin Müseyyeb, Urve bin Zübeyr, Süleyman bin Yesâr, Ubeydullah bin Abdullah bin Utbe gibi tâbiiler rivâyette bulundular. Yirmidört hadis’den ibaret olan rivâyetleri Kütüb-i Sitte’de yer almış olup, bunlardan on yedi tanesi Ahmed İbn-i Hanbel’in Müsned’indedir. 3

Ebû Vâkid el-Leysi (r.a)’in ailesi ve çocukları hakkında elimizde fazla bilgi yoktur.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- El-İsabe İbn-i Hacer el-Askalani-Künyeler bölümü-1200 
2- M.Âsım Köksal islâm Tarihi-15-405 
3- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-10-251-252