Ebû Üseyd Mâlik Bin Rebia Es-sâidi

İslâm tarihinde üç tane, Ebû Üseyd adında veya künyesinde sahabe vardır. Bunlar: Ebû Üseyd bin Sâbit el-Ensâri. Ebû Üseyd bin Ali bin Mâlik bin el-Ensâri. Bizim burada anlatacağımız ise: Hacer el-İsabe adlı eserinde onu şöyle tanıtır:

Ebû Üseyd Mâlik Bin Rebia Es-sâidi

Ebû Üseyd Mâlik Bin Rebia Es-sâidi
أبُـو اُسَــيْــد مَـا لِـكُ بْــنُ رَبـِـيــعَــة ُاْلسّــا عِــدِي


 Baba Adı    :    Rebia bin Beden.
 Anne Adı    :    Amre bint-i el-Hâris bin Habl’dir.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben miladi 603. yıl Medine.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 60 Miladi 608. yıl Basra veya Medine
 Fiziki Yapısı    :    Orta boylu beyazlanmış saç ve sakalını kınalardı. Ömrünün sonlarında gözleri ama oldu.
 Eşleri    :    1-Selâme bint-i Vehb 2-Selâme bint-i Dam-dam 3-Fatıma bint-i el-Hakem 4-Selâme bint-i Vâlan, ve Ümmü Veledler.
 Oğulları    :    Üseyd el-Ekber, ve el-Münzir, Galiz, Üseyd el-Asğar, Hamza, Hamid, Zübeyr.
 Kızları    :    Meymune, Habbane, Hafsa, Fatıma.
 Gavzeler    :    Bedir, Uhud, Hendek ve sonraki seferler Yemame, Yermük gibi bir çok seferlere katıldı.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Mâlik bin Rebia bin Beden bin Amir bin Avf bin Harise bin Amr bin el-Hazrec bin Saide bin Kâ’b bin el-Hazrec el-Ensari es-Saidi’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Üseyd es-Sâidi.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok



Ebû Üseyd Mâlik Bin Rebia Es-sâidi Hayatı

İslâm tarihinde üç tane, Ebû Üseyd adında veya künyesinde sahabe vardır. Bunlar: Ebû Üseyd bin Sâbit el-Ensâri. Ebû Üseyd bin Ali bin Mâlik bin el-Ensâri. Bizim burada anlatacağımız ise: Hacer el-İsabe adlı eserinde onu şöyle tanıtır: O, Ebû Üseyd es-Sâid’i Mâlik bin Rebiâ’dır. Künyesi; Ebû Üseyd’dir. Künyesiyle meşhurdur. Künyesinin doğru okunuşu Üseyd şeklindedir. El-Beğavi bu konuda ihtilaf naklederek Esid şeklinde okunduğunu da rivâyet etmiştir. Nesebi: Mâlik bin Rebia bin Beden bin Amir bin Avf bin Harise bin Amr bin el-Hazrec bin Saide bin Kâ’b bin el-Hazrec el-Ensari, es-Saidi’dir.

Takriben Miladi 603 yıllarında Medine’de doğan ve Hicri 60. Miladi 680 yıllarında Basra veya Medine’de vefat eden Ebû Üseyd Mâlik bin Rebiâ es-Sâidi (r.a)’in Annesinin adı Amre bint-i el-Hâris bin Habl bin Ümeyye bin Hârise bin Amr bin el-Hazrec bir Saide’dir.Ebû Üseyd künyesi ile meşhur olmuştur. Bu bakımdan ismi pek zikredilmez. Ebû Üseyd (r.a), hicretten önce İslamiyet’i kabul eden Ensâr’dan biridir. Beni Said’in ileri, gelenlerindendir. Çok cesur, olup şecaat ve fedakârlık bakımından örnek bir kişilik sahibidir.

İlk olarak, Bedir, Ğazvesi’ne katılarak Ashab-ı Bedir’den olmuştur. Bu ğazvede müşriklerden Züheyr bin Ebi Rifaâ’yı öldürmüştür.

Daha sonra Uhud Savaşı’na katılarak, Uhud Şehidi Ğasilü’l-Melaike lakabıyla meşhur Hanzale bin Ebû Amr ile ilgili şunları anlatır:

Ebu Üseyd’üs’Saidi der ki:

“-Gidib ona baktık başından yağmur suyu akıyordu. Döndüm bunu Resûlullâh (s.a.v)’e haber verdim. Resûlullâh (s.a.v) adam gönderip Hanzale’nin hanımından bunun sebebini sordurdu. O da Uhud’a yetişmek için acele ettiğinden ğusl etmeyi unutmuştu. Hanzale Gasilü’l-Melaike melekler tarafından yıkanmış Hanzale diye anılırdı.

Evsiler Hazrecilere karşı:

      “-Melekler tarafından yıkanan Hanzale bin Ebû Amr, bizdendir!”

Diyerek iftihar ederlerdi. Şehid Hanzale’nin cesedi Hz.Hamza ile Abdullah bin Cahş’ın cesedleri yanında idi babası, Rahib bozuntusu zındık Ebû Amir, oğlunun cesedine musle işkence yaptırtmadı!”der 1

Sehl bin Sa’d der ki:

“-Ebû Üseyd’ın oğlu Münzir dünyaya gelince Resûlullâh (s.a.v)’e getirildi. Resûlullâh (s.a.v) onu uyluğu üzerine oturttu. Ebû Üseyd oturu-yordu. Resûlullâh (s.a.v) önünde bulunan bir şey ile meşğul idi. Bunun üzerine Ebû Üseyd’in emri ile oğlu Resûlullâh (s.a.v)’ın uyluğu üzerinden kaldırıldı. Resûlullâh (s.a.v) daldığı işten uzaklaşıp fark edince:

      “-Küçük çocuk nerede?”diye sordu.

Ebû Üseyd:

      “-Biz onu geri aldık!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Adı ne!”diye sordu.

Bunun üzerine;

      “-Filandır!”deyince

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Hayır, onun ismi el-Münzir olsun!”buyurdu ve babası da o ğünden itibaren çocuğa el-Münzir adını verdi!” 2

Daha sonra ki yıllarda, Hendek, Beni Kurayza, savaşlarına katılmış olup Mekke Fethi’nde Beni Saide’nin bayraktarlığını yapmıştı. Huneyn ve Taif, Tebük Seferleri’ne katılan Ebû Üseyd Mâlik bin Rebia, Resûlullâh ile Vedâ Haccı’nda da bulunmuş, Vefâtı Nebevi’den sonra. Ebû Üseyd (r.a) Hz.Ebû Bekr (r.a) devrinde yalancı peygamber Müseylemetü’l-Kezzâb ile yapılan savaşlara iştirak ettikten sonra, Hz.Ömer devrinde Suriye ve Irak, İran savaşlarında bulunmuştur.

Hz.Ömer zamanında ırak taraflarındaki feth hareketlerine katıldıktan sonra Basra şehrinin kurulması üzerine buraya yerleşmiştir. Hz.Osman devrinde fitne ve fesâd olayları baş gösterince hemen Medine’ye gelerek orada yerleşmiştir. Hz.Osman ve Hz.Ali devirlerinde meydana gelen fitne ve fesad olaylarına karışmıyarak Medine’de sessiz ve sakin yaşamayı tercih etmiştir. Muaviye bin Ebû Süfyan devrinin sonlarında artık iyice ihtiyar-lamış olduğu halde gözleride ama olmuştu.

Ebû Üseyd’in Resûlullâh (s.a.v)’den rivayet ettiği hadislerden yirmi sekizi Baki bin Muhalled’ın el-Müsned’inde, on dördü Ahmed İbn-i Hanbel’in el-Müsned’in de bulunmaktadır. Kendisinden oğulları Münzir, Hamza ve Zübeyr ile Ashab’dan Enes bin Mâlik, Sehl bin Sa’d, Tabiinden Ebû Seleme bin Abdurranman, Abbas bin Sehl bin Sa’d ve Abdülmelik bin Said bin Süveyd gibi muhaddisler rivâyette bulundular.

Hicri 36.Miladi 656 yılında Hz.Osman’ın şehid edilmesinden bir süre önce gözlerini kaybetti. Bu sebeble Müslümanlar arasındaki kavğa ve karğaşayı kendisine göstermediği için Allâh’a hamd ederdi.

Kendini hizmeti İmaniye ve hizmeti Kûr’ân’iyeye adayan bu yüce insan yirmisekiz hadis rivâyet etmiştir. Oğullarından, Hamza, Zübeyr, ve Münzir’de babaları gibi hadis nakletmişlerdir.

Ebû Üseyd’ın Hicri 40. Miladi 660-61 yılında vefat ettiği söylen-mekte, Zehebi de bu görüşü benimsemektedir. Ancak onun Hicri 30-60 veya 65 Miladi 650-651-679-680-684-685 yılında yetmiş beş, yetmiş sekiz veya seksen yaşlarında vefat ettiği de ileri sürülmektedir. Hicri 60. yılında vefat ettiği doğru ise; Ehl-i Bedir’den en son vefat eden odur.

Fakat en kuvvetli rivayet Hicri 60. Miladi 630 yılında yetmişsekiz yaşlarında iken Basra’da veya Medine’de vefat ettiğidir.

Ebû Üseyd, Ehl-i Bedir içinde en uzun yaşayanlardan biri olduğu ve hatta sonuncularından bulunduğu gibi, Mu’ta savaşına iştirak edenlerinde sonuncularındandır. Bu itibarla kendisinden sonra artık Asr-ı Saâdet-i nakledecek pek az kişi kalmıştı.

İbn-i Sa’d onun fiziki durumunu şöyle nakleder:

Ebû Üseyd (r.a) boyu çok kısa, gür saçı ile sakalı bembeyazdı. Bıyığını iyice kısalttığı, parmağına altın yüzük taktığı ve bu yüzüğün vefatı sırasında parmağından çıkarıldığı rivâyet edilmiştir.

Bedir Ğazvesi’nden bahsederken şöyle der di:

      “-Eğer görebilseydim (gözlerim açılıp şu anda sizinle Bedir’de olsa idik) yardıma gelen meleklerin ortaya çıktığı vadiyi size gösterirdim!” 3

Sehl bin Sa’d’dan rivâyet edilmiştir:

“-Ebû Üseyd es-Sâidi (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’ı ve ashâbını düğününe davet etmişti. Onlara yemek hazırlayan da, sofrayı kurup önlerine indiren- de, Ebû Üseyd’in yeni evlenmiş olduğu hanımı Ümmü Üseyd’den başkası değildi. Ümmü Üseyd, Resûlullâh (s.a.v) için akşamdan, taştan mamul bir çömleğin içine birkaç hurma ıslatmıştı.

Resûlullâh (s.a.v), yemeğini bitirince, Ümmü Üseyd hazırladığı şırayı çalkalayıp kendisine sundu. Bu ikrâm sadece Resûlullâh (s.a.v)’e mahsus idi. O gün kadın, yeni gelin olduğu halde onlara hizmet ediyordu!” 4

Şüphesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-10-124 
2- Muhtasar Fethü’l-Bâri-Edeb-108-6191 
3- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-10-251 
4- Buhâri-Nikâh-72,78,79,Eşribe-7,9,Eymân-21-Müslim Eşribe-9-86