Ebû Sebre Bin Ebi Rehm

İslâm tarihinde beş tane Ebû Sebre, adında veya künyesinde olan sahabe vardır. Bunlar: Ebû Sebre, Ebû Sebre el-Nehhâi, Ebû Sebre el- Cüheni, Ebû Sebre el-Cu’fi, Ebû Sebre bin Ebi Rehm’dir anlatacağımız bu sahabedir.

Ebû Sebre Bin Ebi Rehm

Ebû Sebre Bin Ebi Rehm
أبُـو سَــبْــرَةُ بْــنْ أبـِـي رَهـْــم


 Baba Adı    :    Ebû Rehm bin Abdüluzza.
 Anne Adı    :    Berre bint-i Abdülmuttalib.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Mekke doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hz.Osman devrinde Mekke’de vefat etti.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Ümmü Külsüm bint-i Süheyl bin Amr
 Oğulları    :    Muhammed, Sa’d ve Abdullah.
 Kızları    :    Bilgi yok
 Gavzeler    :    Bedir, Uhud, Hendek, gibi bir çok seferlere iştirak etmiştir.
 Muhacir mi Ensar mı    :    1, ve 2. Habeşistan, Medine, Muhacirdir.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Münzir bin Muhammed veya Seleme bin Selame bin Vakş.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Ebû Sebre bin Ebû Rehm bin Abdüluzza bin Ebi Kays bin Abdüvudd bin Nasr bin Mâlik bin Hısl bin Amir bin Lüey el-Kureyşiy el-Amiri’dir
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Sebre.
 Kimlerle Akraba idi    :    Resûlullâh (s.a.v)’in Halası Berre bint-i Abdülmuttalib’ın oğlu, Sahabeden Abdullah bin Mahreme’nin amcası oğlu, ve Ebû Seleme bin Abdülesed’ın kardeşidir



Ebû Sebre Bin Ebi Rehm Hayatı

İslâm tarihinde beş tane Ebû Sebre, adında veya künyesinde olan sahabe vardır. Bunlar: Ebû Sebre, Ebû Sebre el-Nehhâi, Ebû Sebre el- Cüheni, Ebû Sebre el-Cu’fi, Ebû Sebre bin Ebi Rehm’dir anlatacağımız bu sahabedir. Ebû Sebre, künyesiyle şöhret bulan ve ismi unutulan bu güzide sahabenin babası Ebû Rehm’dir. Annesi ise: Berre bint-i Abdülmuttalib Resûlullâh (s.a.v)’in halası’dır. Bu itibarla, Resûlullâh (s.a.v) ile hala dayı oğulları olurlardı. Aynı zamanda, Sahabeden Abdullah bin Mahreme’nin amcası oğlu, ve Ebû Seleme bin Abdülesed’ın kardeşidir

Ebû Sebre (r.a), Mekke’de ilk sıralarda Müslüman olmuş ve Allâh yolunda birinci Habeşistan hicretine yalnız olarak, ikinci Habeşistan hic-retine ise, kendisi gibi ilk Müslümanlardan olan eşi Ümmü Külsüm bint-i Süheyl, bin Amr ile birlikte katılmıştır. Bedir, Uhud, Hendek ve diğer savaşlarda Resûlullâh (s.a.v)’in yanında bulunmuştur. Ebû Sebre, halife Hz.Osman (r.a) devrinde vefat etmiştir. 1

Ebû Sebre (r.a) birinci Habeşistan hicretinden Garanik Hadisesi üze-rine Mekke’ye eşi Süheyl bin Amr’ın kızı Ümmü Külsüm ile geri döner ancak bu haberin asılsız olduğunu görür. Mekke’ye Ahnes bin Şerik’in veya Suheyl bin Amr’ın himayesiyle girdiği de rivayet edilir. 2

Ebû Sebre (r.a) İslâmiyet’i ilk kabul edenlerdendir. Bundan dolayı Sabikunu Evvelinden dir. Bu imtiyaz dahi kendisini ashabın ileri gelen-lerinden yapmaktadır. Ebû Sebre (r.a) o gün her iman edenin başına gelen mihneti ve meşakketi her haliyle yaşamıştır. Müşriklerin çeşitli eza ve cefalarına işkencelerine hedef olmuştur. Bu yüzden iki defa Habeşistan hicretini yaşamıştır. Uzun bir müddet Habeşistan’da kalan Ebû Sebre ve eşi Ümmü Külsüm (r.a), Müslümanların Medine’ye hicretlerini duyunca hemen Medine’ye gelip yerleşmişlerdir.

Medine’ye gelince de, Resûlullâh (s.a.v), onu, Ensâr’dan Münzir bin Muhammed ile (veya Seleme bin Selame bin Vakş ile) kardeş ilan etmiştir. Ebû Sebre (r.a) Medine’de ticaret ve ziraat işleriyle meşgul olurdu.

Resûlullâh (s.a.v) ile beraber İslâm’ın ilk sınavı Bedir Savaşı’na aktif olarak katılmıştır. Bir yıl sonra Uhud Savaşı’na ve hicri beşinci yılda, Hendek ve arada meydana gelen diğer ğazvelerin hemen hemen hepsine iştirak etmiştir. Bu arada Hudeybiye musalahasına katılmış, biati Rıdvan ashabından olma şerefine ermiştir.

Mekke’nin Fethi sırasında Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte Muhacirlerin sancağı altında fethe iştirak etmiş, daha sonra ise, meydana gelen Huneyn Ğazvesi’nde bulunmuştur. Ardından Taif Kuşatmasına katılmıştır.

Daha sonra tekrar Medine’ye geri dönerek Tebük Seferi’ne katılıp, Veda Haccı’nda Resûlullâh (s.a.v) ile haccını ifa etmiştir. Ebu Sebre (r.a) Resûlullâh’ın vefatına kadar Medine’de ikamet etmiştir. Resûlullâh’ın vefatından sonra ise Medine’de duramayarak Mekke’ye eski yurduna geri dönerek ölene kadar orada yaşamıştır.

Ebû Sebre (r.a), halife Ebû Bekr ve Ömer (r.a) devirlerinde savaşlara iştirak edip etmediği siyer kitaplarında açıkça zikredilmemektedir. Hatta halife Hz.Osman (r.a) devrindeki faaliyetleri hakkında dahi fazla malumat yoktur. Ancak o devirde meydana gelen fitne olaylarına hiç katılmadığı bu olaylarda isminin olmadığından anlıyoruz.

Ebû Sebre (r.a) Hz.Osman (r.a) devrinde Mekke’de vefat etmiştir. Ancak, kaç yılında veya kaç yaşında iken vefat ettiğide bilinmemektedir.

Ebû Sebre (r.a)’ın ismi bizce bilinen bir hanımı vardır. O da Süheyl bin Amr’ın kızı Ümmü Külsüm dür. Bundan kaç çocuğu olduğu ve isim-leri de bilinmemektedir. Ebû Sebre (r.a)’ın ilmi bakımdan değeri oldukça yüksek olmakla beraber, rivayet etmiş olduğu hadislerin sayısı meçhuldür. Ayrıca kaç talebe ve kimleri yetiştirmiş olduğu hakkında bir bilgi yoktur. 3

Bazı kaynaklarda Muhammed ve Abdullah adında iki oğullarının olduğu ve Kabrinin Mekke’de Cennetü’l Muâlla Kabristanlığı’nda olduğu tarihi kaynaklarda söylenir.

Başka bir kaynakta ise şöyle anlatılır:

Halife Hz.Ömer devrinde, Bahreyn valisi Alâ bin Hadrami, Farslılar ile savaşa girişti. Fakat, Farslılar onun ordularını kuşatıb, yok edecek bir

Pozisyona geldiler. Bunun üzerine halife Hz.Ömer (r.a) derhal Utbe bin Ğazvan’a bir mektub göndererek, bir ordu hazırlamasını ve Fazr kuşatması altında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelen İslâm askerlerini kurtar-masını istedi. Utbe bin Gazvan, içlerinde büyük komutanların da yer aldığı 12 bin kişilik bir orduyu Müslümanların yardımına gönderdi. Bu ordunun komutanı Ebû Sebre (r.a) idi.

Bu yeni komutan, yaşlı sahabi Ebû Sebre (r.a) Farslılar’ı bozğuna uğratarak kuşatma altındaki Müslüman askerleri kurtardı. Sonra da ordu-sunu verilen talimatları yerine getirmiş olarak Basra’ya getirdi. Basra valisi Utbe bin Gazvan hac görevini yapmak için halifeden hac izni istemişti. Hz.Ömer onun bu isteğini kabul ederek, Ebû Sebre’yi onun yerine vali vekili tayin etti. Ne var ki Utbe (r.a) kısa bir süre sonra vefat etti. Bunun üzerine Hz.Ömer (r.a) onu Bara valiliğine atadı.

Ebû Sebre (r.a) idari görevlerde yeteri kadar hizmet ettiğini düşünü-yor, düşmanla savaşmayı cihada katılmayı özlüyordu. Allâh’ın dini uğruna şehid olmak istiyordu. Halife Hz.Ömer (r.a)’dan kendisine çalışabileceği bir alanda yani cihad meydanlarında görev vermesini istedi. Halife Ömer- ’de onun bu isteğini kırmayarak Basra valiliğine Muğire bin Şu’be’yi atadı. Özlemine kavuşan Ebû Sebre, Allâh yolunda savaşmak üzere yeniden İslâm ordusuna katıldı.

Ehvaz ve Farslılar’ın Hürmüzan komutasında Müslümanlara karşı ittifak yaptıklarını haber alan Halife Hz.Ömer, Kûfe emiri Sa’d bin Ebi Vakkas’a bir mektub yazarak, aynen Ebû Musa el-Eş’ari’ye yardım ettiği gibi, yine aynı şekilde orduları Ebû Sebre komutasında Basra ve Kûfe’den harekete geçirmesini istedi.

Bu ordudaki Müslüman Mücahidler Tüster şehrini fethedib, düşman ordusu başkomutanı olan Hürmüzan’ı esir almayı başardılar. Ebû Sebre, onu bağlayarak, aralarında Ahnef bin Kays ve Enes bin Mâlik’inde bulun-duğu bir birlikle Medine’ye Hz.Ömer’e gönderdi.

Ebû Sebre (r.a), Farslılar’ı takib etti Hicri 17. Yılda Sus şehrini feth ettikten sonra Cündişapur şehrine yöneldi. Şehir halkı cizyeyi kabul ederek savaşmadan kapılarını İslâm askerlerine açtı. Aynı anda, Nu’man bin el-Mukarrin el-Müzeni’nin komutasındaki Müslümanlar da Nihavend şehrine giriyorlardı.

Ebû Sebre (r.a) Cündişapur şehrinin fethinden sonra kendinde bir yorğunluk hissetmeye başladı. Artık yaşlılığından dolayı bedeninde cihad etmeye derman kalmadığını görerek halife Hz.Ömer’in izniyle geri dönüb Mekke’ye yerleşti.

Mekke’den ayrılalı uzun yıllar olmuştu. Yirmi yılı aşkın bir süredir Allâh yolunda, O’nun dinini yüceltmek için cihad ediyordu. Bundan sonra yaklaşık onsekiz sene kadar daha yaşayan Ebû Sebre (r.a) üçüncü halife Hz.Osman (r.a)’ın son günlerinde Hicri 35 yılında vefat etti.

Rabbi’nin huzuruna giderken alnı açıktı Ebû Sebre’nin katıldığı bütün savaşlarda şehadet arzusuyla çırpındı durdu. Şehid olmayı ne kadar çok istemişti o! Ama Allâh’ın takdiri böyleymiş şübhesiz ki Allâh işinde ğalib olandır. İşte Peyğamber Efendimiz’in hala oğlu, yüce Sahabi, kahraman mücahid ve komutan, büyük fatih Ebû Sebre (r.a)’ın hayatı… 4

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-3-250 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-4-178 
3- Ashâb-ı Kirâmın Meşhurları-Hayati Ülkü-361-362 
4- Mahmud Şakir-Sahabe Hayatından Tablolar-5-22-25