Ebû Sâ’lebe El-hûşeni

İslâm tarihinde Ebû Sâ’lebe adında veya künyesinde meşhur dört tane sahabe vardır. Bunlar: Ebû Sâ’lebe es-Sekâfi, Ebû Sâ’lebe el-Ensâri, Ebû Sâ’lebe el-Eşcâiy, Ebû Sâ’lebe el-Hûşeni. Bizim, burada anlatmaya çalışa-ğımız bu sahabe’dir. Ebû Sâ’lebe el-Hûşeni (r.a) Meşhur bir sahabe olup künyesiyle bilinir.

Ebû Sâ’lebe El-hûşeni

Ebû Sâ’lebe El-hûşeni
أبُـو ثَــعْـــلَــبَــةُ اْلــخُـشَــنِــيّ


 Baba Adı    :    Amr bin Kays Nasim gibi.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 75. Miladi 635 de Şam’da vefât etti.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Hayber, Mekke’nin fethi, Huneyn, Tebük ve diğerleri
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Cürsüm bin Naşim el-Huşeni Kudâa kabile-sinin Huşeyn bin Nemr koluna mensubdur. Amr bin Kays, veya Vâil bin Nemr bin Vebre bin Sâ’lebe bin Hulvan bin Umran bin ilhaf bin Kuzaa Beni Hayseme’ye mensub’dur.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Sa’lebe el-Hûşeniy.
 Kimlerle Akraba idi    :    Amr bin Nâşim el-Huşeni’nin kardeşidir.



Ebû Sâ’lebe El-hûşeni Hayatı

İslâm tarihinde Ebû Sâ’lebe adında veya künyesinde meşhur dört tane sahabe vardır. Bunlar: Ebû Sâ’lebe es-Sekâfi, Ebû Sâ’lebe el-Ensâri, Ebû Sâ’lebe el-Eşcâiy, Ebû Sâ’lebe el-Hûşeni. Bizim, burada anlatmaya çalışa-ğımız bu sahabe’dir. Ebû Sâ’lebe el-Hûşeni (r.a) Meşhur bir sahabe olup künyesiyle bilinir. İbn-i Hacer el-Asklani (r.h), el-İsabe’sin de onu şöyle anlatır. İsmi ve babasının ismi hakkında çok ihtilaf edilmiştir. Ahmed ibn-i Hanbel, ve Müslim, İbn-i Zencuye, Harun el-Hammal ve İbn-i Sa’d, gibi büyük âlimler: Asıl isminin: Cürhüm olduğunu söylemişlerdir. Cürsüm, Cürhum, Cürsûme, Zeyd, Ömer, Sak, Lasık, Lasir, Lâs, Laşum, Elaşik, Elaşir, Naşib, ve Garnûk olduğu da söylenmiştir.

Babasının ismi hakkında’da:Amr, Kays, Nasim, Lasim, Lasir, Naşib, Naşir, Cürhüm, Cürhûm, Himyer, Cürsûm, Cilhum, Abdulkerim olduğu da söylenmiştir. İbn-i Sa’d’ın kitabında böyle geçmektedir.

      “-Dedesinin ismine vakıf olamadım!”der. Allâh en iyi bilendir.

Beni Huşeyn kabilesine mensubdur. İsmi; Vâil bin en-Nemr, bin Vebra, bin Tağlib, bin Hulvan, bin İmran, bin el-Haf, bin Kudaa’dır.

İbnü’l Kelbi dedi ki:

      “-O, Leyvan bin Murr, bin Hûşeyn’in çocuklarındandır!”

Resûlullâh (s.a.v)’den pek çok hadis rivayet etmiştir. Bunlardan birisi’de Sahiheyn’de Rebia bin Yezid yoluyla gelen şu hadistir:

Dedim ki:

      “-Ey Allâh’ın Rasulü! Biz Ehl-i Kitab bir topluluğun topraklarında- yız. Onların kaplarından yiyoruz. O topraklarda öğretilmiş köpeğimle de, öğretilmemiş köpeğimle de, avlanıyorum. Bu konuda bana helâl olanları haber ver?!”

Ebû Sâ’lebe (r.a) Şam’a yerleşmiştir. Humus’a yerleştiği de söylen-mektedir. Kendisinden; Ebû İdris el-Havlani, Ebû Umeyye eş-Şa’bani, Ebû Esma er-Rahabi, Said bin el-Müseyyeb, Cübeyr bin Nufeyr, Ebû Kilabe, Mekhul ve başkaları rivayette bulunmuşlardır.

İbnu’l Barki, İbnu’l Kelbi’ye tâbi olarak şöyle demiştir:

“-Ağaç altında (Biat-ı Rıdvan’da) biat edenlerdendir. Hayber’de ona da ğanimetten bir pay verilmiştir. Resûlullâh (s.a.v) onu kavmine gönder-miş ve onlar da müslüman olmuşlardır.

İbn-i Sa’d, Mihcen bin Vehb’e ulaşan isnadıyla rivayet ediyor:

“-Ebû Sâ’lebe (r.a), Resûlullâh (s.a.v) Hayber Savaşı’na hazırlandığı zaman geldi ve müslüman oldu. O’nunla beraber savaşa katıldı. Bundan sonra kavmin-den yedi kişiyle birlikte döndü. onlar müslüman oldular ve yanına yerleştiler.

Ebû’l Hasan bin Sümey’ dedi ki:

“-Bana ulaştığına göre Ebû Sâ’lebe, Ebû Hüreyre’den daha önce Müslüman olmuştur. Ve Resûlullâh (s.a.v)’den sonra yaşamıştır. Sıffın’de iki fırkadan herhangi biriyle savaşmamıştır. Emeviler devrinde, Muâviye bin Ebû Süfyan’ın devrinin başlarında vefat etmiştir.

Ebû Ali el-Havlani dedi ki:

      “-Ebû Sâ’lebe, Dareya’ya (Şam yakınlarında Der’â) yerleşmişti”der.

İbn-i Asakir, onu hal tercemesinde, Naşire bin Semmi’den rivayet ediyor:

      “-Ebû Sâ’lebe (r.a)’den daha doğru sözlü birini görmedik. Onun her sözünü doğru bulurduk!”

Ebû Ali el-Havlani dedi ki:

      “-Ebû Sâ’lebe’nin Üzerinden hiçbir gece geçmezdi ki, çıkıp semaya bakmasın. Semanın nasıl olduğuna bakar, sonra döner secde ederdi!”

Ebû’z-Zahiriye’den:

“-Ebû Sâ’lebe dedi ki:

      “-Allâh’dan ümid ederim ki, ölüm anında boğulduğunuzu gördüğüm gibi beni de boğmasın!”

Bir gece namaz kılarken secde halinde ruhunu teslim etti. Ancak kızı rüyasında babasının ölmüş olduğunu gördü. Korkuyla uyanarak:

      “-Babam nerede?”diye bağırdı.

Ona babasının namazgahda olduğunu söylediler. Ona seslenildiğinde cevab vermedi. Ona gittiğinde secde halinde buldu. Onu haraket ettirmek istediğinde cansız bedeni yere yığıldı.

Ebû Ubeyd, İbn-i Sa’d, Halife Hayyat, Harun el-Hammal ve Ebû Hassan ez-Ziyadi onun 75 yılında vefât ettiğini söylemişlerdir. 1

Bazı eserlerden de özet olarak onun hayatını şöyle anlıyoruz:

İslâmiyeti kabûl ediş yılı ve zamanı hakkında epey terreddütlerin var olduğunu, Genel olarak Hicri 5. yılın sonunda veya 6. yıl’da İslâm dinini kabul ettiği, bu tarihden önceki savaşlara katılamadığı, Hudeybiye sulh anlaşmasına ve Hayber Savaşı’na iştirak ettiğini. Bu sırada kardeşi Amr da Müslüman olduğunu anlıyoruz.

Ebû Sâ’lebe Hayber Savaşı’nı duyunca silahlanarak kavminden yedi kişi ile Hayber’e gelerek, Resûlullâh (s.a.v) ile görüşmüş ve Ebû Hüreyre (r.a)’den önce Müslüman olmuştur. Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte bir çok ğazvelere iştirak etmiştir.

Bu savaşların birinde ordu bir yerde mola verdiğinde askerler dağ yamaçlarına ve vadilere dağıldılar Resûlullâh (s.a.v), bu durumu görünce:

      “-Sizleri, böyle dağlara ve ovalara dağıtan şeytandır!”buyurdular. Bundan sonra kimse dağılmadı.

Ebû Sâ’lebe Hûşani (r.a) Mekke fethi, Huneyn, Tebük gibi seferlere katıldı. Resûlullâh (s.a.v)’in vefatından sonra Hz.Ebu Bekr (r.a), devrinde mürtedlerle yapılan savaşlara katıldı. Hz.Ömer (r.a) devrinde ise, Sûriye taraflarındaki fetihlere katıldı. Şam’ın fethinden sonra Şam’da ikamet etti ve bir ara Humus’a gidip orada da ikamet etti. Hz.Osman (r.a) devrinde ise fazla bilgi verilmemektedir. Hz.Ali (r.a) devrinde ise ihtilaflara karış-mıyarak tarafsız kalmıştır.

Ebû Sâ’lebe (r.a)’nın âile bireyleri hakkında fazla bilgi yoktur. 2

Başka Bir Kaynakta İse Şöyle Denilir:

Ebû Sa’lebe Cürsüm bin Naşim el-Hûşeni (r.a)’ın hayatına dair fazla bilgi yoktur. Kendisinin ve babasının adı hakkında ihtilaf edilmiş, her ikisi için de kaynaklarda pek çok isim sayılmıştır. Zehebi bu isimlerin en meşhur olanının Cürsüm bin Naşim olduğunu belirtir. Kudâa kabilesinin Huşeyn bin Nemr koluna mensub olan Ebû Sa’lebe daha çok bu künyesiyle tanınmakta, dedesinin adı ise bilinmemektedir. Kardeşi Amr da Resûlullâh hayatta iken İslâmiyeti kabul edenlerdendir.

Hicri 6. Miladi 628 yılında Hayber Fethi için hazırlık yapıldığı bir sırada gelerek İslâmiyet’i kabul eden Cürsüm bin Naşim el-Huşeni (r.a), bu savaşa katıldı ve kendisine ğanimetlerden pay ayrıldı. Daha sonra da onu ziyarete gelen ve Müslüman olan yedi kişiyle birlikte Bey’atürrıdvan’da da bulun-muş olan Huşeni kabilesine elçi olarak gönderildi ve onların da Müslüman olmasını sağladı.

Resûlullâh (s.a.v)’den ve Muâz bin Cebel, Ebû Ubeyde bin Cerrâh gibi sahâbilerden rivayette bulunan Cürsüm bin Naşim (r.a)’ın Kütüb-i Sitte başta olmak üzere muteber hadis kaynaklarında pek çok rivayeti yer almakta, kendisinden hadis dinleyenler arasında Ebû İdris el-Havlâni, Said bin Müseyyeb, Atâ bin Yezid el-Leysi, Mekhûl, Ebû Kılâbe el-Cermi ve Ebû Recâ el-Utâridi gibi isimler bulunmaktadır. Cürsüm bin Naşim el-Huşeni, Resûlullâh’a başvurarak Şam bölgesinde henüz fethedilmemiş olan bazı yerlerin kendisine verilmesini istemiş, Resûlullâh (s.a.v)’ın:

      “-Bakın hele, Ebû Sa’lebe neler söylüyor!”demesi üzerine yemin ederek oraların mutlaka fethedileceğini belirtmiş, Resûlullâh’ın da onun bu isteğini yerine getirmiştir.Sıffın Savaşı’nda her iki tarafta da yer almayan ve daha sonra Dımaşk’a yerleşerek çoluk çocuk sahibi olduğu anlaşılan Cürsüm bin Naşim el-Huşeni (r.a), bir gece namaz kılarken secdede vefat etmiştir. Onu Muâviye döneminde vefat ettiği rivayet edilmektedir. 3

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- El-İsabe İbn-i Hacer el- Askalani-6-28-No-176 
2- Ashâb-ı Kirâmın Meşhurları-Hayati Ülkü-357-359 
3- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-18-420