Ebû Rühm Külsüm Bin Husaynü’l-ğıfâri

İslâm tarihinde Altı tane Ebû Ruhm adında veya künyesinde sahabe vardır.1-Ebû Rühm el-Enmari, 2-Ebû Rühm el-Semmai, 3-Ebû Rühm el- Zahriy, 4-Ebû Rühm bin Mut’im el-Ezhabiy, 5-Ebû Rühm bin Kays el- Eş’ari’dir ki Ebû Mûsâ el-Eş’âri’nin kardeşi, 6- Ebû Rühm el-Ğifâri’dir.

Ebû Rühm Külsüm Bin Husaynü’l-ğıfâri

Ebû Rühm Külsüm Bin Husaynü’l-ğıfâri
أبُـو رُهْــم كُــلْــثُـمُ بْــنُ اْلحُــصَـيْـنُ اْلَــغـِـفَـا رِيّ


 Baba Adı    :    Husayn bin Hısn.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Uhud, Hendek, Hudeybiye, Hayber, Tebük Savaşları
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    2 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Külsüm bin Husayn bin Hâlid bin Âs’as bin Zeyd bin Amis İbn-i Ahmer bin Ğıfar (Veya) Külsüm bin Husayn bin Hısın bin Abid bin Utbe bin Halef bin Bedr bin Uheymes, bin Ğifari dir
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Ruhm (Menhur) göğsünden oklanmış manasındadır.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Ebû Rühm Külsüm Bin Husaynü’l-ğıfâri Hayatı

İslâm tarihinde Altı tane Ebû Ruhm adında veya künyesinde sahabe vardır.1-Ebû Rühm el-Enmari, 2-Ebû Rühm el-Semmai, 3-Ebû Rühm el- Zahriy, 4-Ebû Rühm bin Mut’im el-Ezhabiy, 5-Ebû Rühm bin Kays el- Eş’ari’dir ki Ebû Mûsâ el-Eş’âri’nin kardeşi, 6- Ebû Rühm el-Ğifâri’dir. Ebû Rühm Külsüm bin Husaynü’l-Ğıfâri’nin annesinin adı ve ayrıca doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Bunun yanında nerede, nasıl ve kaç yaşında iken vefât etmiş olduğu da eski eserlerde zikredilmemiştir. Bu bakımdan hakkında fazla bilgi yoktur.

Ebû Rühm Külsüm bin Husaynü’l-Ğifâri (r.a), Bedir Savaşı’ndan hemen sonra Müslümanların durumlarını tahkik etmek üzere Medine’ye geldiğinde Resûlullâh (s.a.v), ile görüşmüş ve O’nun tesir ve telkinatı altında kalarak hemen İslâm dini ile müşerref olmuş, Müslümanlığını güzel amellerle süslemiştir.

Ebu Ruhm Külsüm bin Husaynü’l-Ğıfâri (r.a) daha sonradan Uhud Savaşı’na iştirak etmiş boğazından bir okla vurulmuştu. Bundan dolayı Ebû Rühm, Boğazından vurulmuş manasına gelen Menhur lakabıyla anılırdı. Ebû Rühm vurulunca Resûlullâh (s.a.v)’in yanına gelmişti. Resûlullâh (s.a.v) Ebû Rühm’un yarasının üzerine ağzının suyunu (Tükrük) den sürünce ağrısı geçti, ve iyileşti. 1

Hendek Savaşı’nda Ebû Rühm, müşriklerle olan mücadeleye iştirak ettikten sonra Hudeybiye Musalahası’nda, Biat-ı Rıdvan da bulunmuştur. Daha sonra Hayber Savaşı’na katılmış ve buradaki üstün ğayretlerinden dolayı Resûlullâh (s.a.v.) savaş ğanimetinden kendi payına düşen paydan da bir kısmını Ebu Rühm’e verdi.

Resûlullâh (s.a.v) Umretü’l-Kaza ya giderken Medine’de yerine vekil olarak bıraktığı için Umretü’l-Kazaya iştirak edememiştir. Ebû Rühm el-Ğıfâri (r.a), Mekke fethi’nede elinde olmayarak iştirak edememişti. Tıpkı Umretü’l-Kaza’da olduğu gibi, Resûlullâh (s.a.v) onu Medine’de yerine vekil olarak bıraktı. Böylece iki olayda da, Resûlullâh’ın nâibi görevini üzerine alarak büyük bir şeref kazandı.

Ebu Rühm el-Ğıfâri’nin Tâif Muhasarası’na iştirak ettiği nakledilir. Hicretin 8. Miladi 630 yıllarında yapılan bu gazveden ordu geri dönerek Ci’râne’ye doğru yol almağa başladığı sıralar da, Ebû Rühm el-Ğıfari, Resûlullâh (s.a.v)’in yanında, devesinin üzerine gidiyor, ağır ayakkabısı da ayaklarında bulunuyordu.

Ebû Rühm’ün devesi, Resûlullâh (s.a.v)’in devesinin yanına yanaşıp sıkışınca, Ebû Rühm’ün ayakkabısının ucu, Resûlullâh (s.a.v) bacağına çarptı ve canını acıttı! Resûlullâh, kamçısıyla onun ayağına dokundurub:

      “-Çek ayağını canımı acıttın!”buyurdular.

Ebu Rühm der ki:

“-İşlediğim suçtan dolayı, sanki geçmiş ve gelecekteki şeyler beni tutup sıktı. İşlediğim büyük suç hakkında Kûr’ân’da âyet ineceğinden çok korktum. Ci’râne’de sabahladığımız zaman, binek yük hayvanlarını otlat-ma sırası, bende idi. Resûlullâh (s.a.v) beni, aratmış:

      “-Resûlullâh (s.a.v) seni arıyor!”dediler.

Çekine, çekine yanına vardım.

Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurdular:

      “-Sen, ayağınla çarpıp benim canımı acıtmıştın. Bende geri çek! Diye ayağına kamçı ile vurmuştum. Bu vurmama karşılık, al şu davarları!”

Deyince ben de:

      “-Resûlullâh (s.a.v)’in benden hoşnud olması, bana, dünya ve dünya-dakilerden daha sevgili ve daha makbuldür!”dedim.

Resûlullâh (s.a.v)’in, Ebu Rühm’e verdiği, seksen tane koyundu. 2

Ebû Rühm el-Ğıfâri, Tebük Seferi’nede iştirak etmiştir. Bu Sefer bilindiği üzere büyük sıkıntılar altında ve havanın çok sıcak olduğu günlerde tertib edilmişti. Bundan istifadeye kalkışmak isteyen münafıklar, etrafı bulandırmak için ellerinden gelenleri yapıyorlardı. İşte böyle bir durumda, Resûlullâh (s.a.v) Ebû Rühm’e kabile efradının harbe hazırlanıp hazırlanmadığını sordu. Bunu duyan Ebû Rühm, hemen kendi kabilesine durumu ileterek Beni Ğifârlar’ın daha kalabalık bir şekilde sefere iştirak etmesini sağladı.

Tebük Seferi’nden dönüş sırasında, Ebû Rühm, Resûlullâh (s.a.v)’ın hemen arkasından atı üzerinde geliyordu. Gece bastırmış ve hava oldukça kararmıştı. Bu sırada Resûlullâh (s.a.v)’in atı karanlıkta birden tökezledi. Hayvana bir şeyler olmuştu. Resûlullâh (s.a.v) atını terk etmek mecburi-yetinde kaldı. Ebû Rühm, hemen atından inerek atını Resûlullâh (s.a.v)’e verdi kendiside yaya olarak onun yanında yürüdü.

Ebu Rühm el-Ğifari’in hayatı hakkında Tebük Seferi’nden sonra hiç bir bilgi yoktur. Aile bireylerinin hayatına dair hanımlarının çocuklarının isimlerini, nerede ve ne zaman hangi tarihte vefat etti bilinmemektedir. Ancak kendisinden iki tane hadis-i şerif rivayet edilmektedir. 3

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-10-166 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-15-480 
3- Ashâb-I Kirâmın Meşhurları-Hayati Ülkü-353-354