Ebû Ruhm El-eş’âri

İslâm tarihin’de altı tane Ebû Ruhm adında veya künyesinde sahabe vardır bunlar:1-Ebû Ruhm el-Enmari 2-Ebû Ruhm el-Semmai 3-Ebû Ruhm el-Zahriy 4-Ebû Ruhm el-Ğifari 5-Ebû Ruhm bin Mut’im el-Ezhabiy, 6-Ebû Ruhm bin Kays el-Eş’âri’dir ki, Ebû Mûsâ ve Ebû Bürde el-Eş’âri-’nin kardeşleridir.

Ebû Ruhm El-eş’âri

Ebû Ruhm El-eş’âri
أبُــو رُهْـــم بـِــنْ قــَـيْــس الأ شْــعَــر ِيّ


 Baba Adı    :    Kays bin Süleym.
 Anne Adı    :    Zabye (Tufye) bint-i Vehb bin Âkk veya Tayyibe bint-i Vehb bin Atik, de denilir.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Yemen doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Adını bulamadık.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Hayber den sonraki birçok Seferlere katıldı. Mekke Fethi, Hevazin, Tebük ve İran ,İrak ve Suriye fethi gibi.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Yemen den Medine’ye. Muhacir dir.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Ebû Ruhm Mecdi bin Kays bin Süleym bin Haddar bin Harb bin Âmir bin Anz bin Bekr bin Âmir bin Azer bin Vâil bin Nâciye bin Cümâhir bin Eş’ar (Nebt) bin Üded bin Zeyd bin Yeşcüb bin Arib bin Zeyd bin Kehlan bin Sebe bin Yeşcüb bin Yâ’rüb bin Kahtan dır.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Ruhm, el-Eş’âri. asıl isminin Mecdi bin Kays olduğu söylenir.
 Kimlerle Akraba idi    :    Ebû Mûsâ el-Eş’âri ve Ebû Bürde el-Eş’âri ’nin kardeşleridir.



Ebû Ruhm El-eş’âri Hayatı

İslâm tarihin’de altı tane Ebû Ruhm adında veya künyesinde sahabe vardır bunlar:1-Ebû Ruhm el-Enmari 2-Ebû Ruhm el-Semmai 3-Ebû Ruhm el-Zahriy 4-Ebû Ruhm el-Ğifari 5-Ebû Ruhm bin Mut’im el-Ezhabiy, 6-Ebû Ruhm bin Kays el-Eş’âri’dir ki, Ebû Mûsâ ve Ebû Bürde el-Eş’âri-’nin kardeşleridir. Asıl adının Mecdi bin Kays, olduğu söylenen Ebû Ruhm künyesi ile şöhret bulan Ebû Ruhm (r.a) aslen Yemen’in Zebid şehrinde oturan, ahlâk ve meziyetleri Resûlullâh (s.a.v), tarafından övülen Eş’ar kabilesindendir. Annesi ise: Zabye (Tufye) bint-i Vehb bin Âkk Veya Tayyibe bint-i Vehb bin Atik de denilir. Annesi Medine’ye hicret edip orada vefat eden Sahabiye’dendir.

Küçük kardeşi olan Ebû Mûsâ el-Eş’âri (r.a) der ki:

“-Biz Eş’ârîler, Yemen’de iken, Resûlullâh (s.a.v)’ın ortaya çıkışı haberi bize erişince, ben ve iki kardeşim ki, onların biri Ebû Bürde, diğeri Ebû Ruhm olup ben, onların en küçükleriyimdir. Kavmimizden, elli üç veya, elli iki kişi ile birlikte, Resûlullah (s.a.v)’ın yanına gitmek üzere Yemen’den Muhacir olarak bir gemi ile yola çıktık. Çıkan rüzgar yüzün-den gemimiz, bizi, Habeş Necaşi’sinin Ülkesine çıkardı. Yanına bıraktı. Câfer bin Ebû Tâlib ile arkadaşları, Necaşi’nin yanında bulunuyorlardı. Orada onlarla ile buluştuk.

Ca’fer bin Ebû Talib:

      “-Bizi, buraya, Resûlullâh (s.a.v), gönderdi ve burada, bir müddet oturmayı, bize, emretti. Siz de, bizimle birlikte oturunuz!”dedi.

Ca’fer ile arkadaşları, bir gemiye, Eş’âriler de, bir gemiye bindirile-rek Habeş ülkesinden hep birlikte yola çıkıncaya kadar, orada Câfer’in yanında oturduk. Hayber’i fetih ettiği sırada, gelip Resûlullâh (s.a.v)’e, kavuştuk. Resûlullâh (s.a.v), bizlere de, Hayber ğanimetinden pay ayırdı, veya, o ğanimetten bir şeyler verdi.

Halbuki, Hayber fethinde bulunmayan hiç bir kimseye, ganimetten, hiç bir şey vermedi. Ancak, Hayber’de, Kendisi ile birlikte olanlara pay verdi. Bundan, Câfer ve arkadaşları ile gemimizde bulunanları müstesna tutub Hayber Mücahidleri ile birlikte onlara da, bir pay verdi.

Bazı insanlar, bize, gemi halkına:

      “-Biz, Hicrette,sizi, geçtik!” diyorlardı.

Esmâ bint-i Ûmeys ki, bizimle birlikte gelenlerden Câfer bin Ebû Tâlib’in hanımı idi. Resûlullâh (s.a.v)’ın hanımı Hz.Hafsa’nın ziyaretine gitmişti. O da, vaktiyle bir hicret kafilesi içinde Habeş ülkesine hicret etmişti. O, sırada Hz.Ömer (r.a), Esmâ’yı orada görünce Hz.Hafsa’ya:

      “-Kimdir bu?”diye sordu.

Hz.Hafsa (r.a)’da:

      “-Esmâ bint-i Umeys’dir!”dedi.

Hz.Ömer (r.a):

      “-Haa! Şu Habeşle ilgili olan, şu Bahriyeli olan hâ!”dedi.

Hz.Hafsa (r.a):

      “-Evet!”deyince, Hz.Ömer (r.a):

      “-Bizler, hicrette, sizleri geçmişizdir. Bunun için, biz, Resûlullâh’e sizlerden daha lâyık, daha yakınızdır!”dedi.

Esmâ bint-i Ûmeys, kızdı:

“-Hayır! VallÂhi, iş öyle değildir. Sizler, Resûlullâh (s.a.v)’ın yanın-da bulunuyordunuz da, Resûlullâh, sizin aclarınızı, doyuruyor, cahilleri-nizi de, va’zlar ve öğütlerle yetiştiriyordu. Bizler ise, Din yolunda, uğradı-ğımız düşmanlıklar yüzünden, Habeş ülkelerine, en uzak yerlere, yurdlara düşmüştük. Bu da, ancak Allâh ve Resûlünün yolunda, Allâh’ın ve Resülü-nün hoşnudluğunu kazanmak yolunda göze alınmıştır.

Vallâhi, ben, senin, bu dediğini, Resûlullâh (s.a.v)’e söylemedikçe ne yemek yiyeceğim, ne de su içeceğim! Bizler, bu yolda, nice sıkıntılar çekmiş, korkular geçirmişizdir! Ben bunu, Muhakkak, Resûlullâh (s.a.v)’e söyleyeceğim ve kendisinden, bunun doğru olup olmadığını soracağım. Vallâhi ben, bu hususta, ne yalan söylerim, ne yalana tenezzül ederim, ne de, alacağım cevabı, kendiliğimden bir söz katıp çoğaltırım!”dedi.

O sırada, Resûlullâh (s.a.v), geldi. Esmâ bint-i Ûmeys:

      “-Yâ Resûlallâh! Ömer şöyle, şöyle söyledi!”diyerek onun sözlerini nakl etti.

Resûlullâh (s.a.v) Esma’ya:

      “-Buna, karşılık olarak, sen, ona ne söyledin?” diye sordu.

Esmâ:

      “-Ben de, ona, şöyle şöyle söyledim!”dedi.

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v) Esmâ’ya:

      “-Bu hususta, o, bana sizlerden, daha lâyık ve yakın değildir. O’nun ve arkadaşlarının bir defa hicreti bir hicret sevâbı vardır. Siz gemi halkının ise, iki hicreti iki hicret sevâbı vardır. Sizin hicretiniz iki kerredir. Siz hem Necaşi’nin ülkesine hicret ettiniz, hem de benim yanıma hicret ettiniz!” buyurdular. 1

Esmâ bint-i Ûmeys (r.a) der ki:

“-Ebû Mûsâ ve Habeşistan’a hicret edenler ğrub ğrub bana gelerek bu hadisi sordular. Hiçbir şey Resûlullâh’ın sözleri kadar onları sevin-dirmedi. Ebû Mûsâ’nın bu hadisi benden tekrar, tekrar sorduğunu hatırlarım. 2

Onların bindikler gemi, Eş’ârileri, Cidde’ye çıkardı. Eş’âriler, daha Medine’ye gelmekte oldukları sırada, Resûlullâh (s.a.v) Ashabına:

      “-Yanınıza, öyle bir kavm gelecektir ki, onlar, İslâmiyet için, sizler-den daha yufka yüreklidirler!”buyurdu.

Ebû Ruhm el-Eş’âri (r.a)’da onların içlerinde idi. Eş’âriler, Medine-’ye yaklaştıkları zaman:

      “-Yarın, Sevgililere, Muhammed’le Ashabına kavuşacağız!”diyerek recez okumakta ve sevinmekte idiler.

Eş’âriler Medine’ye gelince, Resûlullâh (s.a.v)’e beyât ettiler. Ve Müslüman oldular. Müslümanlar arasında musafahayı, el sıkışıp tokalaş-mayı ilk yapanlarda onlardı. Eş’âriler Medine’de Bathan meydanlığına konmuşlardı. Her gece, yatsı vaktinde onlardan bir grub, Resûlullâh’ın yanına gelip geç vakitlere kadar kalırlar, bazen de Resûlullâh (s.a.v) onların yanına gider, onlara namaz kıldırır, sonra da:

      “-Allâh’ın, size olan nimetlerindendir ki insanlardan bu saatte başka bir kimse namaz kılıyor değildir. Bu namazı, şimdi, sizden başka kılan kimse yoktur!”buyurarak müjde verirdi.

Eş’âriler’de, Resûlullâh (s.a.v)’den işittiklerine sevinerek konak yer-lerine dönerlerdi.

Kûr’ân-ı Kerîm’de Allâh tarafından:

      “-Allâh’ın, onların seveceği ve onların da Allâh’ı seveceği bir kavim getirir!” 3

Diye övülen kavim hakkında, Resûlullâh (s.a.v):

      “-Onlar, işte, bunun! Yâni, Ebû Mûsâ el-Eş’âri’nin kavmidir! Sefer-lerde yoldaşlık eden Eş’arî cemaatinin gece vakti evlerine girdikleri zaman okudukları Kûr’ân seslerini çok iyi tanırım. Sefer halinde, geceleyin onla-rın kondukları yerleri de, gündüz, görmemiş olsam bile, Kûr’ân seslerin-den anlarım!”buyurmuştur. 4

Ebû Ruhm el-Eş’âri (r.a) ve kardeşleri amcası ve amcası çocukları tüm Eş’âriler Hayber’in, fethinden sonra meydana gelen savaş ve sefer-lerın hemen hemen hepsine Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte iştirak ettiler. Mekke’nın fethinde bulundu, arkasından Huneyn Savaşı’na iştirak ederek Tâif kuşatmasında bulundular. Huneyn Savaşı’nda kardeşi Ebû Mûsâ el-Eş’âri’nin kumandası altında savaştığı, hatta bu savaşta amcası Ebû Amr el-Eş’âri’nin de şehid olduğu ve Resûlullâh (s.a.v)’ın ona ve Eş’arilere dua ettiği de rivayet edilir.

Resûlullâh (s.a.v) amcaları Ebû Amr’ın şehadet durumunu görünce:

      “-Ey Ebû Mûsâ! Amcan Ebû Amir öldürüldü mü?”diye sordu.

Bunun üzerine, Resûlullâh (s.a.v) abdest suyunu isteyip abdest aldı. İki rekat namaz kıldı. Sonra ellerini kaldırıb:

      “-Ey Allâh’ım! Kulcağızın Ebû Âmir’i yargıla!” diyerek dûa etti. Duâ ederken mübarek ellerini, o kadar kaldırdı ki koltuklarının beyazlığını gördüm. Sonra:

      “-Ey Allâh’ım! Onu, yarattığın insanlardan çoğuna, Kıyâmet günün- de mertebece üstün kıl. Cennette onu, Ümmetimin üstünlerinden eyle!” diye dua buyurdu. 5

Ebû Ruhm el-Eş’âri (r.a), daha sonraları Tebük Seferi’ne ve bir çok seriyye ve savaşlara katılmıştı, hayatta olduğu müddetçe Resûlullâh’e, hizmet etti. O, Mübarek Nuru bir gölge gibi takib etti. Veda Haccı’nda bulundu. Resûlullâh (s.a.v)’ın vefatından sonra Hz.Ebû Bekr devrinde mürtedlerle yapılan savaşlara katıldı.

Hz.Ömer ve Hz.Osman (r.a.) devirlerinde ise yine kardeşleriyle beraber. Aktif olarak hizmet etmiştir. İran Irak, Suriye, taraflarınını feth-lerinde bulunmuştur.

Hz.Ali (r.a) zamanındaki iç kavğalara hiç karışmadı. Öyle bir sessiz kaldı ki, adeta unuldu. O, zaman dan sonra ne yaptı, nasıl yaşadı, nerede ve ne zaman, vefat etti bilinmemektedir. Ayrıca kendisinden pek hadis rivayeti yapılmamıştır. Âile yapısı ve aile bireyleri hakkında da elimizde fazla bilgi yoktur.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-3-252-255 
2- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-1-350 
3- Maide-54 
4- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-14-246 
5- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-15-435-437