Ebû Reyhâne

İslâm tarihinde meşhur iki tane Ebû Reyhâne künyesi’nde Sahabi vardır. Bunlar: Ebû Reyhanetü’l-Kureyşi, ve Ebû Reyhanetü’l-Ezdi dir. İkisinini de ne zaman doğduğu, ve, ne zaman vefat ettiği, âile bireyleri hakkında tafsilatlı hiçbir bilgi yoktur.

Ebû Reyhâne

Ebû Reyhâne
أبُــورَيْــحَـا نَــةُ اْلأ زْدِيّ


 Baba Adı    :    Zeyd el-Ezdi.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    5 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdullah bin Matar, veya, Şem’un el-Ezdi ed-Devsi, veya, el-Ensari olduğu da söylenir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Reyhâne.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Ebû Reyhâne Hayatı

İslâm tarihinde meşhur iki tane Ebû Reyhâne künyesi’nde Sahabi vardır. Bunlar: Ebû Reyhanetü’l-Kureyşi, ve Ebû Reyhanetü’l-Ezdi dir. İkisinini de ne zaman doğduğu, ve, ne zaman vefat ettiği, âile bireyleri hakkında tafsilatlı hiçbir bilgi yoktur. İbn-i Esir Usdul Ğabe’sinde onun hakkında sadece çok kısa bir bilgi verir. Bazı siyerciler ise onun adının; Ebû Reyhâne Şem’un bin Zeyd el-Ezdi, babasının adını Yezid olarak da kaydederler. Hatta adının Abdullah bin Nadr olduğunu söyleyenler de bulunmaktadır.

Ensâri ve Kureyşi nisbetleriyle de anılan Ebû Reyhâne’nin bazı kaynaklarda ise, aslen Medineli ve Beni Kurayza kabilesinden olduğu, Kureyşi nisbetini Kureyşliler’den birinin himayesine girmesi sebebiyle aldığı, diğer bazı kaynaklarda ise, Mekkeli olduğu ve bir Medineli’nin himayesine girdiği ileri sürülmektedir. Ebû Reyhâne (r.a), Ehl-i Suffe’ye mensub olub, Resûlullâh (s.a.v)’ın Azâdlısı idi, Ebû Reyhâne’nin kızı Reyhâne’de Resulullah’ın cariyesi idi denmektedir ki bu asılsızdır.

Ebû Reyhâne kendisi anlatıyor:

“-Bir savaşta Resûlullah (s.a.v) ile beraberdim. Bir gece, çok şiddetli soğuk yüzünden bir kuytu’da toplandık. Orada dahi üşüyorduk. Hâtta bazı kişilerin çukurlar kazarak, içine girdiklerini, kalkanlarını’da, üzerlerine örttüklerini gördüm. Resûlullâh (s.a.v) bu hali görünce:

      “-Bu gece nöbet tutana hâyır duasında bulunacağım. Büyük lûtuflara mazhar olacak!”buyurdular.

Ensâr’dan birisi kalkıb gelerek:

      “-Ben yâ Resûlallâh!”dedi.

      “-Sen kimsin?”buyurdular.

      “-Falan!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Yaklaş!”diye emretti.

O, Zât’ın elbisesinin bir ucundan tutarak dua etti. Ona edilen duayı duyunca:

      “-Ben de nöbet tutmak istiyorum!”dedim.

      “-Sen kimsin?”buyurdular.

      “-Ebû Reyhâne!”dedim.

Arkadaşa ettiği dua’dan daha az bir müddet bana dua etti. Sonra da:

      “-Allâh yolunda nöbet tutan göze cehennem ateşi haram kılınmıştır!” buyurdular. 1

Ebû Reyhâne (r.a), çok aşırı derecede taât ve ibadete düşkün olması ile, ve, Zâhidâne bir hayat yaşamasıyla tanınmıştır. Onun kerâmetlerine dair İslâmi kaynaklarda çeşitli bir çok menkibeleri anlatılır.

Beni Sa’d’ın âzadlısı Urvetü’l-A’ma dan:

“-Ebû Reyhâne (r.a), bir deniz taşıtına binmişti. Yanında kitâbları da vardı. Dikiş dikerken iğnesi denize düştü:

      “-Yarabbi! İğnemi geri vermeni istiyorum!”dedi.

Bunun üzerine hemen iğne suyun yüzüne çıktı. O da iğnesini aldı. 2

Yine onun bir deniz yolculuğu sırasında fırtınaya tutulmuşlar ve deniz iyice kabarmış:

      “-Ey deniz sakin ol; zira sen de ancak benim gibi bir kulsun!”demiş ve deniz sakinleşmiştir.

Ashab’dan, Ebû Reyhâne (r.a)’ın azâdlısı, Damra bin Hâbib’den:

“-Ebû Reyhâne, bir savaştan dönmüştü. Akşam yemeğini yedikten sonra Abdest alıb Mescid’e gitti. Bir sûre okudu, yerinden ayrılmadan müezzin yatsı ezanını okudu. Hanımı, kendisine:

      “-Ebû Reyhâne! Savaştın, yoruldun, sonra geldin. Bizim sende hiç hakkımız yok mu?”dedi.

Ebû Reyhâne (r.a):

      “-Evet, doğru! Fakat, eğer seni hatırlayabilirsem, hatun senin bende çok hakkın vardır!”diye cevab verince, hanımı:

      “-Seni meşgul eden nedir?”dedi.

Ebû Reyhâne (r.a):

      “-Allâh’ın Cennetinde tavsif ettiklerini ve oradaki nimetleri düşünür-ken müezzinin ezânını işitmemdir!”dedi. 3

Ebû Reyhâne (r.a)’den:

“-Resûlullâh (s.a.v)’e gelerek Kûr’ân-ı ezberlemekte güçlük çektiği-mi ve ezberlediklerimi de çabuk unuttuğumu söyledim, bana:

      “-Gücünün yetmeyeceği şeye kendini zorlama. Fazla namaz kıl!” buyurdular.

Ebû Ûmeyre der ki:

      “-Ebû Reyhâne Askalan’a geldiğinde çok namaz kılıyordu!” 4

Ebû Reyhâne (r.a) Hz.Ömer (r.a) devrinde Hicretin 14. Miladi 635 yılında, Şam’ın fethine katıldı, ardından Kudüs’e yerleşti. Ebû Dâvûd ve Nesâi’nin Sünenlerinde rivâyet edildiğine göre Kudüs’de halka vaaz edip kıssalar anlatırdı. Onun daha sonraları Mısır’a gittiği, sonra Meyyâfârikin (Silvan) ve Askalân’daki sınır bölgesinde mücahid olarak bulunduğu da rivâyet edilmektedir.

Ebû Reyhâne (r.a)’ın sadece beş rivâyeti olup bunlar dört Sünenle Ahmed bin Hanbel’in el-Müsned’inde yer almaktadır. Kendisinden Ebû Ali Sümame bin Şüfey, Ebû’l Husayn Heysem bin Şüfey, Mücahid bin Cebr, Şehr bin Havşeb, ayrıca Şamlı ve Mısırlı muhaddisler ondan rivâyette bulunmuşlardır. Ebû Reyhâne (r.a) vefat tarihi ve yeri belli değildir. 5

Şüphesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-1-315 
2- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-5-2005 
3- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-3-1232 
4- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1577 
5- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-10-213