Ebû Mahzûre Semûre Bin Mi’yer

Resûlullâh (s.a.v.)’ın Müezzinlerinden olan Ebû Mahzûre Kureyş’in Cumah Oğulları koluna mensubdur. Ebû Mahzûre, Müezzin künyesiyle meşhur olduğundan kendisinin ve babasının adında ihtilaf edilmiş

Ebû Mahzûre Semûre Bin Mi’yer

Ebû Mahzûre Semûre Bin Mi’yer
أبُــو مَــحْــذ ُورَةُ سَــمُــرَةُ بْــنُ مِـعْــيَــر


 Baba Adı    :    Mi’yer bin Levzan.
 Anne Adı    :    Huza kabilesinden bir kadın.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Mekke doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 59. Miladi 678-79 yılların da Mekke- de vefat etti. Kabri, Mekke’de Cennetü’l-Muâlla Kabristanlığı’ndadır.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Ümmü Abdülmelik ve Yemenli bir kadın.
 Oğulları    :    Abdülmelik, Hudeyr,
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Huneyn sonrası bazı seferlere katıldı denir.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Hicreti yoktur.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    8 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Semûre bin Mi’yer bin Levzan bin Rebia bin Ûreyc bin Sa’d bin Cumah el-Kureyşi el-Cumahi’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Mâhzûre, Müezzin-i Resûlillâh.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Ebû Mahzûre Semûre Bin Mi’yer Hayatı

Resûlullâh (s.a.v.)’ın Müezzinlerinden olan Ebû Mahzûre Kureyş’in Cumah Oğulları koluna mensubdur. Ebû Mahzûre, Müezzin künyesiyle meşhur olduğundan kendisinin ve babasının adında ihtilaf edilmiş, Adının bazılarına göre: Selman, Semûre, Sümeyr, Seleme, veya Evs, Babasının Mi’yer, Mi’yar bin Muhayriz olduğu söylenmiştir. Kardeşi Üneys ise Bedir de müşrikler safında müşrik olarak öldürülmüştü.

İbn-i Sa’d Tabakatında Şöyle der:

“-Semûre bin Umeyr bin Levzan bin Vehb bin Sa’d bin Cûmah. Baba bir kardeşinin ismi Evs’dir der. Buhari ise: Semûre bin Mi’yer’dır der. İbn-i Esir: Semûre bin Mi’yer bin Levzan bin Rebia bin Ûreyc bin Sa’d bin Cumah el-Kureyşiy el-Cumahi’dir der. En meşhur olan ad ve Künyesi ise: Ebû Mahzûre Müezzin olduğu ittifakla kabul edilmiştir. En doğrusunu Allâh bilir deriz.

Ebû Mahzûre (r.a):

Mekke’nin fethedildiği yıl Resûlullâh (s.a.v) ile Ci’râne’de karşılaş-tıktan sonra Müslüman oldu.

Ebû Mahzûre (r.a) der ki:

“-On genç arkadaş ile birlikte Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte Huneyn’e gitmiştik. O zaman, kendisi, bize, insanların en nefret edileni, istenme-yeni hoşlanılmayanı idi. Huneyn’den dönüşünde yolda Resûlullâh (s.a.v) ’a rastladık. Ci’râne’de Resûlullâh (s.a.v)’ın Müezzini namaz için kalkıp ezan okudu. Müezzinin sesini işitince bizler, gizlenmiş olarak onlarla alay etmek için müezzini istihzalı taklit ederek ezânı yüksek sesle tekrarladık! İçimizden birinin güzel sesli olduğunu duyub farkeden Resûlullâh (s.a.v):

      “-Şu gençleri Bana getiriniz!” buyurdu.

Huzuruna getirildik. Ve, önünde durduk.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Haydi Ezân okuyunuz!” buyurdular.

Arkadaşlar’ım ezan okudular, okuyanların birisi, ve sonuncusu, ben idim. Resûlullâh (s.a.v) bize sordu:

      “-Sesini, en çok yükselttiğini işittiğim içinizden hanginiz idi?”

Arkadaşlarımın hepsi, birden bana işaret ettiler, ve beni doğruladılar. Bunun üzerine, onları saldı. Beni, orada tutup, alıkoydu.

      “-Bunun, işitmiş olduğum sesi, ne güzeldir! Kalk! Namaz için Ezan oku!”buyurdular.

O zamana kadar, bana, Resûlullâh (s.a.v)’den’de, Onun emrettiği şey-den’de daha sevimsiz gelen hiçbir şey yoktu! Resûlullâh (s.a.v)’ın önünde ayağa kalktım. Ezan okumayı, bana, kendisi öğretti ve ezberletti.

Bana:

      “-Dört defa, de bakayım!”

      “-Allâh-u Ekber! Allâh-u Ekber! Allâh-u Ekber! Allâh-u Ekber!”

      “-İki kerre: Eşhedü en lâ ilahe illallah!”

      “-İki kerre: Eşhedü Enne Muhameden Resûlullâh!”

      “-İki kerre: Hâyye Âlessâlah!”

      “-İki kerre: Hâyye Âlelfelâh!”

      “-İki kerre:Allâh-u Ekber! Allahu Ekber !”

      “-Bir kerre: Lâ ilâhe illallah!”dersin dedi.

      “-Sabahın ilk Ezanını okuduğun zaman; Hayye âlessalah’dan sonra İki kerre:Essalâtü hayrün minen nevm!Kamet getireceğin zaman iki kerre: Kad kametissalâh! de! Duydun mu? Allâh-u Ekber! ve Eşhedü en lâ ilahe illallah! Derken sesini yükselt! Eşhedü Enne Muhamederresûlullâh! derken sesini kıs!”buyurdular.

“-Sonra beni, çağırdı. Ezanı okuttuğu zaman, bana bir kese gümüş para verdi. Elini, alnıma koydu. Yüzümü göksümü, arkamı sığadı:

      “-Allâh, senin hakkında hayırlı ve mübarek kılsın!”buyurdular.

      “-Yâ Resûlallâh! Mekke’de Müezzinlik yapmamı emr etsen?”dedim,

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Senin, Mekke’de Müezzinlik yapman için emir veriyorum. Git, Mekkeliler’in Ezanını oku! Mekke valisi Attab bin Esid’e, Mekkelilerin Ezanını okumam için bana Resûlullâh, emretti de!”buyurdular.

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v)’e karşı içimdeki bütün sevgisizlik-ler gidip yerine sevgi doldu!

Mekke valisi Âttab bin Esid’in yanına vardım. Resûlullâh (s.a.v)’in emriyle Harem-i Şerif’de namaz ezanlarını okumağa başladım!”

Ebû Mahzûre (r.a), Huneyn’den dönüşte Ci’râne’de Müslüman oldu. Resûlullâh’ın Mekke’den ayrılmasına kadar Harem-i Şerif’de ilk önceleri, Ezânı, Bilâl-i Habeşi ile birlikte okurdu.

Ebû Mahzûre, Resûlullâh (s.a.v)’ın mübarek elleri değib okşadı diye sayğısından alnına düşen saçlarını hiç kestirmemiştir.

Vâkidi ve İbn-i Sa’de göre:

Mekke’de Mescid-i Harem’in Müezzinliği, Resûlullâh (s.a.v)’ın, Ebû Mahzure’yi tayin edişinden başlayarak, oğuldan oğula geçe geçe sürüp gitmiştir.

Ebû Mahzûre Ezan okuyanların en gür ve güzel seslisi idi. Hz.Ömer, Halifeliği sırasında Mekke’ye gidip Darünnedve’ye indiği sırada, Ebû Mahzûre, Ezan okuyub Hz.Ömer’in yanına gelmiş selam vermişti.

Hz.Ömer (r.a) ona:

      “-Neden sesini bu kadar fazla yükselttin?! Sen, böyle şiddetle bağı-rınca, göbeğ altındaki zarın yarılacağından da korkmadın mı?”diye sordu.

Ebû Mahzûre (r.a):

      “-Ey Müminler’in Emir’i sen, gelince, sesimin güzelliğini sana duyur-mak istemiştim.!”dedi. 1

Ebû Mahzûre, Resûlullâh’ın Mekke’den ayrılmasına kadar Kâbe’de Bilâl-i Habeşi ile birlikte ezan okudu. Resûlullâh’ın okşadığı alınına düşen saçları hiç kestirmedi!

Ebû Mahzûre (r.a) Hicri 59. Miladi 678-79 yıllarında ölünceye kadar Mekke’de yaşadı ve Müezzinliğe devam etti. kendisini Resûlullâh (s.a.v) Mescid-i Harem’e Müezzin olarak tayin etmiş diye, hiçbir yönetici bu kutsal görevden almadı. Kendisinden sonra, oğlu ve torunları yüz yıllarca bu şerefli görevi devam ettirmişlerdir.

Ebu Mahzûre (r.a) Kureyş’in nesebini çok iyi bilen bir kişi idi. Onun hanımı Ümmü Abdülmelik ve oğlu Abdülmelik, ile Esved bin Yezid en-Nehai, Abdullah bin Muhayriz, İbn-i Ebû Müleyke ve daha başkaları hadis rivayet etmişlerdir.

Hepsi de Ezânı Resûlullâh’dan öğrenmesiyle ilgili olan sekiz rivâyeti Ahmed İbn-i Hanbel’in Müsned’inde bulunmaktadır. Bu rivayetlerden biri Sahih-i Müslim’de, diğerleri Kütüb-i Sitte’ye dahil dört Sünen’de yer almıştır.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-15-514-516