Ebû Kays Sirme Bin Ebi Enes

İslâm tarihinde Ebû Kays künyesinde yedi tane meşhur sahabi vardır. Bunlar: Ebû Kays el-Ensâri, Ebû Kays Sirme, Ebû Kays Sayfi, Ebû Kays el-Cüheni, Ebû Kays bin el-Muâli, Ebû Kays Beşir bin Amr, Ebû Kays bin Hâris dir.

Ebû Kays Sirme Bin Ebi Enes

Ebû Kays Sirme Bin Ebi Enes
أبُــو قَــيْــسُ صِــرْ مَــةُ بْــنُ أ بـِي أنَـس


 Baba Adı    :    Ebi Enes bin Mâlik, bin Adiy.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Vefat tarihi ve yeri belli değildir, Ancak yüzyirmi yaşlarında vefat etmiş olduğu söylenir.
 Fiziki Yapısı    :    Yaşlı idi.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Çok yaşlı olduğundan savaşlara katılamadı.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Medineli Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Ebû Kays Sirme bin Ebi Enes bin Mâlik bin Adiy bin Amr bin Ğanm bin Neccar el-Evsi olduğu söylenir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Kays Sirme, İbn-i Ebû Enes.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Ebû Kays Sirme Bin Ebi Enes Hayatı

İslâm tarihinde Ebû Kays künyesinde yedi tane meşhur sahabi vardır. Bunlar: Ebû Kays el-Ensâri, Ebû Kays Sirme, Ebû Kays Sayfi, Ebû Kays el-Cüheni, Ebû Kays bin el-Muâli, Ebû Kays Beşir bin Amr, Ebû Kays bin Hâris dir. Bizim burada anlatmaya çalışacağımız Ebû Kays bin Sirme bin Ebi Enes isim ve künyesiyle meşhur, Medineli Ensâr’dan olan sahabidir. Şeyhü’l-Kebirden olan Ebû Kays bin Sirme bin Ebi Enes (r.a) Medine’de doğmuş olub, ancak doğum tarihi kesin bilinmemektedir. Ayrıca yüzyirmi yaşlarında vefat ettiği bildirilmekte ise de vefat tarihi belli değildir.

Bu zatın ismi, künyesi, ve neseb silsilesi İslâmi kaynaklarda çok değişik olarak geçer. Bazı kaynaklarda, Ebû Sırma, Kays bin Sirme, bazı-larında, Sirme bin Kays, bazılarında Kays bin Mâlik, bin Evs, bazılarında İbn-i Sirme el-Mazini, diye de geçer.

Usdu’l-Ğabe de İbn-i Esir; Onu, İsimler bölümünde, Sirme bin Ebû Enes bin Mâlik bin Adiy bin Amr bin Ğanm bin Adiy bin en-Neccar, el-Ensâri, el-Hazreci, en-Neccari, diye anlatılır. Künyeler bölümünde ise; Ebû Kays Sirme bin Ebi Enes bin Mâlik bin Adiy bin Amr bin Ğanm bin en-Neccari, diye anlatır.

El-İsabe’de İbn-i Hacer ise; Sirme bin Mâlik el-Ensâri, veya Sirma bin Kays, Kimine göre ise; Kays bin Mâlik, Ebû Sırma’dır der. Fakat ortak nokta ise onun hakkında oruç ile ilgili nazil olan âyetlerdir. Bizde burada İbn-i Esir’in verdiği bilgileri tercih edib isminin Ebû Kays, Sirme bin Ebû Enes olduğunu kabul ederek bu zatı anlatmaya çalışacağız.

el-İsabe’de onu İbn-i Şahin ile İbn-i Kani; sahabe arasında saydılar. Hüşeym bin Husayn tarikiyle Abdurrahman bin Ebû Leylâ’dan tahric etti:

“-Ensâr’dan Sırma bin Mâlik adında oldukça yaşlı bir adam vardı. Akşam üstü âilesi ve çoluk çocuğunun yanına geldi. Oruçlu idi. Onlardan herhangi bir kimse iftar etmeden uyuduğu zaman, ertesi gün aynı vakte kadar yemek yemezdi. Kadın da uyuduğu zaman, ertesi gün aynı vakte kadar, kocası ona yaklaşmazdı. Sırme evine geldiğinde âilesinden yemek istedi. Dediler ki:

      “-Biraz bekle de yemeği hazırlayalım!”

Şeyh başını yere koydu ve orucun verdiği yorğunluktan uyuya kaldı. Yemeğini getirdiler:

      “-Uyumuşum!”dedi ve bir şey yemedi. Öyle karnı sırtına yapışmış bir halde o geceyi geçirdi.

Sabah olunca (hanımı) derhal Resûlullâh’a geldi ve durumu anlattı. Bunun üzerine şu âyet nazil oldu:

      “-Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar yeyin için!” 1

Ondan sonra, bütün gece, başından sonuna kadar yemelerine, içme-lerine izin verildi.

Sonra Hz.Ömer İbn-i Hattab’ın Cenâb-ı Hakk’ın:

      “-Oruç tuttuğunuz günlerin gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helâl kılındı!”

Âyetinin nuzûlü hakkında ki kıssasını anlattı. Bu hadis mürseldir, ancak isnadı sahihtir. 2

Orucun ilk farz olunduğu zamanlar oruçlu kimse iftar ettiğinde yeme içme ve cima yatsı namazını kılıncaya kadar veya oruç tutan kimse uyu-yuncaya kadar helâl olurdu. Sahur yemegi yoktu. Yatsı namazını kıldıktan veya oruçlu kişi akşamları uyuduktan sonra bunların hepsi haram olurdu. Bir gün, Hz.Ömer İbn-i Hattab, bir ramazan akşamı yatsı namazından sonra hanımına yakın oldu. Yıkandığı zaman ağlamaya ve kendine levm etmeye başladı. Sonra Resûlullâh (s.a.v)’e gelerek:

      “-Yâ Resûlallâh! Şu işlediğim günahtan dolayı Allâh’dan ve Senden özür dilerim!”

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v):

      “-Yâ Ömer! Sen bu hataya layık değildin!”buyurdu.

Başka bir kimse ayağa kalktı, o da Hz.Ömer’in söylediği gibi aynı şeyleri söyledi. Bunun üzerine bu âyet nazil oldu.

“-Oruçlu olduğunuzun gecesi, kadınlarınıza yaklaşmanız size helâl kılındı. Onlar sizin için örtü, siz de onlar için bir örtü durum-undasınız. Allâh nefsinize güvenemiyeceğinizi bildiği için tevbenizi kabul buyurdu. Ve sizi affetti.

Şimdi onlarla ilişkiye girin, Allâh’ın sizler için yazdığını isteyin ve (fecrin) sabahın beyaz ipliği, siyah iplikten seçilinceye (imsak vaktine) kadar yeyin için. Sonra ertesi geceye (iftar vaktine) kadar oruç tutun! Bununla beraber siz Mescidler de itikâf hâlinde iken, onlarla ilişkide bulunmayın! Bunlar Allâh’ın sınırlarıdır, sakın onla-ra yaklaşmayın! Allâh âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki, sakınıb korunsunlar!” 3

Başka bir rivâyet de şöyle dir:

Kays oruçlu olarak akşama kadar tarlasında çalışmış, iyice yorulmuş ve akşama doğru evine hurma ile dönmüştü. Hanımına:

      “-Bana biraz yemek hazırla!”dedi.

Hanımı ona sıcak bir yemek yapmak istedi ve çalışmaya başladı. İşten fariğ olup kocasının yanına geldiği zaman yorğunluktan bitab olan Kays’ı uyur buldu. Onu uykudan uyandırdı. Fakat Ebû Kays, Allâh’a ve Resülüne âsi olmayı kerih gördü ve yemeği yemekten vaz geçti. Sabahle-yin güçlük içinde orucuna devam etti. Gündüz yarı olmadan bayıldı. Bir müddet sonra ayıldığı zaman Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına geldiğini gördü. Allâh’ın Resûlü onu bu halde görünce:

      “-Yâ Ebû Kays! Sana ne oldu da böyle halsiz düştün?”dedi.

Ebû Kays halini Resûlullâh (s.a.v)’e anlattı. Resûlullâh (s.a.v) buna kederlendi. Bunun üzerine Allâh azze ve celle nazm-ı celilin bu kısmını inzal buyurdu. 4

Ebû Kays bin Sirme, bin Ebi Enes (r.a) İslâm ile müşerref olduktan sonra son derece ihtiyar olmasına rağmen ferâizi İslamiyeyi tatbik etmede büyük gayretler sarf ederdi. Yukarıda anlatıldığı gibi Muhammed (s.a.v)’ın Ümmetin’den önceki Ümmetlerde Sahur yemeği yoktu:

      “-Ey iman edenler! Size oruc farz kılındı; sizden öncekilere farz kılındığı kılındığı gibi, gerektir ki, korunasınız!” 5

Orucun bizden öncekiler farz kılındığı gibi size de farz kılındı emri üzerine Ebû Kays bin Sirme bin Ebi Enes (r.a) Oruç farizâsını o şekilde sahursuz yerine getirmeğe çalışırdı. O, ve diğer sahâbiler hakkında nazil olan bu âyet-i kerime ile de bütün Müslümanlara genişlik tanınmıştır.

İbn-i Hacer el-Askalani diyor ki;

Bu kıssa Sirme bin Enes içinde anlatılmıştır. Sahih-Buhâri’de, bu iş başına gelen kişi, Ebû Kays bin Sirme olarak olmuştur. Bunu Berâ bin Âzib tarikiyle tahric etmiştir.

Berâ bin Âzib (r.a) şöyle demiştir:

Resûlullâh (s.a.v)’ın ashabı orucu önceden şöyle tutardı: içlerinden birisi oruçlu iken iftar vakti geldiğinde iftar etmeksizin uyuyacak olursa gece birşeyler yemediği gibi ertesi günün akşamına kadar yine hiçbir şey yemezdi. Bir defasında Kays bin Sırma el-Ensâri adındaki yaşlı bir sahabe oruçlu idi. İftar vakti geldiğinde hanımına:

      “-Yiyecek birşeyimiz var mı?”diye sordu.

Hanımı:

      “-Yok, fakat gidib senin için birşeyler isteyebilirim!”dedi ve çıktı.

Ancak, Kays, gündüz ağır işlerde çalıştığı için yorğunluktan uyuya kalmıştı. Hanımı eve döndüğünde onu bu halde görünce:

      “-Zavallı, fırsatı kaçırdın!”dedi.

Ertesi gün Kays (r.a) günün yarısı geçtikten sonra açlıktan bayıldı. Bu durum Resûlullâh (s.a.v)’e anlatıldıktan sonra:

      “-Oruç tuttuğunuz günlerin gecelerinde eşlerinize yaklaşmak size helâl kılındı. Günün ağarması gecenin karanlığından fark edilinceye kadar yeyin için!” diye devam eden kısmı da nazil oldu. 6

İbn-i Hacer el-Askalin devam ederek;

      “-Nitekim ben de onu “Kaf” harfinde onun biyoğrafisinde zikredece-ğim. Ebû Davud’un nezdinde ise; bu yönden Sırma bin Kays diye oldu. Nesâi’nin rivayetinde ise; Ebû Kays bin Amr oldu.

Eğer bundaki ihtilaf, bu iş değişik isimlerde birkaç kimsenin başına geldi diye yorumlanarak, buna hamledilirse çok güzel, aksi halde bütün rivayetleri tek bir rivayete irca’ etmekle cem’etmek ve çelişkiyi ortadan kaldırmak mümkün olur.

Onun hakkında: Sırma bin Kays, Sırma bin Mâlik, Sırma bin Enes denilmiştir. Yine onun hakkında Kays bin Sırma, Ebû Kays bin Sırma, Ebû Kays bin Amr denilmiştir. Şöyle denilmesi de mümkündür. Eğer adı Sırma bin Kays ise, onun hakkında Kays bin Sırma diyen kişi onu ters çevirmiş olur. Çünkü bu taktirde adı Sırma’dır.

Künyesi ise Ebû Kays’dır. Veya da tersi… ama babasının, maklub olduğunu kabul ettiğimiz taktirde, eğer Kays veya Sırma adını taşıyorsa, künyesi Ebû Enes olur.

Bu taktirde onun hakkında “Enes” diyen kişi künye edatını hazfetmiş olur. İbn-i Mâlik diyen ise; dedesine nisbet etmiş olur. En iyisini bilen hiç şübhe yok ki Allâh’dır. 7

Ebû Kays bin Sirme bin Ebi Enes yüz yirmi yaşında vefat etmiştir. Ancak, nerede ve ne zaman vefat ettiği, âile bireyleri bilinmemektedir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Bakara-187 
2- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-2-568-No-4066 
3- Bakara-187 
4- Esbâb-ı Nüzûl-H.Tahsin Emiroğlu, Yeni kitab basımevi-Konya-1965-Cild-1-Sayfa-146-149 
5- Bakara-183 
6- Muhtasar Fethü’l-Bâri, Oruç bölümü-1915 
7- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-2-568-569-No-4066