Doğu Akdeniz'deki Sondaj Çalışmasına AB ve ABD'den Tepki Gecikmedi

KKTC'nin doğu kıyısında 2002 yılından bu yana keşfedilen zengin Hidrokarbon ve Doğalgaz yataklarının keşfedilmesi sonrası Rum kesiminin zaman kaybetmeden bütün adanın etrafındaki Doğalgaz ve Hidrokarbon yataklarının olduğu tahmin edilen 13 parselde arama faaliyetleri için enerji devlerine ruhsat verdi. Bunun üzerine harekete geçen Türk tarafı da kendi bölgesine giren parsellerde ruhsat vererek TPAO'nun bölgede arama faaliyeti yapmasını istedi.

Doğu Akdeniz'deki Sondaj Çalışmasına AB ve ABD'den Tepki Gecikmedi
Doğu Akdeniz'deki Sondaj Çalışmasına AB ve ABD'den Tepki Gecikmedi

KKTC'nin doğu kıyısında 2002 yılından bu yana keşfedilen zengin Hidrokarbon ve Doğalgaz yataklarının keşfedilmesi sonrası Rum kesiminin zaman kaybetmeden bütün adanın etrafındaki Doğalgaz ve Hidrokarbon yataklarının olduğu tahmin edilen 13 parselde arama faaliyetleri için enerji devlerine ruhsat verdi.

Bunun üzerine harekete geçen Türk tarafı da kendi bölgesine giren parsellerde ruhsat vererek TPAO'nun bölgede arama faaliyeti yapmasını istedi. Türkiye'nin Bölgeye göderdiği iki arama ve sondaj gemisi başta ABD ve AB olmak üzere Mısır, İsrail ve Yunanistan'ı ciddi şekilde rahatsız etti.

 

ABD Dışişleri Bakanlığı "Endişe Duyuyoruz" Dedi

ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerinden ve Yavuz sondaj gemisinin Karpaz açıklarına ulaşmasından "endişe duyduğunu" bildirdi. ABD'den "Türk yetkililere bu operasyonları durdurması çağrısında bulunuyoruz" açıklaması geldi.

Rusya, AB ve Mısır da daha önce Türkiye'nin sondaj çalışmalarının yoğunlaşmasıyla ilgili "kaygı duyuyoruz" açıklamaları yapmıştı.

ABD tarafından yapılan açıklamada "Türkiye'nin Kıbrıs açıklarındaki sularda yaptığı sondaj çalışmalarını sürdürmesinden ve son olarak sondaj gemisi Yavuz'u Karpaz bölgesine göndermesinden derin kaygı duymaktadır. Bu provokatif adımlar, bölgede tansiyonu artırmaktadır. Türk yetkililere bu operasyonları durdurması çağrısında bulunuyor ve tüm tarafları, bölgede tansiyonu artıracak adımlardan uzak durmaya ve kaçınmaya davet ediyoruz…Adanın doğalgaz ve petrol kaynaklarının, kapsamlı bir uzlaşma halinde, diğer tüm kaynaklarda olduğu gibi, iki toplum arasında eşit şekilde paylaştırılması gerektiğine inanıyoruz." ifadeleri kullanıldı.

 

Mısır; Türkiye'nin Tek Taraflı Adımlarını Kaygıyla İzliyoruz

Mısır Dışişleri Bakanlığı da "Uluslararası hukuka saygı duyulması ve uygulanmasının önemine ve gerilimin artırılmaması gerektiğine vurgu yaptı" ve Kahire'nin, "Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de gerilimi artıracak tek taraflı adımlar atmakta ısrar etmesinden kaygı duyduğunu" bildirdi.

 

Rusya; Kıbrıs'ın Eğemenliğine Sayğı Gösterilmesi Gerek

Pazartesi günü de Rusya ve Avrupa Birliği'nden açıklamalar geldi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın internet sitesinde konulan açıklamada "Kıbrıs'ın egemenliğine saygı duyulması gerektiği" ifadeleri yer aldı:

"Bir başka Türk araştırma gemisinin de Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesine girdiği haberlerinin ardından, bölgedeki gelişmeleri kaygıyla izliyoruz. Kıbrıs'ın egemenliğinin ihlâl edilmesinin, Kıbrıs sorununa kalıcı, adil ve uygulanabilir bir çözüm için şartların sağlanmasına yardımcı olmayacağına inanıyoruz."

 

AB; İllegal Sondaj Çalışması Büyük Endişe Kaynağı

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de "Türkiye'nin Kıbrıs'ın kuzeydoğusunda illegal şekilde yeni bir sondaj çalışması yapma niyetini ilan etmesi, büyük bir endişe kaynağıdır." açıklaması yapmış ve yaptırımların değerlendirilebileceğini söylemişti:

"İkinci planlı sondaj çalışması, Kıbrıs'ın egemenliğini ihlâl eden kabul edilemez bir gerilimdir."

 

Rum Tarafı; Fatih Sondaj Gemisinin Çalışmalarını Kınadı Personeli Hakkında Tutuklama Kararı Verdi

Türkiye, Mayıs ayı başında Fatih sondaj gemisini adanın batısına göndermiş ve burada çalışmalar başlamıştı.

Kıbrıs'taki Rum hükümeti de bir açıklama yayımlayarak ikinci bir sondaj gemisinin bölgeye göndeirlmesini kınadı. Rum hükümeti, Fatih sondaj gemisinin egemenlik bölgesine girdiği gerekçesiyle mürettebatı için tutuklama emri çıkarmıştı.

 

Doğu Akdeniz'de Payaşılamayan Nedir?

Son dönemde giderek artan gerginliğin geçmişi, 2000'li yılların başına, yani Doğu Akdeniz'de zengin doğalgaz kaynaklarının yer aldığına ilişkin bilimsel öngörülerin ortaya çıkmaya başladığı döneme dayanıyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti, 2002'den itibaren Doğu Akdeniz'de başta Mısır olmak üzere diğer kıyıdaş ülkeler Lübnan, Suriye ve İsrail ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmaları yapmaya başladı.

Türkiye ise bu anlaşmaların Kıbrıs Türkleri ve Türkiye'nin haklarını çiğnediği gerekçesiyle konuyu BM'ye taşıdı ve kendi münhasır ekonomik bölge haritalarını BM nezdinde onaylattı.

Türkiye'nin BM nezdinde itirazlarına rağmen Kıbrıs, 2007'nin başında 13 adet arama sahası ilan etti ve büyük petrol şirketlerine ruhsat verme aşamasına geçti. Buna karşılık olarak Türkiye, Doğu Akdeniz'de kendi ekonomik bölgesinde Kuzey Kıbrıs'ta adanın kuzeyi ve doğusunda belirlediği bölgelerde TPAO'ya arama ruhsatları verdi.

 

Türk Dışişlerinden Sondaj Çalışmaları ile İlgili Çok Sert Tepki Geldi

Dışişleri Bakanlığı, Doğu Akdeniz'de yaşanan gelişmeler ve Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Avrupa Birliği'nin konuya yaklaşımlarına ilişkin sert bir açıklamada bulundu.

Bakanlık'tan yazılı olarak yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

 

Sondaj Çalışmaları Kıbrıs Türkleri Adına Yapılıyor

Bilindiği üzere Fatih gemimiz Mayıs ayı başında, Kıbrıs Adası'nın batısında Hükümetimizin Türkiye Petrolleri'ne 2009 ve 2012 yıllarında verdiği ruhsat sahaları içinde ve ülkemizin BM'ye deklare ettiği kıta sahanlığı dahilinde sondaj faaliyetlerine başlamıştır. Yavuz sondaj gemimiz de ahiren Karpaz yarımadası'nın güneyine intikal etmiş olup, KKTC'nin 2011 yılında Türkiye Petrolleri'ne verdiği ruhsat sahaları içinde Kıbrıs Türkleri adına sondaj faaliyetlerinde bulunacaktır.

 

Avrupanın Haylaz Çocuğu Rumlar Adanın Tamamını Tesil Edemez

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias'ın verdiği bir mülakatta, ülkemizin Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuka uygun olarak yürüttüğü faaliyetleriyle ilgili ifadelerini yadırgıyoruz. 'Avrupa'nın şımarık çocuğu' unvanı esasen Yunanistan'a aittir. Avrupa'nın haylaz çocuğu ise, uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Avrupa Birliği üyesi olan ve Yunanistan'la birlikte yıllardır Doğu Akdeniz'i istikrarsızlığa sürükleyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimidir. Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin uluslararası hukuka aykırı bir şekilde sözde Ada'nın tamamını temsil ederek, Avrupa Birliği üyesi olması, kendilerine Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarını gasp etme hakkını vermez.

 

Adanın tek Parça Olarak lanse Edilmesi Orada Türkler Yokmuş Gibi Açıklama Yapılması Kabul Edilemez

Bu anlayışla, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı ve AB yetkilileri tarafından yapılan ve ülkemizin bu faaliyetlerini yasa dışı olarak niteleyen açıklamaları da reddediyoruz. Bu açıklamalarda, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ortak kurucusu olan, ancak hakları 1963 yılından itibaren gasp edilen Kıbrıs Türklerinden hiç bahsedilmemesi ve Ada'da sanki Kıbrıs Türkleri yokmuş gibi davranılması ibret verici bir durumdur.

 

AB Tarafsızlığını Kaybetmiş ve Kıbrıs Müzakerelerinde Arabulucu Rolü Üstlenemez

Avrupa Birliği de Rum-Yunan ikilisinin, Ada'nın eşit sahiplerinden Kıbrıs Türklerinin hakları üzerinden oynadığı oyuna ortak olarak bu hukuksuzluğun bir aktörü haline gelmiştir. Böylece Avrupa Birliği'nin, Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik müzakere süreçlerinde tarafsız bir arabulucu rolünü üstlenemeyeceği açıkça ortaya çıkmıştır.

 

Türkiye Her Şart Altında KKTC'nin Haklarını ve Eğemenliğini Savunmaya Devam Edecektir

Türkiye, Doğu Akdeniz'de kendisinin kıta sahanlığı haklarını koruduğu gibi, Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıs Türklerini hidrokarbon kaynakları konusunda gelir paylaşımı dahil karar alma mekanizmalarına dahil etmediği ve haklarını garanti altına almadığı sürece, Ada'nın etrafında Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını da savunmaya devam edecektir.

 

Sondaj Gemilerimizin Faaliyetleri Yasal ve Meşrudur

Bu çerçevede, Yavuz sondaj gemimizin faaliyetlerinin yasal ve meşru dayanağını teşkil eden ruhsatları veren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamları tarafından yapılan açıklamaları da tamamıyla destekliyoruz."