Dırâr Bin Ezver

Ebû’l-Ezver Dırâr, bin Mâlik, bin Evs, el-Esedi. Şair ve cengâver bir sahâbidir. Ebû Bilâl künyesiyle de anılmaktadır. Babası Mâlik bin Evs, “Eğri boyunlu”anlamına gelen Ezver lakabıyla tanındığı için o da Dırâr bin Ezver diye şöhret bulmuştur.

Dırâr Bin Ezver

Dırâr Bin Ezver
ضِــرَا رُ بْــنُ اْلأ َزْوَ ر


 Baba Adı    :    El-Ezver Mâlik bin Evs.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 13. Miladi 634 yılında vefat etti denir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Cemile adında bir hanımefendi.
 Oğulları    :    Bilgi yok,
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    2 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Dırâr bin Ezver (Ezver’in ismi) Mâlik bin Evs bin Huzeyme bin Rebiâ bin Mâlik bin Sâ’lebe bin Dudan bin Esed bin Huzeyme el-Esedi.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebâ Ezver, Ebû Bilâl.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Dırâr Bin Ezver Hayatı

Ebû’l-Ezver Dırâr, bin Mâlik, bin Evs, el-Esedi. Şair ve cengâver bir sahâbidir. Ebû Bilâl künyesiyle de anılmaktadır. Babası Mâlik bin Evs, “Eğri boyunlu”anlamına gelen Ezver lakabıyla tanındığı için o da Dırâr bin Ezver diye şöhret bulmuştur. Bazı kaynaklarda adının Abd bin Ezver olduğu söylenmekteyse de Abd’in onu kardeşi olduğu anlaşılmaktadır. Dırâr Esed Oğulları’nın zenginlerindendi. Bin devesi ve bunları güden bir kaç çobanı vardı.

Kabilesinden bir heyetle birlikte Hicri 9.Miladi 630 yılında Medine-’ye gitti. Resûlullâh (s.a.v)’den izin alarak huzurunda “Lamiye” kasidesini okudu. Bu kaside de içki kumar, eğlence gibi zevk vasıtalarını, hatta âile-sini ve bütün servetini terk ederek Resûlullâh (s.a.v)’ın yanında müşriklere karşı savaşmaya geldiğini, bu alış verişte zararlı çıkmamayı ümit ettiğini ifade ediyordu. Resûlullâh (s.a.v), kasideyi dinledikten sonra ona kârlı bir alışveriş yaptığını söyledi.

Resûlullâh (s.a.v), Dırâr bin Ezver’i, Beni Esed Kabilesi’nin bir kolu olan Beni Sayda’ya ve Beni Düel’in (Beni Dil) bir kısmına elçi olarak gönderdi. Esed Oğulları’ından Tuleyha bin Huveylid irtidad edip dinden dönerek peyğamber olduğunu iddia ettiği zaman da Resûlullâh (s.a.v), Dırâr bin Ezver’i Beni Esed yöneticilerini yakından gözetlemekle görev-lendirdi. Dırâr bin Ezver bu yöneticilerin Tuleyha’nın gücünden korktuk-larını görünce Tuleyha’ya karşı harekete geçmek üzere kabiledeki tüm Müslümanları bir araya topladı. Fakat bu sırada Resûlullâh (s.a.v)’ın vefat haberi gelince yalancı peyğamber Tuleyha bin Huveylid’in etrafında top-lananların sayısı hızla çoğaldı.

Bunun üzerine Dırâr bin Ezver (r.a) Beni Esed’de görevli Müslüman yöneticilerle birlikte Halife Hz.Ebû Bekr (r.a)’ın yanına döndü. Dırâr (r.a) yalancı peyğamberlerle yapılan savaşlarda ve çeşitli bölgelerin fethi sıra-sında Hâlid bin Velid (r.a)’ın emrindeki orduda yer aldı ve onun Temim Oğulları üzerine gönderdiği bu birliklerden birine kumandanlık yaptı. Bu birlik, Beni Temim’in zekât âmili olduğu halde Resûlullâh’ın vefatından sonra zekât toplanmasına karşı çıkan Mâlik bin Nüveyre ve adamlarıyla çarpışarak hepsini esir aldı, ve onları Medine’de bulunan komutan Hâlid bin Velid’e teslim etti.

Dırâr bin Ezver (r.a) başkumanda Halid’in emriyle Mâlik bin Nüveyre’nin boynunu vurdu. Hicri 11. Miladi 633 yılında yine Hâlid bin Velid (r.a)’ın emrinde Yemâme Savaşı’nda büyük kahramanlıklar gösterdi. Dırâr bin Ezver (r.a)’ın çeşitli savaşlara katıldıktan sonra Hicretin 13. Miladi 634 yılında vaki olan Ecnâdeyn Savaşı’nda şehid düştüğü anlaşıl-maktadır. Nitekim Fırat nehri kıyısında bu günkü Necef’in bulunduğu Bânikyâ’daki çetin savaşta aldığı ağır yaranın ıstırabından bahseden bir şiiri de onun Hicri 13 yılında vefat ettiğini göstermektedir.

Bazı rivâyetlerde ise; Dırâr bin Ezver’in Yemâme de iki bacağını kaybettiği, buna rağmen dizleri üzerinde çarpışmaya devam ettiği ve düşman atlarının ayağı altında ezilerek şehid düştüğü kaydedilmektedir. Ancak Yemâme Savaşı’nda bu şekilde şehid düşen sahâbinin onun kardeşi Zeyd bin Ezver olduğu bazı kaynaklarda zikredilmektedir.

Taberi ise; Dırâr bin Ezver (r.a)’in Hire, Kâdisiye, Yermük, Şam ve Haleb’in fethinde bulunduktan sonra Hicri 18. Miladi 639 yılında vefat ettiğini söylemekte, İbn-i Esir gibi bazı tarihçiler de bu görüşü benimse-mektedir. Günümüz de ise Dırâr bin Ezver (r.a)’ın mezarının Ürdün’ün Vâdi’l-Ürdün denen Gürülbievne bölgesindeki Dırâr köyünde küçük bir mescidin içinde bulunduğu da söylenmektedir.

Dırâr bin Ezver’in Câhiliye devrinden itibaren ünlü atı Muhabber’in sırtında çeşitli savaşlarda yiğitlikler gösterdiği ve katıldığı her savaş için bir şiir söylediği rivâyet edilmekte, hayatına yer veren eserlerde şiirlerin-den örnekler bulunmaktadır. Kendisi gibi cesur ve şair olan kız kardeşi Havle bint-i Ezver de Şam ve Mısır gibi ülkelerin fethinde bulunmuş ve bu savaşlar için şiirler söylemiştir.

Dırâr bin Ezver (r.a), Resûlullâh (s.a.v)’den 2 hadis rivâyet etmiştir. Bunlardan biri Resûlullâh (s.a.v)’ın huzurunda kasidesini okuduğu zaman Resûlullâh’ın ona iyi bir alışveriş yaptığını söylemesi diğeri de Resûlullâh (s.a.v)’e hediye olarak sunduğu süt devesini onun emriyle sağarken kendi-sine Resûlullâh (s.a.v)’ın:

      “-Memeyi büsbütün kurutma!”diye ihtarda bulunmasıdır. 1

El-İsabe de ise özet olarak şöyle anlatılır:

Buhâri, Ebû Hatim ve İbn-i Hibbân derler ki:

      “-Onun sohbeti vardır!”

Beğavi dedi:

      “-O Kûfe’ye yerleşti!”

İbn-i Hibbân, Dârimi, Beğavi ve Hâkim, A’meş tarikiyle Büceyr bin Yakûb, Dırâr bin Ezver’den rivâyet ettiler. Dedi ki:

“-Resûlullâh’a yeni doğurmuş ve sağılır bir deve hediye edildi. Bana, onu sağmamı emretti. Onu sağmaya uğraştım. Şöyle buyurdu:

      “-Süt isteyene bırak!”

İbn-i Şahin onu manasıyla rivâyet etti:

“-Resûlullâh’a geldim ve şu şiiri okudum:

“-Fal oklarını çıkarıp attım, şarkıcı câriyelerle oynaşmayı, içki içip sarhoş olmayı da terk ettim. Atım el-Mücebbir’e şiddet ve zahmet içinde dehledim, bütün cehdim müşriklerle savaşmaktır.

Eşim Cemile dedi ki:

      “-Bizi bölük pörçük yaptın, çoluk çocuğumu sağa sola itip dağıttın!”

Yâ Rab! Bu alışverişte kesinlikle ben aldanmam. Çünkü malımı ve âilemi çok değerli şeyler karşılığında sattım!”

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v):

      “-Bu alış veriş pek kârlıdır!”

Beğavi der ki:

      “-Dırâr’ın bu ikisinden başka herhangi bir rivâyetini bilmiyorum!”

Denilir ki: Onun çobanlarıyla birlikte bin devesi vardı. Hepsini terk etti. Deniliyor ki: Resûlullâh onu Beni Esed’i avdan vazgeçirmek için gönderdi. Vefat tarihi hakkında ihtilaf edildi.

Vâkidi şöyle dedi: O Yemâme Savaşı’nda şehid oldu.

Musâ bin Ukbe:Ecnâdeyn Savaşı’nda şehid düştüğünü ileri sürdü.

Ebû Nuaym da onu doğruladı.

Ebû Arûbe el-Harrani şöyle dedi:

      “-Harran’a yerleşti ve orada öldü!”

Deniliyor ki: O Yermük ve Dımaşk Fethi’nde bulundu. Dımaşk’ta öldüğü de söylenir.

Ya’kub bin Süfyân:

“-Hâlid bin Velid, Dırâr’ı bir müfreze ile göndermişti. Beni Esed’in bir mahallesine hücum ettiler. Güzel bir kadın ele geçirdiler. Dırâr arka-daşlarından bu kadını kendisine hibe etmelerini rica etti. onlar da kabul ettiler. Bunun üzerine kadınla cinsi temasta bulundu, fakat daha sonra da pişman oldu. Bunu Hâlid bin Velid’e anlattı. Hâlid bin Velid:

      “-Ben bunu senin için hoş gördüm!”dedi.

O da şöyle dedi:

      “-Olmaz bunu halife Ömer’e yaz!”

Halife Hz.Ömer’de cevabi mektubunda ona:

      “-Onu taşla!”dedi.

Mektub geldiğinde Dırâr bin Ezver ölmüştü.

Bunun üzerine Hâlid bin Velid (r.a):

      “-Allâh Dırâr’ı rezil edecek değildi!”

Deniliyor ki:

Ebû Cündüb ile şarab içen adam odur. Onlar hakkında Ebû Ubeyde bin Cerrâh, halife Ömer’e mektub yazdı. Halife Hz.Ömer şu cevabı verdi:

      “-Onları çağır ve sor, eğer helâl derlerse, onları öldür! Haram oldu-ğuna kail olurlarsa, onlara şer’i ceza olan kırbaç cezasını uyğula!”

O da öyle yaptı. Dediler ki:

      “-O haramdır!” 2

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-9-276 
2- El-İsabe İbn-i Hacer el-Askalani-3-13-No-4176