Cülas bin Süveyd

Cülâs bin Süveyd, bin Sâmit, el-Ensâri, Evs kabilesine mensubdur. İlk zamanlar da Müslüman olduğunu iddia etmesine rağmen, İslâmiyet’i benimsememiş ve diğer münafıklarla birlikte İslâm’ın âleyhinde bulunmuştur.

Cülas bin Süveyd

Cülâs Bin Süveyd
اَلـجُــلا َسُ بْــنُ سُــوَيْــد


 Baba Adı    :    Süveyd bin es-Sâmit bin Hâlid.
 Anne Adı    :    Ümmü Cülas Amire bint-i Amr.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok,
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr’dandır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Cülâs bin Süveyd bin es-Sâmit bin Hâlid bin Âtiye bin Havt bin Habib bin Âmru bin Âvf bin Mâlik bin el-Evs el-Ensâri el-Evsi, sonra Beni Âmr bin Âvf’lar’dandır.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Hâris bin Süveyd’in kardeşidir.



Cülâs Bin Süveyd Hayatı

Cülâs bin Süveyd, bin Sâmit, el-Ensâri, Evs kabilesine mensubdur. İlk zamanlar da Müslüman olduğunu iddia etmesine rağmen, İslâmiyet’i benimsememiş ve diğer münafıklarla birlikte İslâm’ın âleyhinde bulunmuştur. Nitekim Tebük Seferi’nde imanı zayıf bazı kimseleri, Hırıstiyan'ların çok güçlü olduğu propağandasıyla bu sefere katılmamaya ikna etti. Tebük’te nâzil olan ve bu savaşa katılmayanları kınayan âyetleri kast-ederek:

      “-Muhammed’in Medine’de kalan kardeşlerimiz hakkında söylediği doğru ise biz eşeklerden de beter olalım!”dedi.

Bu sözler üzerine üvey oğlu Umeyr bin Sa’d ile aralarında ciddi bir tartışma geçti ve Umeyr, Resûlullâh (s.a.v) hakkındaki sözlerini ona bildi-receğini söyledi; sonra da Resûlullâh’a giderek Cülas’ın sözlerini nakletti. Resûlullâh (s.a.v), Cülâs’ı yanına çağırttı. Umeyr’in anlattıklarına karşi bir diyeceği olup olmadığını sordu. Cülâs böyle bir söz sarfetmediğini, Umeyr’in yalan söylediğini iddia etti. bunun üzerine Cenâb-ı Hakk’a yal-vararak kimin yalan söylediğine dair âyet indirmesini niyaz etti. bir müddet sonra nâzil olan âyet:

      “-Onlar, kötü bir şey söylemedik, diyerek Allâh’a yemin ederler. Onlar o küfür kelimesini kesinlikle söylediler. İslâm dinine geldikten sonra yine kâfirlik ettiler. O başarılı olamadıkları cinayeti kurdular. Oysa intikam almaya kalkmaları için Allâh’ın kendilerini Resûlü ile ilâhi lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebeb de yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur; yok yan çizerlerse Allâh onları dünya ve ahiret’te acı bir azaba uğratır ve yer yüzünde onlar için ne koruyacak, ne yardım edecek kimse bulunmaz!” 1

Münafıkların Resûlullâh (s.a.v) aleyhindeki tutumlarından vazgeçe-rek tövbe etmelerinin kendileri için daha iyi olacağını bildirdi.

Cülâs bin Süveyd, suçunu itiraf ederek tövbe etti, ve samimi bir Müslüman oldu. Ondan herhangi bir rivâyetin gelmediği anlaşılmaktadır.

Cülâs’ın kardeşi Hâris bin Süveyd bir ara irtidad ederek Mekke’ye kaçmıştı. Sonraları yaptığına pişman olup Medine’ye döndü. Ancak yaka-landığı takdirde öldürüleceği korkusuyla şehre giremediği için Medine yakınlarında bir yerde saklandı ve Cülâs’a haber göndererek Resûlullâh’-dan af dileyeceğini, kabul etmediği takdirde uzaklara kaçacağını bildirdi ve ondan aracı olmasını istedi. Bunun üzerine Cülâs Resûlullâh’dan kar-deşi için af diledi. Bu hadise dolaysıyla tövbe edenlerin bağışlanacağına dair Âl-i İmrân sûresinin 89. âyeti nâzil oldu.

      “-Ancak onun arkasından tevbe edip, (salâha girenler) kendile-rini düzeltenler başka;çünkü Allâh çok bağışlayan ve esirgeyendir!” 2

Cülâs bin Süveyd’in vefât tarihi bilinmemektedir. 3

Kardeşi Hâris bin Süveyd daha sonra cahiliye dönemindeki Buas Savaşı’nda babasını öldüren Mücezzir bin Ziyad’ı Uhud Şavaşı sırasında intikam hırsıyla gizli katletmişti. Cebrâil (a.s) gelib bu olayı haber verdi ve onun Cahiliye adetiyle din kardeşini gizli öldürmesine karşılık kısas uyğulanmasını emretti. Resûlullâh (s.a.v) onun infazını gerçekleştirdi.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- Tevbe-74 
2- Âl-i İmran-89 
3- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-8-107