Cübeyr Bin Mut’im

Cübeyr bin Mut’im, bin Adiy, Kureyş’in ileri gelenlerinden Mut’im bin Adiy’yin oğludur. Annesinin ismi: Ümmü Cemil bint-i Şu’be bin Abdul-lah bin Ebu Kays, Künyesi ise; Ebû Muhammed’dir. Cübeyr bin Mut’im Mekke’de doğdu ancak kaç yılında doğduğu bilinmiyor.

Cübeyr Bin Mut’im

Cübeyr Bin Mut’im
جُــبَــيْــرُ بْــنُ مُـطْـعـِـم


 Baba Adı    :    Mut’im bin Adiy bin Nevfel.
 Anne Adı    :    Ümmü Cemil bint-i Şu’be bin Abdullah.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Mekke doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 59. Miladi 678-79 yılında Medine’de vefat etti. Kabri, Medine’de Cennetül Bâki de dir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    1-Kuteyle bint-i Amr. 2-Ümmü Kıtâl bint-i Nafi. 3-Kavvâle bint-i el-Hakem. 4-Ümmü Huceyr bint-i Hakim. 5-Rebia kabilesinden ismini bilmediğimiz bir kadın ve Ümmü veledleri...
 Oğulları    :    Nafi’, Muhammed el-Ekber, Muhammed el-Asğar, Said el-Ekber, Said el-Asğar, Abdurrahman el-Ekber Abdurrahman el-Asğar, Ebu Süleyman.
 Kızları    :    Ümmü Habib, Ümmü Said, Ümmü Cübeyr, Remle bint-i Cübeyr.
 Gavzeler    :    Huneyn ve sonraki savaşlara iştirak etmiştir.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Mekkelidir. Ancak hicret edemedi.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    60 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Cübeyr bin Mut’im bin Adiy bin Nevfel bin Abdimenaf bin Kusay el-Kureyşi el-Nevfeli’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Muhammed, Ebâ Adiy.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.



Cübeyr Bin Mut’im Hayatı

Cübeyr bin Mut’im, bin Adiy, Kureyş’in ileri gelenlerinden Mut’im bin Adiy’yin oğludur. Annesinin ismi: Ümmü Cemil bint-i Şu’be bin Abdul-lah bin Ebu Kays, Künyesi ise; Ebû Muhammed’dir. Cübeyr bin Mut’im Mekke’de doğdu ancak kaç yılında doğduğu bilinmiyor. Cübeyr bin Mut’im okuma yazma bilen nadir olan insanlardandı. Neseb ilmi, şiir gibi edebi yönden yine o ğün için çok sayılı kişilerdendir. Ata soyu; Resûlullâh (s.a.v) ile Abdimenaf’da birleştiğinden, amca oğlu sayılırlardı. Nevfel Oğulları’nın ve Kureyşilerın eşraflarından olduğu için Câhiliye devrinde ve İslâm döneminde büyük bir itibara sahibtiler.

Babası Mut’im bin Adiy, Bedir Savaşı’ndan bir süre önce müşrik olarak ölmesine rağmen Mekke döneminde Resûlullâh (s.a.v)’e iyiliği do-kunmuş, ve O’na destek vermişti. Buna rağmen oğlu Cübeyr’in uzun süre İslâmiyet dinin’e düşman kaldığı anlaşılıyor. Nitekim Hicretten önce Dârü’n-Nedve’de Mekke müşriklerinin Resûlullâh’ın öldürülmesine karar verildiği zaman, Nevfel Oğulları’nın temsilcilerinden biri de Cübeyr idi. Resûlullâh (s.a.v)’ın Mekke hayatı boyunca ona hidayet nasib olmadı.

Hâttâ Cübeyr bin Mut’im, henüz genç iken onu evlendirmek için Kureyş’in ileride gelen babası, Mut’im bin Adiy, Hz.Ebû Bekr’in kızı Hz.Âişe’yi oğlu Cübeyr’e istemişti. Ebû Bekr’de Cübeyr’e vermeye söz vermişti. Mut’im bin Adiy âilesi de bu nişan işini sallıyorlardı. Fakat daha sonraları, bundan habersiz olan Resûlullâh’a Osman bin Maz’un’un hanı-mı, Havle bint-i Hakim Hz.Âişe’yi Resûlullâh (s.a.v)’e istemek için aracı oldu. Osman İbn-i Maz’un’un hanımı, Havle bint-i Hakim, Hz.Âişe’yi âilesinden istemek üzere gidince Ebû Bekr (r.a)’ın hanımı:

      “-Vallâhi şimdiye kadar Ebû Bekr, verdiği hiçbir sözden asla geri dönmedi. Bakalım ne olacak?”dedi.

Ebû Bekr (r.a) bu iş için evden çıkıp, Mut’im bin Adiy’lere gitti. Mut’im, Cübeyr’in annesi ile birlikte evinde oturuyordu. Ebu Bekr, (r.a) Mut’im bin Adiy’e:

      “-Şu bizim kızın işine ne diyorsun?”diye sordu.

Mut’im bin Adiy, karısına dönerek:

      “-Sen ne diyorsun hatun?”dedi.

Karısı:

      “-Eğer, biz, senin kızını oğlumuza alırsak, sen bizim oğlumuzu da kendi dinine döndürürsün!”dedi.

Ebû Bekr (r.a) Mut’im’e dönerek:

      “-Senin fikrin ne?”diye sordu.

Mut’im bin Adiy:

      “-Söylediklerini duydun!”diye karşılık verdi.

Hz.Ebû Bekr (r.a) sözünü yememiş olmanın verdiği sevinçle çıktı, doğruca Havle’ye gelerek bu işin Resûlullâh’ın istediği gibi olacağını haber verdi. 1

Hicretten sonra Bedir Savaşı oldu. Cübeyr bin Mut’im bu savaşa müşriklerin safında katıldı, ve daha sonra esir alınanların fidyesini getirdi. Olayı kendisi şöyle anlatır:

“-Bedir Savaşı’ndan sonra, ben, esir edilen Kureyşilerin kurtulmalık akçelerini Resûlullâh’a ödemek için, Mekke’den, Medine’ye gelmiştim. İkindi namazı’ndan sonra Mescidde yanımın üzerine uzandım orada beni uyuklama tuttu uyudum. Resûlullâh, akşam namazında Tûr sûresini okur-ken korkuyla doğruldum. Okuduklarını dinlemeye başladım. Tûr sûresini Resûlullâh (s.a.v)’den dinleyib Mescid den dışarı çıktım. Daha o günden itibaren iman ve islâm kalbime yerleşmeye başladı. Özellikle şu âyetler:

      “-Yoksa onlar, bir şeysiz, yaradansız olarak mı yaradıldılar? Yoksa, kendileri midir yaradıcıları?Yoksa gökleri ve yerleri onlar mı yaraddılar? Hayır onlar yakin sahibi değiller!” 2

Âyetlerini dinlediğim zaman kalbim uçuyordu. Namaz’dan sonra, Bedir esirleri hakkında Resûlullâh (s.a.v) ile konuştum.

Resûlullâh (s.a.v), bana:

      “-Ey Cübeyr! Eğer, baban Mut’im bin Adiy sağ olsaydı ve bize şu esirler hakkında şefaatçı gelseydi şefaatını kabul ederdik. Şu kokuşmuşlar hakkında bana söyleseydi, onları hiç şübhesiz onun hatırı için kurtulmalık akçesini almaksızın bağışlar serbest bırakırdım!” buyurdular. 3

Bedir’den sonra kalben Müslüman olduğu beyan ediliyorsa da İmam Buhâri’ye göre, Hudeybiye sulh andlaşması ile Mekke fethi arasında gel-rek İslâmiyeti kabul etmiştir. Bazılarına göre ise; Mekke fethi’nden önce İslâmiyeti kabul etmiştir. En doğrusunu Allâh bilir.

Ancak, tarihi seyre baktığımız da, karşımıza şu olayların çıktığı da bir gerçektir. Medine’den Kureyş esirlerinin bir kısmını alarak Mekke’ye geriye döndüğü zaman, Bedir yenilgisinin intikamını almak için, Kureyş kervanından elde edilen kârın sahiblerine dağıtılmıyarak yeni bir savaş (Uhud) hazırlıklarına sarf edilmesini Ebû Süfyân’a teklif edenler arasında Cübeyr bin Mut’im’de vardı.

Ayrıca çevreden yardım sağlamak üzere, meşhur şâir Ebû Azze’yi ısrarla, hâttâ tehditle harekete geçirmişti. Cübeyr bin Mut’im’in diğer bir özelliği ise Hz.Hamza yı şehid eden Habeşli köle Vahşi bin Harb onun kölesi idi. Kölesi Vahşi bin Harb’e Bedir’de amcası Tuayme bin Adiy’i öldüren Hz.Hamza (r.a)’ı öldürüb, ortadan kaldırdığı takdirde kendisini hürriyetine kavuşturacağını vaad etmişti. Uhud’da Vahşi Hz.Hamza’yı şehid edince Cübeyr çok sevinmişti. Daha sonra Reci’ faciasında esir alınan Hubeyb’i Mekke’de eziyetle öldürenlerden biri de, yine oydu.

Hudeybiye sulh andlaşması’ndan sonra, Cübeyr bin Mut’im, eski düşmanlıklarından vaz geçmiş ve Hicri altıncı yılın sonunda Miladi 628 yılında kendi isteğiyle gelerek Müslüman olmuştur. Hâttâ bir rivâyete göre; Hayber’in fethine katılarak Resûlullâh (s.a.v)’den kendi kabilesine ğanimetten pay vermesini istemiştir. Şöyle nakledilir:

“-Hz.Osman’la birlikte Resûlullâh’a geldi. Her ikisi, kendilerine tıpkı

Beni Hâşim, ve Beni Muttalib’e taksim ettiği gibi taksim etmesini rica edip şöyle dediler:

      “-Bizim akrabalığımız birdir!”

Yani Hâşim, Muttalib ve Nevfel, Cübeyr’in dedeleridir. Abdi Şems ise Osman’ın dedesidir. Yani kardeştirler. Resûlullâh razı olmadı ve şöyle buyurdular:

      “-Beni Hâşim ile Beni Muttalib aynı şey, aynı soydan gelmektedir!” 4

Cübeyr bin Mut’im (r.a), Mekke’nin fethi sırasında İslâmiyeti kabul eden Tûleka’dan olduğu da söylenir. Daha sonra İslâm ordusuyla birlikte Huneyn Savaşı’na müellefe-i kulûb olarak katılmış ve Resûlullâh (s.a.v), Cübeyr’e, Ci’rane’de ğanimet taksiminde oldukça büyük hisse vermiştir. Cübeyr bin Mut’im, Huneyn Savaşı’nda gördüklerini şöyle anlatır:

“-Hevazinler bozğuna uğramadan Müslümanlarla çarpıştıkları sırada gökten simsiyah örtü gibi bir şeyin gelip, bizim ile Hevazinler arasına düştüğünü bu gökten gelip bizimle Hevazinleri gölgeleyen ve ufku kapla-yan siyah şemsiye gibi şeye dikkatlice baktığım zaman onun siyah karın-calar olduğunu ve vadiyi doldurduğunu, Huneyn Vâdisi’nde karınca seli aktığını gördüm.

Onların, Meleklerden ibaret, Allâh tarafından yardım olup, Allâh’ın bizi onlarla desteklediğinde hiç şübhe etmedim. Nihayet Hevazin müşrik-lerinin bozğuna uğramalarından başka bir şey vak’i olmadı. Yüce Allâh Huneyn’de Resûlullâh (s.a.v)’i beş bin Melekle desteklemiş Hevazinleri bozğuna uğratmış daha kılıç vurulmadan mızrak saplanmadan onları korkutup kaçırmıştı!” 5

Cübeyr bin Mut’im den: Resûlullâh (s.a.v), bana:

      “-Cübeyr! Bir yolculuğa çıktığın zaman, arkadaşlarının arasında en güzel görünüşe ve en çok azığa sahib olmak ister misin?”dedi.

      “-Anam babam sana kurban olsun, istemez olur muyum?”dedim.

      “-O halde, şu beş sûreyi oku: Kâfirûn, Nasr, İhlas, felak, ve Nas. Her sûreye Besmele ile başla ve Besmele ile bitir!”buyurdular.

Şimdi zenginim. Vaktiyle bir yolculuğa çıktığım zaman arkadaşla-rım arasında en mütevazi ve azığı en az olanı bendim. Resûlullâh (s.a.v) bana bunları öğretti bende okudum. Yolculuk müddetince arkadaşlarım arasında elbisesi en güzel ve azığı en çok olan ben oldum!” 6

Cübeyr bin Mut’im (r.a)’ın Tâif Kuşatmasına ve Tebûk Seferlerine katılıb katılmadığı hususu ihtilaflıdır. Resûlullâh (s.a.v)’le Vedâ Haccı’na katılmış Resûlullâh’ın vefatından sonra, birinci halife Hz.Ebû Bekr (r.a) devrinde mürtedlerle yapılan bir çok savaşlara iştirak etmiştir.

İkinci halife Hz.Ömer (r.a) zamanında ise, genel olarak Medine’de kalıb meşveret heyetinde zaman zaman bulunmuştur. Bu arada Velid bin Hişam, bin Muğire, Şam taraflarına gittiği zaman, oradaki idarecilerin bir defter tutub orduyu tanzim ettiklerini bildirince Hz.Ömer (r.a)’de defter tutmaya kalkmış ve bu hususda “Enseb” Nesebler ilmini çok iyi bilen Cübeyr bin Mutim, Akil bin Ebi Talib, ve Mahreme bin Nevfeli bu iş için görevlendirmiştir.

Hz.Ömer (r.a) yukarıda ismi geçen sahabelere:

      “-İçtimai (sosyal) mevkilerine göre insanları yazınız!”

Emrini verdikten sonra üç kişilik heyet ilk önce Haşim Oğullarından başlayarak sonra, Hz.Ebû Bekr ve daha sonra da Hz.Ömer’in kabilesinin neseblerini yazmışlardır.

Hz.Ömer (r.a) bunu görünce şöyle dedi:

      “-Vallâhi ben şöyle olmasını isterdim, Resûlullâh’e en yakın olandan başlayınız. Ve, Ömer’i Allâh’ın tain ettiği gerçek yerine koyunuz!”

Osman bin Abdullah bin Mevheb’den:

“-Cübeyr bin Mut’im (r.a), bir gün bir su kenarına varmıştı. Orada bulunanlar bir miras meselesi hakkında ona soru sordular.

Cübeyr bin Mut’im (r.a):

      “-Bilmiyorum! Fakat, benimle birini gönderin sizin için o meseleyi birine sorub öğreneyim!”diye karşılık verdi.

İçimizden birisini onunla birlikte gönderdik. Cübeyr (r.a), Ömer bin Hattab (r.a)’a gelerek o meseleyi sormuştu.

Ömer bin Hattab (r.a):

      “-Fakih ve Âlim olmak isteyen Cübeyr bin Mut’im gibi yapsın!” demiş. Cübeyr ona kendisinin bilmediği soruyu sorunca Hz.Ömer (r.a):

      “-Allâh bilir!”diye karşılık vermiştir. 7

Cübeyr bin Mut’im (r.a), halife Hz.Ömer tarafından Kûfe valiliğine tayin edilmiş ise de bu tayinin hemen ardından Muğire bin Şu’be onun azlini ve kendi tayinini sağlamıştır. Halife Hz.Osman’a karşı ayaklanarak Medine’ye yürüyen âsileri geri çevirmek üzere onlarla görüşmeye giden ğrub arasında yer almış, Hz.Osman (r.a), şehid edilince her türlü tehlikeyi göze alarak onun defin işlerinde hazır bulunmuş, bir rivâyete göre de; Hz.Osman’ın cenaze namazını o kıldırmıştır.

Hz.Ali (r.a) döneminde Sıffın hadisesinde Hakem Vak’ası’nda Amr bin Âs ile Ebû Mûsâ el-Eş’ari ile anlaşmazlığa düştüğü zaman Kureyş’in ileri gelenlerinden beş kişi ile istişareyi teklif etmişti. Bu beş kişiden birisi de Cübeyr bin Mut’im idi.

Cübeyr bin Mut’im (r.a), yumuşak huylu, ve ileri görüşlü bir kişi olub, neseb, soy sop bilgisi konusunda ki bilgisi ile tanınırdı. Bu hususta aslında hocası Ebû Bekr (r.a) idi.

Resûlullâh (s.a.v)’den altmış hadis rivâyet etmiştir. Kendisinden de rivâyetleri Kütüb-i Sitte’de yer alan iki fakih oğlu Nâfi’ ve Muhammed bin Cübeyr ile Süleyman bin Sûred, Abdurrahman bin Ezher, Said bin Müsey-yeb gibi âlimler rivâyette bulunmuştur. 8

El-İsabe’ye göre; Hicretin 57-58-59. Miladi 678-79 yıllarında diğer eserlere göre; Hicretin 54. Miladi 674 yılında Muâviye bin Ebû Süfyân devrinde Medine’de vefat ederek, Cennetü’l-Baki Kabristanlığına defn edilmiştir. Kabri ise, Medine’de Cennetü’l-Baki’de dir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-3-1258 
2- Tûr-35-36 
3- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-9-203 
4- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-1-343-344-No-1093 
5- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-15-426 
6- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1639 
7- M.Yusuf Kahdehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1561 
8- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-8-104