Cüâyl Bin Süraka Hayatı

Kaynaklarda adı Cüâyl, Cuâl, Ciâl, veya Cûffal gibi farklı şekillerde geçmektedir, genlellikle onun ismi, Cüâyl bin Süraka el-Damri, veyahutta Cüâyl bin Süraka el-Ğifari olarak geçmektedir.

Cüâyl Bin Süraka Hayatı

Cüâyl Bin Süraka
جُــعَــيِــلُ بْــنُ سـُـرَاقَــة


 Baba Adı    :    Süraka el-Ğifari veya el-Damri.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Mekke doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Kısa boylu, çirkin görünüşlü, Beni Kurayza, günü bir gözünü kaybetmişti.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Uhud, Hendek, Müreysi, Beni Kureyza gibi, bir çok seferlere katılmıştır.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Mekke, Medine, Muhacir’dir.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Cûayl (Cual) bin Süraka Damreler dendi. Damre oğulları da Damre bin Bekir bin Abdümenat bin Kinanelerdendir. Ğifarlardan Sa’lebiler den olduğu da söylenir.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bilgi yok.

Cüâyl Bin Süraka Hayatı

Kaynaklarda adı Cüâyl, Cuâl, Ciâl, veya Cûffal gibi farklı şekillerde geçmektedir, genlellikle onun ismi, Cüâyl bin Süraka el-Damri, veyahutta Cüâyl bin Süraka el-Ğifari olarak geçmektedir. Kendisi Mekke doğumlu-dur. Ancak hangi tarihlerde doğduğu belli değildir. Mekke’de ilk sıralarda Müslüman olmuş, Daha sonra ise Medine’ye hicret etmiştir. Medine’de Uhud Hendek Müreysi ve diğer bir çok savaşlarda Resûlullâh (s.a.v) ile beraber bulunmuş olup Resûlullâh Beni Mustalik seferine giderken Cüâyl bin Süraka’yı Medine’de yerine vekil olarak bıraktı.

Resûlullâh (s.a.v) onun hakkında şöyle buyurmuştur:

      “-Varlığım Kudret elinde olan yüce Allâh’a kâsem ederim ki, bütün yeryüzü (kabile reislerinden) Uyeyne ve akrabaları gibi kimselerle dolup taşsa Cüâyl bin Süraka onların tümünden daha hayırlıdır!”

Cüâyl bin Süraka, Muhacirlerin fakirlerindendi. İyi amelli bir zat idi. Ashab’ı Suffa’dan dır. 1

Cüâyl bin Süraka, iyi huylu fâkir huylu fâkir Müslümanlardandı. Çirkin ve kısa boylu idi. Uhud seferine katılacağı sırada evhamlanmıştı.

      “-Yâ Resûlullâh! Bana, sen, yarın öleceksin deniliyor?!”dedi,

Bundan dolayı da, nefesini korka korka alıyordu. Resulûllah (s.a.v) mübarek eliyle onun göğsünü sıvayarak:

      “-Bütün zamanda yarından sayılır değil mi?” buyurdu.

Ebû Zer-i Ğifari (r.a) der ki:

      “-Resûlullâh (s.a.v), bana sen Cüâyl’ı nasıl tanırsın?” diye sordu.

Bende:

      “-O, yoksul ve zavallı bir insana benzer!” dedim.

      “-Peki, falanı nasıl sanırsın?” diye sordu.

      “-O, insanların ulularından birisidir”dedim.

Resûlullâh (s.a.v) bana :

      “-Cüâyl, yer dolusu kadar öyle kişilerden daha hayırlıdır!” buyurdu. 2

Hendek günü, Cüâyl bin Süraka (r.a) Hendek’in kazı işlerinde çalışır iken, Resûlullâh (s.a.v) onun ismini Amr’a çevirdi. Hendek kazı işlerinde çalışan Müslümanların da çalışırken söyledikleri Recezlerin’de ona Resulûllah’ın Cuayl adından sonra Amr adını taktığını kendisinin darlık gününde bir yardımcı olduğunu dile getirmekte. Resûlullah (s.a.v)’de okunan mısraların sonundaki (Amren) (Zahren) kelimelerine katılmakta idiler. Cüâyl bin Süraka çok iyi halli bir kişi olmakla beraber görünüşte gergin ve çirkin idi. 3

Hendek savaşından hemen sonra meydana gelen Beni Kurayza kuşat-masında Cüâyl bin Süraka (r.a), bir gözünü kaybetti. Daha sonra bir çok seferlerde bulunduğu gibi Mekke fethinde bulunup ve arkasından Huneyn savaşında Resûlullâh ile birlikte oldu.

Resûlullâh (s.a.v) Cirane’de Huneyn ganimetinin kendisine ayrılan beşte bir hisseden Müellefe-i Kuluba bol bol ihsanlarda bulunduğu zaman

Ashab’dan birisi yani Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a):

      “-Ya Resulûllah! Cüâyl bin Süraka’yı bıraktın da, Uyeyne bin Hısn ile Akra’ bin Hâbis’e ve benzerlerine yüzer, yüzer develer verdin!?” dedi.

Bunun üzerine, Resûlullâh (s.a.v):

      “-Varlığım, Kudret elinde bulunan Allâh’a yemin ederim ki: Uyeyne ve Akra’ gibi kişilerle yer yüzü dolup taşsa, Cüâyl bin Süraka, onların tümünden daha hayırlıdır! Fakat, ben, bunları, İslamiyet’e ısındırmak, alıştırmak için kolluyorum! Cüâyl bin Süraka’yı ise, sımsıkı bağlı olduğu Müslümanlığına ve Ahirette kendisine hazırlanmış olan üstün mükâfat-lara havale etmiş bulunuyorum!” buyurdu. 4

Yine buna benzer bir rivayette de şöyle denilir.

Ebu Zer (r.a) anlatıyor:

Resûlullâh (s.a.v) bana:

      “-Cüâyl’i nasıl bilirsiniz?” dedi.

Ben de:

      “-Fakir bir insandır!” diye cevap verdim.

      “-Falan hakkında ne dersin?” dedi

      “-Efendi bir adamdır!” dedim.

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v) dedi ki:

      “-Cuayl, o dediğin gibi yeryüzü dolusu efendiden daha üstündür!”

Ben:

      “-Yâ Resulûllah! Falan da, öyle zayıf imanlı, fakat, Sen, ona şöyle şöyle ikramlarda bulunuyorsun?” dedim.

Resulûllah (s.a.v):

      “-O kavminin reisidir. Kavmini İslâm’a ısındırmak için ona öyle davranıyorum!” buyurdular.

Muhammed bin İbrahim et-Temimi’den:

Bir gün Resûlullâh (s.a.v)’e:

      “-Yâ Resulûllah! Uyeyne bin Hısn’la, Akra bin Hâbis’e yüzer yüzer veriyorsunuz, fakat Cüâyl’e bir şey vermiyorsunuz, bunun sebebi nedir?” diye sorduklarında:

      “-Kudret ve iradesi ile yaşadığım yüce Allâh’a yemin ederim ki, Süraka’nın oğlu Cüâyl, Uyeyne ve Akra gibilerinin yeryüzü dolusu kadar-ından daha üstündür. Ben bu hareketimle onları dine ısındırıyorum. Cüâyl zaten inanmış, onun imanına güveniyorum!”diye cevap verdi. 5

Tebûk Seferi’nde Resûlullâh (s.a.v)’ın bir mücizesiyle karnını doyu-ran üç sahabeden biri olan Cüâyl bin Süraka (r.a)’ın ne zaman ve nerede vefat ettiği bilinmemektedir.

Şüphesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-3-238 
2- M.Âsım Köksal İslâm Târihi-10-72 
3- M.Âsım Köksal İslâm Târihi-12-213 
4- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-15-501 
5- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-13-1043