Cehcah bin Kays, el-Ğifari

Cehcâh bin Kays, el-Ğifari (r.a)’ın doğum tarihi ve vefat tarihi kesin olarak bilinmeyen, nesebi, annesinin adı, ve künyesi, âile bireyleri dahi bilinmemektedir. Kendisi ashâbı kirâmdandır. Mekke ile Medine arasında bulunan Ğifar kabilesine mensubdur.

Cehcah bin Kays, el-Ğifari

Cehcâh Bin Kays El-ğifari
جَــهْــجَـاهُ بْــنُ قَـيْــسُ اْلــغِــفَـا رِي


 Baba Adı    :    Kays bin Said bin Sa’d.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Bilgi yok.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Bilgi yok.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Bilgi yok.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Cehcâh bin Kays bin Said bin Sa’d bin Haram bin Ğifar el-Gifariy. O, Medine ehlinden di.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Hz.Ömerin Azadlı kölesidir.



Cehcâh Bin Kays El-ğifari Hayatı

Cehcâh bin Kays, el-Ğifari (r.a)’ın doğum tarihi ve vefat tarihi kesin olarak bilinmeyen, nesebi, annesinin adı, ve künyesi, âile bireyleri dahi bilinmemektedir. Kendisi ashâbı kirâmdandır. Mekke ile Medine arasında bulunan Ğifar kabilesine mensubdur. Babasının adının Kays veya Mes’ud olduğu da söylenmektedir. Cehcâh bin Kays el-Ğifari kendisinin Müslüman oluşunu şöyle anlatmaktadır:

“-Kendi kavmimden İslâmiyete girmek isteyen bir toplulukla beraber Medine’ye geldim. Resûlullâh (s.a.v), cemaâte akşam namazını kıldırıyor du. Namaz bitince ashâbı’na:

      “-Herkes yanındaki adamı götürsün!”buyurdu.

Mescid’de Resûlullâh (s.a.v) ve benden başka kimse kalmadı. Ben iri ve uzun boyluydum, yanıma kimse gelmiyordu. Beni de Resûlullâh evine götürdü. Bana keçiden süt sağdı onu içtim. Yemek hazırladı onu da yedim. Bir tane daha sağdı onu da içtim. Bana böyle tam yedi keçiden süt sağdı. Hepsini de içtim.

Ümmü Eymen (r.a):

      “-Allâh’ın Rasülü’nü bu gece aç bırakanı Allâh’da aç bıraksın!”dedi.

Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sus yâ Ümmü Eymen! O rızkını yedi. Bizim rızkımızı’da Allâh verir!”buyurdu. Sabah olunca gelip toplandılar. Herkes kendine yapılan ikramı anlatıyordu. Bende:

      “-Bana yedi keçiden süt sağıldı hepsini içtim. Bir tencere yemek yapıldı. Onu da yedim!” dedim.

Ertesi günün akşamı Resûlullâh (s.a.v) ile beraber akşam namazını kıldık. Resûlullâh (s.a.v) yine:

      “-Herkes misafirini götürsün!”buyurdu.

Mescid’de Resûlullâh (s.a.v), ve benden başka kimse kalmadı. Ben iri ve uzun boyluydum. Kimse beni götürmedi. Yine Resûlullâh (s.a.v) beni evine götürdü. Bir keçiden süt sağdı, onu içtim ve doydum.

Ümmü Eymen (r.a):

“-Yâ Resûlullâh! Bu, bizim dünkü misafirimiz değil mi?!“dedi.

Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-Evet!”dedi, ve devamla:

      “-O, bu gece mü’min olarak yemek yedi. Dün kâfir olarak yemişti. Kafir yedi bağırsağını dolduruncaya kadar yer. Mü’min ise bir bağırsağını dolduruncaya kadar yer!”buyurdular. 1

Cehcah bin Kays’ın Hz.Ömer’in azadlısı olduğu da rivâyet edilir. Bunu teyid eden şu olay.

Hicretin beşinci yılı Şaban ayı, Miladi beş Ocak 627 yılın da, Beni Mustalık oğulları seferine Resûlullâh (s.a.v) ile katılmıştı. savaşın kaza-nılmasından sonra, Resûlullâh (s.a.v) Müreysi kuyusu başındaki orduğa-hında bulunduğu sırada idi, su yüzünden, Hz.Ömer’in, Beni Gifâr’dan, ücretle tutmuş olduğu seyisi, Cehcâh bin Kays el-Ğifâri ile Ensâr’dan, Beni Avf bin Hazrec’in müttefikı, Sinan bin Veberü’l-Cüheni ile niza’a düştüler. Kuyu’da ki suyun az olması sebebiyle, daha fazla su alabilmek için, acele etmeleri yüzünden, kuyuda kovaları birbirine dolaşınca, ikisi münakaşaya başladılar.

En sonunda, Cehcâh bin Kays el-Ğifari, elini kaldırıp Sinan’a vurdu. Cehcâh ona vurunca, Sinan’ın yüzünden kan akmaya başladı. Bunun üzerine, Sinan bin Veberü’l-Cüheni:

      “-Yetişin yetişin! Ey Ensâr cemaatı !”diyerek bağırdı.

Cehcâh bin Kays el-Ğifari de:

      “-Yetişin yetişin! Ey Muhâcir cemaâtı!”diye bağırınca iki tarafta yetiştiler. Az kalsın büyük bir fitne kopacaktı öyle ki bazıları kılıçlarına sarıldılar. Fakat, ashâb’ı kirâm’ın ileri gelenleri olayı yatıştırmaya çalış-tılar. Resûlullâh (s.a.v) hemen oraya geldi. Ve:

      “-Nedir bunların halleri dertleri ?” diye sordu

Ensâr’dan bazıları:

      “-Yâ Resûlallâh! Cehcâh bin Kays el-Ğifari, adamımıza vurdu!”

Muhâcirlerden bazıları ise:

      “-Hayır yâ Resûlallâh! Sinan adamımıza şöyle şöyle dedi!”deyip tartışırlarken, Resûlullâh (s.a.v) de:

      “-Bırakın şu câhilliye davasını! Çünkü o, bir murdarlık, ve kötülük- tür. Câhilliye davası güden Cehenneme atılmış olur!”buyurdular.

      “-Yâ Resûlallâh! Oruç tutsa, Namaz kılsa, ve Müslüman olduğunu söylesede mi cehenneme atılır?”diye soruldu.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Evet! Oruç tutsa da, Namaz kılsa da, ben Müslüman’ım dese’de, Cehenneme atılır!”buyurdular.

Bundan sonra dava hoşluğa bağlandı. Ancak biri vardı ki hiç hoşnud ve memnun değildi. Baş münafık Abdullah İbn-i Selül şöyle demişti.

      “-Ey Ensâr, Evs ve Hazreç oğulları! Ben, size Sinan bin Veberü’l- Cuheniye yardımcı olmanızı tavsiye ederim. Ne duruyorsunuz!”diyerek ortalığı kızıştırmaya çalıştı bu kadar da kalmayıp yanındakilere:

“-Ben, bu muhacirleri Medine’ye kabul etmeyin demedim mi? Onlar yüzünden başımıza neler geldi. Siz onların uğru sıra ölüp evlatlarınızı yetim ettiniz. Mallarınızı paylaştınız yurdunuzu yuvanızı peşkeş çektiniz. eskilerin dediği gibi derim.

      “-Besle semirt köpeği yesin seni!”

Fakat, onlara yardım etmeyiniz nafaka, zekat sadaka vermeyiniz ki onlar etrafınızdan dağılıp gitsinler. Fakat Medine’ye hele bir dönelim o zaman aziz olanlar zelil olanları oradan sürüb çıkaracaktır!”dedi.

Bunu duyan Zeyd bin Erkam durumu Resûlullah (s.a.v)’e bildirince İbn-i Selül söylemedim deyip yemin etti.

Hz.Ömer (r.a):

      “-Yâ Resûlallâh! Emret, şu adamı öldürelim veya onu Muhammed bin Mesleme’ye emret o öldürsün!”

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Hayır yâ Ömer! O zaman Muhammed Ashabını öldürtüyor demez ler mi?” 2

Cehcâh bin Kays el-Ğifari (r.a)’ın Hudeybiye andlaşmasına katılarak Bey’atı Rıdvan’a katılıp Rıdvan Ashabından olduğu da söylenir.

Abdullah İbn-i Ömer (r.a)’der ki:

“-Cehcâh el-Gıfâri, minberde hutbe okumakta olan Osman (r.a)’a isyan etti. Hz.Osman’ın elindeki asayı alarak dizine vurdu. Osman (r.a)’ın dizi yaralandı. Asa kırıldı. Aradan bir sene geçmeden, Allâh, Cehcâh’ın elinde bir siğil peydâ etti. Cehcâh bu yüzden öldü.Bu konuda bir diğer rivâyet de şöyle denir:

Cehcâh el-Gıfârî, Hz.Osman’a isyan eden isyancılar ile isyan etti. Hattâ Hz.Osman (r.a)’ın elindeki değneği alarak onun dizine vurdu, değ-neği kırdı. Bunun üzerine orada bulunan Müslümanlar Cehcâh’a bağırdı-lar. Hz.Osman minberden inerek evine girdi. Allâh Cehcâh’ın dizinde bir yara peydâ etti. Aradan bir sene geçmeden, bu yara sebebiyle Cehcâh bin Kays el-Ğifâri öldü. 3

Cehcâh bin Kays’ın tabakat kitablarında anlatıldığına göre bir ğün Hz.Osman (r.a)’ın minberde hutbe okurken bilinmeyen bir sebeble dayan-dığı bastonu alıp sağ dizinde kırmış, kırılan bastonun kıymığı dizine batmış ve bundan sonra kemik erimesi hastalığına tutularak Hz.Osman’ın şehid edilmesinden birkaç ay sonra vefat etmiştir, denilir.

Atâ bin Yesâr, ve Süleyman bin Yesâr ile Abdullah bin Ömer’in âzadlısı Şeyh Nâfi’in ondan hadis rivayet ettikleri söyleniyor ise de İmam Bûhâri (r.a), bunun doğru olmadığını kaydetmektedir. İmam Tirmizi onun Resûlullâh’dan hadis rivayeti bulunduğunu söylemektedir.

Hayatı ve Âile bireyleri hakkında fazla bilgimiz yoktur.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.



1- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-2-784 
2- M.Âsım Köksal islâm Tarihi-12-49 
3- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-5-2068