Berâ Bin Mâ’rûr

Ensâr’ın seyyidlerinden olan Berâ bin Mâ’rûr İslâm tarihinde ismi sayğı ile anılan bir zattır. Medine’deki Hazrec kabilesinin Selime koluna mensubtur. Babasının ismi Mâ’rûr bin Sahr olub, Annesi ise: Rebâb bint-i Numan bin İmrülkays

Berâ Bin Mâ’rûr

Berâ Bin Mâ’rûr
اَل بَــرَ اء بِــنْ مَـعْـرُورْ


 Baba Adı    :    Mâ’rur bin Sahr.
 Anne Adı    :    Rebâb bint-i Numan bin İmrülkays bin Zeyd bin Abduleşhel bin Cüşem bin Evs. Sa’d bin Muaz’ın halasıdır.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Medine’ye Hicretten bir ay kadar önce sefer ayı içersinde Medine’de vefat etti. Kabri, Cennetü’l-Baki’dedir.
 Fiziki Yapısı    :    Yaşlı bir Sahabeydi
 Eşleri    :    1-Ümmü bişr Huleyde bint-i Kays 2-Humey-me bint-i Sayfi.
 Oğulları    :    Bişr bin Berâ, Mübeşşir, er-Rebab.
 Kızları    :    Hind, Sülafe, Ümmü Mübeşşir.
 Gavzeler    :    Ömrü ğazvelere kifayet etmedi
 Muhacir mi Ensar mı    :    2.Akabe bey’atında bulunmuş Ensâr’dandır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Berâ bin Mâ’rur bin Sahr bin Hansa bin Sinan bin Ubeyd bin Adiy bin Ğanm bin Kâ’b bin Selime bin Sa’d bin Aliy bin Esed bin Saride bin Tezid bin Cüşem bin Hazrec el-Ensari el-Hazreciy es-Sülemi dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Bişr.
 Kimlerle Akraba idi    :    Bişr bin Berâ’nın babasıdır.


Berâ Bin Mâ’rûr Hayatı

Ensâr’ın seyyidlerinden olan Berâ bin Mâ’rûr İslâm tarihinde ismi sayğı ile anılan bir zattır. Medine’deki Hazrec kabilesinin Selime koluna mensubtur. Babasının ismi Mâ’rûr bin Sahr olub, Annesi ise: Rebâb bint-i Numan bin İmrülkays bin Zeyd bin Abdüleşhel bin Cüşem bin Evs’dir. Bu kadın meşhur Ensar’dan olan Sa’d bin Muaz’ın halasıdır. Kabile neseb ve soyu: Berâ bin Mâ’rûr bin Sahr bin Hansa bin Sinan bin Ubeyd bin Adiy bin Ğanm bin Kâ’b bin Selime bin Sa’d bin Aliy bin Esed bin Saride bin Tezid bin Cüşem bin Hazrec el-Ensari el-Hazreciy es-Sülemi’dir. Künyesi Ebû Bişr dir İki tane Hanımı olduğu söylenir bunlar, Ümmü bişr Huleyde bint-i Kays ve Humeyme bint-i Sayfi dir.

Kızları Hind, Sülafe, Ümmü Mübeşşir. Ümmü Mübeşşir Zeyd bin Hârise ile evlendi. Oğlu Bişr bin Berâ sahâben dir. Hayber’de Resûlullâh (s.a.v)’e suikasd sonucu Zeyneb adındaki Yahudi bir kadının hazıladığı zehirli etten yemesi sonucu Şehid olarak vefat etmiştir.

Ensâr dan Kâ’b bin Mâlik der ki:

“-Kavmimizin müşrik olan hacıları ile birlikte Medine’den Mekke‘ ye yola çıktık. Seyyidimiz ve büyüğümüz seferlerde yöneticimiz olan, Berâ bin Ma’rûr’da yanımızda idi. Zahir’el-Beyda’da bulunduğumuz sıralarda Berâ bin Ma’rûr bize:

      “-Ey şu cemaât! Ben bir görüşe varmış bulunuyorum. Vallâhi onun üzerinde bana uyar mı uymaz mısınız bilemem!”dedi

Kendisine:

      “-Nedir bu görüşün?”diye sorduk.

      “-Ben, şu görüşe vardım ki. Şu Beyt’i Kâbe’yi arkama almayayım. Namazı ona doğru kılayım!”dedi.

Biz de, ona:

      “-Vallâhi Resûlullâh (s.a.v)’den bize erişen o ki ancak namazın Şam’a Beyt’i Makdis’e doğru yönelib kılmaktır. Biz ona aykırı hareket etmek istemeyiz!”dedik.

O zaman, Kâbe henüz kıble ilan edilmemişti. Berâ bin Mâ’rûr ise:

      “-Muhakkak namazımı Kâbe’ye doğru kılacağım!”dedi.

Biz ise:

      “-Böyle yapamayız!”dedik.

Biz, namazlarımızı Şam’a doğru, o ise, Kâbe’ye doğru kıldı. Biz ise onu ayıbladık durduk. Nihayet Mekke’ye vardık.

Berâ bin Mâ’rûr, bana:

      “-Yeğenim, ey kardeşimin oğlu! Bizi, Resûlullâh (s.a.v)’e götür de. Bu yolculuk sırasında olanları O’na soralım. Benim yaptığım ve sizin muhalefet ettiğiniz şu kıble meselesini ona soralım. Zira içime bir şübhe düştü?”dedi.

Onunla birlikte Resûlullâh (s.a.v)’e gittik. Resûlullâh (s.a.v)’ın yeri-ni sorduk. Kendisini daha önce hiç görmemiştik tanımıyorduk. Ebtâh’ta Mekkeliler den birine rastladık. Ona, Resûlullâh’ı sorduk. O da, bize:

      “-Siz, O’nu tanımıyor musunuz?”dedi.

      “-Hayır!”dedik.

      “-Peki, Amcası Abbas’ı tanımıyor musunuz?”

      “-Evet tanıyoruz!” dedik.

Zira Abbas ticaret ehli idi. Medine’ye sık sık gelir giderdi.

Adam bize:

      “-Öyleyse, Mescid-i Harem’e gidiniz. Aradığınız O zat şimdi amcası Abbas bin Abdülmuttalib ile birlikte oturuyordur!”

Mescid-i Harem’e gittik. Abbas (r.a) oturuyor, Resûlullâh (s.a.v)’de yanında idi fakat biz tanımıyorduk. O an, O’nu tanıyacaktık. Selâm verdik yanlarına oturduk.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Yâ Ebâfadl! Bunları tanıyor musun?”diye sordu.

Abbas (r.a):

      “-Evet tanıyorum! Şu kavminin seyyidi ve ulusu Berâ bin Mâ’rûr’-dur, şu da Kâ’b bin Mâlik’tir!”deyince

      “-Şu şâir olan mı?”deyişini vallâhi hala unutamıyorum.

Abbas (r.a):

      “-Evet!”dedi ve Berâ bin Mâ’rûr söze başladı:

      “-Yâ Resûlallâh! Ben, yolculuğa çıktım. Yüce Allâh, bana, hidayet edib İslâmiyeti nasib etti. Lâkin ben, şu Beyt’i arkama alıb namaz kılma-yı hoş görmeyib, Şam’a değil de, şu Beyt’e doğru namazlarımı kıldım. Arkadaşlar ise bana bu hususta muhalefet ettiler. Benim de içime bir şübhe düştü. Yâ Resûlallâh! Sen ne dersin ne buyurursun?”dedi.

Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurdu:

      “-Sen, bir kıble üzerinde bulunuyordun onda sabr etsen olurdu!”

Bunun üzerine Berâ bin Mâ’rûr, Resûlullâh (s.a.v)’ın o gün geçerli olan kıblesine döndü. Bizim ile Şam’a Beytü’l-Makdise doğru namaz- larını kıldı!” 1

Daha sonra İkinci Akabe biatı’nda bulunarak şöyle demiştir:

      “-El hamdü lillâh, O Allâh’a ki, bize Muhammed (s.a.v)’ı gönderdi ve O’nun getirdiklerini bize ikrâmda bulundu. Bizler İslâm’a dâvet olun- anların ahiri, ve bu dâveti kabul edenlerin ise ilki olub, yüce Allâh’ın dâvetine icabet ettik. Dinledik, ve itaat ettik. Ey Evs ve Hazrec cemaâti! Allâh sizleri İslâm diniyle şereflendirdi. Bunun şükranesi olarak dinle-mek, boyun eğmek ve yardımlaşmak yolunu tutunuz. Allâh ve Resûlüne boyun eğiniz!”dedi ve oturdu. 2

Gelecek yıl, Hac mevsiminde buluşmayı umarak Mekke’den ayrıl-dılar. Resûlullâh (s.a.v), ikinci Akabe biatinde oniki nakib seçmişti ki onlardan biri de Berâ bin Mâ’rûr (r.a)’dır. Medine’ye geldikten sonra Berâ bin Mâ’rûr, sefer ayında Resûlullâh (s.a.v)’ın Medine’ye gelmeden Hicretten bir ay önce vefat etmişti. Kendileri ölüm döşeğine düşünce malının üçte birini dilediği yere verilmesi sarf edilmesi için Resûlullâh’a verilmesini âilesine vâsiyet etti. ve:

      “-Kabrim’de benim yüzümü, Kâbe’ye doğru yöneltiniz!”dedi ve dilediği gibi yapıldı.

Başka bir rivayette de:

Berâ bin Mâ’rûr, bir yıl sonra Hac mevsiminde Mekke’ye geleceğini Resûlullâh’a vaâd etmişti. Fakat Hac mevsimine erişmeden ölüm döşe-ğine düşünce ailesine:

      “-Muhammed (s.a.v)’e olan vaâd’im dolaysıyle beni, Kâbe’ye doğru çeviriniz. Çünkü, ben, O’na gelmeyi vaâd etmiştim!”dedi.

Ve, böylece diri ve ölü olarak Kâbe’ye yönelenlerin ilki oldu.

Resûlullâh (s.a.v), Medine’ye Hicret edince Berâ bin Mâ’rûr (r.a)’nı sordu. Ve, Ashâbıyla birlikte Berâ bin Mâ’rûr (r.a)’ın kabrine gitti kabri-nin üzerine, bir ay sonra saf bağlayıb cenaze namazı kıldı.

      “-Ey Allâh’ım! Onu yarğıla. Ona, rahmet et. Ve, ondan hoşnut ol!” diyerek dua etti.

Ensâr temsilcilerinden ilk vefat eden, ve kabri üzerinde Resûlullâh tarafından ilk defa cenaze namazı kılınan zat idi. Allâh ondan razı olsun. 3

İslâm tarihinde ilk cenaze namazı Berâ bin Mâ’rûr (r.a)’ın cenaze namazıdır. Yer yüzünde ilk kılınan cenaze namazı ise Hz.Adem’in dir. 4

Berâ bin Mâ’rûr (r.a)’ın Resûlullâh’a verilmesini vasiyet ettiği malları Berâ’ın vârislerine iade etti. Berâ bin Ma’rur’ın Bişr bin Berâ, Mübeşşir, er-Rebab adlarınki oğllarından en meşhuru sahabe den Bişr bin Berâ’dır. Hanımları ise Ümmü bişr Huleyde bint-i Kays, Humeyme bint-i Sayfi dir.

Kabri Medinede Cennetü’l-Baki’dedir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir Allâh, onlardan razı olsun.


1- M.Âsım Köksal İslam Tarihi-6-29 
2- M.Âsım Köksal İslam Tarihi-6-42 
3- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-6-88 
4- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-8-60