Avn Bin Ca’fer Bin Ebû Talib

Resûlullâh (s.a.v)’ın Amcası Ebû Talib’in oğlu Ca’fer’i Tayyar’ın ve Esmâ bint-i Ümeys el-Has’amiye’nin oğulları, Abdullah bin Ca’fer ile Muhammed bin Ca’fer’in kardeşleri, Hz.Ali ve Akil’in yeğenleri, Abdullah bin Abbas’ın teyzesi oğlu,

Avn Bin Ca’fer Bin Ebû Talib

Avn Bin Ca’fer Bin Ebû Talib
عَــوْنُ بْــنُ جَـعْـفـَـرُ بْــنُ أبـِى طَـالِـب


 Baba Adı    :    Ca’fer bin Ebû Talib.
 Anne Adı    :    Esmâ bint-i Ümeys.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 624. veya 625. yıllarda Habeşistan’da doğduğu söylenir.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hz.Ömer’in hilafeti devrinde Tüster Savaşı-’nda şehid olmuştur.
 Fiziki Yapısı    :    Resûlullâh’a benzerdi.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Suriye Irak, İran’ın fetihleri Tüster Savaşı.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Muhacir çocuğudur.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Avn bin Ca’fer bin Ebû Talib bin Abdül-muttalib bin Hâşim bin Abdimenaf el-Kureyşiy el-Hâşimi’dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Bilgi yok.
 Kimlerle Akraba idi    :    Ca’fer bin Ebû Talib’in oğlu, Hz.Akil’in ve Hz.Ali’nin yeğenleri, Abdullah bin Ca’fer ile Muhammed bin Ca’fer’in kardeşleri, Abdullah İbn-i Abbas’ın teyzesi’nin oğludur.


Avn Bin Ca’fer Bin Ebû Talib Hayatı

Resûlullâh (s.a.v)’ın Amcası Ebû Talib’in oğlu Ca’fer’i Tayyar’ın ve Esmâ bint-i Ümeys el-Has’amiye’nin oğulları, Abdullah bin Ca’fer ile Muhammed bin Ca’fer’in kardeşleri, Hz.Ali ve Akil’in yeğenleri, Abdullah bin Abbas’ın teyzesi oğlu, Avn bin Ca’fer’in kabile ve nesebi şöyledir: Avn bin Ca’fer bin Ebû Talib bin Abdülmuttalib bin Hâşim bin Abdimenaf el-Kureyşiy el-Hâşimi’dir. Lakab ve Künyesi ise çoluk çocuğu olmadığı ve erken yaşlarda şehid olduğu için künye ve lakabı belli olmamıştır.

İslâmiyet’i ilk kabul edenlerden ve Habeşistan’a hicret eden Ca’fer bin Ebû Talib, ve eşi Esmâ bint-i Ümeys’in takriben Miladi 624 yıllında bu âilenin Habeşistan’da doğan ikinci çocuklarıdır.

Avn bin Ca’fer (r.a), Babası ve âilesi ile birlikte Habeşistandan, Medine’ye geri dönünce Resûlullâh (s.a.v)’in mübarek cemalini ilk defa Hayber Ğazvesi sonrası gördü. Avn bin Ca’fer (r.a)’in babası ve âilesinın Medine’ye hicret etmelerine çok memnun olan, Resûlullâh (s.a.v), âilesi hakkında hayır duâlarında bulunduktan sonra, Avf bin Ca’fer ve kardeş-lerinin başını mübarek elleriyle meshedib okşamıştır.

Babası Hz.Ca’fer (r.a) ile bir yıl kadar Medine’de oturup Mescid-i Nebevi de Resûlullâh (s.a.v)’ın dizinin dibinde Nebevi havayı teneffüs ettikten kısa bir süre sonra, babası Ca’fer (r.a) Hicretin sekizinci yılında Mûte Savaşı’nda kahramanca şavaşıb iki kanadlı olarak cennetlere şehid olarak yükselince Avn, iki kardeşi Abdullah ve Muhammed ile birlikte yetim kaldılar.

Anneleri Esmâ bint-i Ümeys der ki:

“-Ca’fer bin Ebû Talib ve arkadaşları Mûte’de şehid olduğu zaman, Resûlullâh (s.a.v), evimize yanıma geldi. O gün, kırk deri dabaklamıştım. Ekmeklik hamurumu yoğurduktan sonra çocuklarımın yüzlerini yıkamış, başları tarayıb yağlamıştım bana:

      “-Ey Esmâ! Ca’fer’in oğulları, nerede?”diye sordu ve:

      “-Ca’fer’in oğullarını bana getir!”buyurdu.

Onları yanına getirdim. Bağrına basıp öptü ve kokladı. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Ben:

      “-Yâ Resûlallâh! Babam anam Sana feda olsun! Sen, ne için böyle ağlıyorsun? Niçin oğullarıma yetimlere yaptığın gibi yapıyorsun? Yoksa, Ca’fer ve arkadaşlarından Sana acı bir haber mi erişti. Her halde, Ca’fer’- den sana bir şey erişmiş olmalı?”dedim.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Evet! Onlar, bugün şehid oldular!” buyurunca, ben dayanamadım:

      “-Vâh efendim! Vâh Ca’fer’im!”diyerek feryada başladım. Kadınlar başıma toplandılar. Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ey Esmâ! Sakın, ağzından kaba ve uygunsuz sözler kaçırma ve göğsünü de dövme!”buyurdu.

En büyük abisi Abdullah bin Ca’fer der ki:

“-Resûlullâh (s.a.v), benim ve kardeşlerimin başımızı okşarken, ben O’nun yüzüne bakıyordum. O’nun Gözlerinden süzülen yaşlar, sakalından damlıyordu. Sonra:

      “-Ey Allâh’ım! Ca’fer, hiç şüphesiz, sevabın en güzeline doğru iler-leyib vardı, kavuştu. İyi kullarından olanların zürriyetine halef olduğun en güzel şeyle halef ol!”diyerek dua etti.

Anneleri Esmâ bint-i Ümeys der ki:

“-Resûlullâh (s.a.v), kalkıb evine gitti. Kızı Fâtıma’nın yanına vardı. Fâtıma, Ca’fer’in şehâdetini duyunca:

      “-Vâh amcacığım!”diyerek ağlıyordu.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sen, ağıtçı olarak, Ca’fer üzerine, Ca’fer gibisine ağla!”buyurdu.

Daha sonra da:

      “-Ca’fer’in âilesi için yemek yapınız! İhmal etmeyiniz. Onlar için yemek yapınız! Onlar, bu gün başlarının derdiyle, kaybettikleri Âile büyük-lerinin acısıyla uğraşıyorlar! Onların başına, kendilerine bakamayacak hal geldi!”buyurdular.

Üç gün boyunca Ca’fer (r.a)’in hane halkına yemek yapılıb yedirildi. Bu, Hâşim Oğulları Hânedanı arasında sünnet oldu. Bu, İslâm’da ölenin ev halkı için yapılan ilk yemekti.

Abdullah bin Ca’fer (r.a) o günlere ait hatıralarını şöyle anlatır:

“-Resûlullâh (s.a.v), evine girdi ve beni de beraberinde içeriye aldı. Ve, emretti. Ev halkımız için yemek yapıldı. Adam gönderdi. Kardeşimi- de oraya getirtti. Yanında yemek yedik. Vallâhi yediğimiz, tatlı ve müba-rek bir yemekti. Hizmetçisi Selmâ, hemen arpa kabının yanına vardı. Onu, öğütüb kepeğinden ayırıp pişirdi. Zeytinyağı kattıktan sonra, üzerine biber ekti. Onu, ben ve kardeşim, Resûlullâh ile birlikte yedik.

Resûlullâh (s.a.v)’ın evinde üç gün oturduk. Resûlullâh (s.a.v)’ın kadınlarının evlerinden her birinde kendisiyle birlikte kalıyorduk. Sonra evimize döndük. Resûlullâh (s.a.v), benim ve kardeşim için bir davar işa-retleyib gönderdi ve bereket duası yaptı. Ben, o davar kadar bereketli ve verimli ne bir şey sattım. ne de satın aldım!”

Resûlullâh (s.a.v), Hz.Ca’fer’in ev halkının yanına üç gün uğramadı. Onları, kendi hallerine bıraktı. Sonra, onların yanlarına vardı:

      “-Kardeşime artık ağlamayınız! Bu günden veya yarından sonra da, Kardeşimin iki oğluna bakmak da, bana aiddir!”buyurdu, ve, bizleri kuş yavrusu gibi kendi evine getirtti.

      “-Bana, bir berber çağırınız!”dedi, berber çağrıldı başımızı tıraş etti.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Muhammed bin Ca’fer, amcamız Ebû Talib’e daha çok benziyor! Abdullah ise, yaratıldığı fiziki yapıca ve huyca bana daha çok benziyor!” buyurduktan sonra, ellerini kaldırdı, ve:

      “-Ey Allâh’ım! Ca’fer’in ev halkına hayırla halef ol! Abdullah’ın sağ elini, alış verişte mübarek ve verimli kıl!”diyerek dua etti.

Bu duayı üç defa tekrarladı. Annemiz Esmâ gelince olanları, ve bu duayı ona anlattım. Çok sevindi. Resûlullâh (s.a.v)’de, kendisine:

      “-Sen, bu çocukların geçim ve bakımları hakkında hiç endişelenme! Dünya’da ve ahiret’te onların velisi benim. Bu günden sonra kardeşime ağlama!”buyurdular.

Resûlullâh, üç günden sonra Ca’fer (r.a) için ağlamayı yasakladı. 1

Avn bin Ca’fer’in tarih açısından bazı özelliği de; Annesi Esmâ bint-i Ümeys (r.a)’nın babası Ca’fer bin Ebi Talib’in şehadetinden sonra ilk önce Ebû Bekr (r.a) ile evlenmesi, onun vefatından sonra da amcası Hz.Ali (r.a) ile evlenmesi münasebetiyle bu değerli zatlardan azami derecede istifade etmiş olmasıdır. Ayrıca 26 yaş gibi çok erken sayılabilecek yaşlarda şehid olduğu için herhangi bir ihtilafa da karışmamıştır.

İbn-i Hacer el-Askalani ise şöyle anlatır:

Avn bin Ca’fer, bin Ebi Talib el-Haşimi, Resûlullâh’ın amcası oğlu Ca’ferin oğludur. Habeşistan’da doğdu, babası onu Hayber Savaşı’nda getirdi. Nesâi ve kimileri Muhammed bin Ebû Ya’kûb tarikiyle Hasan bin Sa’d, Abdullah bin Ca’fer, bin Ebi Talib’den tahriclerine göre dedi ki:

“-Ca’fer bin Ebi Talib öldürüldüğü zaman Resûlullâh şöyle dedi:

      “-Bana kardeşlerimin oğullarını çağırın!”

“-Biz civcivler gibi getirildik. Buyurdu ki:

      “-Bana bir berber çağırın!”

Berber geldi ve ona başlarımızı tıraş etmesini emretti. Sonra şöyle buyurdu:

      “-Muhammed bin Ca’fer, amcamız Ebû Talib’e benziyor. Avn bin Ca’fer’e gelince, huyu huyuma vücudu vücuduma benziyor!”

Sonra elimi tuttu, kımıldattı ve şöyle dua etti:

      “-Ca’fer’in ardındakileri hayırlı eyle! Abdullah’ın da alış verişini kârlı ve bereketli eyle!”

Bu sahih bir seneddir. İbn-i Mende bunu bu varyanıttan kısaca yalnız Resûlullâh’ın Avn’a söylediği kısaca yalnız Resûlullâh’ın Avn’a söylediği şu sözünü zikrederek nakletti:

      “-Ahlakın ahlakıma vücudun vücuduma benzemiştir!”

İbn-i el-Esir bunu, onun biyoğrafisinde naklettiğinde şöyle dedi:

      “-Resûlullâh, bunu babası Ca’fer’e demiştir!”

Ve bununla onun yanıldığına işaret etmiştir. Oysa durum hiç de zann-ettiği gibi değildir. Bilakis iki hadis de sahihtir. O ikisinden her biri Resûlullâh (s.a.v)’e benzeyenler arasında sayılmışlardır. Ca’fer’in oğulları Muhammed ile Avn’dan hagisinin daha büyük olduğu hususuda ihtilaf edilmiştir. Abdullah’a gelince; her ikisinden de büyüktür.

Musa bin Ukbe anlattı:

      “-Abdullah hicri ikinci yılında doğdu. Biyoğrafisinde de geçtiği gibi, bu görüşten başka görüş de serdedenler olmuştur!”

Ebû Ömer der ki:

“-Avn bin Ca’fer, Tüster’de şehid edilmiştir. Bu, Ömer (r.a)’ın halife-lik döneminde olmuştur.

Avn bin Ca’fer’ın çoluk çocuğu yoktur!” 2

İbn-i Esir fi’t-Tarihi kamilin de Hicri 18-19-20 yıllarında Tuster’in fethinde Avn’ın kardeşi Muhammed’in bu savaş sırasında şehid düştüğünü söyleyenler olduğundan bahseder.

Avn bin Ca’fer bin Ebi Talib (r.a)’ın çoluk çocuğunun olmayışından dolayı onun hakkında fazla bir malumat bulunmamaktadır. Ayrıca kendi-sinden herhangi bir hadis rivayeti de bulunmamaktadır.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- M.Âsım Köksal İslam Tarihi-15-74-77 
2- el-İsabe İbn-i Hacer el-Askalani-3-574-No-6111