Avf Bin Mâlik El Eşcâi

Avf bin Mâlik el-Eşcâi’nin hangi tarihte nerede doğduğuna dair bilgi yoktur. Âile bireyleri ve çoluk çocuğu hakkında’da yeterli bilgi yoktur. Ebû Abdullah, Ebû Hammad, Ebû Muhammed, Ebû Salim, veya Ebû Amr gibi değişik künyelerle de anılır.

Avf Bin Mâlik El Eşcâi

Avf Bin Mâlik El Eşcâi
عَــوفُ بْــنُ مَـا لِــكُ اْلأ شْـجَـعِـي


 Baba Adı    :    Mâlik bin Ebi Avf el-Eşcâi.
 Anne Adı    :    Bilgi yok.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicretin 73. Miladi 692. yılda Şam’da veya Humus’da vefat etti. Kabri o bölgede dır.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Salim bin Avf el-Eşcâi.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Hayber, Mûte, Zatü’s-Selâsil, Mekke fethi, Huneyn, Tâif Kuşatması, Tebûk, İstanbul seferi gibi bir çok seferler.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Medineli Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    67 tane.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Ebû’d-Derda ile din kardeşi ilan edilmişti.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Avf bin Mâlik bin Ebi Avf el-Eşcâi Kabi-lesine mensubdur.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebâ Abdurrahman, Ebû Hammad, Ebû Amr, Ebâ Salim, Ebû Muhammed.
 Kimlerle Akraba idi    :    Sahabeden Mâlik bin el-Eşcâi’nin oğlu ve Salim bin Avf’ın babası dır.


Avf Bin Mâlik El Eşcâi Hayatı

Avf bin Mâlik el-Eşcâi’nin hangi tarihte nerede doğduğuna dair bilgi yoktur. Âile bireyleri ve çoluk çocuğu hakkında’da yeterli bilgi yoktur. Ebû Abdullah, Ebû Hammad, Ebû Muhammed, Ebû Salim, veya Ebû Amr gibi değişik künyelerle de anılır. Gençlik yılları hakkında hiç bilgi yoktur. Hicretin altıncı yılında Müslüman oldu. Hayber’in fethi, Mûte ve Tebûk Seferlerı’ne katıldı. Mekke’nin fethinde Eşca’ kabilesinin sancağını taşıdı. Resûlullâh (s.a.v) Medine’de kendisiyle Ebû’d-Derda arasında kardeşlik bağı kurdu.

Avf bin Mâlik el-Eşcâi (r.a)’nın rivayet ettiği bazı olaylar vardır ki, bunların birçoğunu kendisi naklederek bizleri bilgilendirmiştir.

Avf bin Mâlik (r.a) anlatıyor:

      “-Bir gece Resûlullâh (s.a.v), bizi bir yerde konaklattı. Herkes deve-sini çökertti. Gece, bir müddet dikkat ettiğim halde, Resûlullâh (s.a.v)’ı devesinin yanında göremeyince telaşlanarak Resûlullâh (s.a.v)’ı aramaya koyuldum. Sağa sola dolaşırken, Mûaz bin Cebel ve Ebû Mûsâ’nın aynı telaşa kapıldıklarını gördüm. Böyle dolaşıb dururken vâdinin üst taraf-larından değirmen uğultusuna benzer bir ses geldiğini işittik!”

Daha sonra, Resûlullâh (s.a.v)’e, bu durumu anlattığımızda bize şu karşılığı verdi:

      “-Geceleyin Rabbımın katından gelen bir melek, ümmetime şefaat etmek ile onların yarısının cennete girmesini kabul etmek arasında beni muhayyer bıraktı: Bende şefaat etmeyi tercih ettim!”

Ben:

      “-Ey Allâh’ın Resulü! Allâh adına ve arkadaşlığımız adına sana yemin veriyorum: Bize de şefaât edecek misin?”dedim.

      “-Sizlere de elbette şefaât edeceğim kimselerdensiniz!” buyurdu.

Daha sonra, Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte kervanların yanına geldik. Onlarda Resûlullâh (s.a.v)’ın kaybolmasından endişeye kapılmışlardı.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Bana, Rabbımdan bir melek geldi ümmetimin yarısını cennete sokmakla, onlara şefaât etmem arasında beni muhayyer bıraktı. Bende, ümmetime şefaât etmeyi tercih ettim!”buyurdu.

Onlar da, Resûlullâh (s.a.v)’e:

      “-Allâh adına ve dostluğumuz adına sana yemin veriyoruz. Bizlerde şefaât edeceğin kimselerden miyiz?”diye sordular.

Resûlullâh (s.a.v)’ın etrafına toplandıkları zaman Resûlullâh, onlara:

”-Şefaâtım, ümmetimden Allâh’a hiç birşeyi ortak koşmadan ölen-leredir. Sizler de şâhid olun!”buyurdu. 1

Avf bin Mâlik el-Eşcâi (r.a) anlatıyor:

“-Tebûk Seferi’nde, deri bir çadırın altında bulunan, Resûlullâh’ın yanına geldim. Selâm verdim. Selâmı mı aldı ve:

      “-Gir!”dedi

      “-Bütün vücudumla mı?”diye sordum.

      “-Bütün vucudunla!”buyurdular.

Bunun üzerine bende çadıra girdim. Çadır çok küçük olduğu için ben, Resûlullâh (s.a.v)’e böyle sordum!” 2

Avf bin Mâlik el-Eşcâi (r.a)’den:

“-Resûlullâh (s.a.v) bir gün semaya bakarak:

”-Şu an ilmin kaldırılacağı bir andır!”buyurdu.

Ensâr’dan İbn-i Lebib adında biri:

”-Ey Allâh’ın Rasülü! Kitablarda yazılı kafalarda nakşedilmiş bir ilim nasıl kaldırılır?”diye sordu.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Zanederim Medine’nin en fakihlerindensin!”buyurarak,

Allâh’ın kitabı ellerinde olduğu halde Yahudi ve Hırıstiyanların nasıl sapıttıklarından bahsetti!”

Râvilerden birisi der ki:

“-Şeddâd bin Evs’e rastladım. Ona Avf’ın naklettiği hadisi söyledim.

Şeddad bin Evs (r.a):

      “-Avf, doğru söylemiş. Kaldırılan ilk şeyin ne olduğunu sana söyli-yeyim mi?”dedi:

      “-Söyle!”dedim:

”-Allâh korkusu! O kadar ki Allâh’dan korkan kimse göremiyecek-sin!”dedi. 3

Muhammed bin İshak’dan: Mâlikü’l-Eşcai Resûlullâh’a gelerek:

      “-Oğlum, Avf esir edildi!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-Ona haber gönder! Resûlullâh, Lâ hâvle vela kuvvete illa billah….. duasını çok çok yapmanı emrediyor de!”buyurdu.

Avf (r.a)’a haber gönderilib, Resûlullâh (s.a.v)’ın sözleri nakledildi. Resûlullâh (s.a.v)’ın gönderdiği haberi alan Avf (r.a), yere kapanıb:

      “-Lâ hâvle vela kuvvete illa billah!”demeye başladı.

Kendisini sırımla bağlamışlardı. Üzerindeki sırımlar kendiliğinden yere düştü. Bağlı olduğu yerden dışarı çıkan Avf (r.a), onların develerinden birisini gördü. Ona binib sürdü. Yolda kendisini esir edenlerin sürülerini gördü. Sürüye seslendi develer biribiri peşinden Avf (r.a)’ın arkasından geldiler. Beklemedikleri bir anda, ansızın kapıda oğullarının sesini duyan babası:

      “-Kâbe’nin Rabbına yemin olsun ki, Avf!”dedi.

Annesi’de:

”-Vay ciğerim!”dedi.

Avf (r.a) kendisini bağladıkları sırımın yaptığı yaralardan dolayı acı çekiyordu. Babası ile hizmetçi kapıya koştular. Avf (r.a), develeri avluya doldurmuştu. Avf (r.a), başından geçenleri ve develeri getirişini babasına anlattı. Babası’da, Resûlullâh (s.a.v)’e giderek Avf’ın başından geçenleri develeri getirişini anlattı.

Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-Onları, dilediğin gibi kullan. Kendi develerine ne yapıyorsan onlara da onu yap!”buyurdu.

Bunun üzerine şu âyet nazil oldu.

      “-Allâh’dan korkana Allâh bir çıkış yolu gösterir. Ona umma-dığı yerden rızık verir. Kim Allâh’a güvenirse, Allâh ona kafidir!” 4

Bir diğer rivayette ise şu ilave vardır:

Avf (r.a)’ın babası, Resûlullâh (s.a.v)’e geliyor. oğlunun durumun-dan içinde bulunduğu halden, ihtiyaçlarından yakınıyordu: Resûlullâh’da ona sabırlı olmasını tavsiye ediyor ve şöyle diyordu:

      “-Allâh, sana mutlaka bir çıkış yolu gösterecektir!” 5

İbn-i Merdüyeh, Kelbi tarikiyle Ebû Salih, İbn-i Abbas’dan rivayet ederek dedi ki:

“-Avf bin Mâlik el-Eşcai Resûlullâh’a gelib şöyle dedi:

      “-Yâ Resûlallâh! Düşman çocuğumu esir aldı, annesi çok üzülüyor, ne yapmamı emredersin?”

Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurdu:

      “-Çokça La havle velâ kuvvete illâ billâh demenizi tavsiye ederim!”

Bunun üzerine Salim’in annesi kadın şöyle dedi:

      “-Resûlullâh, sana ne güzel şey emretmiş!”

Devamlı olarak bunu söylediler ve bir an düşman, oğlundan ğafil oldu. O da dörtbin kadar olan koyunlarını alıb doğru babasına getirdi. Bunun üzerine şu âyet nazil oldu.

      “-Allâh’ kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar!” 6

Yukarıdaki iki farklı anlatımda birinde oğlunun ismi Avf olarak geç-mekte diğerinde ise oğlunun ismi Salim bin Avf olarak geçmektedir. Bu iki farklı rivayet üzerinde bir çok ihtilaflar olmuştur. Allâhu Â’lem, el-İsabe’-de anlatılan ikinci isim yani Salim bin Avf el-Eşcai daha doğru olsa gerek. Zira Avf bin Mâlik (r.a)’ın hem babası hemde oğulları sahabedirler. Kaldı- ki, bu anlatılan olay oğlu Salim bin Avf’ın başından geçmiştir. 7

Avf bin Mâlik, anlatıyor:

“-Yanımda kalan bir adama Kûr’ân öğretmiştim. O da bana bir yay hediye etmişti. Bunu Resûlullâh (s.a.v)’e söylediğim zaman bana:

      “-Avf! İki omuzun arasında bir parça cehennem ateşi olduğu halde Rabbına kavuşmak ister misin?”diye sordu 8

Avf bin Mâlik (r.a) anlatıyor:

“-Eriha’da (kudus yakınlarında bir yer) bir kilisede kuşluk uykusuna yatmıştım. O zaman orası mescid di ve namaz kılınıyordu. Uyandım birde baktım ki, yanımda ki, odadan bir arslan bana doğru geliyor. Korkarak kalktım hemen silahıma koştum bunun üzerine arslan bana:

      “-Dur! Sana vermek için bir mektub getirdim!”dedi.

      “-Seni kim gönderdi?”dedim.

      “-Beni, sana öbür aleme göçmek üzere olan Muâviye’nin cennetlik olduğunu bildirmek için Allâh gönderdi!”dedi

      “-Hangi Muâviye?”dedim.

      “-Muâviye bin Ebû Süfyan!”cevabını verdi. 9

Avf bin Mâlikü’l-Eşcâi’yi selametle dönüşlerini ve ğazaları sırasında olub bitenleri Resûlullâh (s.a.v)’a haber vermek üzere postacı olarak en önden gönderdi.

Avf bin Mâlik der ki:

“-Halkın, bu seferden dönüşlerinde Resûlullâh (s.a.v)’ın yanına ilk varan ben oldum. Seher vakti idi, Resûlullâh evinde namaz kılıyordu.

      “-Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!”diyerek selâm verdim. Selâm verince, Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sen Avf bin Mâlik misin?”diye sordu.

      “-Evet! Babam, anam Sana feda olsun! Ben Avf bin Mâlik’im! Yâ Resûlallâh!”dedim.

      “-Sâhibülcezûr! Deveyi kesib etini bölüştüren deveci mi?”diye sordu

      “-Evet!”dedim.

Resûlullâh, selâmımı alıb bana fazla bir şey söylemedi. Sadece:

      “-Olan bitenleri bana haber ver!”buyurdu.

Bende giderken, bütün olan bitenleri, Ebû Ubeyde bin Cerrah ile Amr bin Âs’ın arasında geçenleri ve Ebû Ubeyde bin Cerrah’ın ona itaat edişini uysal davranışını birer birer haber verdim. 10

Avf bin Mâlik el-Eşcâi (r.a), Resûlullâh’ın vefatından sonra, birinci halife Hz.Ebû Bekir’in devrinde Medine’den ayrılarak Humus’a yerleşti. Yezid bin Muâviye kumandasında İstanbul’un feth edilmesi için hazırla-nan seferlere katıldı. Abdülmelik bin Mervan devrinin ilk yıllarına kadar Humus’da yaşadı ve orada vefat etti. Hicri 73. Miladi 692 yılında Humus, veya Şam’da vefat ettiği’de söylenir.

Avf bin Mâlik (r.a)’in Resûlullâh (s.a.v)’den rivayet ettiği hadislerin sayısı altmış yedi olub bir kısmı Kütüb-i Sitte’de de yer almıştır.

Bunlardan otuz yedi adedi Ahmed İbn-i Hanbel’in el-Müsned’in de bulunmaktadır. Abdullah bin Selâm’dan da rivayetleri vardır. Kendisinden Ebû Hûreyre, Ebû Eyyüb el-Ensâri, Mikdâm bin Ma’dikerib gibi sahabeler, Ebû Müslim el-Havlâni, Ebû İdris el-Havlâni ve Şa’bi gibi Tabiinler de hadis rivâyet etmişlerdir.

Bunlardan biri şöyle ki:

Avf bin Mâlik el-Eşcai tahdis etti ve dedi ki:

“-Biz dokuz veya sekiz veya yedi kişi Resûlullâh (s.a.v)’ın huzurun-da bulunuyorduk. Buyurdular ki:

      “-Allâh’ın Rasûlüne biat etmiyor musunuz?”

Halbuki biz, yeni biat etmiştik, dedik ki:

      “-Sana bet’at ettik, ey Allâh’ın Rasûlü!”

Tekrar:

      “-Allâh’ın Rasûlüne biat etmiyor musunuz?”buyurdu.

Râvi dedi ki:

“-Biz de ellerimizi uzattık ve:

      “-Sana evvelce bey’at ettik ey Allâh’ın Rasûlü, şimdi ne üzerine bey’at ediyoruz?”dedik.

Şöyle buyurdular:

      “-Allâh’a ibadet etmeniz, hiçbir şeyi O’na ortak koşmamanız, beş vakit namazı kılmanız, dinleyib itâat etmeniz şartı üzerine!”

Resûlullâh (s.a.v), alçak sesle bir şey fısıldadı ve sonra da:

      “-İnsanlardan bir şey istememek üzere!”buyurdu.

Sonra ben bu cemaatten bazılarını gördüm ki, birinin kamçısı yere düşerdi de, onu kendisine uzatıverecek olan birinden istemezdi. Kendisi inip onu alırdı!” 11

İbn-i Hacer ise şöyle anlatır:

Avf bin Mâlik bin Ebû Avf el-Eşcai, künyesi ihtilaflıdır; kimine göre Ebû Abdurrahman, kimine göre Ebû Muhammed, kiminde göre bundan başkadır.

Vâkidi der ki:

      “-Hayber yılında Müslüman oldu. Humus’ta yerleşti!”

Bir başkası şöyle demiştir:

      “-Mekke Fethi’nde elinde Eşca’ın sancağı olduğu halde bulundu. Dımaşk’a yerleşti!”

İbn-i Sa’d der ki:

      “-Resûlullâh (s.a.v), onu Ebû’d-Derdâ ile din kardeşi ilan etti!”

Resûlullâh (s.a.v)’den, Abdullah bin Selâm ile adını söylemediği bir şeyhten rivayet etti. Kendisinden Ebû Müslim el-Havlâni, Ebû İdris el-Havlâni, Cübeyr bin Nüfeyr, Abdurrahman bin Âiz, Kesir bin Mürre, Ebû el-Müleyh bin Üsâme ve kimileri rivayet ettiler.

Ebû Ubeyd, Kitabu’l-Emvâl’de Müellid tarikiyle Şa’bi, Süveyd bin Ğafele’den rivayet ederek dedi ki:

“-Halife Ömer, Şam’a geldiğinde, Ehli kitab’dan bir adam ayağa kalkıb şöyle dedi:

      “-Müslümanlardan biri bana, gördüğünüz gibi muamele etti!”

Dövülmüş ve başı yaralanmıştı. Halife Ömer çok öfkelendi, Suheyb’e şöyle dedi:

      “-Git, ona bunu kim yapmış bak ve bana getir!”

Gitti baktı ki, bunu yapan Avf bin Mâlik imiş şöyle dedi:

      “-Mü’minlerin emiri sana çok kızdı. Git, Muâz bin Cebel ile durumu görüş; çünkü sana bir şey yapmasından korkarım!”

Halife Ömer, namazı kılınca şöyle dedi:

      “-Adamı getirdin mi?”

      “-Evet!”dedi.

Bunun üzerine Muâz bin Cebel, ayağa kalkıb şöyle dedi:

      “-Ey Mü’minlerin emiri! O Avf bin Mâlik’dir. Önce onu iyi dinle, hemen ceza vermeye kalkışma!”

Halife Ömer ona şöyle dedi:

      “-Bundan ne istedin?”

Avf bin Mâlik şöyle cevab verdi:

      “-Onu bir Müslüman kadını merkeb üzerinde götürürken gördüm. Yere düşmesi için vurdu, düşmedi. Sonra iyice itti, düştü ve hemen üzerine abandı!”

Bunun üzerine halife Ömer:

      “-Kadın gelsin de, senin dediğini doğrulasın bakalım!”dedi.

Avf, hemen kadına gitti. Ona, babası ve kocası şöyle dediler:

      “-Ne istedin bundan, bizi rezil ettin!”

Kadın şöyle dedi:

Vallâhi mutlaka onunla gideceğim!”

Onlar şöyle dediler:

      “-Senin namına biz gidelim!”

Hemen halife Ömer (r.a)’a gelib aynı Avf bin Mâlik’in dediği gibi konuştular.

Bu olaydan sonra halife Ömer emretti, Yahudi derhal asıldı.

Ve şöyle dedi:

      “-Biz, sizinle bunun üzerine barış yapmadık!”

Süveyd der ki:

      “-İşte İslâm’da ilk asılan Yahudi olarak bunu gördüm!”

Vâkidi, Askeri ve kimileri şöyle derler:

      “-Abdülmelik’in hükümdarlık devrinde Hicretin 73. Yılında vefat etmiştir!” 12

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1387 
2- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-3-1178 
3- M. Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1616 
4- Talak-3 
5- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-5-2067 
6- Talak-2 
7- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-2-306-No-3051 
8- M.Yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-4-1581 
9- M.yusuf Kandehlevi Hadislerle Müslümanlık-5-2002 
10- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-15-111 
11- Müslim-Zekat-35-108-Ebû Dâvûd-Zekât-27-1642-Nesai-Salat-5. 
12- el-İsabe İbn-I Hacer el-Askalani-3-572-573-No-6105