Attâb Bin Esid

Resûlullâh (s.a.v)’ın en genç valisi olan Attâb bin Esid (r.a); takriben Miladi 610 yıllarında Mekke’de doğmuş olup kuvvetli bir rivayete göre Hicri 23. Miladi 643 yılında Mekke de vefat etmiştir.

Attâb Bin Esid

Attâb Bin Esid
عَــتّـا بْ بـِـنْ اَسِــيـد


 Baba Adı    :    Esid bin Ebi’l-İys.
 Anne Adı    :    Zeyneb bint-i Amr bin Ümeyye,
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Takriben Miladi 610. yıl, Mekke’de doğdu
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicretin 23. Miladi 643 yılında Mekke’de vefat etmiştir. Kabri, Mekke’de Cennetü’l-Muâllada’dır.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Cüveyriye bint-i Ebi Cehl.
 Oğulları    :    Abdurrahman ve Attab.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Huneyn ve sonraki Seferler…
 Muhacir mi Ensar mı    :    Hicret edemedi.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Attâb bin Esid bin Ebi’l-İys bin Ümeyye bin Abdişşems bin Abdimenaf bin Kusay bin Kilâb bin Mürre el-Kureyşiy el-Emevi.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Abdurrahaman veya Ebû Muhammed
Kimle akraba idi: Ebû Cehl’in kızı Cüveyriye’nin kocası dır.


Attâb Bin Esid Hayatı

Resûlullâh (s.a.v)’ın en genç valisi olan Attâb bin Esid (r.a); takriben Miladi 610 yıllarında Mekke’de doğmuş olup kuvvetli bir rivayete göre Hicri 23. Miladi 643 yılında Mekke de vefat etmiştir. Resûlullâh (s.a.v) Attâb bin Esid’i Mekke valisi yapmakla, işe adam prensibini tam olarak tatbik ettiği gibi gençlere imkan vermenin de yolunu göstermiştir. Attâb bin Esid’ın neseb silsilesi: Attâb bin Esid bin Ebil İys bin Ümeyye bin Abdiş-şems bin Abdimenaf bin Kusay bin Kilâb bin Mürre el Kureyşi el Emevi. Künyesi ise; Ebû Abdurrahaman veya Ebû Muhammed’dir. Annesi, Zeyneb bint-i Amr bin Ümeyye bin Abdişşems’dir.

Attâb bin Esîd (r.a), Mekke’nin fethi esnasında Resûlullâh’a gelerek İslâm olmuştur. Bu tarihte henüz yirmi yaşlarında bir delikanlı idi. Sâlih ve fazıl bir kimse olduğundan, Resûlullâh, Huneyn Ğazvesi’ne giderken Attâb bin Esid’i Mekke’de vali olarak bırakmış ve halka, fıkıh ve sünneti öğret-mek üzere Muaz bin Cebel’i de onun yanında görevlendirmiştir. Attâb bin Esid, Maaş olarak Beytü’l Mal’dan günde iki dirhem alıyordu.

Huneyn Ğazvesi’nde, başlangıçta İslâm ordusu bozgun alameti gös-terdiği zaman, bazı kişiler bunu büyük bir haber olarak hemen Mekke’ye ulaştırdılar. Mekke’de yeni İslâm olanlardan bazıları:

      “-Muhammed ölmüş, askerleri’de dağılmış! Bundan sonra Arablar dedelerinin dinlerine dönerler!”dediklerinde,

Attâb bin Esîd, Onları şiddetle susturup halka hitaben:

      “-Muhammed ölürse şeriati bakidir. Allâh öümsüzdür!”

Mealinde uzunca bir konuşma yaptı. Bu hadise üzerine Tevbe Sûre-sinin 25. Âyet-i Kerimesi nâzil oldu.

Resûlullâh (s.a.v), Huneyn Ğazvesi’nin ardından hemen Tâif taraf-larına giderek burasını muhasara etti. Bu zaman içinde Attâb bin Esîd’in Mekke valiliği devam etti. Resûlullâh (s.a.v), Cirane’den Umresini yapıp Medine’ye dönmek üzere Mekke’den ayrılacağı sırada, Attâb bin Esid’i, Mekke’ye vali olarak tayin ettiğini tekrar dan duyurdu. Zaten, Huneyn Ğazvesı’ne çıkarken de, onu, Mekke’de vali olarak vazifelendirilmişti.

Attâb bin Esid (r.a):

      “-Yâ Resûlallâh! Beni, niçin arkanda bırakıyorsun?”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ey Attâb! Ben, Seni kimlerin üzerine vâli tayin ettiğimi biliyor musun?”diye sordu.

Attâb bin Esid (r.a):

      “-Allâh ve Resûlü daha iyi bilir!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ben, Seni, Yüce Allâh’ın Ev halkı üzerine Vâli tayin ediyorum! Sen, buna razı değil misin? Eğer, onlar için, senden daha hayırlı olanını bilseydim, bulsaydım, onların üzerine onu tayin ederdim!” buyurdu.

Attâb bin Esid (r.a), gerçekten salih bilgili, faziletli, son derece vera’ ve takvâ sahibi, Allâh için yaşayan bir adam idi. Vâli tayin edildiği zaman yirmi yaşlarında bulunuyordu. Resûlullâh (s.a.v) ona her gün iki dirhem vâlilik maaşı; geçimliği bağladı.

Attâb bin Esid (r.a), bir hutbesinde:

      “-Ey insanlar! Bir dirhemle açlığını gideremeyen kimsenin karnını Allâh, varsın acıktırsın dursun! Bakınız; Resûlullâh (s.a.v), bana, yevmiye iki dirhem maaş bağladı. Bu beni, hiç kimseye muhtaç etmedi!”derdi. 1

Hicri 8. yılda hac mevsimi geldiğinde Mekke valisi, Attâb bin Esid, Mekke’de bulunan Müslümanlarla Kâbe’yi tavaf ve Hac vazifesini ifa etti. Ancak bu Hac, ilk Hac olduğundan hem intizamsızdı ve hem de câhilliye adetlerine göre yapılmıştı. Hicri 9. yılda ise Hac emri Hz.Ebû Bekr’di. Bir yıl sonra da Veda Haccı’nı idrak etti.

Resûlullâh (s.a.v), Hicri 10. Miladi 632 yılında vefat ettiği zaman, vefat haberi Mekke’ye gelir gelmez, halk birdenbire şaşkınlığa uğradı. Kimse ne yapacağını bilmiyordu. Bazıları atalarının eski dinine dönme temayülü gösteriyordu. Attâb bin Esid, genç ve tecrübesiz olduğundan ne yapacağını şaşırmıştı. Dar bir sokağa saptığı sırada kendisini gören Süheyl bin Amr, halka bir konuşma yapmasını istedi. O da:

      “-Bu konuda şu anda konuşacak takatim yoktur!”dedi.

Süheyl bin Amr, onu da yanına alarak Kâbe’ye Mescid-i Harem’e gittiler. Yüksek bir yere çıktıktan sonra halka bir konuşma yaparak onları teskin etti. Böylece Mekke’de irtidat olaylarına rastlanmadı. Hz.Ömer (r.a) devrinde ise, Attâb bin Esid eski görevine yine devam etti. Bu arada Hz.Ömer’in Mekke de zekât amilliğini de yaptı. Attâb bin Esid’den hadis rivâyeti yapılmıştır. Bunlardan birinde Attâb bin Esid’den; demiştir ki:

      “-Resûlullâh (s.a.v) ağaçtaki hurma tahmin edildiği gibi asmadaki üzümün de tahmin edilmesini ve ağaçtaki hurmanın zekâtı kuru hurma olarak alındığı gibi üzümün zekâtının da kuru üzüm olarak alınmasını emretti!”demiştir. 2

Mus’ab bin Zübeyr andı: Resûlullâh, Ali’nin Fâtıma’nın üstüne, Ebû Cehl’in kızı Cüveyriye bint-i Ebi Cehl’i almasına razı olmayınca, derhal Attâb onunla evlendi ve o kadın ona oğulları Abdurrahman ile Attab’ı dünyaya getirdi.

Tayalasi ve Tarih’inde Buhâri, Eyyûb tarikiyla Abdullah bin Yesâr, Amr bin Ebû Akreb’den rivayet ettiler:

“-Attâb bin Esid’i, sırtını Beytullah’a dayamış bir halde şöyle derken duydum:

      “-Resûlullâh (s.a.v)’ın bana verdiği bu görevde, ancak iki tane Hecer elbisesi elde ettim; onları da âzâdlı kölem Keysân’a giydirdim!”bunun isnadı hasendir.

Bu, Attâb’ın Ebû Bekr’den sonra da yaşadığını gerekmektedir. Bunu şu da teyid eder: Taberi onu, Hz.Ömer’in bütün hilafeti devrinde hicri 22. yılına kadar görev alan görevliler arasında saydı. Sonra Hicri 23 yılında Mekke’de Ömer (r.a)’ın valisinin Nâfi’ bin Abdülhâris olduğunu açıkladı. Bu da Attâb bin Esid (r.a)’in halife Hz.Ömer (r.a)’ın hilafetinin sonunda öldüğünü bildirir.

Biz bunu Muhâmili’nin Emâli’sinin beşinci cildinde rivayet ettik. Ebû Ömer bin Mehdi’nin râvileri sıka kimselerdir. Ancak Muhammed bin İsmail ki o da İbn-i Huzafe es Sehmi’dir o hariç Muvatta’nın dışında onun

rivayetini zayıf saydılar. Orada şöyle kaydedilmiştir: Enes den:

“-Resûlullâh (s.a.v), Attâb bin Esid’i Mekke’ye vali yaptı. Şübheci-lere karşı çok sert, Mü’minlere karşı pek yumuşaktı. Şöyle derdi:

      “-Kim cemaâtle namaz kılmaya gelmezse, boynunu vururum! Çünkü cemaâte ancak mümafık olan gelmez!”

Mekke ehli şöyle dedi:

      “-Yâ Resûlallâh! Sen, Allâh evi ehlinin başına kaba bir bedeviyi geçirdin!”

Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurdular:

      “-Uykuda olan bir kimsenin gördüğü rüya gibi bir rüya gördüm: O cennet kapısına geldi, kapının halkasını tuttu ve kapıyı çaldı. Nihayet kapı açıldı, o da içeriye girdi!”

Ukayli, Hişam bin Muhammed bin es-Sâib el-Kelbi’nin biyoğrafi-sinde, ona dayanan bir senedle babası, Ebû Sâlih, İbn-i Abbas’dan nakl etti, ve dedi ki: Cenab-ı Hakk’ın:

      “-Katından beni destekleyecek bir kuvvet ver!” 3

Bu âyetten murad, Attâb bin Esid’dir!”

Sa’lebi, bu âyetin tefsirinde bu sözü nakletti. Ardından benim daha önce Enes’in hadisinden nakledib anıdığını andı. Onun Kelbi’nin hadisinin bakiyesinden olduğunu tevehhüm ediyordum. Hulâsa durum, çeşitli ihtimal-ler arz etmektedir. Mübhemâtü’l-Kûr’ân adlı kitabımızda bu hususta geniş izahat vermişim. 4

Attâb bin Esid (r.a) bir rivâyete göre, Hicri 22, bir rivayette göre ise Hicri 23 yılında Hz.Ömer devrinde Mekke’de vefat ederek Mekke’de Cennetü’l-Mualla Kabristanlığı’nda toprağa verildi. Çocukları ve âilesi hakkında da geniş bir bilgi yoktur. Attâb bin Esid (r.a)’dan Atâ bin Rebâh, Said bin Ebi Akreb ve el-Müseyyeb bin Said rivâyette bulunmuştur.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-15-518-519 
2- Sünen-i Ebû Dâvûd-Zekât-Bab-14-No-1603 
3- İsrâ Sûresi-80 
4- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-3-381-82-No-5395