Abdurrahman Bin Kâ’b

Abdurrahman bin Kâb (r.a), İbn-i Hibbân tarafından el-Harrani nis-besiyle zikredilmişse de hemen bütün kaynaklarda Beni Mazin kabilesine nisbetle el-Mazini diye geçer. Medine doğumludur. Ancak hangi tarihte doğduğu kesin olarak belli değildir.

Abdurrahman Bin Kâ’b

Abdurrahman Bin Kâ’b
عَــبْــدُ الــرَّحْـمَــنُ بْــنُ كَــعْــب


 Baba Adı    :    Kâ’b bin Amir bin Avf.
 Anne Adı    :    er-Rebâb bint-i Abdullah.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hz.Ömer devrinin sonlarına doğru vefat etti denilir. Vefat yeri ise, belli değildir.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bureyde isminde bir kadın.
 Oğulları    :    Seleme.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Uhud ve sonrası bir çok seferlere katıldı.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Rivayeti var, sayısı belli değildir.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdurrahman bin Kâ’b bin Amır bin Avf bin Mebzul bin Amr el-Ensâri el-Mazini dir.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Leylâ.
 Kimlerle Akraba idi    :    Abdullah bin Kâ’b el-Ensâri’nin kardeşidir.


Abdurrahman Bin Kâ’b Hayatı

Abdurrahman bin Kâb (r.a), İbn-i Hibbân tarafından el-Harrani nis-besiyle zikredilmişse de hemen bütün kaynaklarda Beni Mazin kabilesine nisbetle el-Mazini diye geçer. Medine doğumludur. Ancak hangi tarihte doğduğu kesin olarak belli değildir. Abdurrahman bin Kâ’b’ın neseb soyu ise; Abdurrahman bin Kâ’b bin Amr bin Avf bin Mebzul bin Amr el- Ensari el-Mazini dir. Beni Mazinler de, Beni Neccar’dandırlar. Meşhur künyesi ise; Ebû Leylâ’dır. Sahabeden Abdullah bin Kâ’b, onun kardeşi olmaktadır. Bedir Savaşı’na katılanlar listesinde Abdurrahman bin Kâb’ın ismine rastlanmadığı için, bazı tarihçiler onun Bedir Savaşı’na katılamadığını söylemişlerdir.

Bazı tarihçilere göre kardeşi Abdullah bin Kâ’b ile birlikte Bedir’e kesin olarak katılmıştır denmektedir. Uhud Savaşı ve ondan sonra meyda-na gelen hemen hemen bütün savaşlara katılmıştır. Hicretin üçüncü yılında Nadir Oğulları’nın ihaneti sonucunda meydana gelen gazve’de Resûlullâh-’ın emriyle Ebû Leylâ ve Abdullah bin Selâm, ikisi birlikte Nadir Oğullarına ait olan hurmalıklar da ki, kıymetli hurma ağaçlarını kesmekle görevlen-dirilmiştir.

Hurma ağaçlarınını kesilmesi ve yakılması, Nadir Oğulları Yahudi-lerine çok ağır gelmişti. Denildiğine göre: Bir hurmalık kesilmiş, bir hur-malık da, yakılmıştı. Resûlullâh (s.a.v), bu işi Ebû Leylâ ile Abdullah bin Selâm’a havale etmişti. Ebû Leylâ, Acve diye anılan iyi cins hurma ağaç-larını kesiyor ve:

      “-Yahudilere, bunların kesilmesi, ağır gelir!”diyordu.

Abdullah bin Selâm, Levn denilen adi hurma ağaçlarını kesiyor ve:

      “-Biliyorum ki, Allâh, bunları Müslümanlara nasib edecektir. Bâri, onlara iyileri kalsın!”diyordu.

Hurma ağaçlarından bilhassa, halkın meyvesini yemediği ağaçlar yakılmış veya kesilmişti. Nadir Oğulları’nın kadınları, Acve hurma ağaç-larının kesilmesine dayanamadılar. Feryad ederek ellerini yanaklarına vurdular ve yakalarını yırttılar.

Abdullah bin Abbas (r.a) der ki:

“-Nadir Oğullarının kalelerinden indirilmeleri istenilince, hurma ağaçlarının kesilmesi emredilip kesilmeye başlandı. Bu onları dilhun etti, yüreklerini parçaladı. Müslümanlar ise:

      “-Biz, bir kısmını kestik, bir kısmını bıraktık. Kestiklerimizden dol-ayı bize, âhirette bir ecir var mıdır? Kesmeyip bıraktıklarımızdan dolayı da, bize bir günah var mı dır? Diye Resûlullâh’dan soracağız!”dediler.

Bunun üzerine yüce Allâh indirdiği âyette şöyle dedi:

      “-Siz, herhangi hurma ağacını kestiniz, yahut kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa, bu harketiniz (Fesad için değil) hep, Allâh’ın izniyledir. Ve fasıkları perişan etmek içindir!” 1

Abdullah İbn-İ Ömer’e göre: yakılan veya kesilen ağaçlar, Medine’-nin Büveyre mevkiindeki hurmalığa aid idi. 2

Ebû Leylâ Abdurrahman bin Kâ’b (r.a)’ın sadece Tebük Seferi’ne katılamadığı rivayet edilir. Fakirlik mazeretinden dolayı bu seferden geri kalmıştır. O, Kûr’ân-ı Kerim’de kendilerinden söz edilen üzüntülerinden ağlayıp geri dönen yedi kişiden biridir. Tebük Savaşına fakirliği yüzünden katılamadığı için ağlamıştır. 3

“-Binek vermen için sana geldiklerinde;

      “-Size binek bulamıyorum!”dediğin zaman, sarfedecek bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözyaşı dökerek geri dönenlere hiçbir sorumluluk yoktur!” 4

Ebû Leylâ Abdurrahman bin Kâ’b (r.a)’ı daha çok sahabeler hak-kında yapmış olduğu rivâyetler ile tanınmıştır. Hakkında pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Hz.Ömer devrinin sonlarına doğru vefat etti, denilir. Vefat yeri ise, belli değildir.

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- Haşr-5 
2- M.Âsım Köksal islâm Tarihi-11-87 
3- İbn-i Kesir-M.Keskin-7-237 
4- Tevbe-92