Abdurrahman Bin Hâlid Bin Velid

Abdurrahman bin Hâlid bin Velid (r.a) meşhur sahabe ve Seyfullah lakabıyla tanınan Hâlid bin Velid (r.a)’ın oğludur. Küçük yaşta Resûlullâh (s.a.v)’ı gören sahâbilerdendir. On sekiz yaşında iken Yemük Savaşı’na babası ile birlikte katıldı ve otuz kırk kişilik bir süvari birliğinin başında büyük başarılar kazandı.

Abdurrahman Bin Hâlid Bin Velid

Abdurrahman Bin Hâlid Bin Velid
عَــبْــدُ الــرَّحْــمَــنُ بْــنُ خَــا لِــدُ بْــنُ اْلــوَلـِيــد


 Baba Adı    :    Hâlid bin Velid,
 Anne Adı    :    Esmâ bint-i Esed, bin Müdrik el-Heş’âmiy.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Mekke doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicretin 46. Miladi 666 yılında Humus’ta zehirletirilerek öldürüldü.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bilgi yok,
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Suriye bölgesi fetihlerinde bulundu.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Muhacir çocuğudur.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdurrahman bin Hâlid bin Velid bin Muğire bin Abdullâh bin Ömer bin Mahzum el-Kureyşî el-Mahzumî.
 Lakap ve Künyesi    :    Ebû Muhammed,
 Kimlerle Akraba idi    :    Hâlid bin Velid’in oğludur.


Abdurrahman Bin Hâlid Bin Velid Hayatı

Abdurrahman bin Hâlid bin Velid (r.a) meşhur sahabe ve Seyfullah lakabıyla tanınan Hâlid bin Velid (r.a)’ın oğludur. Küçük yaşta Resûlullâh (s.a.v)’ı gören sahâbilerdendir. On sekiz yaşında iken Yemük Savaşı’na babası ile birlikte katıldı ve otuz kırk kişilik bir süvari birliğinin başında büyük başarılar kazandı. Hz.Ömer ve Hz.Osman döneminde, Suriye valisi Muâviye bin Ebû Süfyân tarafından Bizans’a karşı düzenlenen seferde İslâm ordusuna kumanda etti. Bu savaşlardaki başarısından dolayı Suriye-de büyük şöhrete ulaştı ve Muâviye’ye bağlı kalarak Humus valiliği yaptı.

Sıffın Savaşı’nda, Muâviye’nin saflarında yer alan Abdurrahman, Miladi 664-665 yıllarında Bizans Rumları’na karşı Anadolu içlerine kış seferleri düzenlenlemekle görevlendirildi. Oğlu Yezid’i veliaht tayin eden Muâviye’nin hilafet meselesinde oğluna rakib olmasından korkruğu, ve şöhretinden çok çekindiği için, Humus haracı karşılığında Abdurrahman’ı İbn-i Usâl adlı bir Hiristiyan doktora zehirlettiği rivâyet edilir. 1

İbn-i Mende der ki:

      “-Onun rü’yeti (Resûlullâh’ı görmüşlüğü) vardır!”

İbn-i Seken der ki:

      “-Deniliyor ki; onun sohbeti vardır. Onun ne simâ’ı (hadis işittiği) ve ne de hazır olduğu söylenmemiştir!”

İbn-i Mende ve Taberâni, Abdurrahman bin Sâbit, bin Sevbân, tariki- ile babası, Ebû Hezzân, Abdurrahman bin Hâlid, bin Velid’den tahric etti:

“-Başından ve iki omuz arasından kan aldırdı. Bu hususta kendisine soru sorulunca şöyle dedi:

“-Resûlullâh böyle kan aldırır ve şöyle derdi:

      “-Kim bu kanlardan akıtırsa, başka bir şeyle tedavi olmaması ona zarar vermez!”

Seyf’in iddiasına göre, babası Hâlid bin Velid ile birlikte Şam fetih-lerinde bulunmuştur. İbn-i Sümey’ ile İbn-i Sa’d onu Medineli tâbiinlerin birinci tabakası içinde anmıştır.

İbn-i el-Mukri, Harmle’nin Fevaid’inde İbn-i Vehb, Ubeyd bin Ya’lâ tarikiyle Ebû Eyyüb (r.a)’dan tahricine göre dedi ki:

      “-Abdurrahman bin Hâlid ile savaşa gittik. Dört tane düşman askeri getirildi. Onların oklara hedef yapılarak öldürülmelerini emretti!”

Ebû Eyyüb, bunu duyunca şöyle dedi:

      “-Resûlullâh (s.a.v)’ın hedef alınarak hedef alınan tavuk dahi olsa öldürmeyi yasak kıldığını duydum!”

Abdurrahman bunu duyunca dört köle âzad etti.

Hâkim bunu el-Müstedrek’de tahric etti. Ebû Eyyüb’un rivayet ettiği hadisin aslı, Ahmed İbn-i Hanbel ve Ebû Davud’un katındadır. Ebû el-Hasan İbn-i Sümey’, onu Şam halkından tâbiin’in birinci tabakası içinde andı. Hâkim Ebû Ahmed der ki:

      “-Onun herhangi bir rivayetine rastlamadım!”

İbn-i Asâkir, Kesire tarikiyle tahric etti:

      “-Muâviye’nin döneminde Rumlarla yapılan savaşlarda kumandan ola-rak görevlendiriliyordu. Sıffın Savaşı’nda onun yanında yer aldı. Kardeşi Muhacir bin Hâlid, Hz.Ali’nin savaşında Hz.Ali ile birlikte bulunmuştur!”

Abdullah bin Mis’ade’nin biyoğrafisinde Muâviye’nin Abdurrahman bin Hâlid, bin Velid’e verdiği bir söz hakkında ki kıssa geçmişti. Sonra sözünün gereği olarak verdiği görevi ondan geri alıb, Süfyân bin Avf’a verdi. Zübeyr’in el-Muvaffakiyyât’ında yer alan kıssanın sonunda şöyle geçer: Abdurrahman, Muâviye’ye şöyle dedi:

      “-Bana verdiğin bu görevden, hiç suçum olmadığı halde beni mi azl ediyorsun? Vallâhi eğer, Mekke’de, aynı eşit durumda olsaydık, senden mutlaka intikamımı alırdım!”

Muâviye de şöyle cevab verdi:

      “-Mekke’de olsaydık ben, Ebtâh’da altında vadisi olan bir evin sahibi Muâviye bin Ebû Süfyân Sahr, bin Harb olurdum. Sen de Abdurrahman bin Hâlid, bin Velid’sin ki evin, altı pislik, üstü toprak olan Ecyâd’dadır!”

Zübeyr der ki:

      “-Abdurrahman, Şamlılarca değeri büyük bir adamdı!”

Ünlü şair Kâ’b bin Cuayl et-Tağlibi onu çok överdi. Abdurrahman öldüğü zaman Muâviye Ka’b bin Cuayl’a şöyle dedi:

      “-Abdurrahman senin arkadaşındı, ölünce hemen unutuverdi.!”

Şöyle cevab verdi:

“-Hayır! Ona birkaç beyit söyleyerek ağıt yaktım. Onlardan kimileri şöyledir:

“-Sen ağlamıyormusun? Kureyş yiğidine yüksek sesle ağlamakla zulmetmemiştir. Eğer Dımaşk, Ba’lebek ve Humus’a:

      “-Sizin hududunuzu kim çizmiştir?”diye sorarsanız.

      “-Allâh’ın kılıcı ile oraya ölüm saçan, kalelerini yıkan, köylerini tarumar eden, Muâviye bin Sahr’ı oraya yerleştiren, oraları bambaşka bir ülke haline çeviren kişi diye cevab verirler!”

Zübeyr, Ka’b bin Cuayl’ın, Abdurrahman’a yaktığı ağıt hakkındaki birkaç şiirini okudu.

Daha sonra, Muâviye ile araları iyice açıldı. Ve onu hiristiyan bir doktora kimseye sezdirmeden faili meçhul bir şekilde öldürttü. Kardeşi Muhacir bin Hâlid bin Velid, bunları duyunca doğru Şam’a gitti ve İbn-i Usâl adındaki o Hırıstiyan doktorun yolunu kesti ve onu öldürdü. Sonra Muhacir bin Hâlid, bin Velid’in, Ümeyye Oğulları’na muhalefeti devam etti. Mekke’de ki, çarpışma da İbn-i Zübeyr’in yanında yer aldı.

Halife, Ebû Ya’kûb bin Süfyân ve kimileri şöyle dediler:

      “-Hicri 46. Yılda vefat etti!”

Ebû Süleyman İbn-i Zübeyr şunu da ekledi:

      “-İbn-i Üsâl ki Hırıstiyandı, onu Humus’da zehirliyerek öldürdü!” 2

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh onlardan razı olsun.


1- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi-1-162 
2- el-İsabe, İbn-i Hacer el-Askalani-3-609-6011-No-6212