Abdullah Zü’l-bicâdeyn

Abdullah Zü’l-Bicâdeyn Müzeynelerden olup, asıl ismi Abdüluzza idi. Abdullah (r.a)’ın babası oğluna hiçbir mal bırakmaksızın ölmüştü. Abdullah malsız bir yetimdi. Zengin olan amcası onu yanına alıp büyütmüş ve mal sahibi yapmıştı.

Abdullah Zü’l-bicâdeyn

Abdullah Zü’l-bicâdeyn
عَــبْـدُاللهُ ذ ُوْالـبـِجـَا دَ يْــن


 Baba Adı    :    Abdi Nühm bin Afif.
 Anne Adı    :    Cehme bint-i Hâris el-Hemdanidir.
 Doğum Tarihi ve Yeri    :    Tarih yok, Medine doğumludur.
 Ölüm Tarihi ve Yeri    :    Hicri 9. yıl da Tebûk Seferi’nde vefat etti.
 Fiziki Yapısı    :    Bilgi yok.
 Eşleri    :    Bilgi yok.
 Oğulları    :    Bir kızının olduğu söylenir.
 Kızları    :    Bilgi yok.
 Gavzeler    :    Tebük Seferi.
 Muhacir mi Ensar mı    :    Medineli Ensâr’dan dır.
 Rivayet Ettiği Hadis Sayısı    :    Bilgi yok.
 Sahabeden Kim ile Kardeşti    :    Bilgi yok.
 Kabile Neseb ve Soyu    :    Abdullah Zü’l-Bicâdeyn bin Abdünühm bin Afif bin Suheym bin Adiy bin Sa’lebe bin Sa’d bin Adiy bin Osman bin Amr el-Müzeni.
 Lakap ve Künyesi    :    Zü’l-Bicâdeyn iki parça giysili Evvahlardan.
 Kimlerle Akraba idi    :    Huzâ’i ve Muğaffel bin Abdunnuhum ile kardeş olurlardı, Abdullah bin Muğaffel’le de amca yeğendirler.


Abdullah Zü’l-bicâdeyn Hayatı

Abdullah Zü’l-Bicâdeyn Müzeynelerden olup, asıl ismi Abdüluzza idi. Abdullah (r.a)’ın babası oğluna hiçbir mal bırakmaksızın ölmüştü. Abdullah malsız bir yetimdi. Zengin olan amcası onu yanına alıp büyütmüş ve mal sahibi yapmıştı. Abdullah’ın devesi, davarı ve hatta kölesi bile vardı. Kendisi Müzeynelerin dağlarından Verka dağında otururdu.

Resûlullâh (s.a.v), Medine’ye hicret ettiğin de Abdullah, Müslüman olub kendisini şirkten kurtarmak istedi ise’de bunu amcasının yüzünden başaramadı. Yıllar ve bütün savaşlar gelib geçti. Resûlullâh (s.a.v) Mekke şehrini feth edib Medine’ye döndüğü zaman Abdullah amcasına:

      “-Ey amca, ben, senin Müslüman olmanı bekleyip durdum. Seni hala Muhammed’i arzu ettiğini göremiyorum. Bâri benim Müslüman olmama izin ver!”dedi.

Amcası:

      “-Eğer, sen, Muhammed’e tâbi olacak olursan, üzerindeki elbisene varıncaya kadar, sana, vermış olduğum şeylerden hiç birini senin elinde bırakmam. Hepisini senden çeker geri alırım!”dedi.

Abdullah:

      “-Ben, Vallâhi, Muhammed’e tabi ve Müslüman oldum! Taşa puta tapmayı bıraktım. Ellerimdeki şeyleri geri alırsan al!”dedi.

Amcası Abdullah’ın elindeki her şeyi geri aldı. Hatta üzerindeki elbiseyi dahi soydu. Abdullah çırılçıplak anasına gitti. Anası, kalın yolluk kilimini iki parçaya ayırdı. Abdullah onun yarısını belinden yukarısına yarısını da belinden aşağısına tutundu. Abdullah kendisinin Müslümanlı-ğına engel olmak için, kendisini sıkıştırmaya kalkan kavminden de yaka-sını kurtararak, Medine’ye Resûlullâh’ın yanına kaçtı. Medine’ye gelince seher vaktine kadar Mescid’de yattı.

Resûlullâh (s.a.v), sabah namazını kıldırdı, ve cemaat arasındakilere göz gezdirib evine döneceği sırada, Abdullah’ı gördü.

Ona:

      “-Sen kimsin?”diye sordu.

Abdullah kendisinin kimlerden olduğunu haber verdi:

      “-Ben, Abdüluzza’yım!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sen, Abdullah ve Zü’l-Bicâdeyn (yani iki parça kilimli)sin! Bana, yakın yerde bulun! Sık sık yanıma gel git!”buyurdular.

Abdullah Zü’l-Bicâdeyn konuklar arasında bulunur Kûr’ân-ı Kerim öğrenirdi. Kûr’ân-ı Kerim’den bir çok sûre ve âyetleri okuyub öğrenmişti. Kendisi gür sesli idi. Kırâat’da tesbih ve tekbirlerde sesini yükseltirdi.

Hz.Ömer (r.a):

      “-Yâ Resûlallâh! Şu bedeviyi görmüyor musun? Kûr’ân okurken sesini nasıl yükseltib halkın kıraatına engel oluyor?”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Bırak onu kendi haline ey Ömer! O, Allâh’a ve Resûlüne muhacır olarak çıkıb gelmiştir. Evvahlardan biridir!” buyurdular.

Ukbe bin Amirü’l-Cüheni’de,

“-Resûlullâh’in Zü’l-Bicâdeyn hakkında:

      “-O, Evvah’dır!”buyurmuştu.

Çünkü, O, Kûr’ân okurken yüce Allâh’ı çok anan, dua’da sesini yükselten bir kişi idi!”demıştir.

(Evvah: Allâh’a çok yalvarıcı, Allâh aşıkı, Allâh için ağlayıb duran kişi demektir.)

Abdullah Zü’l-Bicâdeyn, Tebûk Seferine hazırlanıldığı sıralarda Medineye gelib Müslüman olmuş ve Tebûk Seferine katılmıştı.

      “-Yâ Resûlallâh! Bana şehidlik nasib etmesı için Allâh’a dua et!” diye rica ettiği zaman:

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Allâhım! Onun, kanını kafirlere haram kıl!”diyerek dua buyurdu.

Abdullah Zü’l-Bicâdeyn:

      “-Yâ Resûlallâh! Ben, böyle istememiştim!”dedi.

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Sen, Allâh yolunda ğazaya çıkar, humma tutar seni öldürürse, sen şehidsin, hayvanın seni düşürüb de boynunu kırarsa, sen yine şehidsindir. Ğam çekme, bunlardan hangisi olursa şehidlik için el verir!”buyurdular.

Buyurulduğu gibi Tebûk’de humma hastalığına tutulub öldü. 1

Abdullah İbn-i Mes’ûd der ki:

“-Resûlullâh (s.a.v) ile birlikte Tebûk’de bulunduğum sıralarda gece yarısı kalkdım, orduğahın bir köşesinde bir ateş ışığı gördüm. Bır baka-yım diye ışığa doğru izleyib gittim. Oraya varınca ne göreyim? Resûlullâh ile Ebû Bekr ve Ömer oradalar! Abdullah Zü’l-Bicâdeyn ölmüş, ona kabir kazmışlar. Resûlullâh (s.a.v) kabirin içerisine girmiş! Ebû Bekr ile Ömer (r.a), Abdullah’ın cesedini kabre indirmekteler.

Resûlullâh (s.a.v)’de:

      “-Kardeşinizi bana yaklaştırınız!”buyuruyor.

Abdullah, kabrine indirilib, yanının üzerine yatırılınca,

Resûlullâh (s.a.v):

      “-Ey Allâhım! Ben, ondan razı ve hoşnud olarak akşamladım! Sen de, ondan razı ve hoşnud ol!”diyerek dua buyurdu.

Resûlullâh (s.a.v) Tebûk Seferi’ne giderken:

      “-Seni, ne zaman humma tutar ve öldürürse, sen şehid olursun!” diye haber verildiği gibi, Abdullah Zü’l-Bicâdeyn Tebûk’de birkaç gün oturdukdan sonra hummaya tutulub ölmüş ve böylece şehid olmuşdu.

Abdullah İbn-i Mes’ûd (r.a):

      “-Keşke, o kabrin sahibi ben olaydım! Vallâhi ben, ondan on beş yıl önce Müslüman olduğum halde, onun yerinde olmayı ne kadar çok arzu ederdim!”der, dururdu. 2

Şübhesiz ki, en doğrusunu Allâh bilir. Allâh, onlardan razı olsun.


1- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-16-145 
2- M.Âsım Köksal İslâm Tarihi-16-212